Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(fatih çetin) #434

Yüce Tanrı Pan’ı okudum. Kitap kısa olmasına rağmen içindeki o korkunç hissi öylesine güzel aktarıyor ki o korkuya kapılmamak elde değil. Bu aralar korku edebiyatı okuduğum için çok beğendiğim bir eser oldu. Okumanızı tavsiye ederim.

Konusuna gelecek olursak; Dr. Raymond’un yaptığı bir deney ile başlayan bir olaylar silsilesi var. Kitap 8 bölümden oluşuyor ve bölümler arası bağlantılar çok iyi yazılmış. 1. bölümde başlayan deney sonucu ortaya çıkan sorunlar 8. bölümde sonuca bağlanıyor.

Bu aralar bu kitabı okuyacak çok insan olacağı için fazla detaya girmeyeyim. Zaten yazarın nasıl bir usta olduğunu okuyunca göreceksiniz.


(Yasin) #435

Fahrenheit 451’i okudum. Dili, yer yer şiirsel ve bazı uzun cümlelerde karmaşıklaşmasına rağmen oldukça beğendim. Bir Cesur Yeni Dünya olmasa da kesinlikle içinde çok güzel tahminler ve saptamalar var. Okunmalı.


(Mustafa Güngören) #436

Briç Masasında Cinayet - Agatha Christie
Klasik Agatha teyze tarzı. Merakla bekliyoruz katil kim.


(Esra) #437

Suç ve Ceza’yı okuyorum. Henüz 45. sayfada olduğum için söyleyebileceğim pek söz yok. Şuanlık akıcı ama biraz sıkıcı geldi. Ancak beklentim yüksek henüz başlarında olduğum için böyle olabilir.


#438

Başlarda olduğun için o, ileride olaylar derinleşiyor :slight_smile: Ben kişisel nedenler yüzünden de olsa bayılırım Dostoyevski’ye. Ve bence kendisi de Raskolnikov, Yeraltı Adamı gibi bir karaktere, düşünce sistemine sahip. Yoksa imkanı yok bu kadar şeyi bilmesinin. Kitabın ilerisi hakkında bir şey bilmediğini varsayarak söylemeyeceğim ama Raskolnikov’un içinde bulunduğu durumu ve olayların nereye gideceğini merak ediyorsan o sıkıcılık kaybolacak.


(Esra) #439

Bende öyle düşünmüştüm zaten. Bunun biraz önceki okuduğum kitapla ilgisi de olabilir. Çünkü o kitabı o kadar sevmiştim ki başka kitap okumak istememiştim. Ama seveceğimi düşünüyorum, Teşekkür ederim :slight_smile:


#440

Ölü Ozanlar Derneği: Daha önce piyesini ve filmini izledim. Kitaplardan uyarlanan piyes ve filmlere oranla çok çok kaliteliydi. Yine de kitabı okuyunca bütün hikayeyi bilmeme rağmen tüylerim diken diken oldu. Kalite. Tek şikayetim kapağın üstündeki kocaman Robin Williams yazısıydı. Yazarın ismi daha küçük ve alta yazılmış. Bence bu ciddi bir saygısızlık.


#441

Fahrenheit 451
Kitabın başlarında çevirinin okumayı zorlaştırdığını yazmıştım. İlerleyen bölümlerde korktuğum kadar kötü değildi. Daha iyi olmasını da isterdim tabi ki. Kitap hakkında abartılmış vs. yorumları görünce biraz çekinerek aldım. Beni tatmin etti anlatılan hikaye, etkileyiciydi. O dünyanın içine girdim kitap boyunca. Kitapları çok seviyorsanız -ki bu mesajı okuduğunuza göre siz de bir kitapseversiniz- kitapsız bir dünyayı düşünmek dahi istemiyorsanız Fahrenheit 451 tavsiyemdir.


(fatih çetin) #442

Bir Mars Destanı’nı okudum. 7 öyküden oluşan bir kitap. Sadece Üşütük Ay hikayesini beğenmedim. Yazar keşke bu eserleri yazdıktan sonra aramızdan ayrılmasaydı iyi olurmuş. Özellikle Van Manderpootz karakterinin olduğu son iki bölüme bayıldım. Bu karakter bana biraz Geleceğe Dönüş’deki Emmett Brown karakterini hatırlattı. Biraz çatlak ama dahi bir karakter ikisi de. Dediğim gibi yazarın yazma şansı olsaydı ve bu karaktere 7-8 kitaplık bir seri yapsaydı iyi olurdu.

Öyküler ise şöyle;

  1. Bir Mars Destanı : Bir gezegene giden mürettebattaki Jarvis adlı kişinin Mars yüzeyindeki maceraları anlatılıyor. Puanım :9/10

  2. Hayaller Vadisi : Birinci bölümdeki karakterlerden Jarvis ile Leroy’un Mars yüzeyindeki maceraları ve değişik canlılarla karşılaşmaları anlatılıyor. Puanım 9/10

  3. Uyumun Doruğu : Hayvanlardaki genetiğin insanlar üzerine aktarılınca ortaya çıkan sonucu anlatıyor. Mutant insandan bahsediliyor. Hızlı iyileşme, farklı ortamlara uyum sağlama gibi. Puanım 8/10

  4. Pygmalion’un Gözlüğü : Sanal gerçeklik konularından ve VR gözlüğünden bahsediliyor. Ayrıca konuda geçen isimler mitolojiden alınmadır. Puanım 9/10

  5. Üşütük Ay : Konusu biraz kafa karıştırıcıydı çünkü hiçbir şey anlamadım. Puanım 5/10

  6. Eğer Dünyaları : What if? mevzusunu anlatan güzel bir öykü olmuş. Yaptığımız seçimlere göre oluşan paralel evrenler söz konusu. Puanım 10/10

  7. İdeal : 6. bölümdeki dâhi profesörün ideal nesnelere ulaşma fikrini konu alıyor. 9/10


#443

Jose Rodrigues Dos Santos - Tanrı’nın Formülü

Kitabın yarısındayım. Dan Brown’ın Robert Langdon hikayeleri ile benzeşiyor. Da Vinci şifresi ile aynı zamanda yayınlandıkları için biri birinden esinlenmiş diyemem. Aynı basmakalıp Dan Brown romanlarından sıkıldıysanız buna bir şans verebilirsiniz.

Hikaye İsrail Başbakanının Albert Einstein’dan masrafsız ve kolay yapılabilecek bir nükleer silah icat etmesini istemesi ile başlıyor. Einsteın’ın bu buluşunun kendi eliyle yazdığı taslağı çok sonraları köktendinci İran’ın eline geçiyor ve İran Devleti tarafından taslağın içine gizlenmiş şifreleri çözmesi için Portekizli tarihçi Thomas Noronha’dan yardım isteniyor.

Hikaye aslında Einstein’ın şifreli taslağı, bu taslağı devlet sırrı olarak koruyan İran hükümeti ve İran’ın bu şifreleri çözüp nükleer silah yapmasını engellemeye çalışan CIA’in bulunduğu üçgen arasında kalan tarihçi Thomas Noronha’nın etrafında dönüyor.

Kitabın temelindeki bilimsel terimlerin ve teorilerin (fizyon, füzyon, izafiyet teorisi, kuantum, yapay zeka vs.) Bilal’e anlatılır gibi anlatılması, kitabın bazı kısımlarının yapmacık bir ilkokul piyesi havasına bürünmesine neden olmuş. Onun haricinde hayli sürükleyici ilerliyor.


(rochelle) #444

Akutagawa Ryūnosuke - Kappa

Japon edebiyatının ünlü öykülerinden biri Kappa. Bir gün dağlarda yolculuk eden bir adamın tesadüfen, mitolojik bir yaratık olan “kappa” ile karşılaşması ve onu kovalarken yanlışlıkla Kappalar Ülkesi’ne gitmesini konu alıyor.

Yazar bu şekilde pek çok toplumsal değerlerin göreceliliğini, ekonomiyi, kadın-erkek ilişkilerini (gerçekten ilgi çekici bir anlatımı var), sansürü, ailevi ilişkileri hicvediyor.

77 sayfalık kısa, eğlenceli, ilgi çekici bir kitap ve okuduğuma kesinlikle değdi.

“Biz kappalar insanlardan daha mutsuzuz. Çünkü onlar bizim kadar uygar değil.”


(Mustafa Güngören) #445

Ay ve Güneş - Vonda N. McIntyre
İlknokta’dan alışveriş yaparken ucuza görüp sepete attığım kitaptı. Alternatif bir tarih romanı. Ödülleri de bol. Fakat beni hiç de tatmin etmeyen bir kitap. Şu an 250. sayfalarda olmama rağmen herhangi bir olay yok (romanlarda illa macera, aksiyon arayan biri değilim). Yani gerçekten hiçbir şey yok.
Sadece bir deniz canavarı üstünden anlatım var. Romanda çatışma olur, bir durum kafada döner durur ama maalesef yok… Bu 250 sayfada anlatılanlar 100 sayfada zaten anlatır. Sonra gelişme bölümüne geçersin. Bu saatten sonra geçse ne olur modundayım. Yazar neyin öyküsünü anlatacak merak ediyorum(!). Hızlıca bitirip güzel bir kitaba başlamak için sabırsızlanıyorum açıkçası.


(Yasin) #446

Laputa Kitap’tan çıkan Çatıdaki Şey’i okudum bir süre önce. Robert E. Howard en az Lovecraft kadar sevdiğim bir yazar. İki üç cümlede, bir dünya kurabilen ender yazarlardan. Conan öykülerinin büyük bir hayranıyım. Bu kitapta korku türünde öyküleri yer almakta. İçlerinde birkaç tanesini vasat bulmakla beraber bazıları çok çok güzeldi. Özellikle çölde geçen bir tanesi var ki bayıldım. Çevirisi ve editörlüğü de yeterliydi. Korku hikayelerini ve Howard’ı seven herkese tavsiye ediyorum. Keşke bu yazarın bütün Conan öyküleri ve dahası Bran Mak Morn, Fatih Kull öyküleri de çevrilse.


#447

Ruth Ware - 10 Numaralı Kamara

Kitap siparişlerimin yanında gönderdikleri tanıtım kartları, asıl kitabın sayfa sayısını geçince artık okumaya başlıyım dedim. Giriş kısmı çok uzun tutulmuş. 300 sayfalık kitapta, asıl hikaye 100 küsürüncü sayfada başlıyor. Kitabın ielrleyen kısımlarında kitabın açılış kısmında olan olaylar ile bir bağlantı olmasını umuyorum. Yoksa kitabın ilk 100 küsür sayfası tamamen gereksiz olarak nitelendirilebilir.

Bu arada başta belirttiğim şu tanıtım kartlarına, özellikle de ön okuma denen zamazingolara cidden acıyorum. Elimde Artemis ile kurtulan Kızlar Kitaplarının rahat 30 tane ön okuması var. Her siparişimde 3’er 5’er yolluyorlar. Toplasan rahat 2-3 kitaplık kağıt çıkar… Atmaya acıyorum, dursa yer kaplıyor. İnternet çağında bu tür ön okuma adı altıdna yapılan baskılar gereksiz israftan başka bişey değil.


(Yakup Alioğlu) #448

Bende yıllardır bu tür beklentiler içindeyim. Daha tam anlamıyla Conan külliyati yayınlanmadi. Oysa ayrica bir çizgi roman arşivcisi olarakta, R.E.Howard öyküleri sadece düz metin okuyucuları için değil, grafik roman okuyucuları içinde merakla beklenen yayınlardan. Hep hayalim deri ciltli kalın açıklamalı bir Conan eseri. Büyük olasılıkla yayıncı öyküleri üçe dörde bölüp yine maddi kazanım peşine düşecek. Conan harici öykülerin ise yayinlanmasi rüya gibi geliyor. O kadar gereksiz kitap basılıyor ki hayretle neden bu kadar geç kalındı üzülerek izliyorum.


(Mustafa Yıldız) #449

Hitchcock ve Truffaut

Yaklaşık 1 hafta önce bitirdim. Bence film izleyen herkesin okuması gereken bir kitap. Hitchcock’un ilk filminden son filmine kadar herşeyi soruyor Truffaut. Hitchcock sinemanın sesiz döneminde film çekmeye başlayan ve ses ve rengin sinemaya eklendiği devrimleri yaşayıp film çekmiş bir usta. Ben okurken çok keyif aldım. Ama kitabı okumadan önce Hitchcock’un belli başlı kült olmuş eserlerini izlemekte fayda var ama izlemesenizde çok sorun değil bence. Kitapla ilgili tek sinirimi bozan kısım kitapta satır sonlarında yarım kalan kelimenin hecelemeye uymaması. Mesela;
Benim filmlerim past-
adan bir dilimdir.
Yukarıdaki gibi çok hata var kitapta ve sinir bozuyor.

Kırlangıç Çığlığı

Ahmet Ümit’in okuduğum ilk kitabı. Aslında bu şeref Elveda Güzel Vatanım’a ait olacaktı ama D&R da indirim vardı ve kitapçıda Elveda Güzel Vatanım kalmamıştı. Ben de Cesur Yeni Dünya ve Kırlangıç Çığlığı’nı aldım. Kitap kendini okutuyor sürükleyici ama sonunu ben pek beğenmedim. Bir de durup dururken siyasilere laf sokup sosyal mesaj veriyor. Sonuna kadar haklı ama bence biraz gereksiz kalmış. Kitap temelde çocuk tacizi, göçmen sorunu (suriyeli göçmenler) ve organ kaçakçılığı temeline yerleştirilmiş. Başlarda ne alaka suriyeliler şimdi dedim ancak sonunda iyi bağladı sadece…

Burada nal gibi sürpriz bozan var.

hikayenin sonunda körebe taklitçilerinin yakalanması ile bitmesini isterdim. Emekli komiser ve yardımcısı yakalanıp körebenin hala giz kaldığı bir son beni daha çok mutlu ederdi. Bu şekilde tamamen rastgele farketti baskomiser Nevzat gerçek körebenin kimliğini. Sonu yine iyidi ve Savcı Nadir’in körebe oduğuna dair sadece bir yerde yarım yamalak bir ipucu vardı. Her şey tesadüfler üzerineydi. En azından Nadir bu davaya atanmak için uğraştığını falan söyleseydi. Ben katilin yakalanış anında daha bir aksiyon ve epiklik bekliyordum ama finali fena değildi.

Nezat’ın hikayesi biraz daha deşilecek zannettim. Çok yüzeysel kaldı ama bu Nevzat’ın geçtiği 6. Kitapmış. Belkide Nevzat, Ali ve Zeynep’in hikayesi önceki kitaplarda daha derinleşmiştir. Yoksa bu haliyle çok yüzeysel. Bir de başkomiser neden ortayaşlı teyzeler gibi Aliciğim Zeynepciğim diyor onu anlamadım. Her şey çok sade kitabın dilinde ama Nevzat’ın tahminimce yaşlı olduğu gelmiş yazarın aklına ve araya kısmen eski birkaç kelime sıkıştırıvermiş onun dışında diyalogların da bir kişiliği yok gibi geldi bana herkes aynı tip konuşuyor çoğunlukla sanki, ama sürükleyici ve üç günde bitirtti bana kendini Kırlangıç Çığlığı.


(Emre ) #450

Isaac Asimov - Vakıf , uzayda geçmesi dışında herhangi bir farklı unsur barındırmıyor. Beklediğim gibi bir kitap değildi şahsen.


#451

Yüzyılın En İyi Bilimkurgu Öyküleri - Scott Orson

Ofiste boş zamanlarımda birer birer okuyarak yaklaşık 3 ayda bitirdim. Çok güzel öyküler olmasına rağmen kimilerine de tam kaptıramadım kendimi. Genellikle uzun olan öyküler daha çok hoşuma gitti. Bazı öyküler tam Black Mirror bölümü olacak cinsten.

Bülbülü Öldürmek - Harper Lee

Bayadır okumak istediğim bir kitaptı artık klasikleşmiş sayılmasından ötürü. Samimi, yalıni akıcı bir dili olduğundan kolay okunuyor. Amerikan taşralarında ki hikayeleri hep sevmiş olduğumdan hoşuma gitti. Ancak işte bu tam bir klasik diyebileceğim bir roman değil. Biraz abartılı ve filmine borçlu olduğu bir üne sahip olduğunu düşünüyorum. Bir arkadaşımsa bu kitabın Amerika’da basılan ilk defa ciltsiz- karton kapaklı kitap olmasından dolayı çok fazla satmış olduğunu söylemişti fiyat düşüklüğünden ancak ne kadar doğru bilmiyorum.


(fatih çetin) #452

Küçük Şeyler’i okudum.

Türk edebiyatında modern anlamda hikayenin ilk örneklerinin olduğu güzel bir kitap. Kitapta yer alan 7 hikayenin (toplamda 9 hikaye) ortak noktası düş kırıklığıdır. Bu durumlar “Küçük Şeyler” olarak başlıyor ve hikayede zamanla karakterlerin önemli sorunları oluyor. Kitaptaki bir hikaye ise (Arlezyalı) Alphonse Daudet’in L’Arlesienne hikayesinin çevirisidir.

Bazı kişilerin hoşuna gitmeyecek olsa da (hikayeler kısa olduğu için) okunması gereken güzel bir kitap.


#453

Blake Crouch - Karanlık Madde

Şimdiki zaman kalıbı kullanılarak yapılan anlatım diline ilk başlarda ısınamasamda hikaye son derece akıcı, tempolu ve sürükleyici olduğundan alıştım sayılır. Şimdilik gayet güzel ilerliyor.

Düzenleme : Kitabı bitirdim. Bu sene içinde, Robert Charles Wilson - Dönüş ve Alfred Bester - Kaplan! Kaplan! romanlarından sonra konusu hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmadan başlayıp aşık olduğum 3. bilimkurgu romanı oldu.

“çünkü olabilecek ve olanlar
hep var olan belli bir sonu gösterir.
ayak sesleri yankılanır bellekte,
seçmediğimiz yoldan gelen
açmadığımız kapıya doğru giden.”

“başka tercihler yapmış olsa, hayatının neye benzeyeceğini merak edenler için.”