Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Son of Sarek) #514

Kısa Öykünün Büyük Ustaları - İş Bankası Yayınları - Modern Klasikler Dizisi #85 - Celal Üster

Açıkçası muazzam bir derleme kitap olmuş. Edgar Allan Poe, Herman Melville ve O. Henry’den Chesterton, James Joyce, Oscar Wilde, Virginia Woolf ve Katherine Mansfield’in öykülerini içeren bu kitabı okurken bazı öyküler kanımı dondurdu, bazıları ise mutlu etti. Gerçekten kısa öykünün çok güçlü bir şey olduğunu fark ettim. Washington Irving’in ‘Alman Öğrencinin Başından Geçenler’ adlı hikayesi öylesine vurucu ve harika ki beni en çok şaşırtan öykü o oldu. Herkese tavsiye ederim.


#515

Marie Lu - Warcross

Okuoku indiriminden almıştım. Kitabın 100. sayfasındayım. Çok beklentim olmamasına rağmen bende bıraktığı ilk izlenim çok iç açıcı değil. İlerleyen sayfalarda durumun değişmesini umuyorum.

Öte yandan istisnasız her yerde anlam veremediğim bir şekilde “Kitabın cildi çok güzel.” “Kitabın cildi gerçekten müthiş.” “Kitabın cildi öyle muhteşemki ki…” Kitabın cildi, cildi, cildi, cildi, cildi, cildi, cildi… muhabbeti dönüyor. Bildiğin ucuz, kağıdımsı hissi olan kitap cildi işte neyin goygoyunu yapıyolar bu kadar anlam veremedim. Örneğin Metisin Yerdeniz’inin, Alfa’nın Otostopçunun Galaksi Rehberi’nin, Pegasus’un Gemina’sının vs. cildi bundan fersah fersah daha iyi.


(Barışcan Bozkurt) #516

Biraz Asimov, biraz William Gibson, biraz PKD okuduysanız son zamanlarda okuduğunuz en klişe romanlardan biri olabilir.


(Emre ) #517

Rachel Kushner - Küba’dan Teleks’i okuyorum. Küba’yı ve bir dönemi çok güzel anlatmış. Yerlileri, Siyahileri, Kübalıları ve Amerikalılar hakkınfa yaptığı analizler felan çok güzel. Küçük bir kız çocuğunun gözünden yazmış. Yazdığı iki kitapla da zaten National Book Awards’a kalmış. Sanırım Türkiye’de fazla bilinmiyor ve tutmamış.


#518

Tanrının Çocukları - Mary Doria Russell

Daha önce gene Metis Yayınlarından çıkmış Serçe adlı kitabın devamı. Devam kitabı olduğundan Serçe’yi okumak gerekiyor öncelikle. Devam kitabı olarak oldukça cüsseli bir kitap olmuş. Konu olarakta ilk kitapta Dünya’ya uzak bir gezegenden gelen sinyaller üzerine o gezegene iniş yapan ekibin gezegendeki hikayesi idi. Runalar ve Janaata adlı iki ırk bulunan bu gezegendeki varlıklar insanlara göre oldukça geridir.

Bu kitapta ise -Spoiler vermemek için biraz kısa keseceğim- İkinci bir ekibin gene aynı gezegene gidişini ve ilk ekibin gezegende yarattığı etkiyi ırklar dengesini nasıl değiştirdiğini görmekteyiz.
Kitabın eleştireceğim yönü gene ilk kitaba göre aksiyon kısmına çok geç girişmesi. Ve tüm kitap boyu beklenilen şeyin son 100 sayfaya sığdırılması.(Kitap 542 sayfa) Yani kitabın sonunu ve gidişatını etkilemeyecek o kadar gereksiz konuşmalar ve olaylar var ki bu kısımlara bu kadar yer vermese de olurdu. Gene ilk kitap gibi başları sıkıcı diyaloglardan dolayı hikayeye kaptırmak zor gelse de dayanılırsa okuduktan sonra pişman olunmayacak bir kitap.


(galeme) #519

Şair Evlenmesi ne kadar hoş bir kitap. Çok içten ve okuması çok zevkli. Kitaba Şinasi’nin son yıllarını eklemeleri harika olmuş. Hiç tanımadığım bir yazar hakkında oldukça güzel bilgiler edindim.


#520

2 ay önce kadar okudum. Kitabın çoğu yeri tahmin edilebilir bölümlerden oluşuyordu ama çok kötü de değildi. Dili çok akıcıydı okurken insan zorluk çekmiyor. Hepsini geçtim yazarın kurduğu Warcross dünyası çok eğlenceliydi. Warcross bildiğin Capture the Flag oyunu ama daha aksiyonlu versiyonu denilebilir. Çok fazla yorum yapabileceğim bir kitap olmadı ikinci kitabı almak için indirim bekliyorum.


(Ahmet Boyraz) #521

Robert A. Heinlein - Uzay Elbisemle Yolculuğa Hazırım

Küçük bir çocuğun Ay’a seyahat etme arzusunu anlatıyor.
Yer yer beni güldüren bir başlangıçla kitabı birkaç günde bitireceğimi düşünüyorum. :slight_smile:


(Halil Oğulcan Karamağara) #522

Az önce Albaya Mektup Yok adlı kitabı bitirdim. Kitap ve anlatım tarzı çok iyiydi, fakat sonu oldukça yetersizdi. Ayrıca belgesel ve tarih hastası biri olarak kitabın geçtiği dönem hakkında daha çok bilgi vermesini, karakterleri, en azından ana karakteri daha net tanıtmasını isterdim. Ayrıca daha güzel bir son yazılabilirdi elbette. Dahası kitapta o dönem var olan nesneler ayrıntılı bir şekilde anlatılmışlar, evler olsun, saatler olsun, vantilatör olsun. Buna bayıldım.

Çevirisi oldukça iyiydi ama bir husus dikkatimi çekti. İngilizce kitabında bağırsaktaki “flora” diyor. Flora hem bitki örtüsü hem de belli bir organdaki, faydalı ya da zararlı mikrop/bakteriler demektir. Mesela vajina ve bağırsak gibi çeşitli olgunlarda bulunurlar. Bunu bitki örtüsü olarak çevirmek doğru mu, işte onu pek bilemedim. Yine de bu konuda ben de pek emin değilim şahsen.

Bknz: Gut Flora(Bağırsak Florası diye geçiyor Türkçe’de.), Vaginal Flora.

Çeviren kişi kötü bir şey yapmış demiyorum, daha sanatsal ve güzel olmuş fakat yine de ben ilk okuduğumda bunun bağırsak florası olduğunu anlayamadım ve mecazi bir anlatım yapıldığını zannettim. Bilemedim şimdi. :smiley:


(İbrahim Şahin) #523

Az önce Vakıf serisinin ikinci kitabı olan Vakıf ve İmparatorluk kitabını bitirdim. İlk kitap kadar çok güzel olmasa da iyiydi. İlk kitapta üç kriz varken bu kitapta tek kriz olması bende mini bir hayal kırıklığı oldu. Kitap güzel yerde bitti, sabah kahvaltıdan sonra direkt 3. kitaba başlamayı düşünüyorum. Katır karakterinin bitişini bir an önce görmek istiyorum. Sürekli yeni karakterlerin eklenmesi işimi çok zorlaştırıyor, kitap çok fazla dallanıp budaklandığı için takip etmek zor hale geliyor. Bu yüzden her yeni bölümün minik özetini çıkartmaya başladım. Bi nevi kişisel minik Vakıf rehberimi hazırlıyorum.


(Yakup Cemil) #524

Attila İlhan-Sırtlan Payı
Kitabın en dikkat çekici yönü; Attila İlhan’ın hemen hemen tüm eserlerinde olduğu gibi Türk dilini tüm yönleriyle kullanmış olması bence. Özellikle romanın kahramanının zaman zaman konu itibariyle geçmişe gitmesi, genç Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde toplumun yapısı hakkında hayli fikir veriyor. Vakit kaybetmeden okunması gereken bir eser :slight_smile:


#525

Kıyamete Bir Milyar Yıl, kitap akmıyor daha dün başladım ve bana Steins Gate’i (anime) anımsatıyor. O animeyi izlerken de çok sıkılmış defalarca kez izlemeyi bırakmıştım. 20 küsur bölümdü ve ben 3 yılda tamamladım. Bu kitapta da karakterimiz hiçbir şey bilmez, habersizken konuştuğu kişiler bunun çalışmaları hakkında bilgi sahibi bir konumdalar. Acaba yine zaman yolculuğu mu var? Hiç sevmem olayların kopuk kopuk ilerleyip konunun sonunda birleşmesini.


#526

Çok eskiden ingilizce dersleri sırasında ingilizce okuduğum Dean Koontz - Phantoms kitabının Türkçesi (Kurbanlar) geçti elime. Tekrar Türkçe olarak başlamak istedim. Ben bu kadar kepazelik seviyesinde bir çeviriyi daha önce ne gördüm ne duydum. Şimdi laf ettiğimiz Neuromancer çevirilerini öpüp başımıza koymak lazım. Öyle bi çeviri ki kitabın ingilzcesini Google Translate’den çevirirseniz, karekterler, olaylar, betimlemeler ve diyaloglar hakkında daha çok bilgi sahibi olabiliyorsunuz.

Sözde çevirmen orijinal metinden kafasına göre diyalogları, betimlemeleri, bazı cümleleri hatta paragrafları dahi çıkarmış. Orjinal metinde iki karekter arasında geçen çoğu diyaloğu beyefendi gereksiz bulmuş çevirmeyip atlamış. Olaylar, betimlemeler, karekterlerin iç seslerin vs. çok gelmiş olacak ki kafasına göre kısaltmış. Orijinal metinde karekterlerin geçmişini, neden böyle bir ruh hali içinde bulunduğunu anlatan fakat bu şarlatanın çevirmeyip atladığı ciddi ciddi 5-6 paragraflık yani yaklaşık 1-2 sayfalık yerler var. Tüm o kan, vahşet ve gerilim betimlemeleri orijinal metinde o kadar güzel yapılmış ki, bu şarlatanın sözde Türkçeye çevirdiği metin ile alakası yok. Orijinal metinde Güve (Moth) olarak betimlenen yaratığı kafasına göre Sinek yapmış. Sen kendini ne zannediyorsun da orijinal metinin betimlemesini kafana göre değiştiriyorsun? Okura ve yaptığı işe saygısı olmadığı için Futbol Topu ile Futbol Sahasının ayrımına bile kafa yormamış. Bir cümle önce Futbol Sahası büyüklüğünde denen yaratık bir sonraki cümlede evin kapısından camından içeri falan giriyor. Sonuçta kendi iş ahlakı gibi rezil kepaze bir çeviri çıkmış ortaya. İşin komik kısmı bunlada yetinmemiş şaka gibi ama kendi kendine orijinal metinde olmayan eklemeler, betimlemeler falan yapmış. Bu nası bir rezalettir, bu nasıl bir hem kendine, hem yaptığı işe hemde okura yapılan saygısızlıktır aklım almadı.

Sözde çevirmenin adı Mehmet Harmancı. Hakkında araştırma yaptım, karşılaştığım sonuç karşısında hiç şaşırmadım. “Ben aynı anda 5 kitap çeviriyorum, bir sonraki paragrafı okumama gerek yok, hikayenin gidişatından artık hepsini tahmin edebiliyorum. Hatta 10 sayfa sonra olacakları bile biliyorum” gibi bir sapkınlık içine düşmüş. Sadece tam zamanlı çalıştığı işten kalan boş vakitlerimde 400 kitap çevirisi yaptım, rekora gidiyorum diye övünüyor. Link

Ernest Hemingway’in Silahlara Veda kitabınıda aynı şekilde bok ettiği için yayınevi gelen talepler sonucu tekrar çevirme kararı almış. Link

Burdan İnkilap Kitabevini’de kınıyorum. Hiç mi bakmadınız bu adam çevirdi ama nasıl çevirdi diye?

Stephen King’in Altın Kitaplar yayıncılıktan satışta bulunan Hayvan Mezarlığı, Medyum gibi kitaplarında bu kişi çevirmiş. Elimde bu saygısız kişinin çevirdiği Carl Sagan - Mesaj kitabı bulunmakta. Henüz okumadım ama okumak konusunda cidden büyük ikileme düştüm. Yine böyle bi kepazelik yaptı ise okumayacağım. Bu kitabı okumuş olan çevirisinin orijinal metine kıyasla nasıl olduğu hakkında bilgi verebilir mi?

