Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Kadir) #3092

Fasikülleriyle arasında baya bir fark varmış. Ciltli baskılarda renklendirmeler üzerinde değişiklikler yapılmış. Baskı genel olarak güzel duruyor. 58 dolar Amerika için bile normal bir fiyat değilken, bizim gibi fakirleşmiş bir ülke için çok yüksek bir fiyat.

Bu tarz güzel baskılar keşke bizim ülkemizde de yapılsa. Dandik bir mukavva ekleyip bize ciltli diye yutturuyorlar. Kütüphane de İngilizce ciltli kitapları incelemiştim yok böyle bir kalite, Türkiye’de benzer kalitede bir ürüne hiç rastlamadım.

Kitaplarda standart bir kalite belirlemişler hepsi aynı şekilde basılmış ve yan yana koyulduklarında çok güzel duruyor.


(Serkan) #3093

Her Absolute Sandman 20 sayı içeriyor. İthaki’nin bastıkları hakkında çok bilgim olmadığı için kıyaslama yapamıyorum fiyat karşılaştırmasında. Gerekli şeylerde 638 lira. Şu an çok pahalı evet, eskiden hesaplayınca 200 tl geliyordu ama o zamanlar işsizdim şimdi iş var ama malum dolar.


(Kadir) #3094

Tek cildi mi 638 liraya denk geliyor? Normal fiyatı 99 dolarmış, Amazonda indirimle 58 dolara satıyorlar. Eğer tek cilt 638 lira ise demek ki Gerekli Şeyler 99 dolardan satıyor demektir. 58*6 348 yapıyor, fena geçiriyorlar.


(Serkan) #3095

Aynen öyle, eğer orijinal dilinde alınacaksa gerekli şeylerden bir şey almak saçma oluyor zaten. Amazon bu konularda daha avantajlı olabiliyor.


(Harun Pekdemir) #3096

@muaet @AeroKnight-sama yanıtlarınız için teşekkür ederim. Diğer yayınevleri geçmişte bu şekilde çevirmediği için garipsiyor da olabilirim. Dediğiniz gibi alışılıyor. Fırsat bulduğumda örneklendirmeye çalışacağım.


(Kadir) #3097

Sandman’in ilk cildi Prelüdler ve Noktürnler bitti. Sandman’i beğendim, diğer kitaplarını da okumak istiyorum ama büyük ihtimalle seri tamamlanmadan seriye devam etmem.

Öncelikle çizimleri değerlendireyim genellikle, manga okuduğum için ve şu ana kadar çok az çizgi roman okuduğum için soldan sağa doğru okumakta zorlansamda kitaptaki çizimleri çok beğendim. Ayrıca Dream ve Death’in çizimleri çok hoşuma gitti. Çizim olarak bir tek Lucifer garibime gitti ama daha önce sadece dizisini izlediğim için fazla umursamadım.

Hikayeye gelecek olursam 1. hikaye de ilk başta garip geldi ama kitabı bitirdikten sonra Sandman’i anlatmak için mükemmel bir başlangıç noktası olduğuna karar verdim. 2. hikayede Habil ve Kabil’e yaklaşım tarzı çok güzeldi ve Macbeth’den tanıdığımız Üç Cadı da hikayeye güzelce yedirilmiş. 3. hikayede John Constantine var, zaten sevdiğim bir karakter olduğu için okuması keyifli bir bölümdü. 4. hikayede Lucifer’i bek beğenmedim ama düello güzeldi. 5. hikaye bir geçiş bölümü olduğu için pek beğendiğim söylenemez. 6. hikaye değişik bir hikayeydi, hoşuma gitti. 7. hikayenin sonu güzeldi, Dream’in karakteriyle ilgili bazı şeyler öğrendik. 8. ve son hikayede ise Dream’in ablası Death ile tanıştık ve Death’i Dream’den daha fazla sevdim.

Karakterle ilgili konuşacak olursak en çok Death’i sevdim. Dream yani diğer adıyla Sandman’in değişik bir espri anlayışı olduğunu duymuştum ama bu kitapta espri yaptıysa da ben fark edemedim. Dream’i de genel olarak sevdim. Başka da üzerine konuşacak karakter yok zaten.

Şimdi de baskı hakkında konuşayım. Kitap okurken dağılmadı ve kağıt kalitesini beğendim ama baskı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bazı sayfalar soluk çıkarken bir sayfada ise heralde mürekkep bittiğinden sayfa mor çıkmış. Ayrıyeten kitapta eksik basıldığını düşündüğüm sayfalar da var. Bu arada bendeki 1. baskı.

Soluk sayfa:




Yanlış renk:


Boş sayfa:



Çevrilmemiş yazı:

Bu alttakilerde hata var mı bilmiyorum. Hikayenin sonunda bölüm isimleri yazılmış ama bir sonraki hikaye farklı isimle basılmış. Wiki’den kontrol ettiğim kadarıyla hikayenin başında yazan isimler doğru ama hikaye sonlarında yazan isimlere dair bir şey bulamadım.



(Buyici) #3098

Bende yakın zamanda okudum ama hatırladığım kadarıyla bu cilt sorununun hiçbirisi bende yoktu.


(Kadir) #3099

Benim şansıma o zaman. :joy: Alalı 1 yılı geçti iade etsem alırlar mı acaba? Ya da kitabı satsam mı? Seri tamamlanınca 10 kitabı birden çekerim.


Bilimkurgu Klasikleri’ne Yeni Bir Kitap Daha: Kumsalda
(Harun Pekdemir) #3100

Resimdeki gibi cümleler ara ara mevcut. Editörlükten de geçmiş olması garip.


(Muhammet Topcu) #3101

Benim o cümlem Sandman’e idi. Karışıklık olmuş ^^


(Erdem Atik) #3102

Bıçağın Kendisi kitabını okuyan varsa önerir mi? Biliyorsunuz yarın Kitapyurdu’nda İthaki %50 yapıyor, fikir sahibi olayım dedim :slight_smile:


(Beren) #3103

Ben de rıhtım incelemesini bekliyorum, bir sonraki alışverişime eklemeyi düşünüyordum. Goodreads yorumları ve youtube videoları hep övüyor ama bakalım rıhtım ne diyor. :thinking:


(Hüseyin gök) #3104


Bir tek çeviri ve kedi dışındakiler aynı :joy:

Bence hata dan ziyade orjinal hali böyle ama ben getcomic’de indirip kontrol ederim şimdi.Bendeki 2.ci baskı

Edit:Orjinal comic versiyonuda aynı.Hata yok.


(Erdem Atik) #3105

Evet beğenilen bir kitap, yine de bir rıhtıma sorayım dedim :slight_smile: bu kitabı almazsam Istrancalı Abdülharis Paşayı almak istiyorum :slight_smile:


(m) #3106

H.G.Wells-Tanrıların Tohumu

Okuduğum diğer Wells kitaplarıyla karşılaştırınca üslup olarak farklı olduğunu düşünüyorum. Bi tık daha zor okunuyor. Konuyu ve işleyişi çok beğendim. Hele ki yazıldığı dönemler düşünülürse. Yalnız okudukça sinirleniyorum bir yandan da. Ne meraklıyız varolan dengelere müdahale etmeye, kendi sonumuzu kendi elimizle getirmeye.


(Kadir) #3107

Orjinalinin de aynı olması iyi oldu ama garip bir seçim olmuş mor renk. Neyse hata yok yani benim kitapta. Satışa koymuştum kaldırayım hemen. :joy:

Şu sitede güzel, indirmeden okutuyor. Getcomic’den İngilizce mi okuyorsun? Eğer okuyorsan dil açısından orta derece çizgi roman önerebilir misin?


(Hüseyin gök) #3108

Yok ya nerde ingilizce:) Ben ordan grafiklere bakmak için hep indiriyorum.Bilsem zaten çizgi romana bir kuruş bile vermezdim.Nedeni malum çok pahalı :slight_smile:


(Kadir) #3109

:joy::joy::joy: Anlasam ben normal kitaba bile para vermem.:joy: Bu arada DDAY 30. bölüm çıkmış.


#3110

Kitap, uzun süredir bacağında bulunan ağır bir yaradan muzdarip 15 yaşında bir erkek çocuğunun psikolojisinin derinliklerine iniyor. Okurken, ciğerlerime o acı hastane kokusunun dolduğunu hissettim. Çok şükür ufak tefek sorunlar dışında hiçbir büyük hastalıkla mücadele etmedim şimdiye değin. Her yeni sayfayı çevirdikçe içimin burkulduğunu gördüm, beyaz önlükler ve bağırıyor mu yoksa türkü söylüyor belli olmayan hastalar geldi gözlerimin önüne. Hala etkisindeyim. Sevdiği kızla olan ilişkileri de bir haylı sinir yıpratıcı, hastalığının onun yaşantısı ve halet- i ruhiyesi üzerindeki etkisi kadar olmasa da.

Tek sıkıntım, dilime yabancı gelen kelimlerle alakalıydı. Onun dışında ipincecik bir kitap, bir oturuştu bitirip o koridorları düşünebilirsiniz.

Daha çok şey yazmak geliyor içimden fakat siz değerli Rıhtım ailesi fertleri olarak bu kitabı birinci elden tecrübe etmenizi yeğlerim. Sadece, eğer zamanında bu denli büyük bir hastalık geçirmiş olan kimseler varsa dikkatli olmalarını öneririm.

Unutmadan: Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.


(Ezgi ) #3111

Deliliğin Dağlarında - H.P. Lovecraft

Ne desem bilemiyorum. Bu kitabı hiç sevemedim, sadece fikir gerçekten güzeldi o yüzden bir Lovecraft daha okuyacağım ama yakın zamanda değil. Arka kapakta yazan kaçış, yüzleşme ve yabancılaşma öyküsünü bu kitapta bulamadım. Ben bu kitabı okurken herhangi bir duygu bile hissetmedim, korku, dehşet bir yana. Nasıl desem, uzun tasvirler okuyucunun hissedebileceği bu olay gerçekten korkunç hissini öldürüyor -çünkü bayılıyordum sıcak çarpması geçirmiş gibi, ama Lovecraft çarpması daha doğru olacak- ve paleontoloji terimleri normal zamanda bu detaycılık gerçekten çok hoşuma giderdi hele Eskiler’in tarihine de değindiği zaman.

Ama bu kitapta hoşuma giden tek şey Antarktika’ya araştırmaya gidilmesi fikri ve 1920’lerde teknolojinin beklemediğim kadar ileri olduğunu görmüş olmak. Bu yazıyı daha detaylı yazabilmek için kitabın ilk sayfalarına dönmek istiyorum ama iki haftayı geçtiği için pek aklıma gelmiyor ve daha demin kitabı açmamla kapatmam bir oldu. Resmen okuma şevkimi öldürdü ana karakterlerin korkudan öldüğü gibi -keşke ben de korkudan ölme noktasına gelebilseydim okurken halbuki Barut Büyücüsü’nde Zebellahlardan bile daha çok korkmuştum herhalde ki pek detaylı anlatılmamışlardı o zaman bu kitabı daha farklı anabilirdim- bundan sonra ne okuyacağıma dair hiçbir fikrim yok. Bu kitabı okumaya iki hafta harcadım 150 sayfa bile değil ya niye böyle oldu hiç anlamıyorum.