Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(ilhan) #1576

John Scalzi - Yaşlı Adamın Savaşı 1
Kitabı bugün bitirdim. Yukarıda da dediğim gibi, kötü bir kitap değil. Ama Goodreads’dan 4.24 puanı hakedecek bir kitapda değil.
Yazarın adı John Scalzi, kitaptaki ana karakterin ismi John Perry. İlk defa kitaptaki ana karaktere kendi ismini veren bir yazar ile karşılaşıyorum. İlginç bir durum.

Kitap ile ilgili ise; ana karakter çok basit. Hiçbir özelliği yok, dışarıdaki herhangi bir isansandan bir farkı yok. Bu tür kitaplarda karakterin bazı özellikleri, kendine çeken bazı değişik yanları bulunmalı bana göre. Bir konu hakkında fikir ortaya atıyor, diğerleri biz zaten bunu biliyorduk diyor (direk böyle söylenmiyor ama çıkan sonuç bu). Bulunduğu bazı konuşmalar, aldığı bilgiler zorlamayla ona söyleniyor. Karakter bilsin diye, hakketttiğinden dolayı değil. Kısaca vasat bir ana karakter.
Kişiler arasında geçen konuşmalarda kötü, anlamsız, boş. Sadece konuşuyorlar, konuşmalarda his yok. Bu kitaptaki konu yüzünden değilde, yazarın kaleminden kaynaklanıyor bu durum.
Geçişler çok hızılı. Olayın içi daha güzel kelimelerle, daha güzel durumlarla doldurulabilirdi. Daha heyecanlı anlar yerleştirilebilirdi. Ama yazar hızlıca bitiriyor. Beklentin havada kalıyor.

Aklımda birkaç şey daha var beğenmediğim ama sıkmadan güzel yanından da bahsetmek lazım (bu kısım çok kısa ne yazık ki).
Kitapta beğendiğim tek kısım ise konu. Anlatılışı değil, konunun kendisi. İnsanoğlu uzaya açıldığı zaman, yeni gezegenlere yerleşmek istediği zaman, o gezegenlere yerleşmek isteyen uzaylılar ile geçen mücadele. Bu konu ileriki yıllarda (belki yüzyıllar sonra) olabilme ihtamili olduğu için ilgimi çekti. Bu yüzden sonuna kadar okudum.

Sonuç olarak; konu ilgi çekiyor, ama yazarın bunu anlatması kötü.
İkincisine de hemen başlarım. Genelde serilerin 2.kitapları daha iyi olur. Umarım yanılmam.


(Can) #1577

Yalnız 13 değil 14+1 kitap olarak yazmış. Biraz daha sıkıcı olan kitaplar daha çok karakter gelişimine katkı sağlıyor gibi geliyot bana.


(Zelal akatay) #1578

Ben 13 olarak hatırlıyorum. Benim hatam. Ama 14+1 de yüreğime pek su serpmedi. Söylediğine katılıyorum ama bu sıkılmamı engellemiyor maalesef. :blush:


(Zelal akatay) #1579

Ve ek olarak yazının sonunda bir hatam olmuş. Fantastik edebiyat severlerin alması gereken bir kitap olduğunu belirtmek isterken telefon düzeltmesinin azizliğine uğramışım.


(Can) #1580

Düzenleme yapabiliyorsunuz. Alamamasını alması olarak düzeltebilirsiniz. :slight_smile:


(Zelal akatay) #1581

Keşke bunu daha önce bilseydim. Teşekkür ederim.:blush:


#1582

Teşekkür ederim …


#1583

Seri ve ilk kitapla ilgili sizinle aynı düşüncede değilim, ben hem ilk kitabı hem de seriyi sevdim ( hatta serinin sevilmeyen kitabı Zoe’nin Öyküsünden dahi şikayetçi değilim :slight_smile: ) Yeni serilerle daha az uğraşıp Yaşlı Adam serisine yeni kitaplar yazmasını tercih ederim.

Tabi ki bunlar öznel düşüncelerdir, her insan da öyküler, kitaplar farklı etkiler oluşmasını sağlar hatta aynı insan da bile farklı dönemlerinde daha az ya da daha fazla tesirli etkiler yaratır.

Scalzi Heinlein değil bu nedenle Yıldız Gemisi Askerlerinde yapılacak hiç bir alt okumayı Scalzi’de yapamıyoruz ancak hayal ettirdikleri ve düşündürdükleriyle Scalzi’nin hikayelerini seviyorum.

Kurgu kitaplarında benim aradığım şeyler benim iyi vakit geçirmemi sağlaması, hiç görmediğim, göremeyeceğim şeyleri hayal ettirmesi ve bazı detayların üzerinde düşünme ve hayal etmemi sağlaması oluyor. Bilim kurgu ve Fantastik kitaplar da yaratılan karakterlerden çok hikayenin akışı ve o hikaye için yaratılan mekan ve olay ilgimii çekiyor, Belki Scalzi çok orjinal şeyler yazmıyor ama okumaktan ve okurken hayal ettirip düşündürdüklerinden zevk aldım.


(ilhan) #1584

Benim için kitap kötü değildi, sadece yazarın anlatışı biraz sıradan, ruhsuz geldi. Ama yine de konu ilginç. Bu konuda aynı düşünüyoruz. :slight_smile:
Kitapta aklımda kalacak tek şey uzaylı bir ırkın insanları koyun gibi yetiştirip sonra yemesi oldu. Bu gerçekten farklı bir yaklaşım. Hep tüketen olarak düşündük kendimizi. Besin piramidinin en üstlerinde. Bir kafeste beslenip uygun bir anda yenme fikri çok ilginç geldi (umarım ileriki yüz yıllarda hiçbir devirde böyle birşey gerçek olmaz).
Kitabın başlangıcında biraz Ender’in Oyunu başlangıcını gördüm. Farkı; Ender’in Oyunu’nda uzaya göndermek için çocukları seçerken bu kitapta yaşlıları seçiyorlardı. Bu yüzden biraz da olsa Ender gibi John’un da zeki bir karakter olmasını beklerdim.
Sizin de dediğiniz her insanda öyküler farklı etkiler yaratır.


(Umut Özak) #1585

Kitabı az önce bitirdim. Kitap muazzamdı, o kadar kötü hissediyorum ki ne diyeceğimi bilemiyorum. :pensive: Yorumun harika abi, tebrikler. @mit


(M. Ihsan Tatari) #1586

Aaa, benim yorumumu mu koymuşlar? Kayıp Rıhtım olarak arka kapakta bizden alıntı yaptıklarını hatırlıyorum, biliyorum ama bu satırları da kullandıklarını bilmiyordum :slight_smile:

Ya da unuttum ve bunama belirtileri gösteriyorum :joy:

Teşekkürler Umut. Kitabı beğenmene ayrıca sevindim :slight_smile:


#1587

Jules Verne’nin 80 Günde Devri Alem kurgusu bir şekilde hikayesinden hepimizin haberdar olduğu bir kitap. Londra’da yaşayan Phileas Foog 80 günde dünyanın çevresinde bir tur yapabileceği ve başlangıç noktasına 80 gün sonra dönebileceğini iddia etmesi üzerine arkadaşlarıyla bahse tutuşur ve bunu gerçekleştirmek için yanında uşağı Jean Passepartout ile yolculuğa başlar.

Jules Verne her zaman ki gibi sadece hayal gücümüzü değil anlattığı dönemin teknolojisini, sanayisini, kahramanlarının yolcuğu esnasında kullandığı gemiler, trenler, hayvanlar ve hatta yelkenli kar kızağı gibi araçları, gittikleri yerlerdeki kültürleri ve yaşam biçimlerini de aktarıyor okuruna.
Bir yandan da hem İngiliz sömürgeciliğine hem Hindistan tutuculuğu ve gericiliğine göndermeler yapılırken diğer yandan Amerika da bir yargıç seçilmesinde bile meydana gelen şiddeti okura aktararak dönemin Amerikasında şiddetin ne derece kanıksanmış olduğunu da aktarıyor. Elbette diğer Jules Verne romanlarında olduğu gibi Coğrafi tasvirleri de okura aktarmaktan geri durmuyor.

Jules Verne

“ Fransız boksunun İngiliz boksundan üstün olduğunu ispatlayan muhteşem bir dizi yumruk sıraladı.”

diye yazarken muhtemelen bir Fransız olmasından kaynaklı İngiliz küstahlığına da kitabında bir cevap vermiş oluyor.
Jules Verne’nin diğer bir çok kitabı gibi bu kitabını da okumayı düşünenlere öneririm.


(Hiçliğin bekçisi…) #1588

Şimdi de aç filmini izle. Bir kez daha sarsıl… Bence epey aslına uygun uyarlamışlardı sadece kitaptaki merak unsurunu filme koyamamışlar en başta ama olur o kadar. :slightly_smiling_face:


(Zeynep) #1589


Kara Prizma’yı okuyorum , kitabı yarıladım diyebilirim.Kitap hakkında ki ilk izlenimlerim çok olumlu.Özellikle yazarın yarattığı evren çok hoşuma gitti , yer yer Sanderson mı okuyorum diye düşünmeden edemedim.Yazarın oluşturduğu büyü sisteminide beğendim.Hikaye ve olay örgüsü ise Centilmen Piç Serisindeki gibi tabiri caizse akıyor.Hatta Şimdiden 2. kitabı merak ediyorum.Çeviride gayet iyi.
Özellikle @mit 'nin ellerine , emeğine sağlık…
İthaki ve emeği geçen herkese teşekkürü borç bilirim.Sayelerinde güzel serileri dilimizde görüyoruz.


(M. Ihsan Tatari) bu konuyu ayırdı #1590

2 posts were merged into an existing topic: Işıkyaratan Serisi, Brent Weeks


#1592

Jules Verne’in böyle fransız-ingiliz karşılaştırmaları var. En son okuduğum İki yıl okul tatili kitabında da bunu Doniphan ve Briant karakterleri üzerinden bariz bir şekilde yapıyordu. Benim açımdan rahatsız edici değil tabi, ben bir yazarın kendi milliyetini biraz kayırmasını doğal buluyorum :grin:


(Can) #1594

Bu kısmı okuyan erkek üyelerin en cesurları ürperdi, daha az cesur olanların gözleri yaşlı. Yok hayır ya gözüme bir şey kaçtı ne ağlaması. :cry:


(Hazal Çamur) #1595

Gergedan - Mine Söğüt

Yazarın büyük bir hayranı olarak bu kitabı almamam beklenemezdi. Ancak kendimi pek çok yazarın başına gelen şeye hazırlamıştım: en iyi eserlerini çoktan vermiş olma haline.

Gergedan’ı okumaya devam ediyorum, ama okurken yorumlarda bahsedilen "yazarın dilini nasıl da özlemişim " hissini yaşayamıyorum şimdilik. Özlediğim, hayran olduğum o tekinsiz, kara büyü kıvamlı dilden pek eser yok. Şimdilik önceki kitaplardaki kadar vurmadı da beni.

Dediğim gibi, bunlar beklediğim şeylerdi. Her şeye rağmen severek okuyorum. Ama Mine Söğüt denilince aklıma ilk gelen kitaplarından olmayacak gibi duruyor.


(fatih çetin) #1596

Maya Kitap masallarından, forumdan güzide bir arkadaşımızın hediye ettiği Türk Masallarını okudum.

Kitap, 17 tanesi Türk ve 4 tanesi de Romen olmak üzere 21 tane masaldan oluşuyor. Kitabı da neredeyse 21 gün gibi bir sürede bitirdim. Alışkanlık olduğu üzere günlük 1 masal dozumu alıp yatağımın kenarına koyuyordum. Kitap için yorumlarıma gelecek olursak genel anlamda 1-2 masal hariç bütün masalları beğendim. Özellikle “Kırk Şehzade ile Yedi Başlı Ejderha” tam bir fantastik şölen. Ne ararsan var içinde.

Romen masalları da ilk defa okuduğum masallardı. Genel anlamda birbirine benzese de çok hoşuma gitti. Kitabı okumanızı tavsiye ederim.


(Hiçliğin bekçisi…) #1597

Şu anda yavaş yavaş tadımlık olarak Saki- İnsanlar, hayvanlar ve yırtıcı hayvanlar okuyorum. Notos’un baskısı. Sadece şunu söylemek isterim; eğer hiç Saki ile tanışmadıysanız şiddetle tavsiye ederim. Hayvanların da insanlar gibi işlendiği, çocukların yetişkinleri alaya aldığı bir tarzı var. Toplumu bu kavramlarla ele alması beni etkiliyor. Karakter tahlilleri gerçekten farklı. Öyküdeki böbürlenen kişileri öyle hallere sokuyor ki gülmeden edemiyorsunuz. Hak ettikleri hüsrana uğrayıp rezil oluyorlar zaman zaman. Dili çok güzel, çeviri gayet güzel ayrıca isteyenler için İthaki baskısı seçme öyküleri ve Kırmzıkedi’den Babil Kitaplığı’ndaki Lady Anne Susuyor kitabı da var. Notos baskısında bu öykü de vardı. Saki’ye olan hayranlığım sebebiyle hepsini aldım. Zamanla okuyacağım hepsini. Bir öyküsünü bile kaçırmak istemiyorum. Eğer birebir aynı olanlar varsa elden çıkartacağım. Ayrıca unutmadan Lady Anne Susuyor ise ikili ilişkilere vurgu yapıyor. Kendisinin çok fazla geri planda kaldığını düşünüyorum. Bitirdiğimde alıntılarla birlikte detaylı bir inceleme yapacağım. Söyleyecek çok şey var…