Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Tansel Diplikaya) #1805

Ben 7 kitabını okumuştum uzun zaman önce. İçinde hayatına katıp uygulayabileceğin ve faydalı olabilecek şeylerde var saçma sapan şeylerde. Ama genel olarak çok ciddiye alınabilecek bir şey değil, tamamen yoruma dayalı. Kitabın içinde çok iddialı söylediği bazı şeyler ya hiç olmuyor ya da tam tersi oluyor. Örneğin, 2. Irak savaşı varken orta doğuda savaşlar artık diniyor falan diyordu mevzu daha da kötü hale geldi şuan. Bazı yerlerde de çok basit açıklaması olan şeylere çok derin anlamlar yükleme çabaları da var. Örneğin, tozlu ortamda flaş ile fotoğraf çekersen lense yakın olan parçacıkların parlayarak şeffaf bir küre gibi gözükmesi olayını flaş ışığı enerjisi ile görünebilen insanın etrafında bulunan enerji topları olduğuna inanmak gibi :face_with_raised_eyebrow: Sonraki kitaplarını okumadım, zatenaynı şeyleri farklı bir şekilde söyleyip duruyor.


(Tansel Diplikaya) #1806

Ahmet Ümit - Beyoğlu’nun En Güzel Abisi
Daha önce Ahmet Ümit’in Ninatta’nın Bileziği kitabını okumuştum. Destan şeklinde yazılmış çok hoşuma giden bir kitaptı. Meğersem o kitapta farklı bir şey denemiş Ahmet Ümit. Kendi tarzında bir kitabını okuyayım bari diyerek adı hoşuma gittiği için bunu seçtim (Kayınvalideden aldığım için öyle rastgele bir seçim oldu).
Anlatım tarzı yine güzeldi ara ara hafifi şiirsel anlatımlar katmış ama ayarında olmuş. Güzel ve keyifli bir şekilde okunuyor. Ama biraz fazla uzun geldi bana biraz daha kısa olsa daha iyi olabilirmiş, hikayeye pek bir etkisi bulunmayan bazı karakterlerin geçmiş yaşamları gibi. Sonralara doğru “e hadi bir sonuca varsın artık” ruh halindeydim. Kitap polisye, yılbaşı gecesi işlenen bir cinayetin soruşturmasını yapan komiser/dedektifi okuyoruz. Ama öyle Amerikan polisiyeleri gibi aksiyonu falan değil daha çok muhabbet ve soruşturma şeklinde ilerliyor. Kitapta eskiden yaşan halk olaylarıyla ilgili hikayeler de var, bunlr aurı bir güzellik katmış. Yer yer ülkenin adalet ve asayiş sistemini de sorguluyor.
Kiatp aslında Komiser Nevzat serisinin 5. kitabıymış ama goodreads de görmesem bir serinin parçası gibi durmuyor, herhangi bir eksiklik yoktu kitapta. Başka kitaplarını da okurum muhtemelen.

Şimdi Stephen Zweig’in Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitaına başladım, çok kısa bir hikaye hemen biter muhtemelen.


(Hüseyin gök) #1807


Arka kapak yazısı

Fransa’nın en özgün çizerlerinden Tardi, babasının 2. Dünya Savaşı sırasında esir düştüğü toplama kampında tuttuğu defterlerden yola çıkarak kaleme aldığı ve resimlediği Ben René Tardi, Stalag IIB Kampında Savaş Esiri, savaşı ve tutsaklığı, esir kampının insanlar üzerindeki etkilerini ve yaşanan o büyük yoksunluğu en yalın haliyle gözler önüne seriyor.

2 kitabın birinicisi olan stalag kampında savaş esiri tam bir günlük tarzı çizgi roman olmuş,olaylar detaylıca ele alınmış.Kitabın konusu Fransız bir tank subayının 2.Dünya savaşı sırasında esir düşerek sadece rütbeli askerlerin kaldıgı bir toplama kampında 4 yıldan fazla kalmasını ele alıyor.Kamp hayatı çok iyi işlenmiş.Dediğim gibi iki kitaptan oluşuyor bu çizgi roman bunu okuduktan sonra alttaki kitapta okunmalı yoksa hikaye yarım kalıyor.
images%20(2)


#1808

Konuyu sevdiysen bende okumadım ama çok tavsiye almıştım. Şunlarada bak hoşuna gider.

https://kidega.com/yazar/jason-lutes-129724


(Hüseyin gök) #1809

Tam seri mi? 3 ciltten oluşacak diye biliyordum.


#1810

Üçüncü kitap var mı hiç bilmiyorum. Bende o kadar tavsiye edilince almıştım bekliyor.


(Emre ) #1811

Sağolun aradığım yorum buydu. Ben de sizin gibi düşünüyorum ben bir başka tanrılara bakıp geleyim dedim zaten 50. sayfada :d


(ilhan) #1812

Bana kitapta herşey tam gibi gelmişti. Herkes aynı dikkati veremiyor tabi. Meraktan, rica etsem cevapsız kalan sorular nelerdi acaba. :thinking:


#1813

Bitkilerin Bildikleri - Daniel Chamowitz

Metis bilim serisinden çıkan bir kitap. Bölüm bölüm bitkilerin gördükleri, duydukları, hissettikleri vb. şeklinde onların dünyasını ele alıyor. Bitkilere benim gibi şimdiye kadar yakın ilgi duymadıysanız kesinlikle onlara olan bakış açınızı değiştiriyor. Öyle teknik bilimsel terimlerle dolu değil herkesin anlayabileceği şekilde yazılmış. Sadece bazı bölümlerde anlatılanlara iyi kulak vermek anlamaya çalışmak gerek. Okuması kolay diyebilirim. Kitabı beğendim.Aslında ilk bölümdeki başarısını diğer bölümlerde de gösterse çok çok daha güzel olabilirdi. İlk bölümdeki aşırıya kaçmadan yaptığı bilimsel açıklama ve bilgiler ve sonrasında verdiği örnekler durumu, ilerleyen bölümlerde hep örnekler verilerek geçiştirilmiş gibime geldi. Hep yapılan çalışmalar üzerinde durulmuş sonraki bölümlerde. Tabi bunun nedeni günümüzde hala o konularla alakalı bilim dünyasının tatmin edici sonuçlara ulaşmamış olmasıda olabilir. İlk bölümde aldığım tadı diğer bölümlerde alamasamda kitap beni tatmin etti diyebilirim. Bitkilerle ilgilenenlerinde, hiç ilgisi olmayanlarında okuyup keyif alabileceği bir kitap tavsiye ederim.


(Hüseyin gök) #1814


VİSİON

MARMARA ÇİZGİ

Tek kelime ile süper bir çizgi roman’dı.Karmaşık aile hayatı bu kadar iyi anlatılır.Aile içinde gereksiz bir yalanın nelere neden olduğu ve bunları çözmek için neler yapıldığı konu edilmiş.Hikaye sıradan bir süper kahramandan çok,arayış içinde olan yaratılışının eksik oldugunu düşünen 4 karekterin hem eğlenceli hemde biraz garip şekilde işlenmesine neden olmuş.Kesinlikle tavsiye ederim.


#1815

Kral Arthur Ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri - Andrew Lang

Kitap bir derleme ve 4 kısımdan oluşuyor. Her kısım kendi içinde hikayeler barındırıyor ve kitaptaki tüm hikayeler birbiriyle ilişkili. Bir hikayedeki olay diğer hikayeyi etkileyebiliyor yada söylenen kehanetin başka bir hikayede gerçekleştiğini görüyorsunuz.

İlk kısmı çok zevk alarak okudum. Çocukken seyrettiğim bir çizgi film serisindeki hikayeler anlatılıyordu. (Excalibur, Merlin vs. hatırladığım kadarıyla cine5’te yayınlanıyordu o zamanlar) İkinci kısımda çok fazla kılıç,seçilmiş kişi hikayesi görünce tekrar tekrar aynı şeyi okuyormuş hissine kapıldım ve sıkıldım. Fakat ikinci kısmın belli bir yerinden sonra kitap aktı gitti. Kişiler arasındaki ilişkiler çok güzel işlenmiş. Kitabın şövalyelik kanunları çerçevesinde bir dünyası ve bu dünyanın kendine ait kanunları var. Entrikası bol, sadakat, onur, merhamet gibi değerler üzerinde güzel hikayeler içeriyor kitap. Kral Arthur’un rolü konusunda oldukça şaşırdım. Çok pasif kalmış. Sanki baş karakter değilde sadece bir isim gibi kalmış hikayelerde

Mitolojiyi seviyor ve yuvarlak masa şövalyeleri, kutsal kase, şövalyelik kanunları, savaş gibi konulara ilgi duyuyorsanız çok büyük keyifle okursunuz.

@fatihcetin


(Hüseyin gök) #1816

Berlini Marmara çizgi’ye sordum bugün msj geldi bu yıl içinde 3.cü cilt’ide çıkıcakmış.


(fatih çetin) #1817

Ne ara okudunuz da yorumladınız? :slight_smile: Teşekkürler bu arada.


#1818

Siz söylediğinizde elimde iki kitap vardı. Onlardan biri bitince bekletmemek adına okuma sıramda biraz öne aldım. Kitap 180 sayfa olsada boyutu standart kitap boyutlarına göre biraz küçük, birde konusu ilgimi çekiyordu okumam kolay oldu :slight_smile:


(fatih çetin) #1819

Çeviri, editörlük konusunda da önerir misiniz?


#1820

Beni rahatsız eden bir hata olmadı. Çeviride de sıkıntı görmedim. Ama öyle çeviriden vs çok anlayan biri değilim çok büyük sıkıntı olmadığı sürece pek fark etmez benim için :slight_smile:


(Pelin ) #1821

Stephen King/Hayatı Emen Karanlık

Kitabın konusu ve kurgusu güzel, tam da Stephen King’in aklına gelip yazabileceği türden.

Orijinal ismi “The Dark Half” ve tam olarak kitabın konusunu ifade ediyor. "Hayatı Emen Karanlık"sa hiçbir anlam taşımıyor. “Karanlık Yarı” çok eksik gibi geldiyse “Benim Karanlık Yarım” olabilirdi başlık, ki bu cümle kitapta da aynen geçiyor. Kitap ve film adı çevirmek bu kadar zor olmamalıydı ama malesef böyle çok örnek var.

