Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


#576

Melisa Kesmez’in son kitabı Nohut Oda’yı okuyorum.
Yazarın önceki iki kitabı gibi bu da bir öykü kitabı. Melisa Kesmez’in yazım tarzını çok beğeniyorum ben, hüzünlü insanlara dair hüzünlü öyküler yazıyor ve okurken kelimelerin içinizde bir yerlere dokunduğunu hissedebiliyorsunuz. Çok ‘gerçek’ bir tarzı var diyebilirim sanırım. Öykü sevenlere tavsiye edebileceğim bir yazar kendisi.


#577

Tevazuyu alkışlıyorum…


(fatih çetin) #578

Satranç’ı (Stefan Zweig) okudum.

  1. Dünya Savaşı’nın ruhsal ortamının çok iyi aktarıldığı, insanı gerim gerim geren hissi iyi aktaran, satranç kısımlarında da askerlik anılarıma götüren (nöbet değişimlerinde ve ya hafta sonu tatillerinde satranç turnuvaları düzenlerdik :slight_smile: ) güzel, 1-2 saatte bitebilecek bir eser. Okumanızı tavsiye ederim.

#579

Joe Haldeman - Bitmeyen Savaş’a başladım. Çok sevidğim bilimkurgu romanlarından biri olan Yaşlı Adamın Savaşı bu romandan baya bi esinlenmiş :slight_smile: Bunu da severek oluyorum.


(Hazal Çamur) #580

Yarım bıraktığım:

Melezler - Stephen Graham Jones

Şuradaki nedenlerimden ötürü kitabı yarım bıraktım.

Tekrar dönmeyi düşünüyorum, fakat cümlelerin sahiplerinin peşinde koşma işi beni çok yordu. Bir parça hayal kırıklığım mevcut.

Şu an okuduğum:

Kanını Satan Adam - Yu Hua

Dün akşam eve sürünerek döndüm desem yeridir. Evde çalışmaya devam ettikten sonra bulduğum bir aralıkta 15 sayfa okuyabildim. Ama o 15 sayfada çok ilginç bir şey fark ettim: Yu Hua’nın karakterleri tiyatro metinleri gibi konuşuyor. Bir parça şiirsel ve tiyatral. Bunu beklemiyordum, fakat çok sevdim.


#581

Sodom ve Gomore
Yakup Kadri Karaosmanoğlu.

Eleştiriden ziyade merak. Acaba o dönemde Türk kadınları ve kızları cidden bu kadar serbest ve başıboş muymuş acaba.


(Fatih Kerem ) #582

Merdivenler Kenti - Robert Jackson Bennett
İlahi Kentler Üçlemesi Birinci Kitap

Forumda kitapla ilgili birkaç haber gördüm ama anladığım kadarıyla kitaba özel başlık hiç açılmamış.

Kitabı alalı neredeyse 3-4 ay olmasına ve çoktan başlamış olmama rağmen ancak şu son 2 haftada düzenli olarak okumaya başlayabildim ve bitirebildim kitabı. Bunun nedeni tamamen benim tembelliğim. Her neyse hazır serinin ikinci kitabı da çıkmaya yakınken -öyle tahmin ediyorum Çevirmenin Çemberi: Merdivenler Kenti? - böyle bir başlık açayım dedim.

Merdivenler Kenti benim için oldukça akıcı, elimden bırakamadığım ve okumaktan çok keyif aldığım bir kitap oldu. Çevirisi gayet iyi. Bazı kelime hatalarına rastlamama rağmen, bütününe baktığımda okumaya engel olan bir şey yok. Hatta yazarın çok fazla noktalama işaret olan, uzun ve karmaşık cümleler kullandığını da ele alırsak oldukça iyi.
Kitabın özgün bir evren sunması ve şehir fantazyası olması beni kendisine daha da çok çekti. Kitaptaki tanrılara ve de “tanrıların zamanında sömürdükleri ülkenin dünyayı yönetmesine” sunduğu bakış açısıyla da ilginç bir deneyim yaşatıyor. Başlarda fantastiklik minimum düzeyde tutuluyor diyebiliriz. Bunun en büyük nedeni kitabın tanrıların öldürülmesinden sonrasını ele alan bir zamanda geçmesi. İşte burada işin içine ana karakterimiz Shara Thivani giriyor. Hikayenin hem casus, hem ülkesine hizmet etmekle yükümlü, hem de bir tarih bilimci olan birinin gözünden işlenmesi olayların birçok kapıya açılmasını ve keyifli bir okumayı getiriyor. Sigurd adlı -oldukça Vikingleri andıran- karakteri ise çok sevdim. Başından sonun kadar ilgimi çeken karakterlerin en başındaydı kendisi. Karakterlerin duygularını iyi aktarıyor yazar. Öncelik Shara olmak üzere karakterlerle empati kurmam, hisstiklerini hissedebilmem ve kitabın kendisine kapılmam çok kolay oldu. Bir çok yerinde beni bu dünyanın tarihi, kimlerin haklı olup, kimlerin haksız olması ve de karakterlerin yaptıkları hakkında derinlemesine düşündürdü. Ayrıca yazar karakterlere önemli sorular sorup, bu soruların üzerinde durmayı ihmal etmiyor. Mesela Kutsallar/İlahlar üzerinde hem siz hem de karakterlerimiz sorular soruyor ve de cevaplar arıyorsunuz. Bu açıdan arkası doldurulmuş ve de derinlemesine yazılmış bir kitap. Bir cinayetin araştırılmasıyla başlayan hikaye çok farklı bir noktaya geliyor. Durgun başlaması sizi aldatmasın. Kitabın sonlarına doğru üzerinize peş peşe olaylar silsilesi ve açıklanan gizemler yağıyor. (İyi anlamda.) Bu noktaya kadar yazar bize verdiği bütün ayrıntıları ve ipuçlarını, başından sonuna kadar çok iyi bir şekilde bağlıyor. Aynısı kitabın ters-köşeleri için de geçerli. Yazar Gizemi, kafanızda kalan soruları ve tahminleri ve nedenleri -Sissoylu da veya Brandon Sanderson’un serilerinde çok iyi yaptığı gibi- yavaş yavaş size aktarıyor. Bunu da iyi yapıyor. Bu noktalar ve olay örgüsü, çok iyi bir şekilde hikayeye bağlanıyor. Betimlemelerden çok keyif aldım. Yazarın gerçekten de çok iyi betimlemeleri vardı. Ancak bazı betimlemelerini kafamda canlandırırken sıkıntı yaşadım. (bu benden de kaynaklı olabilir) Fan-artlarına baktığımda benim hayal ettiğim şehir ile, tasviri çizilen Bulikov çok farklıydı.
Genel olarak akıcı olarak okuduğum ve hiç sıkılmadığım bir eserdi. Bir noktadan sonra olaylar öyle bir noktaya geldi ki elimden bırakasım gelmedi. Büyü sisteminin beni çok etkileyen bir yanı olmadı. Açıkçası ihtiyacım da olmadı. Çünkü yarattığı evren ve dünyanın tarihi çok detaylı. Ana karakterin -Shara’nın- tarih bilimci olmasının yanında, bildiklerinin üzerine bir de “kayıp ve bilinmeyen tarihten” yeni şeyleri okuyucuyla birlikte öğrenmesi da ayrı bir tat. Ayrıca hikayenin geçtiği kent olan Bulikov’u, yani Tanrıların ve mucizelerin izlerini taşıyan ve eski görkeminin silüeti olan bu kenti çok seveceğinizi düşünüyorum.
Toparlamam gerekirse, ilk kitaba göre çok iyi başladı diyebilirim. Sadece tek kitap tatmin olmama yetti ve hikaye aslında başından sonuna noktalanıyor. Yine de yazarın kitabı bıraktığı yer itibari ile dahasında neler olacağını gerçekten merak ediyorum. Kısaca okumanızı tavsiye ediyorum.


#583

Aşk olsun… :laughing:


(Fatih Kerem ) #584

Buradakine koymamışım ama kitap için açtığım başlıktaki gönderimin sonunda, sizin incelemenizin linkini koymuştum aslında :d


#585

Otomatik Portakal’a başladım. Tamam sert falan diyorlardı da…

Bu kadarını beklemiyordum, yazar gerçekten kafayı sıyırmış. Ayrıca Alex herşeyi haketmişti.
Herkes iyi olsa iyiliğin anlamı kalmaz falan filan :nauseated_face:


#586

Güz Cumhuriyeti / Brian McClellan

Barut Büyücüsü üçlemesinin üçüncü ve son kitabı. Beni Sissoylu serisi kadar kendisine bağlamadı ama üçleme güzel bir şekilde son buldu. Ben kendi adıma tatmin oldum, kitap baştan itibaren akıcı ilerledi.

İkinci kitap, A noktasından B noktasına giderken yolda yaşanan olayların bir önemi yokmuş gibi hissettiriyordu, sadece son 100 sayfası ile tatmin etmişti beni ama son kitapta tüm olayların sonuca bağlanması beni mutlu etti.

