Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Cemalettin Sipahioğlu) #85

Ben çeviriden, @Nemo’da editörlükten şikayet etmişti :confused: Toplamın karşılığı sizin yorumunuz oluyor işte :man_shrugging:


(Yaprak Onur) #86

Yalnız değilim yani…
Lehçe aslından çevrilmiş, dili tanımasam da sırf kaynak bakımından bile İngilizceden çevirmekten daha zordur diye tahmin ettiğimden çok ses etmeyeyim diyorum ama…


(Cemalettin Sipahioğlu) #87

Türünün bilimkurgu olmasının da payı büyük bence. Araştırdığım kadarıyla çevirmenin ilk bilimkurgu çevirisi. Lehçe bilimkurgu olunca işi daha zor olmuştur, diye tahmin ediyorum. Tabii işin ehli sizsiniz. Uzman görüşü fena olmaz.


(Yaprak Onur) #88

İşin ehli diyemem kendime, benden çok daha uzman kişiler var. :slight_smile: Çevirinin ne kadar zor bir iş olduğunu bildiğimden çevirmene laf etmeyi çok sevmiyorum aslında fakat bu çeviride problem Türkçe ile ilgili sanki, cümlenin anlamı ile ilgili tahmin yürütmem gereken yerler oluyor.


(Cemalettin Sipahioğlu) #89

Ah, evet. Özellikle iki farklı durumu içeren cümlelerde, değil mi? Almanca çevirisinin iyi yönü, içlerinden birini tercih ederek öne çıkarmasıydı.


(Yaprak Onur) #90

Aynen öyle… Ben başka bir çevirisini okumadığım için bu konuda yorumda bulunamıyorum. :slight_smile: Sadece çeviri üzdü demekle yetiniyorum o yüzden.


(Muhammed Dogan) #91

bende ilk kitabını e kitap olarak okumuştum, telefonum bozulunca diğer kitaplarını okuyamadım . sonra kütüphaneye kayıt oldum bir baktım seriyi dizmişler oraya :smiley: zaten fazla fantastik seri yoktu kütüphanede bir başladım daha da bırakamadım , son 3-4 kitabını bulabildim onları da yavaş yavaş sindirerek okuyorum .)


(Onur Uslu) #92

Kevin Crossly Holland’ın yazdığı İskandinav Mitolojisi kitabı da çoğunlukla Snorri Sturluson’u referans olarak ilerlemiş ve gayet anlaşılır şekilde İskandinav Mitolojisi’nden mitler sunmuş. O kitap bana çok kısa gelmişti aslında ama İskandinav Mitolojisi’ni tanıma açısından çok ideal olmuştu. Bu kitapla o kitap arasındaki yorumlamaları kıyaslayıp bu mitolojiyle ilgili daha iyi bir yorumda bulunmak mümkün olabilir.


(Okan) #93

David Eddings’den Malloryon 3. kitabı Karanda’nın İfrit Beyi. Belgariad serisi iyi hoştu ama Malloryon serisi bunun bir kopyası olmuş. İpek’in hatırına okunuyor :smiley: Ayrıca okurken beni güldüren çokça yer var. Beni irite eden nokta ise kardeşim çocuğun kaçırılmış hâlâ boş işler peşindesin. Deden de tutturmuş kehanet de kehanet. Bebeğin kaçırıldı alooo :slight_smile:


(Onat) #94

Ben şuan Silmarillion kitabını okuyorum gayet güzel hoş ve akıcı ilerliyor Tolkien bu eserini yazarken gerçekten çok fazla ince ayrıntı düşünmüş ve mükemmel kurgulamış diye düşünüyorum. Daha kitap bitmedi ama Orta Dünya sevenlere mutlaka önerimdir. Eleştirel olarak baktığımda ise henüz daha kitap okumaya yeni başlamış kimseler iseniz beni yanlış anlamayın ama her ne kadar Tolkien kitaplarını veyahut filmlerini sevseniz de bu kitap biraz size ağır gelecek türden bir yapıt. O kadar fazla karakteri içinde barındırıyor ki kitabın arkasında tüm karakterlerin kim olduğuna bakmanız için bir sözlük benzeri bir kaynakça bile var. Ama kesinlikle okunması gereken bir yapıt olduğunu düşünüyorum saygılarımla iyi forumlar dilerim herkese.


(Mustafa Güngören) #95

Cengiz Aytmatov - Cemile
Kısacık bir kitap. Yazar oldukça iyi betimlemelerle sizi bozkırda dolaştırıp köy yerindeymişçesine huzur veriyor adeta.
İşleniş daha da uzun olabilirdi kanımca. Az-çok tahmin edilebiliyor neler olabileceği ama kitabı o maksatla okumuyorsunuz, dilinin lezzeti yetiyor.


(görkem) #96

Sissoylu 1 : Son İmparatorluk - Brandon Sanderson

Kitap tam bir tuğla ebadında ve çok hoşuma gitti. Yaratılan Dünya’sı, karakterleri , olay örgüsü , aksiyon dengesi tam aradığım tadı verdi. Şu an kitabın 2/3 ü bitmiş durumda ve bu seriye başladığım için açıkçası çok mutluyum.

Öneri arayan arkadaşlara ise kısa ve etkili bir şekilde şöyle özetliyeyim.

Kralkatili güncesinin 1 gömlek aşağısı , centilmen piç serisinin (Locke Lamora) 1 gömlek üstü…


(Yakışıklı) #97

Cep’e başladım bugün, kafa dağıtmak amacıyla. George Romero’nun ismini gördüm başta, hafiften bi’ gülümsedim, sonrasında da daldım hikâyeye. Klasik bir King romanı, mükemmel tasvirler, şahane bir hikâye anlatımı, amma ve lâkin birkaç çekincem var, umarım haksız çıkarım, her ne kadar pek öyle gelmese de. Yani King’in tüm kitaplarını yalayıp yutmuş biri değilim lâkin aynı üslûp ve şablondan ötürü daha önce okuduğum bir kitabı okuyormuş gibi oluyorum.

Umuyorum ki ilerleyen sayfalarda kurguya kaptıracağım kendimi ve bu kaygıların bir önemi kalmayacak.


(kimyager_ferhat gürdoğan) #98

Deliliğin Dağlarında ilk defa Lovecraft okudum.Çok fazla betimleme vardı beni biraz yordu.Artartika’da keşif yapıyorsunuz hissi veriyor .Betimlemeler biraz ağır olsada baya güzeldi.


#99

Büyük ihtimalle de kaptırırsınız kendinizi kurguya, Cep güzel bir kitap. Ama size şu konuda katılıyorum, kitabın bütünü ve hatta sonu da klasik bir King romanı. Hatta bir dönem o kadar çok Stephen King okumuştum ki bütün hikayelerimin sonu King’in finallerine benzemeye başlamıştı. Çok farklı bir şey beklemeyin bence.


(Yakışıklı) #100

Hah, buydu işte. Ama neyse, biraz daha ilerleyelim bakalım, duruma göre tıpkı Mahşer gibi yarıda bırakabilirim eğer sıkarsa.


(Beren) #102

Vakıf - Isaac Asimov

Asimov’un daha önce Sonsuzluğun Sonu, Ben Robot, İşte Tanrılar ve İntikam Tanrıçası kitaplarını okumuştum ve hepsi de inanılmaz güzeldi. İşte Tanrılar en sevdiğim bilim-kurgu kitaplarından biridir hatta. Fakat Vakıf’ta beklediğimi bulamadım diyebilirim. Hugo Tüm Zamanların En İyi Serisi ödülünü almış bir kitap, acaba ben mi anlamıyorum falan diye düşündüm ama hayır, birkaç kişiden daha aynı yorumları okudum. Beni sıkan nokta böylesine zengin bir yapıtın zaman atlamalarıyla hızlandırılması. Böyle olunca tüm detaylar kayboluyor, olaylar silikleşiyormuş gibi oluyor ve bu da kurgudan kopmama sebep oluyor.

Vakıf ve İmparatorluk’tan çok daha umutluyum açıkçası. Seriyi de tek kitapla değerlendirmek istemiyorum.


(Hakan Tunç) #103

Kurtulan Kızlar - Riley Sager

Bu kitabı 3-4 gün gibi bir sürede okudum. Uzun süredir bu uzunluktaki bir kitabı bu kadar kısa sürede bitirdiğim ilk kitap oldu.

Gerilim türündeki roman size hızlı ve sürükleyici bir okuma vadediyor. Genelde bu tarz kitaplarda aynı gerilim filmlerinde olduğu gibi katilin kim olabileceğini tahmin etmeye çalışırsınız. Ben 2 tane tahminde bulundum.

2’si de çıkmadı.

Belki bu tarz kitapları pek okumadığım için de tahminlerim yanlış çıkmış olabilir ama bu okuma zevkini arttıran şeylerden. Sonuçta kitap size bir bakıma vermek istediği şeylerden birini veriyor. Tahmin edemeyeceğiniz bir son sunuyor.

Yine de bu durum, bu kitabın gece vakti televizyonda izleyeceğiniz bir 2. sınıf gerilim filmi tadı vermesinin önüne geçemiyor. Evet sürükleyici, evet akıcı. Ama “gerilim” demek için fazla abartı gibi geldi bana. Moderniteyi kullanan ve fakat bununla fazla içli dışlı olup bazı şeyleri gereğinden fazlaca gözümüze sokan bir roman olmuş. Kurtulan Kızlar teması bu nedenle gerçekçiliğin ötesine taşınmış.

Kitap şu sıralar hayli ön planda, gerek tanıtımları gerekse reklamlarıyla. O yüzden konusundan bahsetmek istemiyorum ama şu konuya kesinlikle değinmek istiyorum: Çeviri.

Yabancı Yayınları’ndan okuduğum ilk kitap olabilir bu eser. Aslıhan Kuzucan çevirisi gayet güzeldi ve kitap bu anlamda tahmin ettiğimden daha başarılıydı. Gerek çeviri gerek editörlük anlamında çok temiz bir iş olmuş. Kısa sürede okuyup bitirmemdeki en önemli etkenlerden biri de buydu aslında. Bu açıdan mutlu oldum.

Daha önce de bahsettiğim gibi; bana ne kadar abartı gelse de gerilim türünü sevenlere önerebileceğim bir eser bu kitap. Kendi içinde vadettiği şeyi veriyor. Kısa sürede bitmesi de cabası. Ama hayatınıza katacak bir şey var mı derseniz fazla beklentiye girmiş olursunuz.

Alakasız sonsöz: Kitabın orijinal adı Final Girl. Benim aklımda yer eden Lost Girl. Çevirisi zaten Kurtulan Kızlar. Ben de nedense Kaybolan Kızlar diyip duruyorum. Bir ara KURTulan Kızlar demeye başladım ismi aklımda tutmak için. Neyse efendim, tabii ki bunun konuyla pek alakası yok. Tamamen içsel sorunlarım…


Kurtulan Kızlar: Kadına Karşı Şiddet, Taciz ve İstismar Hep Satar mı?
(Barışcan Bozkurt) #104

Ben de Vakıf’ı okumadan önce Robot serisini bitirmiştim. İmparatorluk serisinden ve başka kitaplarını da okudum. Vakıf’a başlarken en büyük hata karakter çevresinde gelişen bir hikâye beklemek oluyor. Benim için ilk hâyâl kırıklığı bu oldu. İkincisi ise ilk kitap adeta özet gibi, birçok şeyin yüzeysel geçildiğini hissettiriyor.

Vakıf ve İmparatorluk daha iyi bir roman. Mutlaka devam edin.


(Yusuf Ekici) #105

Mistborn: Secret History: Nostalji, hayranlık, mutlu gözyaşları… Sanderson en sevdiğim karakterlerinden birinin hikayesini detaylıca anlatarak beni çok sevindirdi. Bu hikayeyi okuduktan sonra Çağların Kahramanı’na olan sevgime büyük bir saygı da eşlik ediyor artık. Kısa ama hem Kozmer hem de Sissoylu için harika detaylara ışık tutan bir kitap. Sissoylu 6.5 olarak geçiyor bazı yerlerde, yazarın kendi tavsiyesi de Bands of Mourning’den sonra okunması yönünde sanırım. Spoiler vermeden çok fazla bir şey yazamıyorum o yüzden fazlasıyla beğendiğimi tekrar belirtip bitireyim :heart_eyes:.