Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Fatih Kerem ) #374

Elantris’ten bahsediyorsunuz değil mi? Elantran’ı görünce bir an ne oluyor dedim. Gerçekten de çok güzel bir kitaptı. Devamının da gelebileceği bir yerde bıraktı Brandon kitabı.


(kimyager _ferhat gürdoğan) #375

Yanlış yazmışım :grin::grin:keşke gelse hemen devam kitapları :smiley:


#376

Alexander Belyaev - Su Adamı

O okyanus ve yanlızlık anlatımlarına hayran kaldım.


(Yasin) #377

Brian McClellan-Güz Cumhuriyeti

İlk iki kitap gibi oldukça güzel, akıcı ve heyecanlı ilerliyor. Çeviri zaten harika.


(Ahmet Boyraz) #378

Kitap hali hazırda dolapta bekliyor. İşte İnsan ya da Uzayda Piknik ya da Su Adamı hangisine başlayacağımı bilemedim. :slight_smile:


#379

H. P. Lovecraft’ın Alfa Yayınları’ndan çıkan Chulhu’nun Çağrısı derlemesini okuyorum. Şimdilik sadece ilk öyküyü bitirdim ama iliklerime işledi desem yeridir. İnanılmaz betimlemeler var… Çevirmenin de emeğine sağlık. Lovecraft’la ilk tanışmam oluyor bu, üstelik bu aralar hiç hesabımda yoktu kitabı okumak. Kitaplıktan kitabı seçip de yatağa kurulduğum zaman dilimini hatırlamıyorum, ayıldığımda Pusudaki Dehşet öyküsünü yarılamıştım. Bu da Lovecraft’ın büyüsü olsa gerek…


(Bahri Doğukan Şahin) #380

“Innsmuth Üzerindeki Gölge” ve derlemeye de adını ve “Cthulhu’nun Çağrısı” isimli öyküler hayatımda okuduğum en dehşetengiz şeylerdi. :smiley: Poe’dan da çok öykü okudum ama nedense Lovecraft daha bir başka geliyor bana.


#381

Daha ben sadece Pusudaki Dehşet’i okuyarak böyle bir yorumda bulundum devamını sıcak mıcak demeden battaniye altında okuyacağım desene :joy:


(Damla) #382

Cam Şato’yu okuyorum. 50. Sayfadayım yaklaşık. Yazarın öteki serisinden nefret etmiştim ama bu seri şimdilik iyi gidiyor gibi.


(Ahmet Boyraz) #383

‘İşte İnsan’

Kitabın henüz başlarındayım. Kesin bir yorum yapmamak sağlıklı bir karar olacak benim için. Şimdilik durağan gidiyor. Yazarın anlatımı ise daha önceki okuduğum kitaplardan farklı olduğu için hafif bir tökezleme yaşıyorum okurken. Alışmam gerek. :slight_smile:


#384

Mark Lawrence’in Parçalanmış İmparatorluk serisinin 2 kitabını henüz bitirdim. Madde madde değinecek olursak:

1- Seri kanımca yüksek bir edebi değer taşımıyor, daha çok film izlemek gibi bir his bırakıyor insanda.

2- Anti kahraman yaratımı için bu kadar uğraşılmışken, annesi ve kardeşi katledilmiş çocuk fikri seri boyunca çabalanan “Jorg kötü” imajını zedeliyor.

3- Karakter gelişimleri çok zayıf kalmış, sadece Jorg üzerinde durulmuş ancak yukarıda belirtildiği gibi o dahi tam olmamış. Geri kalan karakterler ise “Kızıl Kent ve Miana hariç” klişeleşmiş unsurlara, herhangi bir eserde rahatlıkla rastlayabileceğiniz özelliklere sahip.

4- Sürükleyicilik konusunda sorun yaşamıyor, sayfaları ard arda çeviriyorsunuz ve merak unsuru iyi yansıtılmış.

5- Coğrafya ve diyar tasvirleri gereksizce karmaşıklaştırılmış

6- Irklar dünyamızdan alınmış, harita da günümüz Avrupa haritasının yıpranmış bir hali.

7- Sonuç olarak ilk kez grimdark okuyacak birine tavsiye edebilirsiniz ancak eleştirilerde belirtildiği gibi Game of Thrones’a yakın veya onunla başa baş bir seri değil


(fatih çetin) #385

İş Bankası Kültür Yayınları Türk Edebiyatı Klasiklerinden 4 numaralı kitap olan İntibah’ı okudum. Bu kitabı yakşık 9-10 yıl önce ortaokul son sınıfta okumuştum. Bir ödev içindi galiba. Eski basım ve bu yeni basımı karşılaştırdım pek bir fark göremedim ama eski basımın sayfa sayısı daha fazla bu arada. Sadece bu yeni seriye dahil edilmesi ve kapağındaki yeni resim hoşuma gitti.

Kitap konusu ile yorumuma gelince; kitap bana yeşilçam filmlerini anımsattı. Eskiden bunun dizisini/filmini yapmışlar mı diye araştırdım ve bir tane dizi buldum. 1982 yapımı İntibah adlı bir dizi varmış. Hülya Avşar’ın (Dilaşub) ilk projesiymiş. Ali Bey’i Selçuk Özer, Mehpeyker’i ise Mine Kutlu canlandırmış.

Kitabın başlarındaki Çamlıca tasvirleri ve eski mesire yerleri tasvirleri çok güzel betimlenmiş. Daha sonra karakterlere girdikçe sayfaları arka arkaya çeviriyorsunuz. Yazarın Mehpeyker için kullandığı bu cümle bana göre müthiş bir cümle. “Sırtındaki beni bütün İstanbul bilir.” cümlesi tek satırla kadın hakkında ayrıntılı bir fikir veriyor.

Zaten kitabın kapağından sonunun mutlu biteceğini beklemezdim fakat sonlara doğru Abdullah Efendi’ye (Mehpeyker’in yaşlı, çirkin, zengin aşığı) birşey olmayacak mı diye beklerken derinden bir oh çektim ve aklıma şu görsel geldi :slight_smile: https://i.hizliresim.com/yqNk1y.jpg


(fatih çetin) #386

İş Bankası Kültür Yayınları Türk Edebiyatı klasiklerinden 5. kitap olan Şair Evlenmesi’ni okudum. Asıl tiyatro metni yaklaşık 20 sayfa ve kitapta toplam 53 sayfa olduğu için kısa sürede bitti. Kitapta tiyatro metni haricinde İbrahim Necmi Dilmen’in açıklamasını ve Şinasi’nin Hayatı ve Son Günlerini içeren bir metin yer alıyor.

Türk tiyatrosu türünün ilk örneği kabul edilen kitapta Müştak Bey’in mahalleli ve imam yüzünden gerçekleşen istemediği evliliğin; arkadaşının (Hikmet Efendi) yardımıyla Ebullaklaka (imam) tarafından (rüşvet alması ile) düzeltilmesini konu alıyor. Kitap, görücü usulüyle evlenmenin zararlarını ve tehlikelerini dönemin özelliklerine uygun bir şekilde açık sade bir dille kaleme almıştır. Kitaptaki bütün karakterler hala günümüzde yaşamaktadır. Dedikoducu ve bir şey bilmediği halde bir lafla ile ortalığı ayağa kaldıran mahalleli, rüşvet ile bir önceki söylediğini yalanlayan tipler.

Not 1: Bu kitabın herkesin kitaplığında bulundurmasını hatta okullarda bile bulundurulup tiyatro şeklinde oynanmasını çok isterim. Yüzyıllarda geçse etkisini kaybetmeyen bir kitap.

Not 2: Ayrıca aşağıdaki youtube videolarını izleyerek Güllü Agop ve Osmanlı’da Ermeni tiyatrosu hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.


(kimyager _ferhat gürdoğan) #387

Bir Palavracının İtirafları

Fay, eşi ve iki kızlarıyla birllikte taşranın ücra bir köşesinde yaşamaktadır.Hayatlarında dört koyun, bir at, bir ördek ve birde köpek vardır.Bir gün hayatlarına uçuk kaçık fikirleriyle deli diye görülen Fay’in abisi Jack katılmak zorunda kalır.Jack’s göre asıl tehlikeli olan diğer normal insanlardır.Her istediğini yaptırmaya çalışan ve insanlar üzerinde otorite kuran bir kadın, piskopat bir koca, tüm alametlerin gerçekleştiği dünyanın sonunun geldiğini söyleyen bir kardeş.Ve bu arada yaşanan trajikomik olaylar.PKD okuyorsanız herşeye hazır olun.

İlk başta ne okuduğumu anlamadım ama sonradan çok sardı kitap.Taşrada bir ailenin başından geçen trajikomik, zina, fantezi delilik üzerine kurulu eğlenceli bir kitap.


(Kenan Ulusoy) #388

Belirtmekte fayda var.Tiyatro türünün ilk eseri değil.Türk tiyatrosunun ilk eseri.


(fatih çetin) #389

Mesajı düzenledim. Türkçe eser için söze başladığım için kullanmamıştım ama uyarınız için yine de teşekkür ederim.


(fatih çetin) #390

İş Bankası Kültür Yayınları Türk Edebiyatı Klasiklerinden 6 numaralı kitap olan Vatan Yahut Silistre’yi okudum. İntibah kitabında olduğu gibi yine ufakken okumuştum fakat neredeyse hiç hatırlamıyordum. Bu klasikleri toplarken alıp yeniden okudum.

Kitap hakkında yorumuma geçmeden bu eserin Namık Kemal’i sürgüne gönderen eser olduğunu ve ayrıca oynandığını gördüğü tek eserin bu olduğunu önsöz yazısında öğrendim. Sürgüne gönderecek bir eser olduğunu düşünmüyorum tabiki. Bunun farklı bir nedeni olup bilenler cevaplarsa sevinirim ayrıca.

Kitabın içeriğine gelirsem; İslam Bey’in vatan aşkı ile Zekiye’nin İslam Bey’e olan aşkı arasında geçmektedir. İslam Bey cepheye gidecektir ve peşimden kim gelir sözünü söyler. Bunu duyan Zekiye, erkek kılığına girip Adem olarak cepheye gider. Cephede İslam Bey yaralanır ve Zekiye ona bakar. İslam Bey 2-3 ay sonra iyileşir. Bir gün Sıtkı Bey (Albay) Zekiye, İslam Bey ve çavuşu Abdullah’ı düşman saflarına cephane patlatmaya gönderir. Operasyon başarılı olur ve geri dönerler. İslam Bey, Adem’in aslında kız olduğunu ve Manastırlı olduğunu söyler. Sıtkı Bey ise hemen onunla konuşarak ve bazı sorular sorarak kendi kızı olduğunu anlar. Düğünleri yapmak ister ve oyun biter.

Kitap hakkındaki yorumum; oyunda vatan için canından vazgeçmenin ne demek olduğunu çok ustaca anlatmış Namık Kemal. Gerçektende bizim insanımız vatan denildiği zaman canını hiçe sayıp cepheye koşar. Kitap dili ise son derece sade ve anlaşılır. Kısa sürede okuyabilirsiniz. Bu klasikler serisinin 7. kitabında görüşmek üzere.

Not 1: Kitap hakkında internette dolaşırken kitabın ismiyle ilgili bir tweet buldum belki bakmak istersiniz.

Not 2: Ayrıca kitaptaki Abdullah Çavuş’a acayip uyuz oldum. Okuyanlar anlayacaktır.


(Ahmet Boyraz) #391

Bir Mars Destanı

İlk öykü. Yaratılan bilindik ve alışılagelmiş uzaylıların dışında bir uzaylı türünü ve onları harika bir şekilde anlatan Weinbaum’a teşekkür ediyorum.

Kitap kapağının rengindeki seçim 10 numara olmuş. İnsan bu kitabı eline alınca ‘Tvill’ gibi sevinir bence. Ben öyle yaptım şahsen. Diğer öykülerin de merakı içindeyim hala. Bakalım görelim. :slight_smile:


(emre) #392

Hazır imparatorluk serisi kitabı yeniden basılmışken ondan önce okumayı geciktirmiş olduğum Asimov’un Sonsuzluğun Sonu kitabını okudum. Üslup olarak alışmış olduğum Vakıf serisindeki olgun yazardan daha genç bir yazar okuduğunuzu hissettiriyordu kitap, başlangıcı zor olsa da onu atlattığınızda harika bir akılıcığa erişiyor. İnsanların yıldızlara ulaşmadan önceki Sonsuzluk denen entrikalara ve bunların yol açtığı gerçekliklere dikkat çekiyor. Bu enrtikalar, dedektiflik unsurları, kadını tarif ediş şekli sanki aynı anda PKD kitabı okuyormuşum gibi hissettirdi bana. Herkese tavsiye ederim.


(Bahri Doğukan Şahin) #393

Ben de dün bitirmiştim Bir Mars Destanı’nı.

7 öyküden oluşan mükemmel bir derleme. Her öyküyü okuduktan sonra aslında bu fikirlere yabancı olmadığımı hissettim. Lem, Asimov, Dick gibi yazarların etkilendiği çok bariz. Ki bunlar ilk aklıma gelenler. Detaylı düşünüldüğünde daha birçok yazarın ismi anımsanabilir.

Nasıl ki Rick ve Morty bize Dr. Emmett Brown ve Marty McFly’ı anımsatıyorsa, Marty McFly ve Dr. Emmett Brown da tartışmasız bir şekilde Profesör Van Manderpootz ve Dixon Wells’i akıllara getiriyor. Yani anlayacağınız “çatlak zeki profesör” algısını yaratan öykü ilk Weinbaum’un kaleminden çıkmış.

Bunun gibi daha birçok ilkle karşılaşılan bir kitap. Klasiklere eklenmiş olması sevindirici.