Kitapla ilgili şimdilik aklıma gelen sıkıntı, karakterlere daha çok ısınabilmeyi ve daha oturaklı karakter gelişimleri görmeyi isterdim.


#587

Dune Tanrı İmparatoru

  1. kitabı bitirdiğim gün bakalım nasıl başlıyor bir iki bölüm okuyayım diye elime aldım 100 sayfa okumuşum.İlk kitaptan sonra serinin en sevdiğim kitabı olacak gibi görünüyor.Frank Herbert ilk kitaplarda dünyasını ve felsefesini geniş bir biçimde anlattığı için bu kitap biraz daha hareketli ve diyaloglar daha fazla.Yeni karakterler ve eskisinden farklı bir Arrakis gezegeni var.Oyunun içinde oyunlar,güce ulaşmak için çevirilen entrikalar diğer kitaplar gibi bu kitabın da vazgeçilmezi. Frank Herbert yine güce,inançlara,toplum davranışlarına karşı söyleyeceklerini de ihmal etmiyor.

(fatih çetin) #588

Nantucket’lı Arthur Gordon Pym’in Hikayesi (Edgar Allan Poe) okudum.

Gerilim dozu epey yüksek olan Arthur Gordon Pym’in maceralarını anlatan macera, aksiyon ve denizciliğe meraklı kişilerin okuması gereken güzel bir kitap. Kitaptaki yaşanan olaylar, ara sıra gerçekleşen katliamlar öyle güzel aktarılmış ki bir bakmışsınız kitabı bitirmek üzeresiniz o derece.

Yazarın ölümüyle tamamlanamamıştır ama yine de ne kadar güzel bir eser olduğunu değiştirmiyor. Bazı yazarlar tarafından tamamlanmaya çalışılmıştır ayrıca. (Jules Verne - Buzlar Sfenksi en meşhuru)

Nantucket’li Arthur Gordon Pym öyküsü çoğu yazara esin kaynağı olmuştur. Özellikle Herman Melville’in Moby Dick eserine.

Not: Google maps haritaları yardımıyla A. Gordon Pym’in rotası belirlenmiştir. İlgilenen arkadaşlar bakabilir.


#589

Yılmaz Özdil - Mustafa Kemal’e başladım.

Kitap 500 küsür sayfa ama gerek içinde görsellerin bulunması olsun gerek bildiğimiz Yılmaz Özdil tarzında yazılmış olması olsun, 500 sayfalık bir kitaba göre çok daha kısa sürede okuyup bitirebilirsiniz.


(Erman Akman) #590

Bende ilk bir kaç sayfaya baktım M.Kemal’de bilgi çok ama sade şekilde sayfalar hızlıca akar gider.Birde Kanını Satan Adam var onu okuyorum


#591

Zaman çarkı:dünyanın gözü


(Doğan Can Urul) #592

Kanını Satan Adam’ı “kıkırdayarak” okumaya devam ediyorum.


(Bahri Doğukan Şahin) #593

Bu mesajdaki harita bağlantası sebebiyle başlığa her tıkladığımda otomatikman haritalar uygulamasını açıyor telefon. Yok mu bunun bir çözümü? :smile:


(Mustafa Güngören) #594

Miras - Ruhlar Dehlizi / Christopher Paolini

Serinin önceki kitabı olan Brisingr - Ateş Kılıcı’nı okumamın üzerinden 2-3 yıl kadar geçti. Normal de bir seriye bu kadar ara vermem. Ama bu seriyi zorla okuyorum o nedenle son kitap bu kadar ertelendi. Elfler, cüceler, ejderhalar vs. daha önce yazılan çoğu fantastik eserdekilere oldukça benziyor ve bana yeni bir şey sunmuyor.
Serinin özgün noktaları da yok değil. Fakat son kitaba gelmeme rağmen hâlâ baş karakter ilk kitaptaki gelişim çizgisinde ilerliyor. Yeni olaylar sürekli bir gezinti dahilinde oluyor. Açıkçası bitirmek için okuyorum.


(Duygu) #595

Vadideki Zambak
Bitirmek üzereyim ama zaman zaman atlayarak okuduğumu itiraf edeyim. Yazarın güçlü betimlemeleri, dönemin kültürü ve sıkıntılarını başarılı yansıtması sevdiğim yön olsa da genel olarak kitabı sıkıcı buldum. Özellikle yere göğe konulamayan kadın karakter bana samimiyetsiz geldi. Ana karakterin takıntılı hallerine de ısınamadım bir türlü. Neyse daha fazla uzatmak istemiyorum. Sırf bitirmiş olmak için devam ediyorum. Sanırım kendi tarzımın dışına çıkmamalıyım. :slight_smile: