Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Kenan Ulusoy) #1536

Kitap tekil mi seri mi bir bilginiz var mı?


#1537

Seri değil… Yazarın (tam bilmiyorum ama) ilk yazım denemesi ya da denemelerinden biri…


#1538

2004-2005 gibi Zamanın Manzarası kitabıyla tanıştığım ve Mermer Köşk dışında tüm romanlarını okuduğum Mehmet Eroğlu yeni romanı İyi Adamın On Günü kitabını okudum. Kitap Mehmet Eroğlu’nun ilk polisiye romanı.

Kitabın ilk 20-30 sayfasında Celil Oker’in Remzi Ünal hikayelerinden birisini okuyormuşum gibi hissettim ama sayfalar ilerledikçe tanıdık Mehmet Eroğlu üslubu da kurgu içerisinde kendini gösterdi. Hikayenin başlangıcı, gelişmesi ve sonucuyla yine de sanki bir Celil Oker üslubu olmasa da hikayesi okuyor gibi hissettim.

Sürpriz bozmadan hikaye ile ilgili bir şey söylemek zor olacağı için kısacası olayların ve karakterlerin bir şekilde birbirleriyle bağlantılı olduğu, olayların akıbetinin ya da hikayenin gidişatının nereye olacağını merak ettiren güzel bir kurguydu.

Kurgunun baş karakteri Sadık’ın Dostoyevski romanlarındaki karakterlere göndermeleri de güzeldi.

Tanıtım Bülteninden

Dört kadın ve bir adam. Kadınlardan en alımlısı ona ihanet etti; en zengini ondan çetrefil bir bilmece çözmesini istedi; en kurnazı labirentten çıkışı gösterdi; en seveceni ise hayatını hiç olmadığı kadar güzelleştirdi…

On günde olup biten bir muamma… Kayıp bir meleğin peşine düşen herkesçe “iyi bir adam” olarak bilinen eski avukat Sadık’ın hafiyelik ve hayatındaki kadınlarla yüzleşme hikâyesi…

İyi Adamın On Günü, Mehmet Eroğlu’nun dünyasında ayrıksı duracak yeni ve kıymetli bir parça. Katman katman açılan; yalanlarla, hazlarla ve esrarengiz cinayetlerle örülü şaşırtıcı bir polisiye. “Adalet, adalet dedin mi, Alyoşa ya da Mişkin kalmak mümkün değil.”

“…Galiba cesaret sandığımız şey, korkunun yokluğundan ya da korkuya alışmaktan ibaret…” Cesaretimin sırrını vermek için daha da eğildim. İçimden gülmek geliyordu: “Hem risk almadan, yaşamını ortaya sürmeden adalet elde edilmiyor.”


(yasinfiction) #1539

Dr.Isaac Asimov’un Sonsuzluğun Sonu adlı eserini okuyorum.
Oldukça sürükleyici ve bir o kadar da kafa karıştırıcı buldum diyebilirim.
Kitabın sonuna erdiğimde yorumumu belirteceğim :slight_smile:


#1540

İş kültür Türk klasiklerinin 14. Kitabı olan Ahmet Mithat’ın Dolaptan Temaşa romanı yazarın önsöz de yazdığı gibi gerçek bir olayın roman olarak anlatılması mıdır bilmem ama dönemin İstanbul’unun sosyal hayatından bir kesit sunmakta.

Yaklaşık 60 sayfa olan kitapta anlatılan hikaye kadar dönemin sosyal hayatı da okuyanların ilgisini çekecektir. Bir olay neticesinde yolları kesişen dört insan etrafında gelişen olayların anlatılmakta olduğu roman aynı zamanda İstanbul’daki günlük hayattan da kesitler sunmakta.

İstanbul’da yaşayanların giyim kuşamlarından, eğlencelerine, mahalle kahvelerine ve çeşitli insan profilleriyle yeniçeriliğin olduğu zamanların İstanbul’u anlatılmakta.


(Hüseyin gök) #1541

Hocam seri ne kadar uzunsa sonunda kötü bir hikayeye dönüşebiliyor misal n52’deki Batmanler’de bile son 2-3 ciltte cılkını çıkarmışlar.Kingdom come’u bende okudum ama o kadar ahım şahım bir hikayesi yoktu hatta çok vasat bir hikaye sahip diyebilirim.Ben çizgi roman okurken cımbızla seçtiğim için çok nadir kötü hikayelere denk geliyorum her hikayeyi okumak çizgi roman okuma istegini baltalayabilir.


(galeme) #1542

Aa cılkını çıkarmış olur mu hiç Hüseyin can damarımdan vurdun beni. Son iki ciltte Bruce Wayne’in tekrar Batman olması ve tüm olası alternatif Bruce Wayne’lerin bu nedenle ölmesi durumu çok epik değil miydi?

Her gördüğümde ağlıyorum. :cry:

Endgame finalinde Joker ve Batman’in efsanevi dövüşü etkilemedi mi? Her iki karakterin de hafızalar gidik bir şekilde bankta oturarak ettikleri muhabbet vs. Çok unutulmaz epik anlar vardı Endgame ve Superh[/spoiler]eavy hikayelerinde.

Benim Yeni 52 döneminde en az sevdiğim Ailenin Ölümü cildiydi sanırım.


(Can) #1543

Çizgi roman sevmem ama spoiler yağmuruna tutulmuş gibi hissettim ama serileri okumadığım için bilemiyorum belki değildir.


(galeme) #1544

Yeni olaylar olmadığı için dikkat etmemişim. Spoiler içine aldım kusura bakmayın.


(Can) #1545

Benim için sorun yok çizgi romanı hiç sevmem, sevseydim bile DC’yi zaten sevmezdim. :smiley:


(Ömer) #1546

Ben de bayılmadım kingdom come’a,ahım şahım değil ama ama sizin seçerek okuma fikriniz gerçekten çok mantıklı.Aslında hem film hem kitaplarda va diğer materyallerde de seçici olmak lazım.


(Metal Storm) #1547

Bu cizgi romanlari hangi sirayla okuyorsunuz cok merak ediyorum? Yok New 52 yok efendim Rebirth her önüne gelen evreni sifirdan baslatiyor. Marvel tarafi daha’da karisik en son Spiderman zengin oldu diyorlardı,Ölen karakterlerde 50 kere diriliyor.

Long live Vertigo Comics :slight_smile:


(fatih çetin) #1548

Hocam oralara girersiniz insanın devreleri yanar. Tek başına okunabilecek seriler var. Onlardan başlayın derim.


(Metal Storm) #1549

Sandman yada Watchman ile baslamayi düşünüyorüm.


#1550

Gömülü Şamdan - Stefan Zweig

Zweig’ın 20 kadar hikayesini okumuştum ama en az sevdiklerimden oldu. Biraz fazla bağnaz yahudi kafasındaki karakterler yüzünden muhtemelen.

Bu kitaptan sonra Mikrobiyota’ya başladım yeni alma hevesiyle ama bir yandan ders notları okurken bir yandan da öğretici bir dili çekemedim. Kitap kötü değil ama sanki 1.sınıfımın tekrarı gibiydi o yüzden ders çalışmak zorunda olmadığım bir hafta geri döneceğim ona.

Şu anda ise Vişnenin Cinsiyeti - Jeanette Winterson okuyorum. Okuduğum ilk Winterson hikayesi ama hepsini almak istedim onun anlatımına düşünce bir kez. Kendisi de önsözünde kendini tarif ettiği gibi, zaman ve mekandan bağımsız, hayalgücünün tüm olanaklarını kullanan ama bir yandan da onu gerçeklikmiş gibi hissettirebilen bir yazar. Aynı zamanda yazdığı tüm karakterlerde kendini, kendi yaşantısını anlattığını söylüyor ama bie kere karakterleri ve olayları okumaya başlayınca ‘nasıl ya?’ diyorsunuz. Çook ekzantirik ve çook sürükleyici. Bitirdikten sonra da yazarım.


(Yasin) #1551

Taze taze bitirdiğim Carol Gömülmeden’in yorumunu yapayım. Açıkçası ben Kafes’i okumamıştım. Filmini izledim ve hoşuma gitti. Yazarın da yeni kitabı çıkınca hemen aldım ve okudum. Kitap gerilim, macera, gizem türlerini kapsıyor.

Kitabın ilk yarısını üç günde kalan yarısını bir buçuk günde bitirdim. İlk yarısı zaman zaman can sıkıcı olsa da ikinci yarısı oldukça sürükleyiciydi. Yazar hayali olarak kurguladığı kasabaları yeterince olmasa da iyi tasvir etmiş. Ama en çok karakter yaratımını beğendim yazarın. Özellikle Duman karakteri son zamanlarda okuduğum en iyi kötü karakterdi. Kitabın puanı oldukça düşük Goodreads’te. O yüzden beklentim de düşüktü. Fakat beklediğimden iyi çıktı kitap. Ayrıca @Asli_Dagli 'nın çevirisi de çok iyiydi.


#1552

Stefan Zweig’e ben de pek ısınamadım (ancak, yalnızca iki kitabını okuduğumu belirteyim). Ortalık Zweig kitapları ve yorumlarıyla kaynıyor bu aralar. Ama bunun nedeni -bence- Zweig’in olağanüstü bir yazar olması değil, telif hakları olmayan kitaplarının birçok yayınevince hummalı bir şekilde piyasaya sürülmesi, okuyucuların bol ve düşük ederli bu kitapları okumaya yönelmeleri, buna bağlı olarak da hakkında çok yorum yapılması ve zihinlerde Zweig’in çok üstün bir yazar olduğu algısının oluşması…

Not: Zweig, kötü bir yazar demiyorum. Ama ondan çok daha fazla ilgi duyulması, haklarında konuşulması gerek yazar var diye düşünüyorum…


(Demet ) #1553

Jeanette Winterson’dan “Tek Meyve Portakal Değildir” romanını öneririm. Beğeneceğinizi düşünüyorum :slightly_smiling_face:


(Demet ) #1554

Size katılıyorum. Seneler önce Zweig’dan Acımak romanını okumuştum bi yayınevinden, şimdi Can Yayınları “Sabırsız Yürek” ismiyle basıyor diye biliyorum. O zamanlar kitabı elimde görenler “Zweig kim?” diye sorarlardı. Şimdi Zweig’ı tanımayan kalmadı, üstüne iyice kahve yanına kitap konseptli instagram sayfalarının parçası oldu…Tanınması ve okunması tabi ki çok güzel bir durum ama insanların fazla abartma huyları da göz ardı edilemez bence.


#1555

Ben severim Zweig’ı. Zaten sevme nedenlerimden biri ulaşılabilir olması. Bir de süslemesiz bir dili olsa da insanı tamamen edebiyattan soğutan anlatımı olmaması güzel. Etkileyici (bu etkileyiciği genellikle hikayelerini kötü sonla bitirirerek sağlar ama) hikayeleri olması, hemen okunup bitmesi güzeldi benim için. Ama sanırım okunabilecek belli başlı güzel hikayelerini okumuşum. Artık o kadar da eğilmeye gerek yok üstüne :d

@raispecial Çok teşekkür ederim önerinizee :slight_smile: İlk romanı galiba ya da yanlış hatırlıyorum. Tutku ve dediğiniz kitabı listeme ekledim bundan sonrası için. :slight_smile: