Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Demet ) #1761

Victor Hugo-Bir İdam Mahkûmunun Son Günü

Yani bu kitap hakkında ne söyleyebilirim bilmiyorum. İçimi acıtan bir kitap. Henüz bitirmedim ama sıkıcı olduğu için ya da akıcı olmadığı için değil. Hemen bitmesini istemiyorum. Aslında bir günde bitirilebilecek kadar kısa ama konu olarak hazmedilmesi zor bir kitap. Özellikle hukuk okuyan, avukatlık yapan ya da hukukla ilgilenen arkadaşların dikkatini çekeceğini düşünüyorum.


(Pelin ) #1762

Şu an ben de bu kitabı okuyorum ve hemen bitirmek istemediğim, hatta rahatsız olduğum için (ki bu Hugo’nun ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor) 41. sayfada bırakıp yarına erteledim. Düşüncelerimi başka birinden okumak çok tuhaf geldi.


#1763

Hiç bir şey değilse bile herhalde 150 yıl önce yazılan bu kitapta anlatılanlar, düşünceler Victor Hugo’yu bizim çağdaşımız yapmak için yeterlidir.


#1764

Dipnotların çoğu hakikaten çok bilgilendirici. Nerdeyse “Açıklamalı Notlarıyla” özelliği katmış kitaba fakat bazı yerlerde fazla aşırıya kaçmıştı. Şöyle dipnotlar vardı ;

Usta = Vergilius
Ustam = Vergilius
Büyük Usta = Vergilius

Anladık Usta Vergilius :slight_smile:


(Umut K.) #1765

Zaten dipnotların yarısı Vergillius’un sıfatlarından oluşuyor. Vergilius aşağı, Vergilius yukarı😁

Burada iyi combo yapmışlardı:


(Ömer A.) #1766

Ben, Efsane kitap ve film çok çok farklı. Ama kitap bir dehşet ve sonu o son insanlığın son… Bence de herkes olumalı


(Onur Özgüner) #1767

Dante’nin Cehennem’ini yeni bitirdiysen, bunu The House That Jack Built’i (2018)
izleyerek kutlayabilirsin.:partying_face:


(Umut K.) #1768

Sinema bölümünü bıraktığımdan beri -psikolojik midir bilmiyorum- film izleyemiyorum. O zamanlar günde 3 film seyrederken, son 3 yıldır toplasan 10 film izlememişimdir. Çerezlik filmlerle tekrardan bu dünyaya girmeye çalışırken Lars Von Trier izlemek, harakiri yapmaktan farksız olur herhalde😟
Yinede film güzele benziyor. Eğer geri dönüş yapabilirsem filmi mutlaka izlerim.


(Onur Özgüner) #1769

Seni inan çok iyi anlıyorum, benim de ilk bölümüm Film-TV bölümüydü ve ben de o bölümde kaç yıl öğrenim gördükten sonra çıkışımı almıştım. Ama sonra ne oldu? Öğrenimimi severek okuyacağım başka bir bölümde, Tiyatro bölümünde yeni baştan görmeye başlayıp sene kaybetmeden tamamladım ve kapıyı pişmanlığa kapadım. Yarının ne getireceğini kim bilebilir? Klişe ama okumanın cidden yaşı yoktur. Öğrenim dediğimiz süreç ömür boyu, bir güzelliği de zaten bu. İnişler çıkışlar elbette olacak hayatta, kimin olmuyor ki? Başarıları kadar başarısızlıklarını da olağan karşılamalı, tuttuğu yolu bırakmamalı insan. Hayata küser gibi filmlere, oyunlara, kitaplara hiç küsülür mü hem? Mutsuz olmaktan korkarak tutkularını örselersen daha fazla incinirsin. Kendine şans ver, yeni bir film izle. Kendini daha iyi hissedeceksin…


(Onur Özgüner) #1770

Ama bunun için Trier doğru bir başlangıç olmayabilir. Kendi seyir belleğinden, en beğendiklerinden birini seç. Şimdiden iyi seyirler. :slight_smile:


(Umut K.) #1771

Beni anca Bergman kendime getirir🙂


(Onur Özgüner) #1772

Yaban Çilekleri hariç! Buhransız, kâbussuz, geçmişe değil güne ve geleceğe bakan mümkünse! :smile:


(Umut K.) #1773

Yedinci Mühür’le başlayacağım. Önce ölümle bir dans etmek istiyorum.


(Bird of Hermes) #1774

Yaklaşık 6 aydır elimde olmasına rağmen bugün okuma fırsatını yakalayabildim. Aslında okumaya korkuyordum bir anda bitip kötü hissettireceğini düşündüğüm için, ne kadar ertelesem de öyle oldu :smiley: Yazar/çizerin tarzını beğendim, duygusal bir hava katabilmiş. Özellikle atmosfer değişimlerini çok iyi resmederek başarmış bunu. Anlatmak istediği şey ise insanı güçlü olmaya iten türden. Bazı şeyler ne kadar istesek de engellenemiyor ve bizi böyle bir duruma sokan şeylerin de zaten engellenmemesi gerekiyor. Bazen mücadeleyi o duruma karşı değil arkada kaldığımızda elimizdekilere karşı vermemiz gerekiyor. Tam olarak nelerden bahsettiğine değinmek istemiyorum okumak isteyen olursa alacağı zevke etki etmemek için. Gününüzün 45 dakikasını hoş bir şekilde; günlük, haftalık, aylık ve yıllık tüm dertlerinizden uzaklaşarak geçirmek isterseniz bence bu kitabı tercih edebilirsiniz. :slight_smile:


#1775

Madamların Mösyölerin, Markilerin Markizlerin, Baronların Baroneslerin, Kontların Konteslerin diyarından geldim ey ahali :smile:

Toplamda 1500 küsür sayfalık, iki ciltten oluşan İş Bankası Hasan Ali Yücel Klasiklerine dahil olan edisyonu 15 günde bitirdim. 8 sezon boyunca hafta hafta bölüm bölüm takip ettiğiniz bir dizi bittiğinde insan nasıl bir boşluğa düşüyor ise ben de şu an aynı boşlukta, içimde bir burukluk ile kalakalmış durumdayım. Bir cilt daha olsada okusam dediğim ender romanlardan oldu. İyiki zamanında kırpılmış edisyonlarını okumamışım.

Monte Cristo Kontunun, edebiyat ile ilgili olmayan kişilerin bile bir şekilde bildiği, sinema, tiyatro, opera, müzikal, resim vs. gibi binlerce farklı sanat eserine ilham kaynağı olmuş ve halen “intikam hikayesi” denildiğinde akla gelen birkaç temel eserden biri olan bir başyapıt ünvanını gani gani hak ettiğini kendi adıma gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.

“Klasikler gereksiz uzundur, okuması zordur, sıkıcıdır, anlatımı akıcı değildir, betimlemeleri bayıcıdır…” gibi önyargılarınız var ise bunu kıracak olan romanların başında kesinlikle Monte Cristo Kontu gelir.


(∆) #1776

Bir oturuşta bitirdim.Akıcı bir hikayeydi kendisini okutturuyor.Yazarın her ayrıntıyı açıklamayıp okuyucunun hayal gücüne bırakmasını sevdim dozunu çok iyi ayarlamış.Kafa dağıtmak için güzel bir hikayeydi tavsiye ederim.


(fatih çetin) #1777

Andromeda Nebulası (Ivan Yefremov) kitabını okudum.

Öncelikle şunu belirteyim. Kitap çok uzun olmamasına rağmen uzun bir sürede bitirdim. Rus bilimkurgusu zor okunan bir çeşitmiş bunu anladım. Bazı Rus yazarların (Strugatski biraderler) kitap incelemelerinde bunu görmüştüm ve nedenini anladım. Kitabın içeriğine gelecek olursak; içeriğini, içindeki evrim-biyoloji-uzay terimlerini çok beğendim. Çünkü uydurma terimler değilmiş bunlar. Araştırmasını yapınca anladım. Bazı yerlerinde sıkılmadım desem yalan olur. Konudan konuya, karakterden karaktere atlayınca biraz kopukluk oldu ama o kadar olur herhalde.

Kitapta insanlık muhteşem bir düzende. Herkes refah içinde yaşıyordu. Bazı alanlar uzay için gerekli maden alanlarına dönüşmüş ve buralara çalışmaya gidebiliyorsunuz. Bir diğer sıkıldığım konu ise karakter isimleri çok değişik geldi. Zaten bazı yerlerdeki yazım yanlışlıklarından dolayı isimler iyice karışmaya başladı.

Kitabı bazı olumsuzluklarına rağmen (benim açımdan) yine de tavsiye ederim. Puanım 8/10.


(Umut Özak) #1778

Bu kitabı bir ben sönük buldum herhalde. :roll_eyes:


#1779

Yok yok yalnız değilsiniz hocam :grin: ağır betimlemelere sahip olan kitaplardan sonra böyle daha hafif kitaplar okuyunca oluyor.


(Umut Özak) #1780

Yalnız olmadığımı görünce sevindim açıkçası. :smiley: Bu arada Merdivenler Kenti’ni sevemeyen azınlıkta da yer alıyorum. :sweat_smile::sweat_smile: