Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Bülent Özgün) #717

Sevincini Bulmak - Mustafa Kutlu

Önyargılarımın kurbanı olup mühim addedilen bir öykücüyü es geçmemek için, en çok da hediye olduğu için okudum bu kitabı. Okumaz olaydım.

O kadar sığ bir roman ki anlatamam. Başından sonuna vaaz. Ne hikaye var ne takip edilesi bir dil. Gereksiz ayrıntılar, berbat şakalar, kötü göndermeler. Her sayfaya serpiştirilmiş sığ bir tüketim toplumu eleştirisi, maneviyat güzellemesi; hikayeye hizmet etmeyen turist broşürü bilgileri, gereksiz malumatfuruş ayrıntılar.

Mustafa Kutlu en temel hikaye anlatma düsturundan habersiz: Anlatma, göster!

Sürekli anlatıyor, vaaz veriyor. Sen bana olayları naklet, hikayeyi sun; ben oradan alacağımı alırım.

Umarım sadece bu kitabı böyledir. Yoksa yazık…


#718

Sissoylu Kanun Alaşımı
Orijinal seri kadar iyi bulmadım Belki de ilk üçlemenin etkisinden çıkamadığımdan olabilir :slight_smile:


(Wifhty Zet) #719

Orada Bir Yerde - Engin Türkgeldi
Hayalindeki dünyadan sizi de ikna eden öyküler. Son öykü bitişe yakışır derecede mükemmeldi.


(Hüseyin gök) #720

Ve sandmanın 5 bölümlük cilti bitti. Eleştirilecek bir şey bulamadım :joy: her cilt ayrı bir keyif verici macera gibiydi. Herkesin okumasını tavsiye ederim


(kimyager _ferhat gürdoğan) #721
  1. Kitap ne zaman çıkıyormuş? Onu beklemek var şimdi. :grin:

(Hüseyin gök) #722

Valla fuardan sonra hız verilecekmiş yenisi çıkana kadar biraz ara vermek iyi olacak benim için. Biraz da batmanın dünyasına dalaçam :joy:


(kimyager _ferhat gürdoğan) #723

2019 fuara kadar 2-3 cilt çıkar gibime geliyor ya hayırlısı. Allahtan Batman çok basıyorlar. Eksik sıkıntın olmaz inş. :grin:


(Hüseyin gök) #724

Yok ya ben dc ve marvel evreninde bi baştan başlayıp seri yapmayı planlamıyorum. Hikayesi ayrı şekilde işlenmiş kitapları aldım şuan, batman hush, bitmeyen cadılar bayramı, noel vs bi kaç kitap. Bir kaçtanede joker ve harleyi anlatan özel bir kaç kitap daha alırım yeter. Çizgi romanda tek tük olmayı sevmiyorum. Diger yapım çizgi romanlarıda okumak istiyorum. Pazartesi güngezgini gelecek onuda okurum.


(kimyager _ferhat gürdoğan) #725

Douglas Adams - Çoğunlukla Zararsız. Yine güzel bir macea oldu benim için. Çok güzel bir serinin sonuna geldik. Keşke başka türlü bitseydi. Ama belkide herşeyi tadında bırakmak gerek. Okumakta kararsız hissedenler varsa bir an önce başlamalı.


#726

Bülbülü Öldürmek - Harper Lee
Okurken araya 3-4 kitap sıkıştırdığım için bitirmem uzun sürdü. Başlarda gereksiz ayrıntılar var ve sıkıyor. Son 100 sayfa tek seferde okunacak kadar akıcıydı. Sonunu beğendim.
Kitap genel olarak ırkçılığa karşı durmuş ve ırkçılığı yermek için yazılmış gibi ama bazı cümleler yine de ayrım içeriyor. Yazar ırkçılığa karşı durmaya çalışırken istemeden ırkçılık mı yapmış anlamadım. Beni bu düşünceye iten kısımları yazayım kitaptan:

“Bu kasabada oyunu kurallarına göre oynamanın Yalnızca Beyazlar İçindir damgası taşımadığına inanan bir avuç insan; adil yargılanma hakkının yalnız bizlere değil herkese ait olduğuna inanan bir avuç insan; bir zenciye baktıkları zaman, Tanrı bana acımasaydı ben de onun gibi olabilirdim, diye düşünecek kadar alçakgönüllü olan bir avuç insan.” Bayan Maudie’nin eski canlılığı geri gelmişti: “Bu kasabada sağlam bir altyapısı olan bir avuç insan işte onlar.”