Edit : Bahsettiğim şarlatanlık seviyesindeki çeviri için bir örnek. Tüm kitap bu şekilde. (Kurbanlar - Sayfa 94/95)


(Hazal Çamur) #527

Buradan sonrasını yüreğim kaldırmadı ya.

Çevirmenliğin düştüğü haller, kendine çevirmen diyen bu insanları yüreğim kadar midem de kaldırmıyor. Uyardığınız için teşekkürler.


(Didem) #528

Say Yayınlarından çıkan kitabı kastediyorsunuz, değil mi? Ben de geçen sene aldım büyük bir hevesle, dili hoşuma gitmediği için yarım bıraktım; ama sonra bir daha şans vereceğim dedim kendi kendime. Ön yargı da oluşturmak istemem kitaba karşı, belki de kafamın dolu olduğu zamana denk geldi.
İşin nahoş tarafı, işine rekor kırmak açısıyla bakması. Ortaya koyduğu ürün ne kadar kaliteli olabilir ki böyle bakan insanların?


#529

Benim elimde bulunanda Say Yayınlarının baskısı. Fakat bundan önceki İnkilap Kitabevinin baskısının çevirisinide bu şarlatan yapmış. Say Yayınları malesef baştan bir çeviri yaptırmamış.


#530

Çevirmenlik gibi bir meslekte nitelikten çok niceliğe bakması zaten kalitesizliğini belli ediyor. Ekşi sözlükte de şöyle bir başlık açılmıştı: https://eksisozluk.com/19-temmuz-2017-bilgi-yayinevi-rezaleti--5415675


(galeme) #531

Çocukluğun Sonu’nun sonunda ağlayacaktım az kalsın. Çok duygu yüklü geldi bana. Son bölümlerin tasviri muazzamdı, bütün atmosferi ve çaresizliği hissettim.

Tam istediğim tarzda bir bilim kurgu romanıydı. Okuduğum İthaki bilim kurgu klasikleri arasında Kaplan! Kaplan! ile birlikte en sevdiğim kitap bu oldu diyebilirim.

Sırf bilim kurgu olduğu için bilmem neyin bilmem ne kalkanları devrede mi şeklinde ne olduğu kafada canlandırılamayan anlamsız betimlemeler olmaması çok hoşuma gitti.


(Damla) #532

Kargalar Meclisi’ni okuyorum. Cam Şato ya da Dikenler ve Güller Sarayı gibi fazla abartılmış ama fos olan genç yetişkin fantastik romanlarından bin kat daha iyi. Hafif bir Sissoylu tadı var, kurulan evren oldukça sağlam ve hoş.


#533

Ben Robot - Isaac Asimov

Lise de ingilizcesini okumuştum.O zaman da çok beğenmiştim. Sayfalar su gibi akıp gitti. Her öykü kendi içinde güzeldi. Polisiye tadı da mevcut bazı öykülerde.Bilimkurguyu sevdirmeye çalıştığınız insanlar için güzel bir giriş kitabı olur. Kardeşime okutucam bu kitabı.

Vahşi Kızlar - Ursula Le Guin

Güzel bir öykü, ardından bir makalesi, bir kaç şiiri ve bir röportajı yer alıyor kitapta. Öykü Ursula Le Guin’e yakışır şekilde güzel. Sınıfsal farklılıklar ve bunların acımasızlıkları kadın karakter gözünden izliyoruz. Distopya gibi geldi bana. Röportaj ise ne zaman yapıldı bilmiyorum ama çok konuşkan değilmiş, maşallah ağzından cımbızla laf çekmişler.

Geceyarısı Gezegeninden Raporlar - Nalo Hopkinson

Kitap 2 öykü, bir konuşma metni ve bir de röportaj içeriyor. Yazarı ilk defa okuyorum ve baya dobra bir hanımmış. Ursula Le Guin’in röportajında ağzından laf nasıl sayılı çıkıyorsa bu yazarında her soruya verecek uzun uzun cevapları var. Kitaptaki öyküler ve diğer metinler bilimkurgu ögelerinden ziyade politik içeriklere sahip özellikle ırkçılık konusunda. Ayrıntı yayınları bilimkurgu serisinde yer almasından dolayı okudum ama pek aradığımı bulamadım.