Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Kenan Ulusoy) #454

VATAN VE FÜHRER İÇİN
2.Dünya Savaşı’nın en nefret edilen askeri birliği olan SS birliğinden bir askerin anıları olan bu kitap Erwin Bartmann’ın hayatını anlatıyor.Gayet akıcı olan bu kitabı 2.Dünya Savaşı meraklılarına öneririm.

Hitler’in Alman gençlerinde yartamış olduğu izlenim,savaşın acımasız gerçekliği,Sovyetlerin gerçek yüzlerini ve Almanların neden Hitler’in peşinden takıldığı gibi gerçeklerini öğrenebileceğiniz bir anı kitabı.


(Ahmet Boyraz) #455

Otomatik Piyano

Eleştirmek ne haddime. :slight_smile: Harika ilerliyor olaylar.


#456

Wilbur Smith - Yedinci Papirüs (Mısır Serisi #2)

İlk kitaptan 4000 yıl sonra geçiyor :smile: İlk kitapta bahsi geçen bir firavun mezarını arayan maceracıların hikayesi anlatılıyor. Çok çok iyi olmasada güzel ilerliyor.


(Yasin) #457

Clive Barker-Lanetlenme Oyunu

Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken sürükleyici ve de edebi bir eser okumamıştım. Clive Barker’ın yıllar önce Kan Kitapları -2 adlı öykü derlemesiyle Kabal adındaki romanını okumuş, beğenmiş fakat içeriğindeki aşırı şiddet ve cinsellik sahneleri yüzünden yazarın başka bir kitabını elime almamıştım. Ta ki Lanetlenme Oyunu’na dek. İki günde 488 sayfalık kitabı bitirdim. (Gözlerim isyan halinde:)). Bu kitapta da oldukça fazla mide kaldıran dehşet sahneleri vardı. (Ki dehşet sahnelerini severim, gerektiği yerde. Ama Clive Barker sanki şeytanın kendisiymişçesine yazıyor bazı sahneleri, aşırının aşırısı)Yine de okuduğuma çok mutluyum. Konusu, anlatımı, çevirisiyle harika bir korku romanıydı. Korku romanı sevenler, hatta geniş anlamıyla fantastik roman severler bunu okuyabilir.


(Bülent Özgün) #458

Sitemizde de duyurulan "Rum Doodle Tırmanışı"nı okuyorum.

Bana Douglas Adams’ı hatırlatan farklı bir mizahı var. Bir dağ tırmanış günlüğünün parodisi gibi. Ekibin lideri başlarından geçen olayları anlatıyor. Ekip liderinin absürtlüğe varan saflığı ve buna bağlı olarak olaylara bakış açısı çok komik.


(fatih çetin) #459

Karanlık Kitaplık serisinden Dracula’yı okudum.

Normalde bu kalınlıktaki bir kitabı 4 bilemedin 5 günde bitiririm ama hastalık, iş başvurusu, bayram ve aileden birinin nişanı girince tam 20 günde bitirdim. Kitap için yorumuma gelirsek keşke bir o kadar sayfa daha yazılsaydı diyorum. Kitabın konusundan bahsetmeye gerek yok sanırım. Son yorumum, bu kitap 100 yıl geçse yine okunacak harika bir eser. Okuyun kesinlikle.

Not: Kitabı okuduktan sonra Drakula İstanbul’da (1953) filmini izleyin derim. Vampir dişlerinin kullanıldığı ilk film olarak bahsediliyor. Zamanın şartlarına göre güzel bir film.


(Halil Oğulcan Karamağara) #460

En son Can yayınlarının Yabancı kitabını okudum, daha önce İngilizcesini okumuştum. Kitap yamuk basılmıştı. Çevirinin anlatımında yer yer anlam kopuklukları vardı mesela bir yerde şimdiki zamanla yazılmışken bir yerde geçmiş zaman kullanılmıştı. (Belki bana batmıştır ve ben yanlış biliyorumdur, bu yüzden bu konuda pek yorumum yok.) Kitap genel olarak güzeldi.

Şuanda Game Of Thrones’un ilk kitabını okuyorum, diziyi çok az izledim. Diziyle kitabı beraber götüreceğim. Yine de çeviriyi çok sakıncalı buldum. İnsanlar İngilizcesindeki betimlemelerin iyi aktarılmadıklarını yazmış, ben ingilizcesini okumadığım için karşılaştırma yapamam ama bence betimlemeler iyiydi. Yine de Jon Snow’u neden Jon Kar olarak çevirir ki bir insan anlayamadım? Yani Jon The Snow, ya da Alexander The Great olsa falan anlarım. Kitapta da dediği gibi Snow başka kadınlardan olan çocuklara(Kaba tabirle yazacağım ama burada yazmak istemedim ehehhehe) verilen bir “soyadı”. Bu durumda adı Jon, soyadı Snow.

Ayrıca kitap çok ama çok hoşuma gitti, anlatım tarzı falan dizisinden çok daha iyi diyebilirim. Sonuçta dizi ve filmlerde siz yönetmenin kitapta gördüğü şeyleri izliyorsunuz ama burada kendinizin görebileceği bir çok ayrıntı var. Doğası gereği filmlerde ya da dizilerde ekrana aktarılamayacak, olayları daha çarpıcı kılan ayrıntılar da var elbette. Örnek verecektim ama vazgeçtim spoiler olmasın diye ehehehe, diyeceğim şudur ki, kitabı mutlaka okuyun. Eğer dizide yüzünüze tokat atılıyorsa, kitapta o tokat yumruk oluyor. Öyle ayrıntılar var ki…


((Eski Nick İBow) Emre) #461

Snow’un Kar olarak çevrilmesindeki mantık kitaptaki diğer piç soy isimlerini gördüyseniz mantığa kavuşur. Stark’lar kuzeydedir, soğuk bölgededirler, o yüzden Kar olarak isimlendirilmiş. Vadi ise kayalık bir mekandır, orada da Stone olarak kullanılmış, bunun da çevirisi Taş’tır, çevrilmesi de doğrudur. Nehirova’da da Nehir soy ismi, Dorne’da da çöl iklimi gibi bir iklimi olduğu için Kum(Sand) kullanılıyor. Nedir yani bu “niye çeviriyorsunuz Snow’u” olayı millette anlamış değilim şahsen.


(Emre ) #462

Vakıf’ın ilk kitabında her ne kadar zorlansam, karakterleri hatırlamaya çalışıp olay örgüsünü birleştirmek de oldukça güç olsa da, ikinci kitapta kitabı yakaladım ve yaptığı kader eleştirisi (psikotarih) hoşuma gitti.


(Halil Oğulcan Karamağara) #463

“Nedir yani bu “niye çeviriyorsunuz Snow’u” olayı millette anlamış değilim şahsen.” Hitab ediş şeklinizden hoşlanmadığım için bu cevabı size değil de, sizinle aynı fikirde bulunan diğer insanlara genel olarak yazıyorum. Bu sizin de söylediğiniz gibi “Soy İsmi”. Soy isimlerinin çevriliyor oluşu şahsen benim ve benimle birlikte birçok kişinin daha hoşuna gitmemiş. Hikayenin diğer tarafları için de aynı durum geçerliyse muhtemelen onlar da beni rahatsız edecekler. Herkesin kendi görüşü kendine, bu konuda bir kural var mı, merak ettiğim şey de bu. Eğer bu bir kuralsa böyle kabul edeceğim artık (Bu özellikteki soy isimlerinin çevirilmesi).


#464

Necip MAHFUZ - Cebevali Sokağı’nın Çocukları
Semavi dinlerin peygamberlerini bir vakıf ve onun çocukları aracılığıyla anlatığı bu kitabın yayınlanması yasaklanmış ve yazarı saldırıya uğramıştır. Geçte olsa bu güzel kitabı okuyabilmek çok güzel.10/10

‘’ Gecenin ardından gün nasıl doğuyorsa Adaletsizlik de bir gün son bulacaktır. Zorbalığın ölümünü de göreceğiz, ışığın ve mucizelerin doğuşunu da.’’


(Duygu) #465

Okumakta geç kalmış olsam da Od’ u okuyorum. Başta odaklanma sorunu yaşadım ama kitap ilerledikçe daha bir sardı. Yazarın üslubunu etkileyici ve başarılı buluyorum. Dönemin sıkıntısı, tehlikeleri, halkın yaşamı iyi yansıtılmış. Yine de kafama yerleşen, Trt’ de yayınlanan Yunus Emre karakteri kitaptaki karakterin önüne geçiyor benim açımdan. Onu daha bir benimsemişim.

Kitabın sonu nereye varacak bakalım. Şimdiden benim için değerli kitaplar arasında yerini aldı.


(kimyager _ferhat gürdoğan) #466

Sissoylu-Son İmparatorluk. Fantastik severlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir kitap.Kitap kalın, büyük ve küçük yazılı diye gözünüz korkmasın kendini öyle bir okutuyor ki anlamıyorsunuz bile.Su gibi akıp gidiyor.Her bir satırı ilmek ilmek işlenmiş şahaser.


#467

Arthur C. Clarke - Çocukluğun Sonu

Yeni bitirdim. Tüylerim diken diken. Okuduğum en iyi bilimkurgu romanlarından biriydi. En iyisi bile olabilir.


(fatih çetin) #468

Amok Koşucusu’nu okudum.

Kitap kısacık olduğu için bir saatte bitirdim ama yazarın yazdıklarının etkisinden çıkamadım. Zweig’dan okuduğum 2. kitaptı bu. Korku’da olduğu gibi yine müthiş yazılmış bir kitap. Başlarda ne oluyor ya? dediğim oldu ama 20’li sayfalarda konuyu kavrayıp hemen bitirme isteği uyandırdı bende. İnsan psikolojisini güzel aktaran nadir yazarlardan bir tanesi.

Konusuna geçersek; yardımına gelen bir hastanın isteğini geri çeviren doktorun daha sonradan bir delirme durumu (yazara göre amok) ile kadının peşinden koşmasını anlatıyor. Zweig da bence bir amok koşucusuydu çünkü intihar ederek hayatına son vermişti.


#469

Zweig, karısıyla birlikte intihar etti çünkü Yahudi bir ailenin çocuğu olmak ve savaş karşıtı söylemleriyle toplumu cesaretlendirmesi sebebi ile Hitler onun ölüm fermanını vermişti, yıllarca ülkesine dönemedi. İçine düştüğü bunalım sonucu eşi ile beraber intihar etti.


(fatih çetin) #470

Mecburiyet’i okudum.

Savaş, vatan, özgürlük ve aşk çıkmazında olan Ferdinand’ın hikayesinin anlatıldığı kısa bir öykü. Ülkelerindeki savaştan kaçıp İsviçre’ye yerleşen ressam Ferdinand’ın bir gün postacının getirdiği evrakla hayatı değişir. Savaş karşıtı olmasına rağmen kendini vatanına karşı mecburi bir görev içinde hisseder. Karısı ise burada özgür olduklarını, artık gitmesine gerek olmadığını söylese de Ferdinand’ı ikna edemez ve olaylar gelişir.

Zweig’ın yine kendi hayatından bir şeyler aktardığı güzel bir öykü olmuş. Kitap 56 sayfa olmasına rağmen bir sürü soru soruyor bizlere. Dışarıdayken kendini kaçak hisseden bir insan ne kadar özgürdür? Vatan kendi hayatından daha mı önemlidir? Cepheye koşan asker başka bir şansı olsa ne yapar?
gibi sorulara cevaplar veriyor.


#471

James Gleick - Zaman Yolculuğu

Kitabın ismi “Kim Zaman Yolculuğu Hakkında Ne Demiş?” olsaymış, kitabın içeriğini daha güzel özetlermiş.

Öte yandan, anlayabilmek için belli bir bilgi birikimi gereken bilim kitaplarının kapaklarının, açık açık potensiyel alıcıyı yanıltmak için üzerindeki görselleri olsun, rengi olsun, yazı fontu olsun çocuk kitabı gibi tasarlanmasından cidden rahatsızlık duymaya başladım.


(Eren Diakotra) #472

Bana göre iğrenç ötesi bir seri.


(Stormfather) #473

Neresini begenmedin ? bu kitabı bir kısım öve öve bitiremezken bir kisım dibe görmüyor arada kaldım .