Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Deepreader) #394

Haruki Murakami // Rüzgarın Şarkısını Dinle

Kitabın ismi beni çok sinirlendiriyor. “İmkansızın Şarkısı” ??? Sanki koskoca dünyada kelime kıtlığı varmış gibi bütün yazarların aynı kelimeleri evirip çevirip içeriğe uymasa da uydurmaya çalışmasından hoşlanmıyorum. Evet, insanın kulağında ve zihninde hoş bir yankısı var ama istemiyorum artık bu isimleri. Tabii ki bütün yazarlar toplanıp benim isteklerimi yerine getirmek için sıraya girmeyecek ama ben yine de istemiyorum.


(fatih çetin) #395

İşte İnsan’ı okudum. Bir bilimkurgu kitabı (zaman makinesi kavramı olmasa) değil de bir din kitabı gibi yazılmış bir kitap. Tabiki bu çok iyi bir kitap olduğunu değiştirmez. Din ögeleri ustalıkla aktarılmış. Kitabı okurken sürekli bir google araştırması yapmam gerekti. Olayların nasıl olduğunu, o kişilerin nasıl yaşadığını ve kitapta nasıl aktarıldığını karşılaştırmam gerekti. Yazar din ögeleri kısmında ustaca bir eser yazmış ama bana göre Karl’ın ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde ise kötü bir performans ortaya koymuş ya da belki kitapta bir eski zaman bir yeni zaman anlatımı benim kafamı karıştırdı orasını bilemem.

Not: Normalde arka kapağı konuyu ve yazarı tanımak için okurum ama bu kitabın arka kapağını keşke okumasaydım diyorum. Size de tavsiyem okumayın. @irbis arka kapaklarda bu kadar detay vermeseniz iyi olur bence.


#396

Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları - John Perkins

Baya baya geç okudum. Dünya’da var ettikleri düzeni güzel ve samimice anlatmış. Kitabın 3 tane devam kitabı satışta ancak bu kitaplar ilk kitabın devamı şeklinde bir seri değilmiş. Yayınevi yazarın yazılarını toplayarak yeni kitaplarıymış gibi piyasaya sürmüş. Ancak yazar bu kitabın devam kitabını yazdığında ise Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 yerine Bir Ekonomik Tetikçinin YENİ İtirafları şeklinde devam kitabını çıkarmışlar.


(kimyager _ferhat gürdoğan) #397

Kurak kitabını okudum.Küçük bir kasabada geçen polisiye-suç romanı.Akıcı, sıkmayan ve merak uyandıran bir kitap.Finaliylede gayet güzeldi diyebilirim.:books::+1:t6:


(Ozancan Demirışık) #398

İmkansızın Şarkısı’nın orijinal ismi, bir Beatles şarkısı olan Norwegian Wood. İmkansızın Şarkısı ismi çevirmenin veya yayınevinin takdiri yani.


(fatih çetin) #399

Bir Kuzey Macerası kitabını okudum. 50 sayfalık bir kitapta bir ömür nasıl anlatılır dersini iyi vermiş Jack abimiz. Kitabın ilk başında olayların sonundaki yerinden başlıyoruz ve yavaş yavaş en son yaşanan yere geliyoruz.

Naass, Akatan kabilesinin reisidir. Kabileler arası husumet bitsin diye Unga ile evlenmeye karar verir. Bir sürü eşyayı başlık parası vererek Unga’yı ve ailesini razı eder. Evlenecekleri gün Vikingli gibi (isminden ve bahsedilen özellikerinden dolayı ) tarif edilen Axel Gunderson Unga’yı alıp kaçırır. Naass ise uzun süren ve zorlu yollardan geçerek onlara ulaşır. Devamını yazmayayım zevki kaçmasın. Okuyup ne demek istediğimi anlarsınız.

Not : Kitapta 18. ve 19. yüzyıllar arasında geçen kürk ticareti ve altın ticareti konuları işleniyor. Zaten kahramanımız denizci olduğu için bu gibi işlerde çalışıyor. Böyle konuları seviyorsanız Jason Momoa’nın oynadığı Netflix’in Frontier adlı dizisini de izleyebilirler. 2 sezonu yayınlandı ve çok güzel bir dizi. Tavsiye ederim.

Fragman : https://www.youtube.com/watch?v=2J5wTsYAh94


(Deepreader) #400

Öncelikle bilgilendirme için çok teşekkür ediyorum. :raising_hand_woman:t3:
Çevirmenlik benim gözümde; var olan bir eseri, yeni bir dilde yeniden yazmaktır, o yüzden çevirmenler ve yazarlar diyerek ayırmadım hitabımı. İsyanımda yine aynı noktadayım. Kelime kıtlığından kastım da şudır ki, insanlar bazı kelimeleri öylesine hor kullanıyor ki anlamı ve naifliği yıpranıyor, içi boşalıyor. Üzülüyorum. İsimlendirme sanatına gereken değer verilmiyor kanımca. Bir eseri ortaya koymak elbette apayrı bir olay ancak ona vereceğiniz isim o eserin kaderini belirliyor. Umarım derdimi anlatabilmişimdir. Sevgiler…


(Deepreader) #401

Kan Şarkısı

Bu kitabı okuyamıyorum.

İlk 50 sayfa sendromu diye bir olgu var. Epik fantastik romanlarda ise ben buna rahat rahat ilk 200 sayfa sendromu diyorum. Rüzgarın Adı’nın ilk 200 sayfasını 2 ayda, serinin geriye kalan kısmını ise 3 günde bitirmiş biri olarak bu sendrom beni asla yıldıramaz. Ancak bu kitap 3 aydır elime oturmuyor.
Oysa nasıl da inanmıştım seveceğime!!!
Serinin sonraki iki kitabını alıp bunu aylarca bulamamıştım. 3 fuar ve sayısız kitapçı gezdikten sonra ikinci el almaya razı olduktan sonra böyle bir şeyi kaldıramıyorum.
Bu kitap hakkında fazla mı duygusallaştım bilemiyorum ama lütfen biri bana bu kitabı okutsun.


(Y. Ezgi Erdoğan) #402

Serinin tüm kitaplarını almış olsam ben de okuyabilmek için her şeyi yapardım herhalde kolay gelsin işin zor.
Kitabın tanıtımı her okuduğumda hoşuma gidiyor aslında ama bir nedenden dolayı kitabı almak içimden gelmiyordu belli ki doğru kararmış.


(Deepreader) #403

Bu işte bir yanlışlık var. Ben insanların “Saçmalama! Bu kitaplar şahane! Zaman kaybetmeden okumalısın! Haydi gel birlikte okuyalım. Her gün birbirimize okuduğumuz sayfalarla ilgili görüşlerimizi söyleyelim…” gibi şeyler söyleyeceğini sanmıştım. Neden böyle oldu ki? :cry::cry:


(Stormfather) #404

Seriyi yol yakınken bırak dostum diger iki kitabın berbat oldugunu duydum.


(fatih çetin) #405

Zacharius Usta’yı okudum. 50 sayfalık bir kitap olduğu için kısa sürede bitti. Kitap bilim ile dini 50 sayfada güzel bir şekilde karşılaştırmış. Bilim ilerledikçe dinin geri kalacağını düşünen kilisenin kaygılarını dile getirmiş Jules Verne.

Kitabın konusu ise; yaptığı saatler üne kavuşunca kendini zamanın tanrısı ilan eden ustamız günden güne kibrine yenik düşerek kendi sonunu hazırlar.


(emre) #406

Toz Gibi Yıldızlar’ı okudum. Bana ne kattı, pek az şey, yazarın adı olmasa tercih edip alınacak bir kitaptan çok uzak. Ama külliyata önem veriyorsanız gerekli. Neyse ki hakkındaki yorumları okuyup beklentimi sıfıra indirmiştim. Asimov’a bu kitapla başlarsanız yazarın diğer kitaplarını takip etmezsiniz ve çok şey kaçırırsınız. Bu kitabı Sonsuzluğun Sonu kitabın hemen ardından okudum, o kitabın sonu ve bu kitabın başı birbiriyle uyum sağlıyor. Gerekli demiyorum ama böyle okumak daha verimli ve zevki artıran bir unsur oldu.

Düzenleme: yazı karakterleri fazla büyük satır aralıkları fazla genişti kitabın dizgisi çorba gibiydi bana göre.


(Mustafa Yıldız) #407

Öncelikle rıhtımı uzun süredir takip etsem de foruma daha yeni kayıt oldum. Herkese merhaba :upside_down_face:

Uzun zamandır okumak istediğim ve İthaki tekrar basana kadar okuma fırsatı bulamadığım vakıf serisinin ilk
üç kitabını bugün bitirdim. 1940’lı yılların ikinci yarısında yazdığı hikayeleri 1951-53 arası kitaplaştırdığını ve aradan çok uzun süre geçince hayranların çoğalmasıyla ve artan baskı sebebiyle (bence teklif edilen miktarın artması sebebiyle) 1980’li yıllardan itibaren seriye ait yeni kitapları yazdığı bir çok kişi biliyor. Bu sebeple başı ve sonu olan geleceğin tarihinden muhteşem kesitler okudum. ilk kitabın (Vakıf) sonunda ve vakıf ve imparatorluğun ilk hikayesinde tamam çok güzel ama bu ne saçmalık kitap boyunca kimsenin müdahalesi olmadan ve hiç birşey yapmayıp hep pasif kalarak kazanacaklar mı demeden edemedim. Neyse ki öyle değilmiş ve için içinden derin devlet çıktı. Herşeyin plan dahilinde olması küçük zeki bir kızın evreni kurtarmasından çok daha mantıklı ve keyif verici :slight_smile:

Kitabı okurken en sinir olduğum şey baskı düzenindeki hatalardı. Vakıf ve İmparatorluk’ta adamlar yeni hikayeye geçtiklerini velirten o sayfayı koymamışlar. sadece büyük puntolarla Katır yazacaksın koskoca sayfa nasıl gözden kaçar aklım almıyor. Hikayeyi numaralandırmaya da dümdüz devam etmişler. İkinci Vakıfta da hikaye isimlerinin bulundu sayfayı eklemeyi akıl etmişler ancak yeni başlayan hikaye 1’den başlamak yerine 7’den başlıyor. diyeceksiniz belki öyle karar vermişlerdir o zaman neden ilk kitapta o şekilde değil. Bir de İkinci Vakıf’ın sonlarına yazım hatalarının arttığını hissettim. Bir de son olarak aklıma gelen çevirmen değiştikçe sanki üslup da biraz değişti gibi hisstettim. Benim çevirmen isimlerini görünce oluşturduğum bir ön yargı da olabilir tabi. Keşke geç çıkarsalar da doğru düzgün hatasıza yakın muhteşem kitaplar görsek. Burada sözüm İthaki’ye tabi ki.

Bu arada bence çok güzel kapaklar bu aşağıda yüklediğim. Keşke üçü olsaydı dedim ama Vakıf ve İmparatorluğu okuyunca farkettim ki Katırın bulunduğu kapak basbayağı spoiler. Kitapta soytarıyı tarif ettiği andan itibaren anlıyorsun katır olduğunu. Belki de ben Micheal Whelan’ın sitesine bakıp kapağın altında koskoca MULE yazdığı için de farketmiş olabilirim. Ama yine keşke bunlar olsaydı. En azından Vakıf ve İmparatorluk’un kapağında uzay gemisi varken İkinci Vakıf için daha başka kapak seçseydiniz.

Muhtemelen bir gün İngilizce olarak da okuyacağım. kitap okuyucu alınca veya kitapları uygun fiyata bulabildiğim bir anda.


(fatih çetin) #408

Jules Verne’nin Doktor Ox’un Deneyi adlı kitabı okudum.

Bol bol komedi unsurlarının olduğu kitap kimya bilimi ile yoğurulmuş ve ortaya harika bir eser çıkmış. Eser, kurgusal bir kasaba olan Quiquendone’da (bakmadan yazılamayan kent ismi yapmışlar) gerçekleşiyor. Bu kasaba son derece sessiz, vatandaşlarının tartışmadığı hatta bu yüzden polislik kadrosunun kaldırılacağı fakat üşengeçlikten kaldırılmayan, hayvanların bile sessiz olduğu şirin bir kasaba. Vatandaşların nabzı 50’yi geçmiyor. Her şey çok yavaş ilerliyor. Tiyatro eserleri bile günlerce sürüyor bu yüzden.

Bu kadar sakin olan kent nasıl mı çileden çıkar? Bir gün Doktor Ox ve asistanı kente gelip kentin aydınlatılmasını ve ücreti kendisinin karşılayacağını söyler. Başkan öneriyi kabul eder ve çalışmalar başlar. Çalışmalar ilerledikçe kent, Teksas kasabalarına döner. Tartışmalar, kavgalar ve düelolar başlar. En son artık iş savaşa varır. Yüzyıllar önce olan tarlaya inek girdi mevzusu yüzünden karşı kente savaş açarlar. Bu sırada Doktor Ox’un fabrikası patlar ve Doktor ile asistanı kaçarlar. Şehir ise eski haline döner.

Patlamanın nedenini ve insanların neden çileden çıktığını yazarsam keyfiniz kaçar o yüzden yazmayacağım. Komedinin bol olduğu bu kitabı okuyun derim.

Not : Doktorun soyadı ile asistanın soyadına dikkatli bakın derim :slight_smile:


#409

Alfred Bester - Kaplan! Kaplan!

Sonlarına doğru geliyorum. Konusuna dahi bakmadan okumaya başldığım bir romandı. Bilimurgu Klasikleri Serisi yine beni şaşırtmadı, bunu da çok beğendim. Günümüzde gördüğümüz bilimkurgu yapıtlarının birçoğunun ilham kaynağı buymuş.


#410

Ursula Guin - En Uzak Sahil bitti. Aksiyondan az da olsa yoksundu ve çok durgun bitti. İnşallah TEHANU böyle değildir. :smiley:


(Ahmet Hakan) #411

Tehanu serinin en az aksiyonlu kitabı.


#412

Umarım seri sonuna kadar devam edebilirim öyleyse. :smiley:


(Yasin) #413

Az önce Uzaktan Kumandalı Kız’ı bitirdim. Yazarın kullandığı üslubu hiç beğenmedim. Ayrıca hikaye biraz daha uzun anlatılabilirmiş. Yine de oldukça değişik bir distopyaydı.