Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Beren) #1183

Halka Dünya - Larry Niven

Kitabı henüz yarıladım. Okuduğum yere kadar oldukça eğlenceli ve sürükleyici olduğunu söyleyebilirim. Niven’ın bir yıldızın etrafında iki yapay halka olarak tasarladığı dünya zaman zaman hayal gücümün sınırlarını aşıyor. Aslında böyle düşünce deneyi tarzında kurguları okumayı seviyorum, Niven da bu halka dünyanın iklimini, gecesini, gündüzünü, yerlilerini, kültürünü vs. çok güzel kurgulamış fakat halka dünyanın büyüklüğü ve yapısı gerçekten algı sınırlarını zorluyor. Kafamda canlandırmak için internetten görsellere bakmak durumunda kaldım :slight_smile:
Kitapla ilgili bir diğer artı da Niven’ın kurgu altında yaptığı eleştiriler. Ticaret ve savaş ilişkisi, nüfus artışı ve doğanın insanlarca yerle bir edilişi çok güzel yedirilmiş kurguya.

Şuana kadar kitabı çok beğendiğimi söyleyebilirim, devam kitaplarını okur muyum henüz karar vermedim.


#1184

Umberto Eco - Gülün Adı’nı bitirdim. Umberto Eco’nun okuduğum ilk romanıydı (Umberto Eco’nun da yazdığı ilk romanıymış) ve tarzına hayran kaldım. İnsanı ortaçağdaki manastır atmosferine bu kadar bağlayan bir roman daha var mıdır bilemiyorum.

Kütüphanesi ve içindeki kitapların enderliği ile ünlü bir kuzey italya manastırda işlenen gizemli cinayetlerin soruşturulması ve adım adım çözüme ulaşmasına parelel olarak, ortaçağdaki inançların, mezheplerin, tarikatların, din adamları arasındaki hiyerarşinin, yozlaşmışlığın, çekişmelerin kısaca 1327 yılındaki hristiyanlığın durumunun gözler önüne serildiği bir roman. Cinayet romanı diye, bir Agatha Christie veya bir Sherlock Holmes romanı olarak düşünüp okumaya başlarsanız kitaptan sıkılıp yarım bırakabilirsiniz.

Çeviride şöyle komik bir durum var :slightly_smiling_face: En tutucu ve en radikal hristiyan ortaçağ rahiplerinin, “Hay Allah, aslında böyle olmaması lazımdı.” "Allahtan kimse görmeden ordan çıkabildik " “Allah kahretsin, sana gitme dedim” demesi hayli komik olmuş :face_with_hand_over_mouth: Bu durum başka kitap karekterlerinde de gözüme batıyordu ama bu kitabın durumu itibarı ile çok daha abes olmuş.

Hemen Umberto Eco’nun yazdığı 2. kitabı olan Foucault Sarkacına geçmek için sipariş vericektim ama tükenmiş. 21 Ocak için önsipariş alıyorlar. Şubatta okumak niyetindeyim.


(Ahmet Boyraz) #1185

Bir kitap daha bitti. Keyifle okudum. Çok fazla dallanıp budaklanmadan yazılmış güzel bir kitaptı. Hikâyenin kahramanının bir anlatıcı olması büyük bir artı okur için. Sanki karşınızda zaman makinesini kullanan bir arkadaşınız var gibiydi. Öte yandan finali ise ayrı bir güzeldi.

Spoiler kısmına girmeden her bilimkurgu severin okuması gereken bir eser diyerek, diğer kurgu eserlere ilgisi olanlara da tavsiye ediyorum.

Sıradaki kitap; Ray Bradbury-Resimli Adam


(Umut K.) #1186

Daha önce bu kitap için o dönemi araştıracağım falan diyordunuz. Bu araştırmanın ciddi bir faydasını gördünüz mü okurken? Bir de yaptığınız yüzeysel bir araştırma mıydı?
Ben de kitabı rafta bekletiyorum. Okumadan önce dönemi yüzeysel olarak bir incelesem mi diye düşünüyordum.


#1187

Ben yüzeysel bir araştrma yaptım. Baş Psikopos kimdir? Kardinal ne iş yapar? Kilise meclisi nedir? gibi temel şeylerle başlayıp Fransisken tarikatı, Benedictus rahipleri, Fraticelli tarikatı, 14.yy başında görev yapan imparator ve papa gibi konularda biraz bilgi edindim.

Bir ara Umberto Eco’nun Ortaçağ kitabını okuyup sonra mı buna geçsem diye düşündüm ama zaten kitapta bu kişi ve tarikatların durumundan ve birbirleri ile olan ilişkilerinden çokça ve detaylı şekilde bahsediyor. Bu yüzden daha detaylı bir araştırma yapmaya gerek görmedim.


(Umut K.) #1188

Teşekkürler, ben de küçük bir araştırma yaparım o zaman.


(Demet ) #1189

Isaac Asimov-Sonsuzluğun Sonu okuyorum. Başlarda dili Ben,Robot’a göre ağır gelmişti ama okudukça alıştım diyebilirim. Asimov gerçekten çok ilginç bir yazar. İyi ki okumaya başlamışım diyorum. Şimdilik çok güzel gidiyor kitap, meraklandırdı beni. Bu arada, çevirisi de çok özenli geldi bana. MonoKL Yayınları’na teşekkürler :grin:


#1190

Şu an Murakami’nin Kumandanı Öldürmek adlı kitabını okuyorum. Daha önce de birkaç kitabını okumuş kimini çok sevmiş kiminden de nefret etmiştim. Bu kitabı sevdim sürükleyici merak uyandırıcı. Çok şükür bu kitabinda araya ürün reklamı aliyormus gibi hissettirmedi. Sadece birkaç yerde cümle yarım kalmış basmayı unutmuşlar. Bir de kitaptaki bir karaktere bazen hala diye bazen de teyze diye hitabedilmis bunu anlayamadım ve nedense rahatsız edici buldum. Bakalım nasıl bitecek.


(Mustafa Erdem) #1191

Clive Barker - Dokudünya’yı okuyorum. Yarısını geçtim kitabın ve beklemediğim kadar hoşuma gitti. Yazarın daha önce Kan Kitapları’nı ve Galilee kitaplarını okumuştum. Galilee’yi beğenmemiş sonunu zor getirmiştim. Bunda da böyle olur korkusuyla başladım sayfalar su gibi aktı. Konu sürükleyici, merak uyandırıcı. Karakterler ilginç: Gelip geçici diye düşündüğüm karakterler hikayeye güzel yediriliyor.
Çevirmen güzel iş çıkartmış. Cümleler aksamadan okunabiliyor.
Karanlık Kitaplık serisinden çıkmasından dolayı biraz daha korku öğesi bekliyordum ama fantastik kurgu olarak başarılı zaten.


(Hüseyin gök) #1192

HABİBİ(Çizgi roman)

En son bunu okudum 650 sayfalık kitap olmasına rağmen 3,5 saate bitti,kitabın dili çok hafif çizimleri çok muhteşem bu yönleri ile iyi bir bagımsız çizği roman. Konusuna gelirsek çok küçük yaşlarda bir adama satılan küçük bir kızın ve o kızında bir bebeği kendi evladı gibi büyütüp ardından ikisininde ayrı ayrı başlarına gelen tahlihsizlikleri anlatıyor. Kitap başlarda bilginiz eski Arabistan döneminde geçiyor lakin sonlara doğru başlarından olaylar geçen şehrin ve oranın insanlarının metropol havasına bürünmesi benim kafamı allak bullak etti:-). Kitapta köle ticareti çok iyi işlenmiş, heleki bir padişah var sanırsınız bizimkini andırıyor :wink: . Kitabın cinsenlik yönü biraz agır o konuda biraz yaşı büyük olanlar okumalı diye düşünüyorum. Kısaca kitap çok iyi herkese tavsiye ederim.


(Emre ) #1193

Oğuz Atay’dan sonra Türk edebiyatı oldukça ilgimi çekti ve iştahla okuyorum. Büyük toplara geçtik sanırım, daha başındayım. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Sahnenin Dışındakiler’ini okuyorum. Edgar Allan Poe adını görmek bile şimdiden beni heyecanlandırdı.


(Hazal Çamur) #1194

Carmilla

Dracula’nın atası (anası?) Carmilla, eskinin o koştur koştur anlatısına sahip. Bu beklediğim bir şeydi. Hikaye fazla hızlı ilerliyor olsa da bir şekilde kendine bağlıyor.

Cevapların ayan beyan açık olduğu kitapta, birkaç nokta hariç, meraka pek yer bırakılmıyor. O birkaç nokta da aslında Carmilla’nın bir vampir olarak kökenlerine işaret eden sorular. Ve bunlar dehşete düşürücü değil, hüzünlü sorunlar.

Kitabın yarısındayım. O dönem için büyük bir tabu olan hemcinse duyulan aşk nasıl bir cevap bulacak, merak içindeyim. Günün sonunda platonik bir aşk bu, fakat yazarın bu platonik hemcins aşkını bağlayacağı şekil önemli. Lanetleyecek mi, işin duygusal boyutunu mu ele alacak?

Gerildiğim değil, ama bir bakıma üzüldüğüm bir gotik kurgu oldu; çünkü bu özünde hüzünlü bir hikaye. Okuduğum ve okumakta olduğum için mutluyum. Son aldığım 15 kitapta 7. adım. Bu 15 kitapta hayal kırıklığına uğramamayı bu kitapla sürdürüyorum. İşte beni asıl korkutan bu :sweat_smile:


#1195

Vakıf ve İmparatorluk bitmedi bu Katır’ın soytarısı beni irrite ediyor. Kitabın ilk kapağında da bu şahsın portresi vardı ve sanırım bu yüzden Katır bu adam oluyor. Kendi kendime spoiler verdim herhalde


(Yasin) #1196

Son okuduğum kitaplar hakkında birkaç kelam etmek isterim.

Tarihimizde Kahramanlar-Reşad Ekrem Koçu

Tarihimizdeki bilinen ve bilinmeyen, büyük küçük birçok kahraman hakkında anektdotlar, bilgiler içeren bir kitap. Adını duyduklarım kadar hiç duymadığım kahramanlar hakkında bir sürü şey öğrendim.

Gece Kuşları-George R. R. Martin

Martin en sevdiğim yazarlardan. Bu kitabı çıkınca çok sevinmiş ve ilk fırsatta almıştım. Okumaya kıyamadım bir süre. En sonunda dayanamayıp okudum. İçinde altı öykü var. Yazarın dili her zamanki gibi hem edebi hem akıcı. Çeviri genel olarak iyiydi. Fakat bazı kelimeler aşırı yerelleştirme yüzünden gözüme batmadı değil. Ayrıca aşırı olmasa da yazım yanlışları mevcuttu. Öykülerin hepsi bilimkurgu türünde. Kitaba da ismini veren ve SyFy tarafından dizisi çekilen Gece Kuşları öyküsü ilk yarısındaki gizemi sonuna kadar devam ettirememesiyle bende hafif bir hayal kırıklığı yarattı. Yine de güzel bir bilimkurgu-korku öyküsüydü diyebilirim. Kitapta en beğendiğim öykü ise Lya İçin Bir Şarkı oldu. Öykünün başından sonuna büyük bir merak ve heyecanla okudum. Öyküde değinilen konular olsun, öykünün geçtiği gezegen ve gezegendeki yerli halkın kültürü olsun çok çok güzeldi… Bu kitabı bilimkurgu seven herkese hatta bilimkurgudan biraz çekinen fakat okumak için rahat bir kitap arayan herkese öneriyorum. Yazar herşeyi öyle güzel anlatıyor ki film sahnesi gibi gözünde canlanıyor okuyucunun.


(görkem) #1197

Yenilmez – Stanislaw Lem

Fazla teknik terim olduğu için okuyucunun dikkatini dağıtan, orijinal bir fikirle yola çıkmış roman. Bu teknik bilgiler sizi yer yer atmosfere sokarken yer yer de zorlu bir okuma mücadelesine sebebiyet vermekte. Başını okurken sonunu unuttuğumuz cümlelerden içinde bol bol barındıran bir roman ayrıca.

Alien filmini izleyip beğenen arkadaşlarımızın temelde memnun kalacağı bir eser ama çok da dibimin düştüğünü söyleyemeyeceğim.


(Hiçliğin bekçisi…) #1198

Mathilda - Mary Shelley

1797 yılında Londra’da doğan Mary Shelley’in kendi yaşamından da etkilenerek yazdığı bir eser “Mathilda”. Okurken gerçekten içim çürüdü. Mathilda’nın yüreğindeki karanlık ve acı verici ısdırap öyle güzel yedirilmiş ki daralmadan edemedim. Sanki üstüme sıkıntılı bir örtü atılmış da ben de altında boğuluyormuşum hissine kapıldım.

Elizabeth Nitchie’nin önsözü ise keşke başta olmasaymış. Kitabın içeriği hakkında çok detaylı bir bilgiye sahip olmadığım için duyduğum heyecanı baltaladığını söyleyebilirim. Önsöz kitabın içeriğini ve Mary Shelley’in hayatına derinden bakıp eserin içeriği ile alakalı çok fazla bilgi veriyor. Bu da ister istemez okuma şevkini biraz kırıyor. En sonda verilmiş olsaydı okuduklarımızı Elizabeth’in anlattıkları ile daha güzel pekiştirebilirdik. Böyle olduğunu bilseydim kesinlikle en son okumayı tercih ederdim.

Özellikle National Geographic’in üçüncü sezonda Mary Shelley’e yer vereceğini açıkladığından beri heyecanlıyım. Kitapta yazarın geçmişine ait kısa bir biyografi vardı. Bunu sevdim. Şimdi diziyi izlerken en azından nelerle karşılaşacağımı az çok biliyorum. Bakalım yazara nasıl bir pencereden bakacaklar.

