Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


#1679

Önce şunu belirteyim Harari’nin Sapiens kitabında İnsan türüne ilişkin yazdıklarını Jared Diamond yıllar öncesinden (1992) yazmış.

Kitabın giriş kısmında “Ana Fikir” olarak kitabın tüm içeriğinin bir özeti yapılmakta.

“ İnsan türü büyük memelilerin sıradan bir türüyken kısa bir süre içinde dünya fatihi olmak üzere nasıl değişti; ve tüm bu ilerlemeyi bir gecede geriye çevirme kapasitesini nasıl kazandık.”

Kitap 5 kısımdan ve bu kısımlar içerisinde insan türünün geçmiş, gelecek davranış ve evrimlerine ilişkin sorulara yanıt arıyor. Alet yapamayan ve sınırlı bir alanda yaşayan insan türünden alet yapan ve dünyayı fetheden insanlara doğru olan bu evrimsel yolculuk İnsan türünün davranışlarının altında yatanları evrimsel öncüleri olan hayvan davranışlarını gözlemleyerek anlamlandırmaya çalışıyor.

Soykırımı tartıştığı başlıkta Diamond bence bilimsel yöntemine gölge düşürüyor. İstatistikleri paylaştığı tabloda Türklerin soykırım yaptığı iddiasına yer veriyor, aslında ilgili başlığın tamamına baktığımız da Diamond soykırımı toplu öldürmeler olarak görüyor ama yine de kelimenin taşıdığı anlam nedeniyle Türklerin o tabloda olması batı bakışlı sakat ve emperyalist yalanın bir ürünü olduğu gerçeğini de değiştirmiyor.

Kitap 5 kısımdan oluşuyor.

  1. Büyük memelilerin sıradan bir türü
  2. Tuhaf hayat döngüsüne sahip bir hayvan
  3. Eşsiz İnsan
  4. Dünya Fatihleri
  5. İlerlemeyi bir gecede geri çevirmek

Ayrıca kitabın sonunda ileri okuma için kitap ve yayın önerilerinde bulunuyor (İngilizce)


(Can) #1680

14457491_10155351926184251_3954047729550484719_n

Bir gecede arapçaya mı geçmişler?


#1682

Burada insan türünün yıkıcılığından bahsediyor ve esas tehlike nükleer silahlar vb değil doğaya verilen zarar diyor. İnsan türünün dünyayı fethederken gittiği yerlerde yok olan canlı türleri ve doğadan bahsediyor.

Doğal yok oluşta ortalama 100 senede bir kuş türü yok olurken insan eliyle senede 2 kuş türünün yok olduğu veya tarım için kurutulan bataklıklar nedeniyle o alanda yaşayan türlerin yok olması vb.

Bu konuyla alakalı yazarı anımsayamadım şu an ama altıncı büyük yok oluş adlı kitabı önerebilirim.

SONRADAN EKLEME


#1683

Erasmus - Çocuklar için Adabımuaşeret

1- Uygun ve uygunsuz davranışlar
2- Kıyafet
3- Kilisede Nasıl Davranılır
4- Yemekler
5- Karşılaşmalar
6- Oyun
7- Uyku Zamanı

Kitapçık 7 ara başlıktan oluşuyor. Erasmus kitapçığı çocuklara görgü kurallarını öğretmek amacıyla yazmış. Ebette ki bu görgü kuralları hem dönemin hem de Hristiyanlığın izlerini taşıyor ancak bu kuralların bazılarını komik bulacak olsanız da büyük kısmı hala günümüz de görgü kuralları olarak geçerliliğini koruyor.

Metin Erksan – Aşktan, Ölümden Başka Bir şey Kalmadı

Sinema benim en az ilgi duyduğum konulardan birisi. Kitabın Metin Erksan biyografisi bölümünde Sinemacılar kuşağının üç önemli temsilcisinden birisi denilmekte. Kitapçık Metin Erksan ile yapılan röportajlardan bir derleme. Yapılan söyleşi de Metin Erksan’ın sinemacılığı yanında tarihçiliği de öne çıkmakta.

Mary Shelley – Maurice, ya da Balıkçının Kulübesi

Hikayenin ne olduğunu yazmayacağım, Güzel ve etkileyici bir çocuk masalı. Mutlaka merak edecek ve okuyacaklar olacaktır. Kitapçığın arka kapağında yazdığı üzere bu hikaye 1997 yılında bulunmuş. Shelley hikayeyi Frankestein’dan 2 yıl sonra yazmış ve yayınlanması için babasına vermiş ancak babası bu isteği geri çevirmiş ve 1997 yılında yayınlanmasına kadar bu hikaye gün yüzüne çıkmamış.


#1684

Bu kitabı mutlaka Levent Cinemre’nin harika çevirisi ve arkadaki 35 sayfalık notları ile okumalı bence.


(fatih çetin) #1685

İş Bankası Türk Edebiyatı klasiklerinden 14. kitap olan Dolaptan Temaşa (Ahmet Mithat Efendi) kitabını okudum.

Giriş kısmında çevirmenin, çeviriyi nasıl yaptığı ve kitabın basım tarihi ile kısa bir girizgah var. Daha sonra ön söz kısmında yazarın bu olayların gerçek bir olaydan aktarıldığını belirten ufak bir yazısı var ve daha sonra kitap içeriği başlıyor.

Kitap için yorumlarıma gelecek olursak; 62 sayfa olmasına rağmen dolu dolu bir içerik anlatılmış. Yeniçeri zamanı anlatıldığı için tahmini zamanı 1826 ve öncesi olabileceği aktarılıyor. Helva sohbetine (kısaca eğlence ortamı) katılmak için farklı bir semte gelen Behram Ağa ve 2 arkadaşı önce bir meyhaneye uğrayıp demleniyorlar. Daha sonra uyanık arkadaşları bunu meyhanede bırakıp kaçıyor. Behram Ağa’nın da başına neler geliyor neler. Buraları anlatarak okuma zevkinize limon sıkmayayım.

Kitap eğlence kültürü, yeniçeriler hakkında bilgiler veriyor. Orta öğretim zamanı okumadığım ve ilk defa duyduğum bir eser okuduğum için mutluyum. Okumanızı tavsiye ederim.


#1686

JONATHAN STRANGE VE BAY NORRELL
Kitabı ortalamak üzereyim ve çok eğlenceli gidiyor. Spoiler vermeden bahsetmeye çalışacağım.
Kitap büyü ve büyücüler hakkında. Ama harry potter ya da yüzüklerin efendisi büyüsü değil bu başka bişey. Fakat büyünün bu kitaplarda olduğu kadar üstünde durmamış (şu an okuduğum kadarıyla) daha çok “büyü yapmak ya da yapmamak işte tüm mesele bu” felsefesiyle büyünün kendisini geriye atmış.
Öncelikle bu kitap yazılırken ya çok derin bir araştırma yapılmış ya da çok derin bir araştırma sonuşlarına denk gelecek bir veri kurgulanmış. Kitabın her yerinde rastladığım eğlenceli dip notları başta gerçek sanıp internetten aratmıştım ama tamamen gerçek olmadıklarını görüp yazarın hayal gücünü tebrik ettim.
Kitaptaki iğnelemeler çok hoş, titiz bir şekilde kibarca tasarlanmış eğlenceli espiriler içeriyor. Kişiyi öyle bir şaka okuyup kahkaha attıracak türden değil de bazı ayrıntılarda ya da olaylarda geçen ironik kısımlarla hem ağzınıza yarım gülümseme yerleştirip hem de düşündürüyor.
Kitabın tek sıkıntısı sayılabilecek şey çok da akıcı olmaması. Biraz zor geldi bana okumak. Kitaptan tam anlamıyla zevk alabilmeniz için tüm dikkatinizi vermeniz gerekiyor ki bu odak yeteneği bir balık olan benim için biraz zor. Bu yüzden kitabı otobüste okumanızı tavsiye etmem.


(Muhammet Topcu) #1687

John Scalzi - Old Man’s War (Yaşlı Adamın Savaşı)

Valla kitap oldukça güzel başladı. Şu anda 5. bölümün sonlarındayım. Yazarın betimlemeleri yerinde, merak unsuru sürekli sizi takip ediyor. Espriler güzel. Şimdilik kitabın gidişatından memnunum. Kitap bittiğinde hakkında yorumlarımı belirtirim.

Şimdilik özet olarak, ABD’deki yaşlı bireylerin, belli bir yaşı doldurduktan sonra Uzay Kolonisi’nin askeri birliğine yazılarak uzaya çıkmasını anlatıyor. Kendilerine bir sözleşme imzalatılıyor ve imzaladıkları belgede kişilere gençliklerini geri kazandıracaklarını, onları yaşlılığın sıkıntısından kurtaracaklarına dair üstü kapalı bir madde var. Bu yüzden çoğu yaşlı birey, akın akın yazılıyor bu programa. Gerçi kimse tam olarak ne olduğunu bilmiyor, zira kolonilere katılanlar bir daha dünyaya dönmüyorlar çünkü sözleşmenin bir diğer maddesi de kişinin resmi olarak dünyada ölü olarak gözükmesini içeriyor. İmzaladıktan sonra hiçbir insani hakkınız kalmıyor yani. Hatta ve hatta dünyada askere alımla ilgilenen insanlar da Koloni’ye dahil değiller, bildiğiniz parasına bakan taşeron firmalar.

Koloni dehşet bir teknolojik gelişmişliğe sahip, öyle ki dünyadaki fizikçiler insanları kendi gemilerine taşımak için kullandıkları teknolojinin fiziki altyapısını çözemiyorlar bile. Bu yüzden nelere kadir olduklarını, nelere karşı savaşmakta olduklarını vs. tahayyül etmesi zor. Zira biz de hiçbir şeyden haberi olmayan John adlı ihtiyarın gözünden görüyoruz her şeyi.

Neyse, dahasını anlatmayacağım. :smiley: Şimdilik, ilginizi çektiyse bir göz atın derim. Bitirdiğimde burada olurum yine.


(Tansel Diplikaya) #1688

Kurt Vonnegut - Otomatik Piyano

1952 yılında zamanında bilim-kurgu olarak yazılmış bir eser. Şu zamanda okuyunca pek de bilim-kurgu gibi gelmiyor tuhaf makinalarla dolu distopya havası var. Temel olarak makinelerin insanların işlerini ellerinden almasını ve işi elinden alınan insanların durumunu anlatmaya çalışıyor. Yazarın yazım tarzını hiç beğenmedim. Yaşanılan ortamı ve sistemi anlatacağım derken konudan çok uzaklaşıyor ve yer yer Pulp Fiction tarzı sohbetlere gidiyor. Bazı şeyleri anlatırken örneklemleri gereksiz derecede çoğaltmış. Anlatımda bir çok detay var ve bu detaylar hikayede neredeyse hiç bir önemi yok. İlk 200 sayfada nerdeyse hiçbir şey olmuyor, öyle takılıp duruyor karakterler. İnsanların içinde olduğu durum da o kadar iyi anlatılamamış. Büyük bir hayal kırıklığı oldu bu kitap benim için. Yazarın başka kiatbını alıp okuyacağımı zannetmiyorum.

Sırada Beyoğlu’nun En Güzel Abisi


(Hüseyin gök) #1689


Batman: Ninja Kaplumbağalar (CİLT 1)<==={
Yazar: James Tynion iv
Yayınevi : JBC Yayıncılık

Bugun geldi ve bugün bitti :slight_smile: gerçekten çok güzel,eglenceli ve bir o kadarda iyi hikayeye sahip çizgi romandı.Konusu fazla uzun olmasada sadece çizimleri için bile alınır.En arka sayfada 30 sayfaya yakın sanat galerisi var ve çok muhteşem.

Biraz renk katsın diye bunuda ekleyim :slight_smile:


#1690

Felsefeye giriş yapmak isteyen okurlar için kısa felsefe tarihi. Kitap batı felsefesinin başlangıcı olarak kabul edilen Sokrates’le başlıyor. Batı felsefesinin büyük düşünürlerinin fikirlerini kronolojik sırayla aktaran kitap, okuması kolay ve genel anlamda kolay anlaşılabilir bir anlatımı var.

Felsefeye giriş anlamında Filozofları ve düşüncelerini öğrenmek isteyenlere kitabı tavsiye ederim.


(fatih çetin) #1691

Andromeda Nebulası’nı okuyorum. 30’lu sayfalardayım ama hem çok fazla uzay terimleri kullanılıyor hem de konuya giremedim bir türlü. Okuyan arkadaşlar devam etmemi önerir mi?


(Atakan) #1692

Clive Barker - Dokudünya (Okumaya Devam Ediliyor)

Kitabın ikinci kitabını bitirmek üzereyim ancak halen daha kitaba bağlanamadım. Hızlı okutturuyor ama boş okutturuyor. Pek sevmedim ama devam edeceğim. Kitabı bitirince bir daha yazacağım.


#1693

Bende zor okudum Dokudünya’yı. Hikayeye bir türlü dahil olamadım.


(Can) #1694

Kitap hakkındaki yorumunuz kitabı listemde baya bir üste çıkardı. Forumdaki bazı arkadaşlar ana karakterin hiçbir farklı yanının olmadığından şikayet etmişlerdi sanırım. Bitirdiğinizdeki yorumunuzu merakla bekliyorum hatta aklınıza gelirse beni etiketlerseniz çok sevinirim. :slight_smile:


(Umut K.) #1695




Alfa, karar ver artık; Oidipus mu, Oedipus mu?
Bir de, üst üste 3 sayfada bu hatalar.

Bu arada kitap bu:


(Hiçliğin bekçisi…) #1696

Bence Oödepus… :smiley:


(galeme) #1697

Buna olsa olsa ohadepus denir.


(Umut Özak) #1698

Yayınevinin böyle hataları sıkça yaptığını bilmiyordum, öğrendiğim iyi oldu.


(İbrahim Şahin) #1699

Derde Deva Randevu -Murat Menteş&Hakan Karataş

Murat Menteş’in 11 yazarla söyleşi yapıyor, Hakan Karataş ise bu söyleşiye çizimleriyle katılıyor. Kitap biraz 11 yazarın fikrini tanıtmak, hatırlatmak amacıyla yazılmış, zaten Murat Menteş de önsözünde bunu belirtiyor. Açıkçası ben pek beğenmedim, alıntılarla dolu kısa bir yolculuk. Kitabın tek sevdiğim yazı Hakan Karataş’ın çizimleri, onun dışında hoşuma giden bir şey olmadı. En büyük hoşnutsuzluğum fiyatı. Yaklaşık 110 sayfa kitaba 25TL fiyat biçmek nedir? Bunun iki katı sayfaya sahip, daha kaliteli kağıda basılmış, yurtdışından telifi alınmış çizgi romanlara 30-35TL veriyoruz. Açıkçası fiyatı bana çok fazla geldi, 1 saatte bitiyor zaten ayıp olmuş biraz. Bu okuduğum son Murat Menteş kitabı oldu, daha da okumam.