Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Sabrina Sedgwick) #737

Nikolai Leskov – Mtsensk İlçesi’nin Lady Macbeth’i

XIX. yüzyıl Rus edebiyatında romantizmin getirdiği özgürlük arayışı; başlangıçtan itibaren yoğun bir trajedinin karakteri olan, rızasız bir evliliğe mahkûm edilen, ve derin bir sevilme arzusu besleyen Katerina’nın üzerinden işleniyor. Katerina’nın arayışı evin kahyası, Sergey, tarafından baştan çıkarılması ile başlayan “yasak” bir ilişkide somutlanıyor.

Eserin geneline yayılan kasvetli ve huzursuz atmosfer, komplike, esrarengiz olay örgüsü, karanlık sırlar, çarpık karakterler gibi kemikleşmiş gotik motifler kurguya başarıyla yerleştirilmiş. Bu da hikâyeyi iyi yazılmış bir esere dönüştürmüş.

Hikâye boyunca karakterlerin fazlaca geniş bir duygu spektrumunda işlenmesi de hoşuma gitti. Genel olarak keyifli bir okumaydı.


(kimyager _ferhat gürdoğan) #738

John Shirley- Yeni Tabular’ı okudum. Sakin bir tempoda başlayıp yüksek tempoyla devam etti. Bir saatlik mini dizi izler gibi oldum. Yazarım anlatımını, sivri dilini çok beğendim. Dehşet ve bilimkurgu iç içe olmuş.


#739

Birazdan Carl Sagan - Mesaj’a başlıycam. Çevirmenin Mehmet Harmancı denen şarlatan olması yüzünden çok büyük çekincelerim var ama filmini çok beğendiğim için yinede çok okumak istiyorum.


(biganes) #740

Howard Phillips Lovecraft - Innsmouth’un Üzerindeki Gölge kitabını okudum dün gece.
Başlarda yaptığı tasvirler biraz sıksa da ortasından itibaren sağlam bir olayın içine sokuyor sizi. Hoş, olayı daha metafiziksel bir yere bağlanır diye bekliyordum ama bu haliyle de beni içine çekti. Lovecraft uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı. Kitaplarının kısa olması ve ayrı ayrı bir sürü farklı öyküsü beni uzak tutmuştu. Başlangıç kitabı oldu benim için ve devamı da kesinlikle gelecek. Alfa yayınlarının bastığı bütün hikayeleri serisine yönelmeyi düşünüyorum. Okuyan varsa çeviri ve imla hususunda bilgi verirse sevinirim. Dost Körpe’ye bir türlü ısınamadım, beni yoruyor okurken sanki.


#741

Şu anda Cthulhu’nun çağrısını okuyorum Alfa’dan.Bence çeviriler gayet başarılı.Tüm seri var bende.Şu ana kadar bir sıkıntı yok.


(biganes) #742

Teşekkürler cevap için hocam.


(Yasin) #743

Az önce Peter Straub’un Gizem adlı romanını bitirdim. Harika bir yazar Straub. Hikayesini ilmek ilmek örüyor ve hiç acele etmiyor. İyiki de etmiyor.(Gerçi bu durum yazarın tarzına ısınamayanlar için kitaptan soğumalarına neden olabilir). Kitap geçmişte işlenen bazı cinayetler ve suçlar üzerine dönüyor esas olarak. Bazı yerlerinde durgunlaşsa da kimi yerlerinde sayfaları yutarcasina okutmayı başarıyor.


(fatih çetin) #744

İş Bankası Kültür Yayınlarından Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı okudum.

Kitabın eski basımlarından birini yaklaşık 11-12 sene okumuştum. Günümüz Türkçesiyle tekrar okumak ve yayınlanan seriyi devam ettirmek için aldım ve okudum. Bazı yerlerini hatırlasam da son sayfalarına doğru bendeki heyecan arttı ve büyük bir merakla kitabı bitirdim. Eski bir eser ama okumayanlar için aşağısı spoiler kaynamaktadır. Dikkatli olun :slight_smile:

Kitap; genç kardeşimiz Talat’ın bir tütüncünün üvey kızını görmesiyle ona aşık olmasını ve görüşmek için kadın kılığına girmesi ile başlıyor. İlerleyen konuda sadece 2-3 sayfada bahsedilen ve kitap bitesiye bir daha konusu açılmayan Talat’ın annesi ve merhum babasının hayat hikayelerini okuyoruz. Daha sonra kadın kılığında Fitnat’ın yanına kadar giren Talat ve Fitnat arasındaki aşk karşılıklı duruma gelir. Konu tekrar başa yöne saparak bu sefer konak sahibi orta yaşlı Ali Bey ve bir an gafletle boşadığı karısının hikayesine döner. Bu aralarda nakışçı Şerife Hanım Esra Erol gibi, kızın gönlü olmasa da genç Fitnat ile Ali Bey’in arasını yapar. Gönülsüz ve oyuna getiriliren Fitnat konağa gelir. Buradaki ters köşeyi ben unutmuştum eskiden okumama rağmen. Buraya yazmayayım büyük spoiler çünkü. Olaylar olaylar derken müthiş bir şekilde final olur ve biter.

Sadece Talat’ın ve Fitnat’ın ailelerinin 2-3 satırlık son kısımları hariç (bütün bunlar olurken hiç bahsedilmiyor) genel anlamda kitabı beğendim. Okuduktan sonra pişman olmayacağınız güzel bir eser. Tavsiye ederim.


(Yasin) #745

Andrej Blatnik’in Pupa Yayınlarından çıkan Deri Değişimi adlı öykü derlemesini okudum. Ne ara başladım ne ara bitirdim farkında bile değilim. Yazarın akıcı ve temiz bir dili var. Kitaptaki öykülerin kimisi bir cümle veya bir iki sayfa kimisi yirmi otuz sayfa. Kitaptaki en uzun öykü olan Sırtımdaki Çizikler’e bayıldım.


(galeme) #746

OGR - Hayat, Evren ve Herşey

Nihayet bitti. İlk iki kitabı her ne kadar severek okuduysam bunu da o kadar sıkılarak okudum. Çok sevdiğim birkaç bölüm dışında çok ama çok kötüydü. Detaylarına pek değinmeyeceğim. Çünkü gördüğüm kadarıyla bu kitabı övmediğiniz zaman herhangi bir geri dönüş alamıyorsunuz forumlarda. Neden sevmedin anlat hele diyecek olan varsa seve seve dökerim içimdekileri.

Şimdilik sadece bir şey diyeceğim. Kitabın sonu o kadar saçma ve anlamsızdı ki anca bu kadar kötü bir hikâye anlatış şekli olabilirdi. Krikkitlerin sorgusundan sonra bir anda sahne değişiyor ve Altın Kalp’te buluyoruz kendimizi. Yani Krikkit yaşıları bunları serbest bıraktı sanırım? Hiçbir şeye değinilmemesine rağmen böyle olmuş olmalı. Sonra bir anda Sherlock Holmes kesilen Trillian’ı izliyoruz. Sonra bir anda kriket sahasında oluyoruz ve Arthur elindeki topun bomba olduğunu anlıyor. “Ne? Nasıl yani?” gibi sorular eşliğinde bir anda olayların nasıl olduğunu anlamaya çalıştım. Acaba baskı hatası var da eksik bölümler mi var diye geriye dönüp sayfaları kontrol ettim. Olaylar o kadar kopuk bir şekilde anlatıldı ki usandım.


(Ahmet Boyraz) #747

İskandinav Mitolojisi ve Dünya Hepimize Yeter (Isaac Asimov) kitapları bitti.

İskandinav Mitolojisi bitmesin diyebileceğimi bir kitaptı. Tanrıların hikayeleri çok güzel anlatılmış.

Asimov’un kitabı ise 15 öykülük bir derlemeydi. İçinde 1-2 sayfalık öyküler de yer alıyor. Geneli çok güzel öykülerin arasında en sevdiğim ‘Issız Bir Gezegen’ oldu.

Sırada Ruhşen Doğan Nar’ın fankiti ‘Uyan’ adlı bilimkurgu öyküsü var. Yaklaşık 30 sayfa sanırım. Ondan sonra da Vonnegut. Mezbaha No:5. Kitabın yazılış öyküsünü beğendim. Bence güzel bir düşünce. Böylelikle kitabı okumak için okuyucuyu ısındırıyor.


(Rocket quuen) #748

Gediksavaslari 1 kitabının yüzde ellisi bitmiş durumda ben su Ana kadar epeyi zevk aldım . Bazı yerler çok basit olsada kitap kendini okutuyor özellikle kitabı lotr kitaplarından daha başarılı bulduğum bazı noktalarida oldu . Okumak isteyenler de direk okuyun derim ama öyle çok fazla bir yenilik beklemeyin . Akıcı hoş ve sade bir ortaçağ kurgu edebiyatı.


(Turgay) #749

Dune serisine başladım. 2 günde kitabı yarıladım. Gerçekten övüldüğü kadar varmış. Çok güzel bir kurgusu var kitabın. Kitabı elime aldığım zaman bırakamıyorum. Şuan geç okuduğum için pişmanım.


(Hüseyin gök) #750

Bugün Batman Hush çizgi romanını bitirdim ve çok muhteşem çizimlere sahip. Hikayeye gelirsek çok ahım şahım bir hikayesi yoktu bence. Ama yine de elde edilmesi gereken bir çizgi roman.


(galeme) #751

Jim Lee’nin çizim olarak kesinlikle en iyi eserlerinden birisidir Hush.

Hikâyesi güzel fakat dediğin gibi çok ahım şahım bir şey değil. Zaten çok “overrated” diye tabir edilen çizgi romanlardan birisidir. Genelde en iyi Batman çizgi romanları arasında gösterilir fakat benim ilk 20 listeme giremez. 30’u zorlar.


#752

Uykulu Kuytu Söylencesi - Washinghon Irving

Kitaba ismini ve kapağını veren hikaye, çok daha bilindik adıyla Sleepy Hallow hikayesiydi galiba. Kitapta 6-7 tane daha hikaye bulunuyor. Bazıları çok çok kısa. Genel tarzını sevdim. Yalnız alıp sürükleyici şekilde kitabı baştan sona okumalık değil de hikayeleri yatmadan önce birine masal okurmuş gibi okuyarak gitmeye daha uygun. Gerçekten çokca da ifade edildiği gibi Hollandalıların birbirlerine yıllarca anlatageldiği hayalet ve surete bürünen iblis hikayeleri desem yerinde olur bence. Güzel ya.


(kimyager _ferhat gürdoğan) #753

Vahşi Kızlar
Ursula K. Le Guin

Tadımlık uzun bir öykü. Kısaca ülkemizde de görülen bir durum.Çocuk gelinler. Para, mal karşılığında alınıp satılan kız çocukları. Ursula K. Le Guin çok güzel işlemiş konuyu. Ayrıca kitapta deneme, şiirler ve güzel bir söyleşi var. Denemeyi çok beğendim. Kapitalizmin temel varsayımlarını çürüten bir deneme. Yine yazar keyifli bir söyleşi.


#754

Cadıbulan - William Hussey

Başındayım sayılır. İlk dört sayfada bir çocuğun boğazı kesildi. +12 için bile sert bir başlangıç ama sonraki sayfalarda başlayan okulun geek ve tuhaf çocuğu, onu itekleyen bir zorba akranı ve dahası yüzlerce kez filmlerde gördüğümüz bu klişeyi destekleyen o eğreti amerikan diyalogları. Ulaş Apak çevirmen, Dresden’den tanıyorum kendisini bu yüzden bunun çeviri ile alakalı olmadığına eminim.

Kitabı, daha da ilerlemeden bir soluk alıp tekrar incelemeye aldım. Zamanında ne okuduysam benzer yorumlar gördüm hakkında. Konu ve içerik olarak ne beklediğimi biliyordum -beklediğimi aldığımın da farkındayım- fakat umarım diyaloglar böyle seyretmez. Yazarın kalemi de hiç okumadan, araştırınca hakkında fikir sahibi olacağın şeyler değil işte, sürpriz unsur oluyor biraz. Yine de kitabın içinden bir karakter gibi anlatacak olursam:

"Bu lanet olası kitabı, konusuna olan aptal merakım için… Kahretsin ahbap… Sanırım ben, ben bu kitabı yine de okuyacağım. "


#755

Karanlık Zihinler - Alexander Bracken

Fragmanından bile filmin leş gibi olacağını tahmin ettiğim the Darkest Minds filminin ilk kitabı. Filmi de 15 dk falan izlemiştim ve “Çok güzel bir kitap serisi olabilecek konuyu aşırı derecede başarısızlıkla filme uyarlamışlar. Yazık etmiyim belki kitabı varsa daha çok eğlenirim.” düşüncelerine girip almıştım zaten kitabı. Şimdi fark ediyorum ki, kitap da güzel bir konuyu film kadar olmasa bile batırarak anlatmış. Birkaç yorum okumuştum. Gereksiz betimlemelerin kitabı sıkıcılaştırdığını yazıyordu. Ben de Vadideki Zambak gibi ucu bucağı gelmeyen betimlemeler bekleyip gözümü korkutmuştum. Meğersem az diyalog ve az olay var demeye çalışıyorlarmış. Daha ilk kitap bitmedi. Bugün başladım 418’deyim ama 572 sayfa. Bu da göz korkutmamalı çünkü aşırı büyük puntolarla ve yazı metnini ortacığa sıkıştırarak bu kadar kalın bir kitap yapmışlar. Bir de tüm cümlelerin çok basit, genç yazar elinden çıkma olmasıyla da kolay okunuyor. Gerçekten tüm cümleler en fazla 5 kelimeden oluşuyor ve onlar da olabildiğine gündelik.

Önerir miyim? Filmi merak etmişseniz evet. Ama benim bile ergen duygularımı şaha kaldıracak bir an yaşatamadı daha ki böyle konulardaki tüm serilerde yaşarım hâla bir çocuk gibi. Her neyse, okunabilir.

Edit: Okuduğuma pişman etmedi ama önermiyorum da pek. Diğer 3 kitabı da okuyacağım yani hiç sevmesem hiç ellemezdim diğerlerine. Amacıma hizmet etti diyelim. Kendine bir günlüğüne bağladı ve tüketene kadar da güzel vakit geçirtmiş oldu.


(galeme) #756

Efsuncu Baba - Hüseyin Rahmi Gürpınar

İçerikle alakalı bir şey değil de şunu söylemek istiyorum. Keşke her kitabın sonunda tıpkı bu kitapta olduğu gibi birkaç sayfalık “verilmek istenen mesaj” tarzında bir açıklama sayfası bulunsa. Kitabın sonundaki açıklamalar çok hoşuma gitti gerçekten. Kitaptan verim almamı veyahut aldığım verimi artırmamı sağladı.