Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Damla) #146

En son Dune’u okudum. Karanlık bir havası olsa bile benim hoşuma gitti devam edeceğim kesinlikle.


#147

En son Usta ile Margarita’yı okudum.Bence bazen Moskova’daki karaktere fazla takılıyordu.Sayfalarda yozlaşmış insanların hikayelerini anlatıyordu ama İsa’nın hikayesine biraz daha odaklanmasını isterdim.En sevdiğim kısım balo ve İsa’nın ölümü kısmıydı.


(kimyager_ferhat gürdoğan) #148

Artemis’i okudum.Akıcı ve sürekli artan temposu var.Argosu bol beni rahatsız etmedi böyle olması daha iyi olmuş.Kadın karakter olması daha güzel olmuş okuyun pişman olmazsınız :books::books::+1:t6:


(Yasin) #149

Alper Beşe’nin Birtakım Tuhafliklar adındaki öykü kitabını okudum. Gündelik hayattan parçalar, yazarın bazen insanı yoran bazen de su gibi akan diliyle öykülere dönüştürülmüş.


(Onur Uslu) #150

Ben pişman oldum açıkçası =) Çok fazla baş karakterin işine yarayacak tesadüfi olaylar olunca ciddiye almamaya başladım kitabı. Kitabın en ağır karakteri Rudy bile inanılmaz sönük kalıyor. Son derece light-hearted bir kitap.


#151

Biz’i bitirdim( İthaki Yayınları). Evet noktalama, yazım, çeviri… Ama hiçbiri umrumda olmadı. Anlamak için 3-4 kez tekrardan okuduğum yerler oldu, yılmadım; karşılığında da kitap bana birçok şey kattı. 1984 ve Cesur Yeni Dünya’dan daha çok beğendim bu kitabı.

Kahramanımız Tek Devlette matematikçi.
Tek Devlete sonuna kadar bağlı,ödevlerini kusursuz yerine getiren biri.İntegral denen medeniyet taşıyıcısının baş mühendisi.
Tek Devlette tüm evler camdandır, mahremiyet olgusu kırılmıştır.(Storlari indirme hakkı pembe biletle verilir.) Caddeler camdandır, doğal yaşama ait hiçbir şey barındırmaz. Tek Devlet, doğal yaşamdan cam duvarlarla ayrılmıştır. Kuş, ağaç, böcek, toprak… Bunlar korkutucu şeylerdir. Anne baba kavramı yoktur.Herkes birbirine kaydını yaptırabilir ve pembe bilet saatlerinde storlari indirebilir.
Herkes aynı saatte kalkar. Yürüyüşler gruplar halinde ortak olarak günün belli saatlerinde yapılır. Kişisel saat kavramı 2-3 saatten ibarettir. Müzikler fabrikalarda üretilir. Şiirler yalnızca Tek Devleti methetmek için yazılır. Ruh denen kavram antik bir kavramdır. Fikir Birliği gününde açık seçim yapılır ve aday gösterilen İyilikçiye herkes kabul oyu verir. Herkes tek fikirdedir. Ve daha hatırlayamadığım birçok şey. Bunlar bir distopya için olmazsa olmazlardan zaten. Bu kitabı özel kılan şeyse, distopyada filizlenen aşkın konu edinilmesidir.

Karakterimiz D-503, I-330 a aşık olur. Bu öylesine hemencecik olmaz. Kahramanımızın anlayamadığı gibi biz de anlayamayız işlerin bu noktaya nasıl geldiğini. Baş mühendis, görev adamı, Tek Devlet aşığı bir adam, bir anda işlerini aksatmaya, programına uymamaya başlar. Kendini hasta gibi hisseder ve I’nın arkadaşı olan bir doktora gider. Kendisine Ruh Oluşması hastalığı konur. ( Kitapta bu oluşumun tanımı öylesine güzel yapılır ki.) Bu noktadan itibaren karakterimiz iç çekişmelerinin içinde boğulur. I’yı delicesine sever, o ne derse başı üstünedir, reddetmek aklına dahi gelmez. Ama Tek Devlet’e de öylesine sıkı sıkıya bağlıdır ki, I tarafından verilen ve ‘düzene karşı’ denebilecek her emir, kahramanımızı içsel hesaplasmalara götürür. Ancak I’yı asla reddedemez. Seviyordur onu. Gerisi önemli değildir. Ruh hastalığı vardır, evet, bunu kabul ediyordur, bu hissettiği şeyler normal değildir ancak olsundur, kendisi iyileşmek istemez. Böyle yaşamaya razıdır.
Tüm bu olaylar bir devrime ( I tarafından öncülüğü yapılan devrime) doğru giden yolda karakterimizin değişimini gözler önüne serer.
I, Integrali ele geçirmeye karar vermiştir. D’den bilgiler alır, D ise istemese de bu yolda I’nın en büyük yardımcısı olmuştur. Planlar yapılır, olaylar patlak verir, ortalık karışır. Devletin belli yerlerinde karmaşa sürer ama Tek Devlet vatandaşı erdemlidir, bunlardan bahsetmez. Tek Devlet sonsuzdur, Koruyucular her şeyin üstesinden gelecektir. Hengamenin ortasında D ile I son kez buluşur D nin evinde ve D, o buluşmada I nın kendisini sevmediğini ve İntegrale ulaşma yolunda yalnızca bir araç olarak gördüğünü anlar. Kurtulmuştur artık. Tüm o hezeyanlar sona erecektir. Hastalığı artık geride kalmıştır. Nasıl da şüphe etmiştir Tek Devletten? Sonsuz mutluluk kaynağına karşı nasıl böyle bir girişime katılmıştır? I, D nin iddaalarini reddetmez, gülümser ve çeker gider. D soluğu Koruyucularda alır ve Devrim ve ona ilişkin bütün bildiklerini anlatır. Sonunda I, D’nin gözleri önünde idam edilir.
Kitapta D’nin hezeyanlı hali açıkça fark ediliyor. I ile tanışma kısmına kadar farklı bir karakter, tanıştıktan sonra farklı bir karakter ve I gittikten sonra farklı bir karakter… D-503 unutulmaz bir karakter olacak benim için.


#152

Son okuduklarım: Ivan İllich - Okulsuz Toplum, Bleach 2. Şu anda Jean-Jacques Rousseau - Toplum Sözleşmesi


#153

Yeraltından notlar okuyorum. Karakterin yaşamı ve düşünceleri -her ne kadar istemesem de- bana benziyor. İnsanları bazen küçük görme ama aynı zamanda onlar gibi olma istediği, sürekli kendini değiştirmeye çabalayıp ilerleyememek ve en önemlisi sürekli hayatını değiştirecek büyük bir olay beklentisi…


(kimyager_ferhat gürdoğan) #154

Uzay Piyangosu’nu okudum.PKD’yi ilk defa okudum.Beğendim kosunusu değişik ve sürükleyici.Yazım hataları var bazı okuyucuları rahatsız edebilir.Konuya gelecek olursak herkesin eşit şansının olduğu piyango sisteminde dünyanın efendisi olmak .Ve bu oyunun efendisini yok etmesi için gönderilen suikastçı.Ted Benteley arkadaşımızda bu tehlikeli oyunun içinde kendisini olayların ortasında bulur.Telepatların,androidlerin, insanların bireyselliğinin olmadığı,uzay yolculuğunu bulabilirsiniz.


#155

Yüzüklerin Efendisi - Kralın Dönüşü’ ne başladım. :slight_smile:


(Onur Selamet) #156

Özcan Ergüder’den Maskeli Balo. 50 Kuşağı öykücülerini sevip takip edenlere öneririm. Ben tanıştığıma çok memnun oldum.


#157

Yaşar Kemal- Binboğalar Efsanesi’ni bitirdim. Sanırım Yaşar Kemal’in en başarılı kitabı. Yörüklere yakılmış bir ağıt resmen.


