Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(barbaros) #293

Stepançikovo köyü ve sakinleri-Dostoyevski.


(Batuhan Barutcu) #294

Merlin Destanı 1 - kayıp yollar kitabını okdudum. Kitapla ilgili tek eleştirinin ana karakterin doğru kararlar verememesiydi onun dışında kitap çok iyi ama 12 kitaplık bir seri biraz fazla


(Ezgi) #296

Marguerite Yourcenar’ın Hadrianus’un Anıları kitabını okuyorum şu an. Ama kitabı karakter psikolojisi açısıdan yetersiz bulduğum için Hadrian’ın otobiyografisini okuyorum gibi hissettim. Yazarın daha önce okuduğum kitabı Bir Ölümü Bağışlamak daha çok tatmin etmişti. :innocent:


(Stormfather) #297

Silmarilion’u okuyorum ilk başta biraz karışık ve sıkıcı sonra akıcılaşıyor ama sonradan 254 . Sayfadan sonra bir betimleme yapıyor yazar o kadar fazla ki 2 günde sadece 12 sayfa okudum .

İyi yanları :
1)geleneksel olması (geleneksel fantazyayı özlemişim)
2)Tarih kitabı şeklinde olması.
3)epik olması
4)yazarın böyle büyük bir kitabî altında başarı ile kalktığını dusunuyorum çünkü kitap büyük bur tarihi kapsıyor.

Kötü yanları:
1)Çok fazla ayrıntı ve betimleme var bir yerden sonra çok sıkıyor .
2)Harita yetersiz.
3)Editörlük berbat .(tamam kabul ediyorum hiçbir zaman imla kuralarında iyi olmadım ama yani çok fazla göze çarpan benim bile hadi canım dediğim hatalar mevcut)


(Damla) #298

Serileri yarım bırakamadığım için Dikenler ve Güller Sarayı’nın devam kitabı olan Sis ve Öfke Sarayı’nı okudum ve tek kelimeyle elimde sürundü. Konu itibariyle asoiaf+Silmarillion’a benzese de kitap aşk üzerine kurulmuş. Karakterlerin tripleri beni canımdan bezdirdi konu ise gereksiz uzatılmış. Rahatsız edici sahneler vardı ayrıca ilk kitapta mükemmel konumda olan bir karakteri -okuyanlar bilir- yazar ikinci kitapta yerden yere vurmuş ki bunu biraz garipsedim.Elimde üçüncü kitabı da var ama ne zaman okurum bilmem.


(Y. Ezgi Erdoğan) #299

Kızıl Sefer Barut Büyücüsü serisinin ilk kitabına bayılmıştım buna rağmen ikincisini nerdeyse bir yıl sonra okuyorum :smiley: İlk yüz sayfa biraz ağır ilerledi ama sonra aktı adeta ve tabii benim bütlere çalışacağım zamanı da götürdü. Feda olsun tabii. Üçüncü kitabı da daha yakın zamanda okurum herhalde çünkü öyle yerde bitti ki fenaaa sınavlardan sonra bekle beni son kitap <3


(Eren Diakotra) #300

BA BA BA BARUT BÜYÜCÜSÜ <3 Sınavlarda başarılar abi.


#301

Pierce Brown - Kızıl Yükseliş

Kast sistemi temeli üzerine oluşturulmuş, köle olarak yaşayan en alt zümrenin, en üstte bulunan soylu zümreye ve sisteme baş kaldırdığı isyan hikayelerini artık heryerde görüyor olsak dahi, bu roman bir hayli sürükleyici şekilde ilerliyor. Beğenerek ve merakla okuyorum…


(Elif) #302

Bende şu an Silmarillion‘u okuyorum. Bunu yazmak için bu başlığa girdiğimde ve yorumunu okuduğumda aklımdan geçen her şeyi yazdığını gördüm. Teşekkürler sonuna kadar katılıyorum yorumlarına :grin:


(Stormfather) #303

Vallaha ben dayanamayıp Kralların Yolluna başladım tavsiye ederim .Sillimarliona Bir ara kaldığım yerden devam ederim.

Eğer bir sakıncası yoksa sizin kitabınızın ortasında harita basmışlarmı ? Rica etsem bu soruma cevap verir misiniz?


#304
  1. sayfadaki haritadan bahsediyorsanız evet basmışlar.

(Elif) #305

Finaller bittiği gibi önerinizi dikkate alacağım. Ve evet 257.sayfada bir harita var bende de.


(Stormfather) #306

@zweig @elifeliz cevapladınız için teşekkürederim.


(Cemalettin Sipahioğlu) #307

Astera Kâşifleri I - Yapay Zekâ Savaşları - Levent Çaşka

Şu an 163. sayfadayım.

Hoş fikirlere ve teknolojik oyuncaklar hususunda ilginç bir evrene sahip. Ama anlatımsal, tasarımsal ve mantıki hatalar ve hikâye işlenişini hususunda yapılan yanlış tercihler, ara sıra can sıkabiliyor.

Örneğin, mizahi sataşmalar hikâyeden kopartıyor. Gizemli uygarlığın kalıntıları arasında kapana kısılmış insanlardan beklenmeyecek rahatlıkta. Karakterler, gizemli ve tehditlerle dolu bir yerde rahat ve umursamazlarken, okur olarak benim de hikâyeyi ciddiye alma girişimim bizzat kendileri tarafınca sabote ediliyor. Durumun yarattığı çaresizliği vurgalayacak biçimde, gerilimli trajikomiklerle mizaha yer verilseymiş, daha uygun olurmuş.

Aklıma takılan ve tuhafıma giden noktalardan bazıları: Kadınların stres altında içe kapanması gibi bir genelleme yapıp, bunun uzay seferlerinde artı bir özellik olarak sunulmasını mantıki bir zemine oturtamadım. Planlarda olmayan gizemli yapıyı keşfe çıkan ekibin kendilerini bu sıra dışı deneyime tam veremediklerini hissettiğim oluyor. Şanel karakterinin, işini bilir, alaycı ve gözüpek kahramanlığı, yabancı alanı keşif hikâyesinin atmosferini baltalayan bir diğer unsur. Enderin adlı robotun deneyimlerinin, aksi iddia edilse de, insan duygularına sahipmiş gibi aktatılması, anlatılan ve anlatım arasında tutarsızlaşma yaratabiliyor.

İyon motorları, antimadde depolamamak için anlık üretimi tercih eden motor sistemi, özel maden patlayıcıları, yapay deri sistemi, yabancı mekandaki ilginç mimari ve teknoloji, yabancı tren sisteminin tasarımı ve güvenlik önlemleri,… vb. tasarımlar hoşuma gitti. Hikâyeleştirme tarafındaki sorunlarsa bu meziyetlerin üstüne gölge düşürmekte.

Bu ve ikinci cildi (Türlerin İttifakı) bitirdikten sonra, kendimce genel bir değerlendirme yapacağım.


(Pınar Kayadibi) #308

O kadar karışık ki…
Suikast sınıfı 4 okuyorum manga olarak. Bitirmek üzereyim son bölümdeyim.
Baharın Peşinde’yi okuyorum çerezlik olarak. Yarısını okudum.
Şamdancı’yı okuyorum, son 10 sayfam kaldı. Bitince Lorenzaccio’ya başlayacağım.
Dergi olarak ise National Geographic ve National Geographic Traveler mayıs sayısını okuyorum.
Suikast sınıfı çok çocukça, vakit geçirmek için okuyorum.
Baharın Peşinde tipik ergen kitabı. Çocukluk arkadaşı bir erkek ve bir kız, çocuk bir hata yapıyor ve senelerce görüşmüyorlar. Sonra bir bakmışsın birbirlerine aşık olmuşlar.
Şamdancı güzel bir tiyatro metni, Jacqueline denen kadının Andres’i aldatmasını ele alıyor.
Özet olarak böyle :slight_smile:


(Hazal Çamur) #309

Yerli fantazya ve bilimkurguların genel sorunlarını taşıyor diye düşünüyorum. Değindiğiniz noktaları bir kırsak epey gelişeceğiz bence. Ancak dönüp dolaşıp aynı hatalar yapılıyor.

Editörler de bu konuda yetkin değil diye düşünmeye başladım artık. Yerli edebiyatta size değiştirmeniz gereken yerleri söyleyen bir editör hep olur. Bir yerlerde kaçaklar mevcut.

Ne okuyorum:

Uykuyayatanlar

Dorothee Elmiger’in Cesurlara Davet’ini ne kadar beğendiysem bunu da o kadar beğenmedim. Yarım bırakacağım.

Yazarın deneyselliğini seviyorum ama bu defa olmamış gibi. Uygun bir vakitte tekrar şans vereceğim, çünkü okunan zaman da kitabı değerlendirmede büyük bir etkiye sahip.


(Cemalettin Sipahioğlu) #310

Kelimesi kelimesine katılıyorum. Hikâye, potansiyeli ve mevcut sınırlarına uygun işlenebilse, sorun çıkmayacak.

Yerli örnekleri okurken, kendimi fahri editör gibi hissedip, usandırıcı “oku-eleştir” sürececine girmemin sebeplerinden biri de bu olsa gerek. Otomatik olarak, “Yazar hariç kimse okumamış mı?” şüphesiyle yorumladığım oluyor.

Bir de, yetkinlik harici, “ilgi” de önemli. Hani, kendini okur yerine koyarak metni sorgulamaya imkân tanıyan bir ilgi. Hikâye, “Daha iyi nasıl olabilir, anlatılabilir?” itkisiyle değerlendirilince, çözüm önerileri de peşinden geliyor zaten. Basılmasına karar kılınmış kitaplar için, yazar kadar editöründe metnin üzerine eğilmesi büyük ihtiyaç. Tabii bunun anlamı, ek zaman ve çaba demek. Netice itibariyle yaratım ve tamamlama süreci ister istemez uzayacak; kaçarı yok.

Sözün özü: Kurtuluş, ilgili ve sağlıklı iş birliğinden geçiyor :v:


#311

Son okuduğum kitap Jo Nesbo’nun “Yarasa” adlı romanı oluyor.

Yarasa, Dedektif Harry Hole serisinin ilk romanı oluyor ve seriyi sırayla okumak istiyorum. Her ne kadar serinin yayınlanma sırasına göre eksik dişleri bulunsa da yazarın anlatı sanatındaki değişimini merak ediyorum. Zira serideki kitaplar ilerledikçe Amerikan polisiyesi tarzından Iskandinav polisiyesine doğru kaydığı söyleniyor.

Kitap hakkındaki yorumuma geçmeden önce 221B dergisinin son sayısında yer alan Wolfgang Schorlau’nun “Polisiye Roman Nedir?” yazısından bir pasaj paylaşmak istiyorum.

Modern Polisiye= Toplumsal Roman

Hikâyelerin inanırlığı için yazarların inanılmaz bir ön araştırma yapması gerekiyor. Eğer Meksika’daki uyuşturucu savaşları hakkkında bir şeyler öğrenmek istiyorsanız Don Winslow okursunuz. Amerikan adalet sistemi hakkında bilgilenmek isterseniz size John Grisham öneririm. İsveç toplumu ve isveç toplumu üzerine okuyacaksanız adres, Wallander kitaplarıdır. Benim kahramanım olan Georg Dengler ise size gerçek Alman toplumunu anlatacaktır. Kısacası modern polisiyenin günümüzün toplumsal romanı haline geldiğini söyleyebiliriz…

Yorumuma gelince Avustralya’da geçen bu Harry Hole hikâyesi, Avustralya toplumu hakkında güzel ve ayrıntılı bilgiler içerdiğini söyleyebilirim. Tabii ki bilgilerin ne kadarı doğru ne kadarı yanlış olduğunu öğrenmenin yolu araştırmadan geçiyor. Ancak bir ilk romana göre yeterli düzeyde keyif verdiğini düşünüyorum. :krs:

Serininin diğer kitaplarını okuduktan sonra- liste şöyle- “Macbeth” yeniden yazımına geçmeyi planlıyorum ki hepsini okumam epey zamanımı alacak gibi gözüküyor. :slight_smile:


(kimyager _ferhat gürdoğan) #312

Bilimkurgu klasiklerininden Yüzyılın En İyi Bilimkurgu Öyküleri’ ni okudum.Gerçektende öyle. 28 yazardan 27 keyifli öykü.3 döneme ayırmış editör.Altın çağ, Yeni Dalga, Medya Jenerasyonu .Altın Çağ kesinlikle efsane, yeni dalga muhteşem, medya jenerasyonu süperdi diyebilirim.


(Ramazan Savaşçı) #313

Marslı’yı okuyorum. Daha ortalarına dahi gelemedim yalniz sanırım sıkılmaya başladım.