Burada “Tanrı bana acımasaydı ben de onun gibi olabilirdim” diyor. Yani siyahi olmaktan bir hastalık, sakatlık gibi aşağı bir özellik gibi bahsediliyor.

“Dünyada Yahudiler kadar iyi insanlar yoktur, Hitler’in bu düşüncede olmaması benim için anlaşılmaz bir şeydir.”
Sınıfın ortasından meraklı biri: “Acaba niçin Yahudileri sevmiyorlar sizce, Bayan Gates?” dedi.
“Bilmiyorum, Henry. Yahudiler içinde yaşadıkları bütün toplumlara katkıda bulunurlar, hepsinden önemlisi de çok dindar insanlardır. Hitler dini ortadan kaldırmaya çalışıyor, belki de bu nedenle onları sevmiyor.”

Burada da açıkça Yahudilere pozitif ayrım yapılmış.


#727

Kitabın geçtiği Amerikan toplumundaki düşünceleri anlatan bir kitap, alıntıladığınız cümlelerde cemiyetteki farklı insanların farklı konulardaki düşüncelerini gösteriyor. Bunu yazarın istemeden ırkçılık yapması olarak yorumlamak aşırı bir yorum olacaktır.


#728

Farklı düşünceleri göstermekten çok ders verme amacıyla yazılmış kısımlar gibiydi.
Kitap ilk olarak 1960’da yayımlanmış. Bu zamanda ırkçılıkla ilgili düşüncelerin böyle çelişkili olması gayet normal bence.


#729

Karakterlerin düşünceleri ile yazarın şahsi fikrini karıştırıyor olabilir misiniz?


#730

Hikayede neredeyse hiç önemi olmayan bir karakterin bir anda ortaya çıkıp Yahudilerle ilgi bir konuşma yapması garip geliyor sadece. İyi bir insan olarak anlatılan bir kadının küçük bir kıza siyahilerle ilgili böyle bir konuşma yapması da tuhaf.
Bunun dışında romanda açık bir şekilde iyi ve kötü taraf var. İyi taraf ırkçılığı reddeden bir taraf. Kötü tarafsa ırk için cinayet işlemeye meyilli bir taraf. Yazarın iyi tarafı kullanarak düşüncelerini aktardığını düşünüyorum ve alıntıladıklarım bu iyi tarafta bulunan karakterlerin bazı konuşmaları. Yazarın kendi fikrini hiç katmadan bu kitabı yazmış olması bence çok zor.

Demek istediğinizi anlıyorum, umarım haklısınızdır.

Bu kitapla ilgili şöyle bir yazı da var. Farklı bir yönden bakarak kitabın ırkçı bir gölge barındırabileceğini söylüyor:


#731

Yazının bir aşırı yorum örneği olduğunu düşünüyorum. Roman, ufak bir çocuğun gözünden yazılmış ve tekrar ediyorum, dönemin insanlarının bakış açısını göstermeyi amaçlıyor. İyi bir insan olarak anlatılan karakterin dahi diğer tarafın düşüncelerine uyacak şekilde konuşması, ırkçılığın farkına varılmasa da ne kadar yerleştiğini gösteriyor. Ki kitabın da anlatmak istediği bu.

Sanırım bu noktada Tespih Ağacının Gölgesinde’yi önermek gerekiyor. Böylece Harper Lee hakkındaki yargımız üzerine düşünebiliriz.