Yalnız kitabı okurken kafamda dolanan soru işaretleri sonlara doğru gittikçe arttı. Mathilda yazıldıktan tam 140 sene sonra basılmış. Kafamdaki ilk sorular da bu bilgiyle oluşmaya başladı. Önsözde içerik kısmının kesinlikle hayali olduğu vurgulanmış. O çağları düşününce gerçekten pek uygun olmadığını anlıyorum ama 140 sene sonra bile bunun belirtilmesi bana biraz garip geldi. Kuşkucu bir insan olduğum için de bir sürü soru oluştu kafamda.

Acaba Mary’nin babası gerçekten böyle bir insan mıydı? İnsanlar böyle bir şeyin varlığını reddetmek istedikleri için mi bu konuda kesin bir reddediş sergiledi? Babasıyla olan husumeti ve üst üste gelen evlat kayıplarına dayanamadığı; ister istemez bir ebeveynin sevgisine muhtaç hissettiği ve babasının da ona karşı olan katı tavrını kendisini inandırmak ister gibi ancak böyle uçuk bir şeyle mi bastırmak istedi? Madem babası böyle değildi neden üvey kız kardeşiyle birlikte kaçtı? Araştırmacılar neden böyle bir şeyi didik didik etmişlerdi? Bunlar ve benzer sorular var kafamda.

Her durumda Mary Shelley’in hayatı oldukça dramatik. Bu da kalemine yansımış. Kendisini içinde bulunduğu bu acı verici durumdan yazarak kurtarmaya çalıştığını düşünüyorum. Bu kadar acı dolu bir insan içindekileri bir şekilde anlatarak dışa vurabilir. Bu noktada ne kadar doğru ne kadar hayal gücü tahmin etmek güç. Belki günlüğünde bile yazamadığı şeyleri öykülerinin arkasına sığınarak anlatmaya çalışmıştır.

Son olarak 2018’in en beğendiğim ve okuduktan sonra daha çok etkilendiğim bir kapağa sahip bana göre.

National Geographic’in bu noktaları nasıl işleyeceğini merak ediyorum. Baba figürü nasıl olacak? Bu reddedilen kısım dizide kendisine nasıl yer bulacak? Bekleyip göreceğim.

Arka Kapak Yazısı:

Frankenstein ’ın yazarı Mary Shelley’nin, öldükten sonra ardında müsvedde halinde bıraktığı bütün romanları ve öyküleri arasında tamamlanmış yegâne eser olan Mathilda, ilk kez Türkçede.

1819’da yazılmasına rağmen aksaklıklar sebebiyle yayımlanamayan ardından da unutulan bu gotik novella ilk kez 1959 yılında okur karşısına çıktı. Mary Shelley’nin tüm yazılarında olduğu gibi yine pek çok otobiyografik öğe barındıran eser, muhtemelen Shelley’nin kendi hayatından en çok esinlendiği eseri.

Mathilda , yazarın annesi Mary Wollstonecraft, babası William Godwin ve eşi Percy Bysshe Shelley ile olan ilişkilerini anlamak için önemli bir belge niteliği taşıyor. Bir babanın kızına olan aşkı, toplumdan soyutlanma ve ölüm gibi anlatması zor konular hiçbir şekilde otobiyografik olmayan olaylar üzerine kurgulansa da, üç ana karakter açık bir şekilde Mary’nin kendisi, Godwin ve Percy Shelley olarak görülebilir ve kitap içerisindeki rolleri de kolaylıkla gerçeklere tekabül edecek şekilde yorumlanabilir.

Bu kitapta Mathilda ile birlikte, kitabın ilk taslağı olan Hayaller Âlemi de okur karşısına çıkıyor.


#1199

Philip K. Dick - Gökteki Göz’ü okuyorum. Beklediğimden daha fantastik bir hikaye ile karşılaştım.

Yanlız kitabın font boyutu bir numara daha büyük olsaymış, çocuk kitabı formatına geçiş yapacakmış :slight_smile: Her satırda ortalama 5-6 kelime var :slight_smile:


#1200

İthaki Yay.’ dan çıkan Alfred Bester’ in Kaplan, Kaplan’ ını bitirdim. Tek kelimeyle harika bir kitap. Sonuna kadar sıkılmadan okudum. Sadece belli yerlerde çeviriler garibime gitti. Okurken durdurdu. Okunası, tavsiye edilesi, filmi bile yapılası. :smiley: :smiley:


(Hüseyin gök) #1201

Katırın kim olduğunu çok basit bir şekilde vakıfta anlıyorsun ne kadar gizemli olsada yada kitapta öyle belirtilsede çok basitti kim olduğunu anlamak.


(Ufuk) #1202

Bilimkurgu klasikleri arasında şu ana kadar okuduklarım arasında favorilerimden bende de farklı bir tat bıraktı. Tabi yazarın Bk’deki diğer kitabını umarım okumuşsundur. Bunu okuduktan sonra o biraz zulüm oluyor :slight_smile: