Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Okan Akıncı) #314

Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan’ını okuyorum. Tek kelimeyle mükemmel. @magicalbronze bir zamanlar bana İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna hakkında “sanatın doruk noktası” demişti. O zamanlar ikisini de okumamıştım. Şimdi bakıyorum da kendisi haklıymış. Gerçekten mükemmel kitaplar.


(Ahmet Boyraz) #315

Stanislaw Lem - Yenilmez

Giderek artan bir beklenti oluşuyor insanda kitabı okurken. Yazarın okuyor olduğum ilk kitabı. Bakalım sonu nasıl olacak. :slight_smile: Şuana kadar harika gidiyor diyebilirim son olarak.


(Mehmet Turan) #316

Kralların Yolu- Brandon Sanderson

Kitabı ilk çıktığı gün alıp kütüphaneme koymuştum. En azından 2. Kitap çıkmadan başlamaya niyetliydim ve öyle oldu. Geöenlerde Sissoylu serisini bitirip hemen buna başladım. Brandon Sandorson’ ın tüm kitapları gibi kendine has hemen seni içine çeken muhteşem bir esere adım attığımı biliyorum. 900 sayfalık bri kitapta daha ilk 160 sayfayı okumuşken ve elde henüz çok birşey yokken bile kendine bağlıyor.


#317

Ursula K. Le Guin - En Uzak Sahil

Yerdeniz’in 3. kitabı. Bir eleştirim yok, çok güzel :heart_eyes:


(nostaljik portakal 🍊 ) #318

Camus’nün Veba’sını okuyorum. Şimdiye kadar okuduğum kadarını çok beğendim. Belki bilimkurgu dışında bir eser okumanın getirdiği tebdili mekân hissidir.

Birden fazla karakteri konulduğu, her birinin farklı olay yaşadığı ve bunların organik biçimde geliştiği bir yapıt. Okuması müthiş keyif verici. Ve vebanın da eserdeki bir karaktere dönüşümü hoş bir fikirmiş. Okuduktan sonra da burayı doldurmayı umuyorum :3


(kimyager _ferhat gürdoğan) #319

Uzaktan Kumandalı Kızı okudum.Güzel ve sıkmayan bir kitap.Reklamların yasak olduğu bir distopyada geçiyor.Kısa ama çok şey anlatıyor kitap.Günümüzden de kesitler bulabilirsiniz.


(Ahmet Boyraz) #320

Yakma Zevki’ni okuyorum. Mükemmel bir eser. Ray gerçekten de kendisinin ne kadar mükemmel bir yazar olduğunu gözler önüne seriyor.


(Pilav Ye, Kadınlara İnan) #321

Ben de şu sıralar Fernando Pessoa’dan Huzursuzluğun Kitabı’nı okuyorum. Henüz %20’sine ancak geldiğim için hakkında kapsamlı şeyler dile getiremeyeceğim ancak bütün kitabın altını bir anda çizebilecek bir teknolojiye ihtiyacim olacak sanırım. Biraz otobiyografik biraz da Pessoa’nın hayalinde yarattığı baş kahraman üzerinden kimlik, varoluş, bunalım ve tabii ki huzursuzluk hakimdi kitabın su ana kadar okuduğum sayfalarına. Ayrıca yazarın kozmik cikarimlari ve paralel evrenlerle ilgili beyin fırtınası yaptığı kısımlar, kelimelerin anlamlarını bozup onlara kendi gerçekliklerini yukleyip size de bunu mutlak gerçekliklermiş gibi aktarması ziyadesiyle zevk veriyor okurken. Biraz kurgu dışı sayıldığı biraz da fazla buhranlı havası ve biraz da uzunluğu kıtabı sindire sindire okumanızı talep ediyor ve şimdiden bunu söylemek ne derece doğru bilemiyorum ancak batırdığı onca igneye rağmen inanılmaz keyif verici bir okuma deneyimi sunuyor.
Herkese iyi okumalar. :nerd_face:


#322

En son bu kitabı okudum.Kitabı şimdiye kadar okuduğum anı ve seyahatnamelerden en büyük farkı yazarının kadın olması. Arkeolog eşiyle Anadolu’yu özellikle İç Ege kısımlarını gezen A.D Ramsey’in döneminin şehir tasvirlerinin aksine köyler,köyde yaşam ve kadınlar üzerine gözlem ve anıları bu kitabı farklı kılmış. Kitap sayesinde ülkemizden kaçırılan bir yazıttan daha haberdar oldum ilk dönem Hıristiyanlığında önemli bir yer tutan Hieropolis’li(Denizli) Abercius yazıtını bir hamamda buluyorlar eşiyle.Hamam da bulunca yazıtı kızamıyorsun da adamların ülkeden kaçırmalarına. İnternette Abercius of Hieropolis yazdığımda ne yazik ki Türkçe bir kaynak bulunmuyor.Yazıtın şu an Vatikan müzesinde oldukça önemli bir eser konumunda sergilendiği anlaşılmakta.


(fatih çetin) #323

İthaki’nin yeni serisi karanlık kitaplıktan uykulu kuytu söylencesini okudum. Çok fazla korku öyküsü/romanı okumamıştım bugüne kadar ama bu kitaba bayıldım. Yazarın tasvirlerini ve dilini çok beğendim. 7 tane öyküden (2 tanesi epey kısa) oluşan bir kitap. Normalde 1 günde bitebilecek bir kitap fakat ben 4 günde okudum bazı aksiliklerden dolayı. Bu kitabı alıp okuduktan sonra gotik öyküler adlı kitabı da sipariş ettim. Yeni temamı buldum sanırım. Bilimkurgu ve fantastik edebiyattan sonra korku temalı kitapları da kütüphaneme eklemeye karar verdim.


#324

Michael Moorcock - İşte İnsan

Bu kitaba ne kadar bilimkurgu denebilir bilemiyorum Çünkü kitaptaki bilimkurgu öğeleri, toplamda 1-2 sayfa bile yer tutmayan zaman makinesi betimlemesinden ibaret. Kitap aslında inanç, kimlik, kader gibi öğeler ile insan psikolojisini de irdeleyen Tarihi Kurgu (Historical Fiction) türünde. Boş bir gününüzde okuyup bitirebileceğiniz kadar kısa.

Kitabın arkasında yazdığı gibi M.S. 28 yılına İsa Peygamberin çarmıha gerilmesini görebilmek için test aşamasındaki bir zaman makinesine binmeye gönüllü olan Karl Glogauer’ın hikayesini anlatıyor. Kitap boyunca hem Karl’ın çocukluğundan yetişkinliğine kadar olan hayatını hemde geçmişe gittiğinde yaşadıklarını iki koldan okuyoruz.

Hikaye genç yaştaki okuyuculara uygun olmadığı gibi hassas yetişkinler için dahi fazlasıyla rahatsız edici olabilir.


#325

Sissoylu 2. Kitap

Kitabın ebatı okumayı zora sokuyor bence. Kocaman yahu :confused: ilk kitabı okuyalı da iki sene oldu biraz hevessizlik var içimde sanırım sebebini bilemediğim. :confused:


(Stormfather) #326

Evet sonunda kralları yollu bitti hemde krallara yakışır bir şekilde .

Iyi yanları:

  1. kaladin in geçmişi çok iyi bir şekilde aktarılmış

  2. Yaratılan dünya aşırı derecede özgün

  3. Bomba ve merak uyandırıcı son 100 sayfa ( yazar şöyle bir son 200 sayfada bir olayla kapıyı yokluyor son 100 sayfada da veriyor bombardımanı veriyor şoku öyleki artık bundan sonra bir şey olmaz diyorsunuz ancak son 50 sayfada bile en az 2-4 şok geçiriyorsunuz.

  4. Mühteşem kurgu sistemi

  5. kitabın sayfalarına yerleştirilmiş o dünyaya ait canlıları ,bitkilerin şehirlerin çizimleri.

Kötü yanları :
Garip bir şekilde kitabın tek sıkıntısı insana okurken :muscle: yaptırması :slight_smile:

Evet kitabın son 100 sayfasını okurken öyle çok heycanlanmadım yada boşluk hisside oluşmadı ama bazı yerlerde ciddi şok oldum. Öyleki boynumu oradan bir soğukluğum yayıldığını hisse tim mesela.shallan in babasını öldürdüğünü öğrendikten sonra

Spoiler !!!spoiler!!!

Özet

whoissanderson


(fatih çetin) #327

Uzaktan Kumandalı Kız kitabını okudum.

Yorumum: Yazarın anlatmak istedikleri güzel ama kullandığı dil çeviriden mi olsa gerek okurken çok zorlandım. Kısa bir hikaye olduğu için olaylar çok çabuk gerçekleşti ve keyif alamadım açıkcası ama bazı cümlelerde şirketlerin, medyanın ve teknolojinin insan üstündeki etkisini iyi açıklamış yazar.


#328

Kara Kule’ye Roland için dayanıyorum, üçüncü kitaptayım. Çok da kötü gitmiyor ve çeviri olarak da ikinci kitaptan daha iyi. İkinci kitap inanılmaz kötü bir çeviriyle sunulmuş bizlere. Keşke kapakları değiştirirken bir göz atsalarmış, İthaki gibi.


#329

Ahmet Haşim’in Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları kitabını okuyorum. Kitap yayıma çok güzel hazırlanmış. Kitap, Ahmet Haşim’in İkdam gazetesinde yazdığı denemeleri ve tefrika olarak yayımladığı seyahat notlarını içeriyor.

Haşim, yazılarını bir kitapta birleştirmek isteyince metinleri kontrol edip gerekli yerleri sadeleştirmiş. Kitabın editörleri, cümlelerin nasıl bir değişime uğradığını görmemiz için değişen cümleleri numaralandırmış ve kitabın sonuna eklemiş. Bir yazarın sadeleşme işlemini nasıl yaptığını göstermek istemişler bize. Varolsunlar. Aynı zamanda kitapta küçük bir sözlük de mevcut.

Okurken Haşim’e hayran kalıyorum. Cümleleri, bilhassa subjektif tasvirleri çok etkileyici (bir şairden bekleneceği üzere). Ve çeviri kitaplarda muzdarip olduğum o yapaylık yok.

Forumun büyük çoğunluğunun çeviri kitaplara yoğunlaşması üzdü beni. Ki aralarında bir şeyler yazmaya çalışanlar da var. Bu beni daha da üzüyor. Çeviri kitap okuyarak ancak çeviri bir üsluba kavuşacağımıza inanıyorum.


#330

John Scalzi - Hayalet Tugay

Malesef aksiyon haricinde çoğu yönden ilk kitabın (Yaşlı Adamın Savaşı) çok altında kalmış. İkinci kitapta John Perry’nin hikayesinin devam etmesini beklerken, bambaşka bir antalım tarzı ve bambaşka bir baş karakter ile adeta bir spin-off havasındaydı.


(Hazal Çamur) #331

Eser benim gözümde sosyal bilimkurgu. İthaki BK Klasikleri serisinde ağırlıklı olarak hard scifi denilen ve katı bilimkurgu olarak çevrilen, fen bilimlerine dayalı eserler yer alıyor. Ancak arada Le Guin’in Sürgün Gezegeni de var. O eser de benim gözümde sosyal bilimkurgu. Başka bir gezegende geçiyor, fakat temeli sosyoloji üzerine kurulu.

Öte yandan, sondaki uyarıya katılıyorum :slight_smile:


(Ali Tuna Alsoy) #332

“Star Wars: Karanlık Mürit” okuyorum şu an. Tüm öncül üçleme filmlerinden başarılı olduğunu düşünmekteyim.


(rochelle) #333

John Fowles’tan Fransız Teğmenin Kadını’nı okudum en son. Viktorya devrinin baskıcılığının, tutuculuğunun, sınıf farklılıklarının, her şeyin “görev bilinciyle” yapıldığının; sıradışı karakterler üzerinden anlatıldığı postmodern bir roman.

İlk kırk elli sayfa zorlasa da içine girmeyi başardığınız zaman nasıl okunduğu, zamanın nasıl geçtiği fark edilmiyor ve bunu çağına aykırı, gizemli bir aşk hikayesiyle yapıyor.

Yazarın üslubunu, dilini, sürekli hissedilen o ince ironiyi fazlasıyla sevdim. Herkese tavsiye edebileceğim harika bir romandı.