(görkem) #158

Sissoylu 4 : Kanun Alaşımı = Brandon Sanderson

ilk 3 kitaptan sonra bir gazla başladık devam ediyoruz ama bu kitabın profili diğerlerine nazaran düşük kalmış. Okutuyor mu okutuyor, okurken eğleniyorum vakitte güzel geçiyor ama bazı çiğlikler var.

Wax ve Wayne mesela … kendi aralarında böyle B sınıfı aksiyon filmi klişesi esprileri, kendi aralarındaki Amerikanvari atışmaları falan Sissoylu’nun ciddiyetini bozuyor bence. Bunun dışında fazla da merak yaptırtmayan bir olay örgüsü şimdilik mevcut.(henüz yarısını bitirdim)

Güzel yönleri ise eski kitaplara çok güzel göndermeler var , şimdi söyleyip spoiler etmeyeyim. Ferusimya ile Allomansi kombinasyonları da çok yaratıcı ve okuyucuyu ilerisi için heyecanlandırıyor.

Son olarak her ne olursa olsun Brandon Reis’in askerleriyiz…


#159

Kıyamete bir milyar yıl

Kitapla ilgili bir eksiklik kaldı içimde. Sanki bir şeyleri anlayamamışım gibi. Ana fikrini kaçırmışım gibi. Çok sağlam bir temele oturmuş bir kitabı okumuşum gibi hissediyorum ama işte bir eksiklik var, ne bilmiyorum. Rıhtımda incelemesi yapıldı mı acaba? Yakın zamanda okuyan varsa özet de çok makbule geçerdi doğrusu :buyucu: :buyucu: :buyucu:

Rıhtımda incelemesi yapılmış ama orada da kitabın sonunda eksiklik hissedildiği yazılmış. :frowning:


(Beren) #160

Yüzyılın En İyi Bilimkurgu Öyküleri

Nihayet bitti, on gündür falan elimdeydi. Çok keyif alarak okudum açıkçası. Orson Scott Card sevdiğim bir yazar ve onun enlerine güveniyordum, beni yanıltmadı. İlk okuduğumda sevdiğim ikinci okuduğumda hayran kaldığım öykülerden oluşturdum seçkiyi diyor. Gerçekten çok çok iyi yazarların çok çok iyi öykülerini inci taneleri gibi ayıklamış fakat kendisinin de Sunuş bölümünde dediği gibi Bradbury, Lafferty gibi iyi öykücülerin sadece bir öyküleriyle yetinmek üzüyor.
Hikayeleri üç başlığa ayırmış, Altın Çağ-Yeni Dalga ve Medya Jenerasyonu.
Beni özellikle Yeni Dalga’nın hikayeleri daha çok etkiledi. O bölümdeki her hikayeyi sevdim desem yalan olmaz. Fakat tüm kitapta favorim Yalnızlığın Uçan Dairesi.

Çeviriler iyiydi, çok küçük yazım hataları var ama 712 sayfanın içinde pek de önemli gözükmüyor gözüme. Sonuç olarak kitabın arka kapağında da denildiği gibi bilimkurgu severler için tam bir hazine. Mükemmel bir seçki ve İthaki’ye de bu çok değerli emekleri için teşekkürler.

Bir de kitabı okuduğum süre boyunca forumda kitabın ikinci baskısı yapılmayacak diye çok tartışma döndü ve ben çoğu kişiye katılmıyorum. Kitabın önümüze gelene kadar hangi süreçlerden geçtiğini bilmiyoruz ve yayınevi ikinci baskıyı yapamayacak olabilir, kaldı ki kitabı şimdiden fahiş fiyatlara satmaya çalışan sahaflara aradıkları fırsatı kayıp rıhtım okurları vermiş bile olabilir çünkü buradan başka kitabın şimdilik ikinci baskısının yapılmayacağı duyurulmadı. He, hala arayanlar varsa pek çok kitapçıda bulunabiliyor.


#161

Termodinamik - Yunus Çengel

İki senedir basimin belasi kitap, derside birakmiyor kitapta. Anlatis bakimindan yararli, akicilik sifir, editorluk les. Her unitenin sonundaki sorularinda birim kaymalari var ve editorler kendi kafalarina gore duzenlemisler. Bunun disinda cozumlu ornekleri oldukca iyi


(görkem) #162

Sissoylu 5 : Benliğin Gölgeleri = Brandon Sanderson

Yarısı itibariyle Kanun Alaşımı kitabından daha iyi bir kurgu olarak geldi bana. karakterlere de nispeten alışmaya başladığımı farkettim ama ilk üçlemenin çok iyi oluşundan olsa gerek beklentilerimi yanlış şekillendirdiğim için çokta tat alamıyorum okurken.

Enteresandır, boş vakit buldukça da okumaya devam ediyorum, bırakamıyorum da . Yani şeytan tüyü var bu kitapta diyebilirim. Müthiş değil, hatta ilk üçlemeye yaklaşamıyor bile bence kalite bazında. Ama okutan, tam adını koyamadığım birşeyler var. Velhasıl kelam pişman değilim. Okumaya devam ediyorum. 4. kitaba göre daha merak ettiren bir olay örgüsü var ayrıca. Eli yüzü biraz daha düzgün diyebilirim .

ilk üçlemeye 9/10 vermişsem ikinci üçleme için şu ana kadar ki puanım 6,5/10


(Hiçliğin bekçisi…) #163

Sardinya Efsaneleri - Grazia Deledda

İtalyan bir yazar olan Deledda’nı yaşadığı topraklardaki efsanelerinin toplandığı bir eser. Gotik Edebiyat olarak geçiyor ancak bana pek öyle gelmedi. Şeytan teması ne kadar gotik emin olamadım doğrusu. İnce bir kitap ve okunuşu kolay. Çok fazla boş sayfa var bölüm geçislerinde, bu hoşuma gitmedi.

İnternet yorumlarında “Okursanız bir şey kaybetmezsiniz.” filan denilmiş ama ben katılmıyorum. Efsaneler üstüne yazmayı seven, merak eden kişiler için başlardakiler olmasa da son 3-4 efsane gerçekten hoş. Ben her kitaptan bir şeyler kazanılabileceğini düşünürüm ve korkunç derecede ilerlemeyen kitaplar dışında okurum. Bir saatte bitebilen bi kitap. Bir kahve veya çay molasında keyifle okunacağını düşünüyorum. Yeni yazarlar, farklı kültürler ve farklı tatlar arayanlar için bence çok güzel.


(Can) #164

Hocam iyi günler yunus çengelin çözümlü örneklerinin çözümleri inanılmaz berbattır. Konu anlatımı filan neyse de çözümler cidden çok kötü. Sürekli şöyle kabul edersek böyle kabul edersek diyor ama neyi niye kabul ediyoruz tam anlatmıyor. Çözümlerde boşluklar var. Akışkanlar mekaniği kitabında daha da kötü bu durum. Editörü Suat hoca bizim akışkanlar mekaniği hocasıydı ona sordum niye böyle bu çözümler biz neyse onu çevirdik demişti. Mesela akışta birkaç iç akış sorusu var ki çevreyi şöyle şunu şöyle kabul edersek diye bir ton kabul yapmış alttaki soruda o kabulleri yapmamış ne bir sebep ne bir açıklama. Biz yapsak sınavda aynısını kabul etmezler. Bir de bizim Suat hoca cinsti kitaptaki tüm sorulardan sorumluyduk gider inçli feetli soru getirirdi önümüze bir de onla uğraşırdık. Büte giren öğrenci sayısı 350 filandı. :smiley: Onun yüzünden mezun olamayacaktım neredeyse.


(Hiçliğin bekçisi…) #165

Siz de soruyu yok kabul etseydiniz keşke :joy: Nasılsa büte kalmışşınız :wink: