Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


#1556

Zweig aynı zaman da iyi bir biyografi yazarıdır. Onları da okumanızı öneririm.


(Hiçliğin bekçisi…) #1557

Ömer’in Çocukluğu - Muallim Naci

Küçük bir çocuğun o çocukça korkularını, isteksizliklerini dile getirmiş. Anlatım dili çok güzeldi. Bu seride okuduğum ilk kitaptı. Günler önce bir parça okuyabilmiştim. O günden beri bir vakit bulsam da devam etsem diye fırsat kolluyordum.

Babası vefat edene kadar kendisinin yaşadıklarını anlatmış Muallim Naci. Asıl adı Ömer. Muhayyelat-ı Aziz Efendi romanındaki Naci karakterinden etkilenerek bu adı kendisine mahlas olarak seçmiş.

Bir çocuğun gözünden anlatılan harika hatıralar okudum. Zaman zaman kendi çocukluğumdan izler aradım. Zaman zaman da yaşamadığım bu döneme büyük hayranlık duydum. Dönemi çok güzel yansıtmış gerçekten. O dönemlerde çocukların nasıl yetiştirildiğini bazen gıpta ederek bazen de sinirlenerek okudum. Babasına olan özlemini dindirmek için, belki de onu yâd etmek için yazmış olabilir. Kendisi buna bir neden aramamış. Yazmak isteyip yazdığını dile getirmiş.

Otuz dokuz sayfalık incecik bir kitap. Bazen okurken aklımdan “Keşke ortaokul sıralarında anlayamacağım veya beni zorlayacak kitaplar yerine bu okutturulsaydı,” dedim. Kendisine yeniden yer vereceklermiş. Mutlaka okumayı düşünüyorum.

Arka Kapak Yazısı:

Muallim Naci, nam-ı diğer Ömer, sekiz yaşına kadarki çocukluk hatıralarını pek sevimlice, neredeyse o yaşından anlatıyor. Babası, abisi, annesi, kedisi Fındık, Hoca Efendi, mahalledeki komşular… Bir çocuğun çevresindeki herkes var bu anlatıda. Sokakta karşılaştığı köpeğin saldırması üzerine yaşadığı korku, eve alınan oğlakla bahçede geçirdiği keyifli vakitler, oynarken düşüp yaralanması, babasıyla ders çalıştığı saatler, mektepte falakaya yatıran Hoca Efendi’den ve karanlıktan korkusu, bilmediği bir yerde kaybolduğunda duyduğu çaresizlik… Muallim Naci, hepimizin çocukluğundan tanıdığı bu duyguları öyle canlı anlatıyor ki tek başımıza gidemeyeceğimiz bir mazinin içine bizi bırakıveriyor; üstelik eski İstanbul da semtleri ve yaşayışıyla yanımızda olarak.

Muallim Naci (Ömer) (1850-1893) Muallim Naci, Saraçhanebaşı’nda saraçlık yapan Ali Bey ile Fatma Zehra Hanım’ın oğulları olarak Fatih’te dünyaya geldi. Babasının vefatı üzerine annesi ve kardeşleriyle Varna’ya, dayısının yanına yerleştiler. Fatih Fevziye Mektebi’nde başlayan eğitimine Varna’da devam eden Naci, bir yandan medrese eğitimi görürken bir yandan da özel hocalardan Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Hattatlıktan icazet aldı. Muhayyelat-ı Aziz Efendi romanındaki Naci karakterinden etkilenerek bu adı kendisine mahlas olarak seçti ve ilk şiirlerini de Naci mahlasıyla bu dönemde yazdı. Tercüman-ı Hakikat’e şiirlerini gönderen Naci, Varna’dan İstanbul’a döndüğünde bu gazetenin edebi sütunlarını yönetmeye başladı. Burada yayımladığı eski tarz şiirler eski-yeni tartışmasında bir kutuplaşma yarattı ve gazetenin sahibi Ahmet Mithat’ın tepkisini çekti. Arkadaşlarıyla beraber gazeteden ayrılan Muallim Naci Saadet ve Mürüvvet’te yazılarını yayımladı; Mecmua-i Muallim dergisini yönetti. Mekteb-i Sultani ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat öğretmenliği yapan Muallim Naci, Tanzimat Dönemi edebiyatımızın meşhur ve önemli simalarındandır. Yeni kültüre sahip, milli değerlere bağlı, edebiyatta eskiyi savunur görünmekle beraber dilin sadeleşmesi ve edebiyatın yenileşmesine hizmet etmiş bir yazardır. Şairliği, sözlük çalışmaları, çevirileri ve yazarlığıyla Tanzimat edebiyatının yine çok yönlü isimlerinden olan Muallim Naci’nin seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizisi’nde yer vermeyi sürdüreceğiz.


(ilhan) #1558

John Scalzi - Yaşlı Adamın Savaşı 1
Kitabı yariladim. Çok iyi bir kitap değil. Kötü de değil. İçinde biraz Ender’in Oyunu, birazda Avatar var. Uzayda geçen bir konu.
Hikayeyi ana karakter anlatıyor. Yarısına kadar geldim ama bu karakterin daha hiç bir farkını görmedim. Bu tür kitaplarda ana karaktere bazı farklı özellikler yuklenmeli bence.
Sayfa sayısı çok değil, kitabın sonunu merak ediyorum bi de Goodreads’da puanı 4.24, bu kadar yüksek bir puanı neden almış, görmek istiyorum.


#1559

Doğrusu bu kitabı merak ediyorum. Bitirirseniz bir yorum daha bırakın lütfen


(Yasin) #1560

Geçtiğimiz günlerde okuduğum ama yorumlamaya üşendiğim kitaplardan kısa kısa bahsetmek isterim.

Okur Postası-Nalan Barbarasoğlu

Bir öykü kitabı bu. Fakat belli bir çerçeve içinde yazılmış öykülerden oluşuyor. Yazar, sevdiği yazarlara mektup yazarak kurgulamış öykülerini. Her öykü farklı bir yazara yazılmış bir mektup niteliğinde. Öykülerin içerikleri ise yazıldığı yazarın eserleriyle öyküyü yazan kişinin kendi hikayelerini birleştirmiş. Ne çok iyi ne çok kötü diyebilirim bu kitap için. Bazı öyküler insanı hüzünlendiriyor. Bazıları çok donuk. Genel olarak farklı bir deneyimdi benim için.

Siyah Kuğu Parkı-David Mitchell

Bu romanı sevdim diyemem, sevmedim hiç diyemem. :slight_smile: Okurken de hep ikilemde kaldım. Yeri geldi çok iyi ya dedim, yeri geldi bu ne ya dedim. Yazarın üslubundan kaynaklandı bu. Yazar o kadar çok isim, marka, yer ismi kullanmışki ilk başlarda kitabı bırakacaktım. İlerledikçe bu isimler azaldı neyse ki. Kitap bir çocuğun büyüme öyküsü. Yer yer kahkaha attım, yer yer içim burkuldu. Ama yazarın çok seveni var, hafif post-modern tarzda yazıyor sanırım. Benim de post-modernizmle aram çok iyi değil. Bir başkası kitabı daha çok severdi eminim. Kötü kitap değil neticede.

Küçük Şeyler-Samipaşazade Sezai

Edebiyatımızdaki ilk öykü kitaplarından birisi Küçük Şeyler. Yıllardır okumak istediğim bir eserdi. İş Bankası’nın harika baskısı çıkınca alıp okudum. Adı gibi küçük ama hayata dair öyküler anlatıyor yazar. Betimleme seven birisi olmama rağmen kitaptaki bazı betimlemeler beni yordu açıkçası. Onun dışında hoş, küçük bir kitaptı.


#1561

Kitabın konusu hakkında İthaki’nin bu baskısı veya Alfa’nın baskısının tanıtım bültenleri fazlasıyla bilgi veriyor okumadıysanız o arka kapak ya da tanıtım bültenlerini okumayın.

Kitabın tamamını okuduktan sonra, giriş bölümünü yeniden okuyun ve İthaki baskının kapağına yeniden bakın.
Şimdi her şey çok daha anlaşılır olacaktır.

Kim yalan söylüyor, gerçek hangisidir, doğa üstü karanlık varlıklarla son sayfasına kadar merak ve heyecanla okudum…

Kitabı okumanız bitince giriş bölümünü tekrar okuyun tüm hikaye çok daha anlaşılır olacak.


#1562

Kitap: İntihar Kulübü
Özgün Ad: The Suicide Club
Yazar: Robert Louis Stevenson
Yayın: Maya Kitap
Baskı: 1. basım, Ağustos 2016, İstanbul
Çeviri: Macidegül Batmaz
Editör: Selin Saraçoğlu
ISBN: 978-605-9902-46-5

Ünlü “Define Adası” (dönüp dönüp okuduğum, çok sevdiğim bir kitaptır) ve yine ünlü “Dr. Jekyll ile Mr. Hyde’ın Tuhaf Öyküsü” adlı yapıtların yazarından -birbiriyle bağlantılı- üç öykü…

Kitabın başında yer alan yaşamöyküsünden babasının Robert Louis Stevenson’a yazar olması için destek verdiğini, ailesinin geleneksel mesleği olan mühendisliğe ilgi göstermeyip hukuk eğitimi aldığını ama hiç avukatlık yapmadığını, dini reddedip ateist olduğunu, yaşamının son yıllarını Samoa’ya bağlı bir adada geçirdiğini ve yerlilerin ona “öykü anlatıcısı” anlamına gelen Tusitala adını verdiğini, müzisyenliğini ve 123 bestesi/düzenlemesi olduğunu, pek çok ünlü yazarın hayranlığını kazandığını öğreniyoruz.

“İntihar Kulübü” adlı bu yapıt, Stevenson’ın “Yeni Bin Bir Gece Masalları” (New Arabian Nights) adıyla bir araya getirdiği öykülerinin ilk cildinin bir bölümünü oluşturuyor ve içinde birbirine bağlı üç öykü var: “Kremalı Turta Dağıtan Genç Adamın Hikâyesi”, “Doktor ve Saratoga Sandığının Hikâyesi”, “Fayton Macerası”.

Öykülerin iki ana karakteri Londra’da yaşayan hünerli Bohemya prensi Florizel ile sırdaşı ve yaveri olan Albay Geraldine.

Serüven, Prens Florizel ile Albay Geraldine’in kılık değiştirip Londra’da gezerlerken yoğun sulusepken yüzünden bir istiridye restoranına sığınmalarıyla başlıyor… Daha sonra restorana genç bir adam geliyor ve herkese kremalı turta dağıtmaya başlıyor, ikramını geri çevirenlerin turtasını ise kendi yiyor. Prens Florizel, ikram sırası kendilerine gelince akşam birlikte yemek yerlerse kabul edeceğini söylüyor. Akşam yemeğinden sonra kremalı turta dağıtan genç adam onları bir kulübe götürüyor. Külübün adı ise “İntihar Kulübü”… Burada, yaşamlarına son vermek isteyen ama bunu gerçekleştirecek cesareti gösteremeyenlere yardımcı olunmaktadır…

Beğendiğim bir kitap oldu. "Define Adası"nın yapısından uzak bir kitap; daha çok "Dr. Jekyll ile Mr. Hyde’ın Tuhaf Öyküsü"nün tarzında… Gotik bir kokusu var…


(Enver Arman ★) #1563

İthakiden çıkan kitabı yakın zamanda okudum.
Üç Sahtekar ile beraber okunmalı keza kitabın arkasında Arthur Machen’in bu kitaptan esinlendiği açıkça yazıyor.


(fatih çetin) #1564

Önsözden mi bahsediyorsunuz?


#1565

Önsöz yok zaten. Giriş başlıklı ilk bölüm


#1566

Vücudu hareket halindeki dövmelerle kaplı olan bir Adam, uzun bir zaman kalıcı bir iş bulamaz. Bunun nedeniyse bedenindeki lanetli resimler bu resimler geleceği gösterir ve Resimli Adamın yanında belli bir süre geçiren kişinin kaderi de Resimli Adamın vücudunda görünmeye başlar. Kitaptaki her öykü de insanın psikolojisine, içsel dünyasına ve teknolojinin getirdiği yeniliklerle teknolojinin karanlık yönlerini okuyoruz.

Kitap 18 öyküden oluşuyor, öykülerin her biri farklı hisler uyandırıyor. Resimli Adam kitabında yer alan öykülerin bazıları insanlık adına umut veriyor bazı öyküler ise dehşet ve umutsuzluk.

Bu arada Karanlık kitaplardan " Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana" kitabını okuduysanız biliyorsunuzdur okumadıysanız Resimli Adam’la o kitapta da karşılaşacaksınız.

9786051715964

Ayrıca yaklaşık 3 haftadır ara ara okumakta olduğum Binbir Gece Masallarının ilk cildini de okudum. Adının masal olmasına bakıp da belirli bir yaşın altında ki çocuklarınıza okutmamanızı öneririm ( istismar, cinsel taciz, tecavüz, ensest, entrika, çocuk istismarı, kadının değersizliği vb )

Belki 2. kitabı da okuduktan sonra daha detayları olarak düşüncelerimi yazarım. Şimdilik şu kadar yazayım, masal içinde masal içinde masal içinde masal bir süre sonra sıkıyor. Okuyacaksınız zamana yayarak okuyun.


(fatih çetin) #1567

Benim buraya eklediğim masal kitabı yorumlarında, masal kitabını okuma şeklini söylemiştim. Masal kitabını ben günlük 2 ya da en fazla üç masal okuyarak ortalama 1 haftalık bir sürede bitiriyorum. Uyumadan önce yapıyorum ayrıca. Yoksa zevki çıkmaz bana kalırsa.


#1568

Kısa anlatıları sizin de yazdığınız gibi zamana yayarak okurum kısa anlatılar iç içe hikayeler olmadıklarından karışmasınlar.

Ama Binbir Gece masallarında durum bundan biraz daha karışık masal içindeki masal anlatan kişinin anlattığı masalın içindeki masal anlatan kişinin masalını okuyorsunuz. Kim kime masal anlatıyordu bazen karışıyor :slight_smile:


(fatih çetin) #1569

Benim okuduğum Japon, İran ve Türk Masalları farklı farklı masallar olduğu için söylemiştim ama dediğiniz gibiyse farklı olabilir. İyi okumalar :slight_smile:

Bu Binbir Gece Masallarına bakmak istiyorum ama pahalılar sanırım. Aynı şey ciltli Sherlock Holmes kitaplarında da geçerli :slight_smile:


(Seray) #1570

Zaman Çarkı 5 Göğün Ateşleri’ni okuyorum eleştirim ise kitaptaki (genel olarak Zaman Çarkı serisindeki) yazım ve noktalama yanlışları. Ayrıca şaka gibi orjinal kitap alıyoruz o kadar para veriyoruz ama kitabımın 1024. Sayfası ile 1033. Sayfaları arası yok. Allah’tan sözlük kısmı ve o kısım öbür kitaplarda da var. Kitabın içinden olsaydı aşırı sinir bozucu olurdu hiç mi kontrol etmiyorlar ne?

Umarım gözüküyordur #ithaki


#1571

Eksik sayfalar rahatsız edici bir durum, Yayınevine sosyal medyadan ya da mail adreslerinden yazın isterseniz.
İmla, yazım yanlışları az ya da çok her kitapta karşımıza çıkabiliyor ama bununla ilgili bir lig yapılsa İthaki her sene şampiyonluğa oynar.


(Seray) #1572

Ah keşke sosyal medyadan yazdığım şeyleri taksalar, hiç tenezzül de bulunmuyorlar. Maalesef ki güzel serilerin hakları da hep onlarda. Evet haklısınız başka kitaplarında da hatalar mevcut ama bu bir de uzun bir seri olunca ve o kadar çok karakter içerince o virgül hatalarından falan cümlenin anlamı o kadar çok değişiyor ki…


(Umut Özak) #1573

Yayineviyle iletişime geçerseniz yeni bir kitap ile değiştirirler.


(Zelal akatay) #1574

Zaman Çarkı-Kılıçtan Taç’ı okuyorum. Seri genel açıdan çok güzel. Lakin bazı kitapları fazla sıkıcı, monoton ve olaysız geçiyor. 7. kitap da bunlardan biri. Ayrıca olaylar genel olarak üç ana karakterin ağzından anlatılmıyor maalesef. Diğer karakterlerin hikayeleri anlatılıyor. Fazlaca. Ama yinede okunması gereken bir seri. Yazar 3 kitap olarak planladığı seriyi 13 kitap olarak yazmış ve zaman zaman insanı sıkıyor olsa da yalnızca yazarın hatırına dahi okunmalı. Hikaye örgüleri, olaylar, hikayedeki dünya, karakterlerin nitelikleri ve okuyucuyla bağdaşması çok iyi bir şekilde kurgulanmış. Kişi okuyunca kitapta kayboluyor. Ve bu kayboluş okuyucuya daha çok heyecan katıyor. Fantastik edebiyat severlerin alması gereken bir seri.


(Seray) #1575

İthakiye ve İlknoktaya mail attım İlknokta’dan almıştım kitabı :slight_smile: bakalım ne olacak :smiley: