Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Hüseyin gök) #1700

Portekiz
Yazar: Cyril Pedrosa
Yayınevi : Karakarga yayınları

VS

Eskisi Gibi
Yazar: Alfred
Çevirmen: Emre Yavuz
Yayınevi : Karakarga

Buguün bu iki çizgi romanı okudum,Portekiz yazarlıgı kötüye giden bir adamın başından geçen hiç olağan dışı fazla bir şey olmadan başından geçen olayları anlatıyor okurken sıkılmadım ama okunsa da olur okunmasa da olur tarzında bir kitaptı.

Eskisi Gibi çizgi romanı ise mutlaka alıp okunması gereken bir çizgi roman,çok iyi bir yolculuk hikayesi var,çizimler iyi,dialoglar çok keyifliydi kitabı öneririm.


#1701

  • Epigramlar ve Şeytanın Sözlüğü’nden Okkalı Maddeler

Kitabın yazar hakkında bilgi verdiği giriş bölümünde, yazar için hicivci demekte ve aslında kitabın içeriğinin ne olduğunu yazar için yapılan bu tanımlama vermekte. Kitap bir hiciv kitabı. Arka kapakta yazdığına göre aynı adlı kitaptan yapılan bir seçki, okuduktan sonra tadımlık bir okuma olması nedeniyle seçki olarak değil de tamamını yayınlasalar daha iyi olurdu.

Sosyal medyada özlü sözler, alıntılar paylaşmayı sevenler bu kitap tam size göre :grinning:

  • Tavşan ayağı sana iyi şans getirebilir belki de, tavşana getirmemiş.
  • Geçici deliliğin iki türü var, biri intiharla biter, diğeri izdivaçla.

Sözlükten

  • Antipati: Dostumuzun dostunun bizde uyandırdığı his.
  • Bağnaz: Katılmadığımız bir fikre inatla ve hararetle bağlı kimse
  • Cahil: Sizin için bildik olan kimi malumatlardan haberdar olmayan ama sizin hiçbirşey bilmediğiniz başka konularda birşeyler bilen kişi.
  • Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı

Bu kitap bir oyun, arka kapakta verdiği bilgiye göre 1845’de yazılmasına rağmen ancak 3 sene sonra küçük bir tiyatro salonunda sahneye konmuş. Türkçeye Oktay Rıfat ve Orhan Veli Kanık birlikte çevirmişler. Yayınevi kitabın girişinde " ilk çevirideki imlaya sadık kalınmıştır " diye belirtmekte.

Küçük bir salonda Kont ve Markiz’in diyalogları ile başlayan ve sonlanan oyun dönemin görgü kurallarını hicvederken aynı zamanda kadın ve erkek arasında bazı olaylara bakışın farklı oluşunu da anlatıyor.


(Hiçliğin bekçisi…) #1702

Bu seri bir hayal kırıklığı oldu benim için… Bu sosyal medya hesapları için hazırlanmış alıntılardan oluşan kitaplar bana gereksiz geliyor nedense. İçinde birkaç tane okunacak kitap var. Onları da iyice kurcalayıp seçmek lazım gibi duruyor. Böyle sanki mini tanıtım kitaplarını andırıyor ve şekli ile kandırıyorlar. :frowning:


#1703

Ben bu kez size katılmıyorum…

Şöyle bir özelliği var bu serinin çok bilinmeyen, hatta yayımlanmamış, sonradan ortaya çıkmış, kısa arada derede kalmış, hatta yazara ait olduğu şüpheli ( Kant - Öteki dünyaya yolculuk kitapçığı ama öyle kabul edilen metinlerin ya da az bilinen kitapların seçkisi.

Epigramlar ve Şeytanın Sözlüğü’nden Okkalı Maddeler kitabı keşke seçki olmasaydı ama o zaman da sayfa sayısı nedeniyle bu dizide olmazdı. Bizim de böyle bir eserden haberimiz olmazdı.

Galiba şu ana kadar 14-15 kitap okudum Turuncu Seriden ve seriyi sevdim.

Eklemeden geçmeyeyim dizi danışmanın Enis Batur olması serinin kitaplarının kısa ve etkileyici olmasında katkısı büyük bence.


(Ahmet Boyraz) #1704

EVRENİN UCU - RONNY LAYS

Başkan Kurgu Bilim Dizisi’ne son sürat devam. Sırayla değil de karışık gittiğimi belirtmek isterim. Kitap ile ilgili bilgi çok sınırlı. Hatta tanıtım yazısı bile ben ne okuyorum dedirten cinsten. :smiley:
Sanırım kitabın tamamını bitirince daha ayrıntılı bir yazı yazabilirim. Okuyan varsa spoiler vermeden beni konu hakkında aydınlatırsa sevinirim.

…Dev lazere çarpılmak üzereyken Maogan tarafından modülden çıkarılan mahkum susuyordu. Rolling atıldı:-”Bütün evreni yönetecek çapta, gezegen büyüklüğünde bir yapay beyin bu.” dedi. Ve biz bu beyini yaralamış bulunuyoruz. Gezegene gelince, kısırdı; onu da tohumladık.

Böylece yol açtığımız felaketleri düşünmeye cesaret edemiyorum. Soluğu kesilmek üzere olan Maogan:

-”Evet, ama bitti artık işte…” dedi. Biz de bitiyoruz. Beyinin birer basıl gibi mikroplaştırdığımız kısmını yakarak imha edecekler. Bu düzenin sorumlusu ben de çekinmeden aynı şeyi yapardım…


(Hiçliğin bekçisi…) #1705

Ben neredeyse tamamen alıntılardan oluşanları beğenmiyorum maalesef ama saygı duyarım. Size hitap ediyordur bana etmiyor ben çok bunalıyorum bunları okurken. Sanki sosyal medyada güzel sözler sayfası takip ediyormuşum hissi uyandırıyor nedense. Bir de sağdan soldan sürekli resimli özlü söz sağanağı var. Sağ olsun rehberimdeki ablalar dur durak bilmeden hem cafcaflı video şeklinde hem de resim şeklinde bin tane şey atıyorlar. Sanırım bundan ötürü de sevmiyor olabilirim. Ben istiyorum ki sosyal medyada buna yeterince maruz kalmışken bir kitabı açtığımda düşünce yazısı, öykü, roman, macera, gerilim, korku vb. şeyler okuyayım. Ben ciddi anlamda sıkılıyorum. Ben sanırım bu konuda daha çok düşünürlerin düşündüklerini anlatarak o cümlelere varmalarını seviyorum. Sonuçta hepimiz aynı fikirde olamayız. :blush: İyi ki de aynı fikirde değiliz ayrıca bir an ciddi ciddi herkesin aynı fikirde olduğu bir dünya düşündüm ve tüylerim ürperdi… :grimacing:


#1706

Ben de düşüncenin tamamının ne olduğu çok da belli olmayan özlü söz alıntılardan pek hoşlanmıyorum.

Bu kitap bir anlamda sözlük gibi yazar her durumu tersinden ifade ediyor, Aforizma gibi değil de kısa cümlelerde veya sözlük tanımlarında durumu tersinde ifade ederek hicvetmiş yazar.

Ben aslında Jules Verne Macelanya’da kitabını da okudum. Onunla ilgili bir iki cümle yazmayı düşünüyordum ama kitabı okurken hikayenin akışının sık sık kesilip coğrafi tasvirler ve politik durumdan sık bahsedilmesi nedeniyle kitabı sevdim mi sevemedim tam emin olamadım.O nedenle kitap için bir şey yazmadım. Ama yine de Macellanya’da kitabını okuyacaklar şu kadarını söyleyeyim ara ara çok sıkılacaksınız :grinning:


(yasinfiction) #1707

Ben Robot’u okudum. Öncesinde aynı isimli filmi izlemiştim, kitabın da buna paralel olacağını sanmıştım. Farklılığı görünce oldukça şaşırdım.


(Hazal Çamur) #1708

Bitirdim.

Uzun zamandır Mine Söğüt’e ve o kara büyü gibi tekinsiz diline kavuşmayı bekliyordum. Öyle özlemiştim ki onu… Söylenmeyeni söyleyişini, Bahadır Baruter’in çizimleriyle daha da rahatsız edici bir hal alan masallarını…

Gergedan ise bu uzun bekleyişin ardından beklentimin altında kalan bir eser oldu. Özellikle kitabın ilk yarısı Söğüt’ün seviyesinin çok altında. Ama gelin görün ki ikinci kısım muazzam. Hele ki Kaptan Rönesans öyküsüne geldiğimde Mine Söğüt’e kavuşmanın mutluluğunu yaşadım desem yeridir.

Kitabın sonu, başındaki kadar kör göze parmak olmayan mesajlarıyla yine yazarın tarzına daha yatkın. Gergedan tamasını nihayete erdirdiği gibi bütünleştirici bir açıklık da getiriyor. Fakat kitabın başındaki zayıflığı ve mesajlarındaki o göze sokan tavrı özlediğim Söğüt tarzı değildi.

Gergedan beni çok arada bıraktı, ancak ikinci kısmını bağrıma basıp tekrar tekrar okumaktan mutluluk duyuyorum.

Refet - Fatma Aliyet

Heyecanım büyük :slight_smile:


(fatih çetin) #1709

Okuyan yok sanırım? 120. sayfaya geldim. Kendi sorumu cevaplayayım ve okuyacak arkadaşlara fikir olur. Kitapta çok fazla uzay, evrim ve biyoloji terimi var. Bazı yerlerde konu çok dağılıyor ama kendini okutuyor. Rus bilimkurgu yazarları zor okunuyor diyorlardı ve doğruymuş. Zor okutuyor ama beğendim. Detaylı yorumlarımı bitirince yazarım.


(Emre ) #1710

Feminizm sizin için ne anlama geliyor? Benim için çok kolektivist ve ölü bir düşünce. Düşüncelerinizi merak ediyorum.


(Mustafa Yıldız) #1711

Ben okumaya başladım cuma akşamı metrobüste. Kesinlikle metrobüste okunacak kitap değil. Henüz ikinci bölümdeyim. İlk bölümdeki olaylara tam alışmışken başka bir bölgeye atlaması biraz dikkatimi dağıtsa da okuyacağım. Henüz 50. sayfada olsam da ben teknik anlatımını çok sevdim. Kullanılan terimlerin bir kısmını biliyor olmak ayrı bir haz verdi bana açıkçası.


(galeme) #1712

Böyle şeyler benim için okumayı zorlaştırıyor. Misal Çocukluğun Sonu’nda yoktu ne güzel. Veya varsa da Vakıf serisindeki gibi açıklama beklerim. Yazıyorlar yok bilmem ne bilmem ne sanki herkes onun ne olduğunu biliyor da bilmeyen sadece senmişsin gibi kalıyorsun öyle.


(Turgay) #1713

Sissoylu - Son İmparatorluk nihayet bitti. İlk okuduğum Sanderson kitabı olarak beni çok etkiledi. Kitabın konusu ve kurgusu çok güzel işlenmiş. Kendine özgü büyü sistemine hayran kaldım. Hikaye o kadar akıcı ilerliyor ki nasıl bittiğini anlayamadan yüzüm de salakça bir gülümsemeyle kalakaldım. :grin:


(Hazal Çamur) #1714

Feminizm benim için, Akit gibi düşünceler ve sözler ortalıkta dolandığı sürece olması gereken bir düşüncedir :slight_smile: Birbirimizi bir rahat bıraksak zaten kendiliğinden tüm bu düşünceler ölecektir.


#1715

Siz ilk üçlemenin sonunu görün asıl aboov


(Burak Kuşcu) #1716

O zaman ben buna da başlıyorum :blush:


(Turgay) #1717

Bak şimdi daha da heyecanlandım.


(Muhammet Topcu) #1718

Aynı durumu Ben, Efsane kitabını okuyunca da yaşıyorsunuz. Film ile alakası yok, kitap enfes. Kitap fantastik öğeler üzerinden kötünün ve iyinin tanımının sadece perspektiften ibaret olabileceğini öyle bir güzel anlatmış ki… Okuyun okutun efenim.


(Erdal) #1719

Kitap küresel krizleri, özellikle 2008 Mortgage krizini, piyasalarda yaşanan büyük çöküşü anlatan bir grafik roman. Toplam 3 bölüm ve ilk bölümde Ayn Rand biyografisi ile onun aşırı sağcı neoliberal ekonomi görüşleri yer alıyor. İkinci bölüm çöküş başlığı altında 2008 de tüm dünyayı sarsan krize dair. Bencillik çağı başlığıyla yer alan üçüncü bölümü henüz okumadım. Herkesin anlayabileceği basitlikte ve sade bir dille anlatılmış herşey…