Çeviride rahatsız edici yerler var. Bunlardan birincisi, “bu” ve “bunlar” zamirinin acayip kullanımı.

Elini ışığa doğru tutup deliği inceledi. Bunun içinden ampulü görebiliyordu. (Sayfa 286)

Türkçe olsaydı hem konuşma hem de yazma dilinde “bunun içinden” kısmı ya sadece “içinden”, ya da “deliğin içinden” şeklinde ifade edilirdi. “It’s” kelimesini doğrudan çevirmiş gibi geldi bana.

“Bana bir şey söyle, inandırıcı ve samimi bir şey olsun, yoksa bedelini bunlar öderler.” (Sayfa 322 ve bunlar dediği de üç insan, yani “onlar”)

Elinde antenle garaj yoluna düşerken, kalan tek gözüyle buna bakıyordu. (Sayfa 333)

Kitap boyu böyle göz tırmalayan bu’lar ve bunlar’lar devam ediyor.

Bir diğer hata, bir yerde bebeklerin "sürünmesi"nden bahsediyor. İngilizce metni bulamadım, ama muhtemelen orada geçen kelime “crawling”. İlk anlamı sürünmek olsa da burada çok bariz olduğu üzere anlamı emeklemek. Bir kez olsa neyse, ama iki sayfa boyunca “Bebekler bir ay önce sürünmeye başlamışlardı… Wendy ona doğru sürünüyordu… Sürünen bebek ayağa kalktı…” diye defalarca okuyunca insanın siniri bozulmuyor değil. Hadi çevirmenin gözünden kaçmış diyelim, okuyan kişi de mi “Bunlar yılan değil, bebek. Sürünmüyordur, emekliyordur.” demedi, anlamak çok zor.

Kurgu olarak tipik bir King kitabı olsa da ben dilinde çekici bir şey bulamadım. Normalde King’in çoğu kitabında en az iki sayfada bir dehşet bir betimleme görür, not eder ve sonra tekrar okurdum; ama bu kitapta böyle bir şey neredeyse hiç olmadı. Yani yazarın başyapıtlarından biri değil. Bir Yeşil Yol, bir Mahşer tadı vermiyor.

Kısacası, çevirisi kötü diyemem ama benim gibi bu konuda takıntılı biriyseniz rahatsız olacağınız yerler var. Eğer daha önce Stephen King’i çok fazla okumadıysanız bundan önce okumanız için en az on beş kitap sayabilirim. Ama çok okuduysanız ve “Uzun süre bir doz King almadan duramıyorum; Castle Rock’ı, Maine’i ziyaret etmem gerek” diyorsanız, okunabilir.


#1822

ek: “…yoksa bedelini bunlar öderler.” Olmamalı. “öder”in sonundaki -ler eki gereksiz. öder olmalı


(Alican) #1823

Usta ve Margarita, Mihail Bulgakov tarafından Stalin döneminde yazılmış ve o dönemin Sovyet Rusya’sını yansıtan bir eser. Bulgakov kitabı yazmaya 1928’de başlamış ve 1940’ta öldüğünde eser tam haliyle hazır değilmiş. Daha sonra eşinin sayesinde yayınlanmış. İlk sansürsüz baskısı 1973 yılında olmuş. Okumaya başlamadan önce çevirmenin notunu atlamamanızı öneririm.

Enteresan bir kitap. Olaylar iki kişinin parkta oturup çayını çorbasını içerken sohbet ettikleri bir ortamda gayet sıradan bir şekilde başlıyor. Konuştukları konu ise tanrının ve İsa’nın var olmadığı hakkında. Daha sonra profesör Woland’ın (şeytan) konuşmaya katılması ile enteresan olaylar zinciri başlıyor. Kitabın içinde bir kitap daha var. O da Usta’nın tamamlayamadığı romanı. Roma İmparatorluğu döneminde Yahudiye valisi Pontius Pilatus ve Ha-Nostri (Hz.İsa) hakkında.

Rusça isimleri aklımda tutmakta oldukça zorlandım. Bunun dışında akıcı bir dili vardı. Kitabın içeriğiyle ilgili konularda bilgi birikimimin çok az olması nedeniyle kitaptan tam bir verim alamadım. Bu nedenle 10 yıl sonra tekrar okuyacağım.:grinning:


#1824

Yusuf Atılgan - Aylak Adam

Bugün bitirdim. Farklı, bir parça karışık anlatıma sahip bir kitap bu. İnsan okudukça anlatıma alışıyor ve seviyor da. Ben de sevdim. Aylak’ın düşüncelerini okumak hoştu. İnsanlara bakışı, kendi hikayesi okunmaya değer şeyler. Milyonlarca insanın içinden ‘onu’ arayışı, onunla sürekli karşılaşmış olması ama bilememesi ve en sonunda elinden kaçırması, son derece üzücüydü. Kısa bir kitaptı ama etkisi uzun sürecek gibi.