Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


#1021

Anladım ama katılmıyorum :slight_smile: Mesela Mat ile Perrin ya da Nynaeve ile Moirane (ikisi de dediğim dedik karakterler orası ayrı) arasında pek bir benzerlik göremiyorum ben. Örnekleri çoğaltabilirim. Her ne kadar Brandon Sanderson’ı çok sevsem de Elantris İle Zaman Çarkını kıyaslamak bile Robert Jordan’a haksızlık olur bence.


(Ufuk ) #1022

Frank Herbert - Dune

Okuması büyük keyif gerçekten. Usul usul derinleşen bir evren, çıkar ilişkileri, kişilik çatışmaları, planlar, komplolar…

Daha dörtte birindeyim ama nefis gidiyor şu ana kadar… Muhtemelen bütün kitapları okumaya uzanacak bir yolda hissediyorum kendimi.


#1023

Puslu Kıtalar Atlası’nı okudum. (Evet, daha yeni okudum) Umduğumdan çok daha farklı bir romanla karşılaştım. Genel oalrak beğendim ki beğenilmeyecek gibi de değil.

Bugün Michael Talbot - Holografik Evren’e başlayacağım.


(Can) #1024

Hocam daha fazla katıldamadığım bir yorum yapmanız zannedersem mümkün değil. Zaman Çarkı’nın konusu özgün değil temelde aslında kehanetteki Mesihin dünyayı kurtarmak için çıktığı bir kurgu. En önemli kozu karakterleri ve ince ince işlenmiş dünyası. Yani ben birbirine benzeyen iki karakter bile bilmiyorum ki Zaman Çarkı 860 karakterden daha fazlasına sahip yan karakterlerle. En basitinden ana karakterler Perrin ve Mat birbirinden daha farklı olamaz. Rand’in kor gibi öfkesine karşı Perrin’in soğuk tavırları. Egwene’in kendini kanıtlama arzusu içindeki şımarık hareketlerinin yanında Nynaeve’nin huysuz takıntılı tavırları. Moiraine’in içten pazarlıklı hesap kitapçı Cairhienli yapısına karşılık muhafızı Lan’ın düz dogrudan ama her daim kuzeyli asil prensiplere sahip yapısı. Aynı şekilde Lan’ın duygusuz yüzüne rağmen diğerlerinin kızaran moraran yüzleri. Fain en basitinden sinsi, iğrenç Fain ve Mordeth. Robert Jordan Fain karakterini yazarken eşi onun huysuz tavırlarına karşı bugün Fain karakterini mi yazdın diye soruyormuş. Bunlar 2. Kitaba kadar olan karakterler bunun bir de 12 kitap boyunca karşımıza çıkan karakterlerle düşünün

Brandon Sanderson her çıkan kitapla birlikte seriyi baştan okuyormuş. Elantris zaten ilk kitabı (tez olarak yazdığı hariç) bir sürü hatası olmasına rağmen çok güzel bir kitap. Yaratıcı yazarlık dersinde Brandon Sanderson: Sürekli insanların konuşmalarını hareketlerini analiz edin karakterlerinizi önce kendi kafanızda yazın, bir süre sonra neredeyse Robert Jordan kadar iyi karakter yazıyor olabilirsiniz demişti. Bir söyleşide de Zaman Çarkı’nı yazarken en zorlandığı şeyin karakterlerin çeşitli olması ve onları Robert Jordan’ın yazdığı gibi yazmanın onu çok zorladığını söylemişti.

Evet düşünceler kişiye özeldir ama Zaman Çarkı’nın en güçlü olduğu yerden eleştirilmesine dayanamadım ne yapayım. Çünkü Elantris ne kadar iyi olursa olsun Zaman Çarkıyla kıyas edilmesi… C’mon.


#1025

Ben zaman çarkı ile elantrisi kıyas etmedim kıyaslamak doğru olmaz zaten birisi koskoca bir külliyat
Benim amacım zaman çarkını yerden yere vurmak değil zaten zaman çarkını seven bir insanım ama bana göre elantristeki karakterler daha ayağı yere basan karakterler ne yapması gerektiğini ne yapabilecekleri tahmin edebiliyorsun

Zaman çarkındaki kareketerler yanlış anlaşılmasın lafım şirenlerdeki ki gibi huysuz, sinirli gözlüklü vb. Karekterler en azından benim okuduğum yere kadar böyle…


#1026

Zaman Çarkı’nın serisinin ikinci kitabı Büyük Av’ı okuyorum.
471.sayfadayım…Kitap gerçekten çok akıcı, sayfalar su gibi akıyor. Uzun betimlemeler de var, zaten betimlemelere bayılan birisiyim. Zaman Çarkı evreninin düalist yapısını da çok sevdim ben. Karanlığın taraftarları, onlar ilgi uyandırıcı fazlasıyla. Ba’alzamon. Favorilerimden. Spoiler olmasın diye ondan daha fazla bahsedemiyorum.

Bazı kısımlar okurken, nefes kesiciydi. İlk kitaptaki dövüş sahneleri ve rüyalar…

Karakterlere gelince 14 kitabın tamamını okumadan hakkıyla pek yorum yapamam üzerlerinde. Yine de bir iki şey söylemek istiyorum. Kitabı okudukça, karakterleri bir parça daha fazla tanıdığımı düşünüyorum ve yukarıda onların benzerliklerinden dem vurulmuş. Biraz bunu garipsedim. Her biri ayrı mizaçlarda, farklı hikayeleri var. Rand, Perrin ve Mat’in bir kaç benzer yanı var, onlar da karakter olarak benzerlikler değil.

Kitaptaki karakterlerin her biri derin ve onların arkaplandaki hikayelerini okudukça o derinlik artıyor, mesela Lan’ı baştan beri sevdim, hikayesini öğrenince benim gözümde daha bir gerçek oldu. Sonrasında oluşan olaylar da bunu etkiliyor tabi.

Kadın karakterlerden bahsedeyim. Bazıları gerçekten huysuz. Egwene bunun içine kolayca girer fakat ilk kitaptaki kadar olamaz. Nynaeve’yi de huysuzluklarına rağmen sevmeye başladım. Gerçekten güçlü bir kadın olduğunu düşünüyorum. Dişi bir kaplan gibi. Aes sedailardan da pek hazzetmediğimi söylemeliyim. Her türlüsü var aslında ama genel olarak sevmedim.

Seriyi bitirince asıl yorumumu o zaman yapacağım. Ve kötülüğün, karanlığın kazanmasını dilemekteyim. Işık yolunda olanları sevsem bile böyle istiyorum. Çok uzattım sanırım. :joy:


(Hiçliğin bekçisi…) #1027

Noel Baba’dan Mektuplar - J. R. R. Tolkien

Yılın son günleri, yapılmaya çalışılan yılbaşı organizasyonu, tesadüfen konusu açılan ilkokul anıları, kitaplığı düzeltirken bulunan eski mektuplar, kartpostallar, kar yağacak mı yoksa yağmayacak mı derken bir baktım ki elimde bu kitap.

Yazım ve imla olarak hiç bir sorun göremedim. Güzel tasarlanmış bir kitap olmuş. Çeviri konusunda bazı şüphelerim var. Sadece bazı noktalarda karışıklık hissine kapıldım. Bazen resim önce mektup sonra verilmişti. Bazen de mektup önce resim sonra verilmişti. Tek gözümü tırmalayan nokta mektuplarda aynı cümlelerden sıkça bulunmasıydı. Resimlere doya doya bakıp yeniden okumaya geri dönebiliyorsunuz. Ancak sonda bir çevirmen notu var ki oraya sonra geleceğim.

1920 ile 1943 yılları arasında çocuklarına Noel Baba adıyla kaleme aldığı mektuplar ve resimler yer alıyor kitapta. Bazıları eksik olduğu için arada ufak bir kopma olmuş. Tolkien’in kendi el yazısıyla ve renkli mürekkeplerle yaptığı çalışmaları görmek çok güzeldi. Hem orijinal metin hem de çeviri mevcuttu içerisinde. Açıkçası bazı el yazılarını okumak çok güç ama resimler bir harika. Belki de ben böyle çizimleri çok sevdiğim için beğeniyorum, bilemiyorum. Kitaptan birkaç görsel aşağıda paylaşacağım. Okurken kendimi sobanın başında geçirdiğim çocukluk günlerine götürdü biraz. Bunun payının elbetteki Noel Baba’yla bir alakası yok. Mektup olmalarının ise payı büyük. Çocukken kartpostal ve mektup çok yazardım ya da yazdırırdım.

Okurken bir yandan da kendi çocukluğumu düşündüğümden bir noktaya takılıp kaldım. Seksenlerin sonu doksanların başı gibi kırmızı kalem bile lüks sayılıyordu. Tükenmez kalemler bildiğiniz bakkal kalemlerinden halliceydi. Renkli kalem ise yok denecek kadar azdı. Mektupların renkli mürekkeplerle yazılması sebebiyle bu nokta dikkatimi çekti. Mutlaka o tarihlerde de vardır ama öyle kolay ulaşılabilecek bir şey değildi bunlar. Varsa yoksa siyah veya lacivert mürekkep. Hatta bazen lacivert bile zor bulunurdu. Tahminim resimlerin de mürekkeple yapıldığına dair. Bir babanın çocukları için -belki biraz da kendisi için- bu kadar detaylı çalışması ve yılmadan 23 sene boyunca buna devam etmesi takdir edilesi. Büyük emek, zaman ve özen gerektiren bir şey.

Mektupların içerikleri genelde Kuzey Kutbu’ndaki Noel Baba’nın Kutup Ayısı ve zaman zaman onlara katılanların yaşadığı maceralar, çocukların hediyeleri ve dünyada olup bitenleri anlatıyor. İşte bu noktada kitabın son sayfasındaki çevirmen notuna geliyoruz. Son mektuptan sonra bir anda günümüz dünyasına dönmenin verdiği hüzün varken üzerimde kısmen değiştirilen, bilinçli bir şekilde atlanan noktaların olduğu açıklama hoşnutsuzluk yarattı. Acaba atlanmasaydı böyle keyifli bir okuma olur muydu? Bunu bilemiyorum ama yine de o noktaların es geçilmesini istemezdim. Yazarı doğru olarak tanımak, çocuklarına tam olarak nasıl yaklaştığını görmek isterdim. Mademki bu kısımlar yok sayıldı bari bunları en başında bilseydim daha iyiydi, dedim. Son sayfada böyle bir açıklama hoşuma gitmedi çünkü kafama takıldı. Acaba Tolkien o atlanan kısımlarda tam olarak ne demişti? Düşüncesizce tekrarlanan dinsel bir ön yargı neydi? Yayınevinin böyle bir karara varması da bir ön yargı değil miydi? Bu kararı biz okuyucular verseydik daha iyi değil miydi? Okuyarak kendi fikirlerimi edinmeye çok önem veren bir insanımdır. Toplumun yüzde 99.99’u bir kitabı, filmi vs. beğense bile ben kendim izleyerek beğenip beğenmeyeceğime karar vermek isterim. İlk resim bu açıklamayı, diğerleri ise kitaptan görselleri içermektedir. (Kameram çok iyi değil arkadaşlar. Bunun için kusura bakmayın.)

NOT: Belki orijinal mektuplarda bu kısımlar vardır. Ben anlarım ve bu düşüncesizce tekrarlanan dinsel ön yargıları bulurum diyeniniz varsa mektupları didik didik edebilir.

NOT2: Kitabı son 3-4 ay içinde tam hatırlamadığım bir gün 10 tl gibi bir fiyata aldım.

Unutmadan kitapta bir-iki adet farklı alfabe var.




#1028

Ben gecen kis almistim ve tamamini okumadim. Parca parca her yil sonu bir iki tane okuyorum. Haftaya okuma gunu geliyor diye iple cekiyorum. Cok guzel bir eser. Madem ustayi andik bir resimde benden gelsin. Kendisini ziyaretimden ufak bir kare… ve mutlu yillar…


(Emre ) #1029

Neresi hocam bura Bayburt mu?


#1030

Kızıl Sefer :joy::joy: Centilmen Piç’teki hakaretler kadar olmasa da iyi küfürler var.


(görkem) #1031

Kara Kule VII ---- Stephen King

Sonunda bir seriye daha elveda diyebildim. Kara Kule serisi benim için çok uzun bir okuma maratonu oldu. Yıllara yaydım. Yedisi de kütüphanemde duruyordu ama hiç bir zaman bende içe içe okuma isteği yaratamadılar.
7. Kitapla nihayet Kara Kule’ye varıyoruz. Seriyi genel itibariyle beğenmiyor olmama rağmen bu kitap özellikle sonu itibariye beni tatmin etti diyebilirim. Yarıdan sonra hatta iyice vitesi yükseltti.

Şunu söylemek gerekir; Kara Kule serisi Stephen King’e başlamak için çok yanlış bir nokta. Yazarın birkaç kitabını okuduktan sonra bu seriye geçmek daha doğru olacaktır yoksa benim gibi her sene 1 kitap ilerleyebilirsiniz anca.

Yazar bu kadar ünlü olmasaydı , şu seriyi Stephen King değilde Cenap Şahabettin yazsaydı bu kadar ilgi görür müydü, hiç sanmıyorum.

3.000 – 3.500 sayfa Kara Kule göreceğiz diye kitap okurken sürekli konudan bağımsız maceralar yaşayıp okumak… Bilemedim. Calla’da 7 samuray filmi çevirmek, Roland’ın 800 sayfalık aşk hikayesi, Bilmece soran tren falan gerekli miydi acaba?

860 sayfa olan 7. kitabı okumak beni tatmin etti. Çünkü konudan bağımsız yüzlerce sayfa ile uğraşmadık bu kitapta ( son kitabın yüzü suyu hürmetine herhalde) ama bu 7. kitabı okumak için 6 kitap yol gitmek gerekiyor o yolu da gider misiniz, başlamak isteyen arkadaşlar otursun düşünsünler.

Akşamleyin filmine de göz ucuyla bakayım, nasıl olmuş dedim ama alakasız bir saçmalıkla karşılaştım. Yarım saatin sonunda kapattım gitti.

Serinin en beğendiğimden en beğenmediğime sıralaması şu şekilde oldu.

-2. Üçün Çekilişi
-7. Kule
-5. Calla’nın Kurtları
-1. Silahşör
-3.Çorak Topraklar
-6.Susannah’ın Şarkısı
-4. Büyücü ve Cam Küre

Son olarak seri hakkındaki düşüncelerim

  1. Silahşör

  1. Üçün Çekilişi

image

  1. Çorak Topraklar

image

  1. Büyücü ve Cam Küre

  1. Calla’nın Kurtları

image

  1. Susannah’ın Şarkısı

  1. Kule

image


(Y. Ezgi Erdoğan) #1032

Ben seriyi hiç okumadım aklımda olmasına rağmen ilk kitabı almak bir türlü kısmet olmadı. Yine de anlatım tarzınız çok eğlenceli geldi. :joy: Bunun sonucunda seriyi kafamdaki plana göre bu yaza yerleştirdim kütüphaneden falan edinirim almamış olursam umarım. Bir de okuma modu konusu var tabii.


(M. Ihsan Tatari) #1033

Böyle bir şey olabilir mi yaa? Gerçi oluyor, daha önce de örneklerini gördük (selam Küçük Prens) ama her karşılaştığımda hem şaşırıyorum hem de üzülüyorum. Tamam, bizde karşılığı olan karakterlerden bazılarının adının değiştirilmesi isabetli bir karar ama “Tolkien’in 1453 tarihini vererek gulyabanileri İstanbul’un fethiyle birleştirmeye çalışması düşüncesizce tekrarlanan bir önyargı olduğu için Türkçe metine almadık” demek tam bir işgüzarlık. Bırakın da buna biz karar verelim, Tolkien burada hata yapmış ya da ön yargılı davranmış demek bize düşsün. Hadi, çocuklar okuyacak, yanlış etkilenmesinler diye böyle yaptılar belki diyeceğim geliyor fakat sonra da “ama Nazileri öyle göstererek haklı” demiş bir de. Ben doğru bulmadım.


#1034

Okumuş kadar olduk. :joy::joy::joy:


#1035

Tam da elimde 2. ve 3. kitaplar vardı, hatta bugün başlayacaktım. Şimdi zaman kaybı olur mu diye düşünmedim değil bir an :smile: ilk kitaba pek ısınamadım ama Stephen King sevdiğimden devam edelim bakalım demiştim.


(Ufuk) #1036

Adam seriyi ve yılları yok etti resmen :joy:


(rochelle) #1037

Stephen King’in tarzını çok sevmeme, onlarca kitabını bir gram sıkılmadan okumama rağmen, Kara Kule serisi beni korkunç derecede itiyor. Öyleki iki yıl önce denemeyi bıraktım, o yüzden isyanınızı çok haklı buluyorum :smile:

Serinin sonunda tatmin olmanıza sevindim. Kim bilir, belki ben de bir gün sonu için bu uzun yolculuğa katlanabilirim.


(Tansel Diplikaya) #1038

Açıkçası ben o tren mevzusu dışında (çok uzun değil zaten) hiç sıkılmadan severek okudum. Büyücü ve cam küre deki olaylar da gayet hoşuma gitti.

Seri çok uzun bir zamanda tamamlandı, dolayısı ile anlatım farklılıkları var. “Genç King kitaba başladı ve yetişkin King bitirdi” diye söylemişti kendisi de.


(Hiçliğin bekçisi…) #1039

Vallahi iki gündür “dinsel önyargı” ne olabilir diye düşünüyorum. Müslümanlar aynı gulyabaniler gibi barbar mı dedi yoksa tam tersini mi dedi? Kalkıp bari şu mektuplara bir bakayım dedim meğer mektupları olduğu gibi koymamışlar. Gülsem mi, ağlasam mı bilemedim. Sonra Nazilerle alakalı kısımlara baktım. Savaştan, çocukların öldüğünden, artık ona mektup yazan çocukların azaldığından, evsiz kalmalarından bahsetmiş. Nazi adı bile geçmiyor. Son zamanlarda en hayret ettiğim durum bu oldu. İnternette de mektubu bulamadım. Belki bir ara orijinal kitabın pdf dosyasını filan bulursam bakarım.


#1040

Tam bir saçmalık. Yayınevinden soğuma sebebi.