Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


#1292

Beowulf’u bitirdim. 8. yüzyıl civarında İngilterede Anglo-Saksonca yazılmış 30.000 dizelik bir İskandinav destanı.

İlk 30 sayfada eski İngilizceden modern İngilizceye çeviri yapan Seamus Heaney’in ve bu çeviriden Türkçeye çeviri yapan Nazmi Ağıl’ın önsözleri bulunuyor. 127 sayfalık bir kitap olduğundan bir günde bitirebilirsiniz.

Türkçe çevirisini, Seamus Heaney’in çevirisi ile yanyana koyup kıyaslamadım ama gayet anlaşılabilir bir çeviriydi. Okurkan hiç zorlanmadım.


#1293

Ben de ilk kitabı okuduktan sonra bir daha geri dönmemek üzere seriyle ilişkimi kesmiştim. Hatta yazarla da :slight_smile: Size keyifli okumalar :slight_smile:


(Doğan Can Urul) #1294

Sanırım ben de grubunuza katılabilirim. İlk kitaptan sonra devamını okuma isteği hiç oluşmadı içimde. Ama yine de ileride 5 kitap bir arada olan edisyonunu alıp bir şans daha vermeyi düşünüyorum.


(Ahmet Boyraz) #1295

Ben de hayran kalmıştım finaline. 1 günde bitirilebilecek muazzam bir kitap.


#1296

Kendime her yeni ayın ilk kitabını “Gözümü korkutan kitaplar” kayegorisine dahil ettiğim bir kitabı seçerek okuma konusunda gaz vermiştirm :smile: Şubat ayının ilk kitabını seçtim ve başladım.

Tuğla gibi, yaklaşık 1000 sayfa. Yazı puntoları normalden biraz daha küçük. Şimdilik güzel ilerliyor. :slightly_smiling_face:


#1297

Ara ara guncellermisin cok merak ettigim cesaret edemedigim bir kitap


(Emre ) #1298

Dediğiniz gibi oldu maalesef(forumda genel bir kanı var) aynı anda Ben, Robot’a da başlamıştım. Ben, Robot’ta da ortalarda bir bıkkınlık, kopma gerçekleşti. Asimov okurken hiç böyle olmazdı çok üzüldüm. Sanırım sorun bende. En iyisi birkaç gün ara verip Türk edebiyatı okuyayım sonra tekrar dönerim bu iki kitaba.


#1299

Aslında bence bu Asimov’la, Adams’la ya da Pratchett ile ilgili bir durum değil. Bence bu durum bizim o anki durumumuz. Ben bir kitabın sabit bir okunurluğunun olduğunu zannetmiyorum. Bazen en zor kitaplar bile adeta akıyor, bazen okunur olması gereken kitaplar okunamıyor. Dediğim gibi bence bu bizim o anki durumumuzla ilgili.


#1300

Parlayan Sözler / Brandon Sanderson

İtiraf edeyim, seriye başlamadan önce bu sefer artık bir yerden patlayacağını ve bir BS kitabını beğenmeyeceğimi düşünüyordum. Bir insan her işinde muazzam bir iş ortaya çıkarmayı başaramazdı. Hatta Kralların Yolu’na 400. sayfada ara verip başka kitaplara yönelmiştim, hem çok uzun hem de ağır ilerlediği için.

Birkaç hafta önce Kralların Yolu’na kaldığım yerden devam ettim ve kitaba verilebilecek en yanlış yerde ara vermiş olduğumu farkettim. Kaldığım yerden itibaren soluksuz okudum ve büyük bir beklenti ile başladım ikinci kitaba.

Parlayan Sözler bu beklentimi de aştı. BS yine hep yaptığı gibi ders kitabı niteliğinde bir iş çıkarmış ortaya. Ana karakterler ile aranda bağ kuruyorsun, BS bunu her kitabında başarıyor zaten ama Fırtınaışığı’nda yan karakterler için de farklı duygular hissedebiliyorsun. Her biri ana karaktermiş gibi özenerek yaratılmış en ince ayrıntısına kadar.

Kurgusundan, olayların akışından bahsetmeye gerek yok yine çok iyi bir iş çıkmış ortaya. Flashbackler ile günümüzdeki olaylar arasında kurulan bağlantılar, ara ara karşımıza çıkan çizimler, aksiyon sahneleri. Her biri kitabın başına kitliyor insanı. Ayrıca Kozmer’deki favori karakterim şimdiye kadar Kelsier’di ancak Kaladin Stormblessed onunla kafa kafaya gidiyor diyebilirim.

Bakalım üçüncü kitap Oathbringer’da neler çıkacak karşımıza.


#1301

Bir Mars Destanı

Diğerleri gibi tek öyküden oluşan kitap zannetmiştim ama içinde 5 veya 6 öykü varmış. Böyle olmasını çok sorun etmedim çünkü hepsi tam yerinde bitirilmiş güzel hikayelerdi. Sadece çok güzel olanların biraz daha uzun ve ayrı kitaplar olmasını istemiştim. Zaten kitaba ismini veren ilk hikaye ve ondan sonra gelen ‘uyum’la ilgili hikaye çok etkileyiciydi. Benim yazarı ilk okuyuşum ama daha fazla da okuyamayacak gibiyim sanırım ilk hikayesinden sonra ölmüş. (ya da beynim uydurdu) Büyük kayıp.


(ilhan) #1302

Brandon Sanderson - Oathbringer (ingililizce)- fırtına ışığı serisinin 3.kitabi.
6-7 aydır kitabın Türkçesinin çıkmasını bekliyordum. İngilizce kelime hfizam çok iyi değil, böyle bir seriyi ingilizce okumak keyfini biraz kaçırır diye türkçe sini 4 gözle bekledim. Ama forumda öğrendim ki fiyatı 100tl nin biraz üzerinde olacakmış (kesin değil ama genel görüş öyle) ve bir kitaba ne kadar iyi olursa olsun o kadar para vermek doğru olmadığı icin (benim şahsi fikrim) almak istemiyorum. Kitap piyasasının daha yükselmesi hiç iyi değil.

Kitaba gelirsek, daha başlarındayım. Brian McClellan 'in Güz Cumhuriyeti gibi başlamadı (yarasına gelene kadar nefes aldırmadı kitap). Çok bir hareketin olmadığı bölümler. İlk fırtınanın kopmasini bekliyorum.


#1303

Ay Mars Destanı sabah bitince buna başlamıştım. Kendimi zorlaya zorlaya okumaya çalışıyorum. Kötü değil ama çok çocuksu. Sanki Define Avcısı ya da Denizler Altında Bin Fersah okuyor gibiyim. Tam olarak ortasındayım, bu kasar emek ettim bitirmezsem selfrespect’im azalacak. Bitirinceye kadar da canım çıkacak belli ki. Büyük kararsızlıklar. Tavsiye etmeyeceğim bk klasiklerinden biri oldu.

Edit: Bitirmeden karar vermeyeceğim.

Bitirdim ve kitabı başta beğenmememin tek nedeninin o anki modum olduğuna karar verdim. Çok güzel hislerle bırakmak istemeyerek okudum sonunu.


(Ahmet Boyraz) #1304

Ben beğenerek okumuştum Su Adamı kitabını. Belki de Bir Mars Destanı adlı kitaptan sonra hemen Su Adamına geçmeniz pek iyi olmamıştır. Biraz ara verip başlasaydınız severdiniz bence.


(fatih çetin) #1305

Şu an İtfaiyeci (Joe Hill) kitabına başladım. Normalde hemen okumayacaktım fakat okumak istediğim bir seriyle takası kabul ettim ve kitaba başladım.

Henüz 61 sayfadayım ve okuyup bitiren arkadaşlara bir sorum var. Kitabın ana karakteri bir kadın. Bazı bölümlerde kocasının bu kadına davranışları beni çok rahatsız etti. Kadın kocamdır yapar modunda takılıyor. Kitabın sonuna kadar böyle mi gidiyor acaba? Büyük bir spoiler vermezseniz sevinirim. Genel hatlarıyla bir açıklama çok makbul olur :slight_smile:


(E. Arman ★) #1306

Ben de "Kaplan Kaplan!"dan sonra okumuştum. Masumluğu çok iyi gelmişti. Bk klasileri arasında en sevdiklerimden biri. Tavsiye etmem demişsiniz. Bu kadar erken karar vermeyin. Kitap bk klasiklerinde sayılmasının hakkını veriyor.


#1307

biraz daha okursan sorunun cevabını kendin de tahmin edebilirsin sonu çok çok önceden tahmin edilebilen bir kitap.


(fatih çetin) #1308

Konu çok hoşuma gitti ama bu dediğim konuyu içeren sayfalarda çok canım sıkıldı. Ayrıca tam bir Netflix dizisine dönüşebilecek bir kitap yazmış Joe Hill. Babasının oğlu ne yapacaksın.


#1309

Olabilir ya, insan çok sevdiği bir şeyden sonra neye geçse bir bocalıyor galiba. Zaten kötü değil de, tam tatmin edemedi. Haklısınız ard arda okumamalıydım. :slight_smile:

@Shisubeki Kusura bakmayın sonradan gördüm. Çok erken karar verme oldu belki de. Buraya hep bitirdikten ve biraz üstüne düşündükten sonra yazardım. Böyle ortasından yargılamak yakışmadı. Düzenliyim.


(Emre ) #1310

Dune - Frank Herbert

Asimov’un Vakıf Serisi’ne ne kadar benzeyen bir kitap ama onun çok çok üstünde. Teslim gününe 6 gün kala başladım ama ben bir iki gün daha uyumayıp ilk kitabı değil diğer dördünü bile bitiririm sanırım. Asimov gibi olayları çok iyi işlemeleri, düşünülecek her şeyi sizin yerinize düşünmeleri ama aynı anda sizin de düşünmenize fırsat vermeleri, olaylara yorum yapabilmeniz ama aslında yapamamanız yani sürekli Belirsizlik İlkesi’ni iliklerinize kadar hissetmeniz… -nasıl diyeyim cümleyi nasıl bitireceğimi bilemedim-

Mükemmel ya youtube’a da ilkokul İngilizcesiyle “Dune Music” diye arattım mükemmel de Eastern müzikler çıktı gerçi youtube’un ses kalitesini sevmesem de ambiyansı yaratmam gerekiyordu. Uykusuz kaldım yine.


(Erdal) #1311

Jash Malerman’dan Carol Gömülmeden okuyorum. Tam ortasındayım kitabın. Yine konusuyla kendine özgü bir kitap olmuş. Güzel, akıcı ve kendini okutuyor, ama asla bir Kafes tadında değil (şimdilik). Yeni yeni sanki gizemli birşeyler çıkacak gibi. Bakalım nasıl devam edecek.