Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz

Her kitapta buna dikkat ederim. Türkçe bile olsa yampirik yumpirik olmamalı. Hatta özellikle Türkçe eserlerin neredeyse kusursuz olmasını beklerim. Zaten çeviri eserlerdeki tercihler insanların kafasını tarhana çorbasına çeviriyor bir de kendi dilimizde verilen eserlerin hatalı olması çok gereksiz. Dilimizin birçok kısmını okuma yaparak öğreniyoruz. Adam gidip oraya sürekli “Dışarda, içerde, gidicem, gelicem, okucam, okuyum…” filan yazarsa vay halimize. Beynimiz bunları böyle görmeye alıştıkça doğrusunu kabullenmekte zorlanır. Her kitap için belirtmem bu sebepten. Öyle kitaplar var ki noktalama işaretleri süs olarak kullanılıyor. Yazarın ne anlattığı bile belli olmuyor. Vurgu yok, bir şey yok, anlatma kabiliyeti yok ama kitabı var.

4 Likes

Bir daha denemek istersen bu kitabı tavsiye ederim, ben sevmiştim.

https://m.kitapyurdu.com/index.php?route=products/productdetail&product_id=433416

1 Like

Teşekkür ederim ama bana hitap etmiyor. Ben bu tür edebiyattan hoşlanmıyorum. :slight_smile: Yazardan bağımsız bir durum bu yanlış anlaşılmasın. Bu tarz beni bunaltıyor kim olursa olsun.

1 Like

image

Sabahattin Ali’nin Yeni Dünya adlı öykü kitabını bitirdim. Kitaptaki öykülerin hepsini beğenmesemde bazı öyküler çok acıklı bazı öyküler de komik olduğu için kitabı genel olarak beğendim. Kitaba ismini veren Yeni Dünya hikayesinin beklediğimden çok farklı olması dışımda kitapta bir olumsuzluk göremedim. Kitabın eleştirel yönü Sırça Köşk’ten biraz daha geride kalsada yinede eleştirimiktarı kabul edebileceğim bir seviyedeydi.

7 Likes

select

Orhan Pamuk’un okumadığım son iki romanından birisi Kar. Öncelikle söyleyebilirim ki Pamuk, diliyle bizi Kars’ın içinde dolaştırmasını, çayhanelerde bizzat Ka yerine çay içmemizi, birtakım cemaat şeyhleriyle oturup konuşmamızı sağlamış. Türkiye’deki askeri düzenlerin, halkın umursamazlığının, gençlerin kitle psikolojilerinin ve savrulmanın anlatımını güzel yapmış fakat ben, bazı karakterleri biraz bayağı buldum. (Kadife ve Necip gibi.)

Tamamını okuyunca daha iyi bir şeyler yazabilirim. Herkese öneriyorum.

5 Likes

LEGEND(DRENAI SAGA 1)

Epic Fantasy’nin babalarından David Gemmell’i de denemiş oldum. Kitap aynı zamanda Military Fantasy türünde, bir kaleyi savunmak için tekrar göreve çağrılan yaşlı efsane Druss’u ve yolları bu savaşta kesişen başka karakterleri konu alıyor. Onurlu savaşçılar ve maskülinite dolu bir kitap. Öyle inanılmaz bir kurgusu olmasa da akıcı ve keyifliydi.

11 kitaplık bir seri ve farklı zamanlarda geçen tekli, ikili ve üçlü hikayelerden oluşuyor. Büyük seriler arasına serpiştirerek okunulabilir. Artesim yayınları sadece bu ilk kitabını çevirmiş.

8 Likes

Diskdünya -Mort / Terry Pratchett

Bir Diskdünya kitabı da geride kaldı. Ne iyi geldi anlatamam. İnsanın kafasını uçuran cinstendi. :sweat_smile: Öncelikle -daha önce söyledim mi bilmiyorum ama- Niran Hanım’ı gerçekten tebrik etmek gerek. Aralardaki o terimler o kadar hoş seçilmiş ki… İnsan denk geldikçe hayran oluyor.

Mort, Ölüm serisinin ilk kitabıymış. Köşeden bize göz kırpan Rincewind’e rastlamak ve onun şaşkınlıklarını okumak keyif vericiydi. Ölüm’ün kafa karışıklıkları ve Mort’un karakteri gerçekten eğlenceliydi. Karakterleri tanıdıkça Diskdünya daha da keyif vermeye başlıyor. İyi ki Terry Pratchett diye birisi varmış ve Diskdünya’yı yazmış. En darlandığım anlarda imdadıma koşan böyle koca bir seri olduğu için çok şanslıyım/z.

Bu dünyadaki her karakteri ayrı ayrı seviyorum. İyisiyle kötüsüyle… Neyse efendim, bir Diskdünya imrendirmesinin de sonuna geldik. Tekrar görüşmek üzere… Kumlarınız daim olsun. :buyucu:

25 Likes

Postacı - David Brin

resim

Teknolojinin çok gelişmesiyle birlikte kullanılan elektromanyetik silahlar ve hidrojen bombası sonucu uygarlıkların sona erdiği bir dünya var karşınızda. Konusu itibariyle son zamanlarda okuduğum Kumsalda (her iki kitabı da çok beğendim, ikisinde de üstün olan farklı yanlar vardı, kıyaslama olarak anlaşılmasın) kitabına benziyor fakat anlatılanlar oldukça farklı, ikisi de savaşın yıkıcılığından bahsederken Postacı yıkımdan sonrasını yeni düzenin kurulmaya çalışılmasını çok iyi anlatmış.

Kıyamet sonrası dünyasında, dağ başında çaresizliğin en uçlarında yaşayan kahramanımız Gordon ile maceraya başlıyoruz. Gordon tamamen tesadüfler ve başlarda biraz da kendi çıkarları için söylediği bir yalan sonucu, kendini büyük bir sorumluluk altında postacı olarak bulur. Dünya hükümet ve profesyonel orduların olmadığı, kasabalarda birbirinden habersiz yaşayan insanlardan oluşmaktadır ve bu insanların umuda ihtiyacı vardır…

Kitap beklentimin aksine oldukça akıcı ve hareketli ilerledi. Kolay anlaşılabilir ve okunabilir bir kitaptı. Hikaye de beklemediğim kadar sürprizlerle doluydu. En sevdiğim kısımlar Gordon’un iç hesaplaşmalarını okuduğumuz yerlerdi. Kahramanımızın içindeki korku ile cesaretin çekişmesi, erdemli olmanın çok güzel işlendiğini düşünüyorum. Savaş sonrası düzen, çaresizlik, insanların içine düştüğü durumun duygusu çok iyi yansıtılmıştı. Alıntıyla noktalıyorum.

‘’… on yıldan fazladır ilk kez, çalışan bir elektrik ışığı görmüş ve yörenin ileri gelenleri onu karşılamaya geldiklerinde hemen izinlerini istemek zorunda kalmıştı. Kendini toparlayıncaya dek bir tuvalete sığınmıştı. Titreşen birkaç ampul karşısında alenen gözyaşlarına boğulmak…’’

20 Likes

Romanı bitirmiş bulunuyorum. Okunmasını tekrardan önermekle birlikte Orhan Pamuk, keşke daha fazla virgül kullansaydın diyorum. Kars, sokaklar, insanlar epey güzel anlatılmış fakat üstte belirttiğim gibi bazı karakterlere ısınamadım. Aşağıda daha detaylı yazdım fakat spoiler belirtiyor.

Öncelikle Kadife, İpek ve Lacivert karakterlerinden hiç hoşlanmadım. Lacivert gibi siyasal İslamcı, Müslüman olmayan herkesi düşman olarak gören birisinin iyi gösterilmesinden de olabilir bu. İpek ve Kadife’nin kalkıp bu adama aşık olmasından da hiç hoşlanmadım. Anakarakter Ka’ya epey üzüldüm.
Ka gibi bir ateist (ateist demek tam doğru değil zira Ka, epey kararsız) birisinin gidip şeyhe ağlamasını da saçma buldum.
Ka’nın neden öldürüldüğü tam olarak anlatılsaydı daha iyi olabilirdi.

3 Likes

Güzel ve Esrarengiz - Kenan Hulisi Koray

Yazım yanlışı oldukça fazlaydı. Bu beni rahatsız etti fakat yeni bir yayınevi olduğu için şimdilik gözardı ediyorum.

Ben genel olarak pek beğenemedim. Beğenmeye zorladım kendimi ama olmadı. İçinde irili ufaklı öyküler var. Birkaç tanesi iyiydi gerisi çok düz geldi. İnce olduğu için çabuk bitti. Eski dil terimlerin olması hoşuma gitti ama dipnotlar biraz eksik kalmıştı. Ayrıca dipnotların bazısının ekleriyle birlikte yazılması durumu vardı.

Kısa öykülere gelince karanlık tarafları vardı fakat bana çok yüzeysel geldi bazıları. Daha tekinsiz olsaydılar daha çok hoşuma giderdi. Fazla da söyleyecek bir şey yok aslında okurken çok fazla keyif almadım.

9 Likes

Yazar Egwene için daha büyük planlar kurmuş ama bu planları destekleyememiş.Egwene’yi başta ben de sevsem de son zamanlarda nefret etmeye başladım.

Rand her zaman önemli oluyor ama yazar Rand’ın üstünde pek durmuyor. Rand hakkında doyurucu bölümler ancak olayların sonuca ulaştıkları kısımlarda bulunuyor.

2 Likes

Alıntıladığın Polgara ile Garion arasındaki konuşma tüm serinin özetini oluşturuyor.

Homo Ludens - Johan Huizinga

Şüphesiz değerli bir kitap ve önem arz eden bir konuyu ele alıyor. Kitap akademik çalışma havasında hazırlanmış ve dili çok akıcı değil, bu durum okuyucuyu zorlayabiliyor. Yer yer çok fazla ayrıntıya girilmesi yine aynı şekilde yorucu olabiliyor. Yazar okuyucunun birçok şeyi bildiğini varsayarak hazırlamış kitabı, Yunan mitolojisi, Latince terimler, Hint mitolojisi vs. Ağır bir kitap, günümüz popüler bilim kitaplarına bakarak bu kitabı okumaya başlamak yanıltıcı olabilir.

Yazarın oluşturduğu teoriyi kabul edersek kuralı veya belli bir düzeni olan hemen hemen her şey “oyun” ile bağlantılı ya da kitapta geçtiği şekliyle söylemek gerekirse “oyunsal”.
Ben bu teoriye çok fazla katılamıyorum, bir şeyin oyun olması için zorunluluk olmaması gerekiyor bence. Sözgelimi üniforma giymek ve savaşı ele alalım. Üniforma giymek ortaya çıkışı bakımından yazarın tabir ettiği şekilde olabilir ancak günümüzde kimse oyunsal olarak üniforma giymiyor. Kimin üniforma giymeme şansı var ki? Lisede mesela gömlek, ceket, kravat olmadan okula girmek mümkün değildi. Aynı şeyi hukukçuların cübbeleri ve askerlerin kıyafetleri için de söyleyebiliriz. Eğer seçme şansı yoksa oyundan bahsedemeyiz bence. Savaş konusuna bakacak olursak ise evet savaş “strateji” kullanıldığından komutanlar için oyunsal denilebilir buna katılıyorum ancak orduların ezici çoğunluğunu oluşturan erler için bir oyunsallıktan söz etmek mümkün değildir. Erler savaş içerisinde kendi iradeleriyle değil emirlere göre hareket etmektedir ve savaş anında emre itaatsizliğin ölüm cezasına varıncaya kadar çok ağır cezaları var.

Sanatın ise yazarın söylediği gibi oyunsallıktan daha çok kendini ifade etmek ile ilgili olduğunu düşünüyorum.

Yazarın oyunun kültür oluşmasındaki etkisine dair düşüncelerine kısmen katılıyorum ancak yukarıda bahsettiğim gibi birçok düşüncesini de indirgemeci buluyorum. Doğru bir yaklaşım değil bana göre.

Bu kitabın 1938 yılında yazıldığını da belirtmek gerekiyor.

Goodreads puanım 3/5

9 Likes

J. R. T. Tolkien - Yüzüklerin Efendisi

Daha önce okuduğum bir kitap. Ejderha Mızrağı serisini aklımdan silmek için bunu okumaya başladım. Kalite açısından çok büyük bir fark var.

4 Likes

Sadece Şeyma - Şeyma Subaşı


Gerçekten enfes bir kitap. Yazar hayatın içinden noktalara değinip insanın içine nakşeden… Tamam tamam şaka yaptım dostlar, sinirlenmeyin :smiley:

Jared Diamond’un Çöküş kitabını okuyorum. Tüfek Çelik Mikrop’tan farklı olarak sadece çevresel unsurları ele almayıp bunun yanında sosyal unsurlardan da bahsedeceğini söylüyor yazar. Şu anda 50-60 sayfa ilerlemiş olsam da epey keyifli ve merak uyandırıcı başladı kitap. Zaten tam zıt bir olayı inceliyor oluşu da ayrı bir ilgimi çekiyor. Bitirdiğim zaman Tüfek Mikrop Çelik kadar iyi mi yoksa kimilerinin iddia eddiği gibi yazar tekrar tekrar aynı şeyleri mi söyleyip duruyor, onunla ilgili yorum yaparım.

17 Likes

Merak edenler için;

Üç editöre laf ediyor. Daha Akılçelen ve beş çevirmenle tanışmamış. :sweat_smile:

8 Likes

Cüneyt Özdemir beyefendiyi şiddetle kınıyorum. Yapıtın derinliğini kavrayamamış. Düşünenler için bu kitapta derin bir “ibret ve mana” var… Anlayamaması ne yazık… Cık cık cık… :rofl:

2 Likes

9113306988594
Girdiğim bi sınavda bu kitabın içindeki asimovun öyküsünden bir paragraf vardı arayıp tarayıp uzun uğraşlar sonunda buldum hangi kitap olduğunu ve ne zamandır bilim kurguda seçtiğim kitaplardan gülmeyen yüzümü güldürdü gerçekten çok beğenerek okuduğum bir kitap oldu

18 Likes

Derleme seviyorsanız Asimov yok içinde ama ilgilenirseniz bakabilirsiniz.

https://www.metiskitap.com/catalog/book/4971

1 Like

Teşekkürler bakıcam. Aslında sadece derleme aramıyorum da en son seçtiğim bilimkurgu kitapları biraz üst üste yanlış geldi galiba özellikle en son işte insan ı okuduktan sonra biraz ara vermiştim.

2 Likes