Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Fatih Çetin) #3339

Haziran başında aldığınız kitaplar kategorisinde sürprizini verdiğim serinin bazı kitaplarını aldım ve ilkini okudum bile. Seriyi tamamladığım zaman detaylı konusunu açarım artık. :slight_smile:

Türkiye’nin ilk polisiye serilerinden biri olan, Türkiye Yayınevi Polis Romanları serisinden çıkma, Agatha Teyze’nin yakın zamanda Büyük Dörtler ismiyle çevrilen kitabın 1946 ve ilk baskısı olan “Esrarengiz Dörtler” çevirisini okudum.

Kapak fotoğrafı:

Özet

Kitap; Hercule Poirot’un bir geziye çıkması ile başlıyor ama aslında bu gezi Poirot’u oradan uzaklaştırmak için yapılan bir tuzaktır. Böyle olduğunu anlayan Poirot evine geri gelir ama esrarengiz bir adam gelir. Bir şeyler anlatmaya çalışır ama tam söyleyemeden ölür. Adamın verdiği ipuçları: Çete, Amerikan zengin, Çinli, Fransız Kadın ve 4 Numara. Poirot, bir Çinli arkadaşından, bahsedilen Çinli hakkında bilgi toplamaya başlar ve işler karışır. Bu çeteyi araştırırken bir sürü cinayet ve kaçırılmalar olur. Poirot’un ikiz kardeşinden bahsediliyor ama tam emin olamadım konuda. Hercule Poirot’un bahsedilen bir kardeşi var mıydı kitaplarında? Bilen varsa söyleyebilir. Ayrıca Sherlock Holmes dizisinde Sherlock’un yaptığı bir numaraya benzer sahne var. Müthiş bir sahneydi. Sonuna kadar merakla okutan bir kitap. Neyse daha fazla bilgi vermeyeyim, belki okumayan vardır. Tadı kaçmasın durduk yere.

Kitaba genel olarak bakarsak, bir kitabın ilk baskısını okurken çok mutlu oldum. O eski kitap kokusunu hissederek okudum. Bu arada o kadar da çok yıpranmış bir kitap değildi. En azından son İthaki kitapları gibi dağılmadı. :slight_smile:

Türk dil kuralları içinse 1946 yıllarının dili çok hoşuma gitti. Bir an bazı cümlelerde Karadayı dizisinde Turgut Savcı gibi okumaya başladım. Seriyi okumaya ve biriktirmeye devam edeceğim. Sıradaki kitabım yine Agatha Teyze’nin bu sefer 1945 baskılı Akroydun Katli (yeni baskısında adı Roger Ackroyd Cinayeti) kitabı olacaktır. Okuyup bitirince incelemesini yine paylaşırım.


(Ezgi ) #3340

Ben Büyük Dörtler haliyle okumuştum da Poirot’nun kardeşi yok kendisinin ölmediği anlaşılmasın diye kafasından kardeş uyduruyor diye hatırlıyorum.


(Erdal) #3341

1919 kışında soğuk bir Sivas kışında dünyaya geliyor Bahriye Üçok. Babası annesini o daha doğmadan terk etmiş. Aslen Ordulular. Sivas’ta geçinemeyince oraya göçerler. Henüz 30’lu yaşlarında bir ilâhiyat fakültesinde hoca olur Bahriye. Üstelik Türkiye için bu bir ilk. Dini bütün annesi sayesinde Bahriye’de dinini en iyi şekilde öğrenir ve bütün ömrünü çok sevdiği Mustafa Kemal Paşanın inkılaplarının ve laikliğin din karşıtlığı olmadığını anlatmaya adar. Türk insanını aydınlatma yolunda gazete yazıları, radyo programları ile çok çabalar. Pek çokta tehdit aldı bu uğurda. Sonrası ise siyasete girer.
:envelope_with_arrow:
Kitap boyunca Bahriye Üçok’un çocukluğundan öğrenciliğine, evliliğinden akademisyenliğine ve siyasete dair pek çok şey okuyacaksınız. Darbeler, muhtıralar, hapishaneler, aydınlara karşı yapılanlarla yakın Türkiye geçmişinde bir gezinti oluyor.
:envelope_with_arrow:
Bir de 90 yılı var tabi. Henüz başında Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun ve Bahriye Üçok’un öldürüldüğü kapkaranlık bir yıl.


#3342

Uzun zamandır bu başlıktan kitap keşfim olmuyordu, Bahriye Üçok kitabını ben de merak ettim, listeme ekledim.


(Kadir) #3343

Kanun Alaşımı bitti. Sonunda 2. üçlemeye giriş yapabildim. Kitap bana ilk seriyi fazla aratmadı. Kelsier, Rashek ve Sazed gibi aşırı etkileyici karakterler olmasa da Elend gibi ergen karakterler olmadığı için karakterler bakımından seriyi sevdim. Özelllikle de Wayne’i.

Olay örgüsü tahmin edilebilir seviyede olsa da yine de güzeldi. Kitabın atmosferi de çok hoştu. Teknolojik gelişmelerle Allomansi ve Ferusimya birbirlerini güzel tamamlamış.

Kitapta çok fazla yazım hatası vardı, sinir bozucu bir durumdu. Çevirisinde ise bir sıkıntı görmedim.


(Ufuk ) #3344

Arthur C. Clarke - Çocukluğun Sonu

image

Oha bu nasıl kitap başlangıcı!! Daha 20 sayfa okudum, yere düşen çenemi bulması için dedektif tuttum. Yuh ki ne yuh! İlk 10 sayfayı kes, kısa öykü yap, tarihin en iyi öykülerinden birisi olur. Abovvv. Bakalım nasıl devam edecek…

Üstat yine klasını konuşturmuş. İyi bilim kurgu kendini her yerde belli ediyor arkadaş.


#3345

Devamı ve finali de çok güzel


(Lanfear ) #3346

Siz bi de finali görün.


(Erdal) #3347

Gezegenler arası yapılan bir yolculuk sonucunda 9 kişilik mürettebat yanlışlıkla henüz gelişimini sağlamamış insanlardan oluşan Yaft gezegenine inerler. Evrimini tamamlamış insanların, henüz gelişimini tamamlamamış insanlarla iletişim kurması yasaktır. Çünkü onların doğal gelişim akışlarını bozabilir bu durum. Ancak yolcularımızın hava araçlarının yakıtının bitmesi ve kendi evrenlerinden onlara yardim gönderilmeyeceği için bu gezegende bir şekilde hayatlarını sürdürmeleri gerekmektedir. Gelişmiş tüm galaksilerde kullanılan zihinsel iletişim ve idrak lisanını bu toplum üzerinde uygulayamazlar. O yüzden tek yardımcıları çeviri aleti. Tabi bu iletişimin beraberinde getireceği sorunlar var birde…

Binlerce yıl sonrası, duygularını yitirmiş insanlardan oluşan bir toplum, onların yanlış yöne gittiğini bilen ve kurtarmaya çalışan Farklılar. Tarihin çarpıtılması sebebiyle özünü yitiren bu insanlara yardim edilebilir mi? Bir ilk roman için çok başarılı ve ben çok sevdim.


#3348

Çok ilgi çekici, hemen listeye alındı.:yum:


(Kaan Arslan) #3349

Kitabın editörlüğünü nasıl buldunuz? Ben baş kısımlarını biraz okudum (15-20 sayfa) ve gözden kaçmış, akışı da bozan hatalar gördüm. Kitabın genelinde sorunlar devam ediyor mu?


#3350

Taşınma işleri yüzünden kafamı toplayıp bir kitabı okuyamıyorum. Spinoza Problemi’ne başlamıştım kafamı veremediğimi farkettim, bıraktım. Daha çerezlik bir kitap arayışına girmek zorunda kaldım. Zamanında konusu ilgimi çektiği çektiği için BKM kampanyasından 9.90’a aldığım Kayıp Denklemleri buldum. Hala bu fiyatmış :slightly_smiling_face:

Doğru bir seçim yapmışım. Basit anlatımı ile, yormayan kurgusu ile, her sayfada başka bir aksiyonun ve olayın vuku bulması ile şu sıra tam okumak için aradığım kitap olma özelliğini taşıyormuş. Deneyimli bir yazarın elinden çıkmadığı çok belli ama konusu ve akışı ile beklentimi karşıladı. Sonlara doğru yazar dağıtmadan düzgünce toparlayabilir ise beğendiğim çerezlik kitaplar kategorisine ekleyeceğim :slightly_smiling_face:


(Erdal) #3351

İlk kısımlarda birkaç devrik cümle vardı benimde dikkatimi çeken. Birazda tekrarlar vardı ama esas olaylara girdikten sonra rahatsız eden birşey olmadı beni.


#3352

Bu kitabı ben de BKM’den almıştım. Kötü çıkar diye şimdiye kadar erteledim okumayı. Beğenmeniz yüreğime su serpti:)


(Kadir) #3353

Ömer’in Çocukluğu bitti. Kitap Muallim Naci’nin okuduğum ilk eseri oldu. Kitapta yazar sürekli konudan konuya atlamasaymış kitap daha iyi olabilirmiş. Buna rağmen kitabı genel olarak beğendim.


#3354

Muallim Naci’nin anı kitabı yanılmıyorsam. Yaşadığı dönem hakkında ne kadar bilgi veriyor? Sosyal hayat, Servetifünun vs.


(Kadir) #3355

Biraz eğitimi hakkında bilgi var sadece. Kitapta sadece çocukluk anıları olduğu için Servet-i Fünun’dan hiç bahsetmiyor. Sosyal hayata dair bazı bilgilere ise az da olsa satır aralarından ulaşabilirsiniz. Kitap 35 sayfa olduğu için fazla bir şey anlatılmıyor zaten.


#3356

Doğru, çocukluk anıları olduğu aklımdan çıkmış. Bilgi için teşekkür ederim.


(Buyici) #3357


Dayanamadım yine başladım. 200 sayfayi devirdim. Yine klasik yavaslikta başladı cilt. Ama artık bu tarza alıştım. Işlerin geldiği durum artık güzel tat vermeye başladı. Bu hafta izinde bu cilti bitirmeyi istiyorum.


(Beren) #3358

image

Çizgi roman yorumu girmek ne zormuş arkadaş… Ne yazsam bilmiyorum. Yani Elric… kitaplarını biliyorsunuzdur, bu hikayede farklılıklar var fakat Moorcock’un onayını almış. Çizimler inanılmaz sert ve etkileyici. Melnibone’un zalimliğini, ihtişamını çok iyi yansıtıyor. Kitabı okumuş olmanın ve karakterleri tanıyor olmanın bir artısı var zira burada karakter gelişimleri biraz kısa tutulmuş ve hızlı geçiyor, eh çizgi roman sonuçta pek takılmıyorum.