#732

Harper Lee kitap boyunca ırkçılığa karşı tavır alan karakterler için 2 cümleyle “bak aslında onlar da yanlış düşünüyor” algısı yarattıysa takdir ederim, çok ayrıntılı ve bazı noktalarda derin bir kitap yazmış derim.
Harper Lee’ye kesinlikle ırkçı demem, döneminde ırkçılığa karşı gelmiş bir yazar ve bu konuda kitap yazmış. Sadece 1950-1960 döneminin etkisinde kalmış olabilir diyorum. Martin Luther King’in ‘I have a dream’ konuşması bile 1963’tedir. Harper Lee’nin hatasız biri olduğunu kim söyleyebilir ki.
Dediğiniz gibi kitapta geçenler tamamen kurgusal düşünceler olabilir. Kurgusal romanda geçen birkaç sözden dolayı yazarı yargılayamam. Harper Lee’yi mezarından kaldırıp kendisine sormadan da hiçbir şeyi kanıtlayamayız. Ben size inanmayı tercih ediyorum.


(Ufuk Yasin - Düşlerden Gerçeğe ) #733

Yılmaz Özdil’in Mustafa Kemal’ini okuyorum.

Roman akıcılığında bir biyografi yazmaya çalışmış. İçerisini dolduran bilgi birikimini, araştırmaları görebiliyorum. Hoşuma da gidiyor. Atatürk hakkında daha önce bilmediğim detaylar öğreniyorum. Kendime dersler, tavsiyeler çıkartmaya çalışıyorum.

Bol bol not alarak okuduğum için yavaş gidiyorum. Yarısından az ilerideyim. Şu ana kadar memnunum. Atatürk hakkında daha kişisel detaylar öğrenmek isteyenlere tavsiye ederim. Tabi arada bilindik Yılmaz Özdil klişeleri ile karşılaşıyorsunuz ama kitabın geneli için problem teşkil etmiyor diye düşünüyorum.


(Zeynep) #734

Yu Hua - “Yaşamak” adlı eserini okuyorum.Kısaca eser;
Yüreğimi hüznüyle dağladı resmen…


#735

Tüfek Mikrop ve Çelik - Jared Diaomond

Tarihe ve medeniyetlere ilgili olanlar için ufuk açıcı bir kitap. Neden teknoloji ve kültür Avrasya’da geliştide Amerika’da ve diğer kıtalarda, kıyasla daha az gelişti sorusunun cevabını madde madde bölüm bölüm güzelce ele almış yazar. Sadece Okyanusya olarak kabul edilen bölgeleri ele aldığı kısımlarda sıkıldım o da uzak bir coğrafyada yaşananlar açıkçası temel seviyede bilgim olmamasından kaynaklı ilgimi çekmedi.

Kitabın Tubitak baskısını okudum.Bir iki yazım hatası dışında herhangi bir kusura rastlamadım. 2008 yılında ODTÜ kampüsünde aldığım kitabı okumak 10 sene sonraya nasip oldu.


#736

Frankenstein: Yaklaşık iki yüz yıl önce yazılmış bir roman. Çağına göre düşününce devrim sayılabilecek bir öyküsü var; Yaratma. Oldukça cesur bir roman. Tanrı’nın gücünü bir ölümlüye yüklediğinizi hayal ediyorsunuz ve bunun sonuçlarının neler olacağını düşünüyorsunuz. Ama anlatım tarzı okumada güçlük yaratıyor. Önce mektuplarla anlatım ardından yaratıcının anlatımı ve sonra yaratılanın anlatımı. Birbirine içiçe geçince okumayı zorlaştırdığını düşünüyorum. Yine de bir klasik.
İşin bizi ilgilendiren tarafı da yaklaşık yetmiş yıl öncesi birinin ‘Hasan Ali Yücel’ dünya ateşler içinde kavrulurken böyle kitapları dilimize kazandırmış olması. Ne harika bir iş yapmış… Okuduğuma memnunum…