Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


#1947

Okurken duraksatan herhangi bir şey olmadı. Gayet akıcıydı. Çeviride bir sorun yok gibi.


(Aslı Dağlı) #1948

Emre Aygün ve Alican Saygı Ortanca çevirdi kitabı. Kötü olabilmesi mümkün değil bence :slight_smile:


(bilge) #1949

bu ölümsüz - roger zelazny

taze bitirdim birkaç cümle söylemezsem olmaz. yazarın okuduğum ilk kitabıydı. bilimkurgu severliğim ve mitolojiye olan ilgimden dolayı ilgimi çekmişti. pişman değilim yazar gerçekten bilimkurgu ve mitolojiyi muhteşem harmanlamış. aslında kitap başlarda durağan başlıyor, bir de araya vizelerim girince bahaneyle ara vermiş bulundum. fakat sonra elime aldığımda ise bırakamadım, iki gün boyunca soluksuz okudum. bitirince ise hemen yazarın bir diğer kitabı "ışık tanrısı"nı aldım şimdi ona başlayacağım. yunan mitolojili bilimkurgu şöleninden sonra bakalım hint mitolojili bilimkurgu nasıl gelecek.


(fatih çetin) #1950

Dünyalar Savaşı’nı (H.G. Wells) okudum.

Öncelikle şunu belirteyim. Bilenler bilir, ben H.G. Wells ve Jules Verne hayranı olduğum için bu adamların kitaplarını beğenmeme gibi bir ihtimalim yok neredeyse.

Kitap; Mars gezegeninden gelen istilacıların Dünya’yı ele geçirmesi ile başlıyor. Aksiyon kitabın sonuna kadar devam ediyor. Konu öyle mantıklı işlenmiş ki normalde bu kadar sayfalık bir kitabı 1 günde bitirmem ama başından ayrılamadım resmen. Mars’tan gelen yaratıkların Dünya’ya uyum sağlayamamaları, kitabın içindeki çizimler, bahsedilen üç ayaklı robotun çoğu dizi/film/kitaba ilham kaynağı olması okuma zevkimi biraz daha artırdı. Kitap sonlara doğru güzel bir ters köşe ile devam ediyor. Okunmasını önerdiğim harika bir kitap. Puanım 15/10.


#1951

Kitap: İnsanın Evrimi
Yazar: Josef Helmut Reichholf
Çeviri: Nilüfer Epçeli | Almanca
Yayınevi: Say Yayınları
Baskı: 2016, 2. basım

Insanin

Anlaşılır dili, akıl karıştırıcı bilim terimlerinin az kullanımı ile insanın evrim sürecini öğrenmek, araştırmak isteyenler için yararlı bir kitap. Günümüz insanının kafasında yer etmiş olan “insanın maymunlardan geldiği” düşüncesinin yanlış olduğunu, işin doğrusunun bu iki türün ortak bir atadan/atalardan evrildiğini kavramak için okunabilecek yapıtlardan biri…

Kitabı (altmışıncı sayfasındayım) şu anda Susanna Mary Clarke’ın "Jonathan Strange ve Bay Norrell"i (birinci cilt) ile birlikte, dönüşümlü olarak okuyorum. Oldukça keyifli gidiyor…


(Zeynep) #1952

Malazan Book of the Fallen - Gardens of the Moon

Bunca zaman sonra (haftasonu) Dr 'dan e-kitap olarak, serinin ilk kitabını aldım.İki gündür durmaksızın okuyorum.
Geldiğim bölüme kadar eser hakkındaki ilk izlenimlerim :thinking:
-Eser bahsedildiği kadar karmaşık ve özgün yapıda.
-Okuduğum diğer fantastik eserler arasında belirgin farklar var.
-Yazarın dilinin farklı olduğu kolayca anlaşılıyor.
-Yazarın oluşturduğu evren, diğer fantastik evrenlerle benzerlik göstermiyor (ki bu oldukça olumlu)
-Kitabı sakin kafa ile okumak lazım , gerçekten :upside_down_face:
-Genellikle eş zamanlı üç kitabı okurken , bu eser karşısında eş zamanlı kitap okuyamadım.Betimlemeler zorladığı için değil de konu arapsaçı gibi :sweat:
Kısaca şu anlık ilk gözüme çarpan ayrıntılar bunlar.Normalde olabildiğince yabancı dilde kitap okumasamda kitabı maalesef ülkemizde yayınlayan yayınevi yok.İçerik olarak ağır olması da cabası.
Merakıma yenik düşüp başladım umarım eser beklentilerimi karşılar :slightly_smiling_face:


#1953


Dün sabaha karşı kitabı okumaya başladım ve akşam üzeri kitabı okumayı tamamladım. Sonrasında ise kitabın anlatıklarını ( anlatmayıp düşündürdüklerini) düşünmekten dolayı pek bir şey okumak içimden gelmedi.

Kitaptaki “Tanrı,” benzetmesiyle ilgili bir hikaye daha okumuştum ( BK’den olabilir) ama hangi kitaptı şu an hatırlayamadım.

Arkadi ve Boris Strugatski kardeşleri okumayı seviyorum. Bence Strugatski kardeşler " ya şöyle olsaydı ne olurdu" diye bir düşünce etrafında kendi aralarındaki tartışmalarını, düşüncelerini bir kurgu içerisinde sesli olarak tüm topluma açıklamak için bu hikayeleri yazıyorlar.

Kitabın içeriği için pek bir şey yine yazmayacağım. Şu kadarını yazayım:

Yabancı bir gezegende Dünyadaki Ortaçağ benzeri kültür, ekonomi ve siyasi durumun olduğu bir medeniyet ve bu medeniyeti gözlemlemek için orada bulunan ve kendilerini gizleyen Dünyalı bilim insanları.

Gelecek temalı, uzay gemilerinin uçtuğu, ışın ve lazer silahlarının “cıv cıv” ötüp insanları yok ettiği bilimkurgulardan hoşlanıyorsanız bu kitabı sevmeyebilirsiniz, sıkılabilirsiniz.


(Yusuf Ziya) #1954

Gölgesizler - Hasan Ali Toptaş

Delice tasvirlerle süslenmiş delice bir kurgu olmuş. Çok beğendim.

Bir kasabada bir berber dükkanı ile varlığı ile yokluğu belli olmayan unutulmuş bir köy arasında gidip geliyor hikaye. İki farklı mekan sanki paralel evrenlermiş gibi karakterlerini birbirleriyle paylaşıyorlar. Sürekli bir kaybolma, yok olma ve birden ortaya çıkma arasında gerilimli gidip gelmeler yaşanıyor. Hiç bir şeyden emin olamıyoruz, bir çok sorumuza cevap bulamıyoruz, bir noktada her şeyin yokluğundan şüphe etmeye başlıyoruz.

Köy meselesi ile ilgili duyduğumuz bir çok klişeyi de baş aşağı çeviriyor Toptaş. Aynalı Fatma ile geçtikleri yerde kadınlara tecavüz eden askerler klişesi bambaşka bir hale geliyor; imamın Ramazan’a yaptığı büyüde cinci hoca/imam klişesi komik ve aşırı trajik bir şekle bürünüyor. Sadece kocası kaybolan kadınla ilişkiye giren imam hikayesi bu klişelikten çıkamamış.Keşke, romanın geneline hakim olan delilik içerisinde bu hikaye de dönüşmüş olsaydı.

Gölgesizler’in aldığı övgüleri hak ettiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.


#1955

Buz Ejderhası - George R.R. Martin

Bir saatte bitirilecek akılda hoş bir tad bırakan güzel bir öykü. George Martin’in hikayelerini seviyorum. Daha fazla kitabının da çevrilmesini dört gözle bekliyorum. Louis Royo’nun da çizimleri oldukça güzel bir renk katmış. İnsan bu hikayeye bir devam bekliyor.

Atatürk’ten Hiç Yayınlanmamış Anılar - Yurdakul Yurdakul

Geç fark ettiğim 90’ların ortasında yayınlanmış Aksoy yayıncılığın tarih serisinden olması sebebiyle okuduğum, Yurdakul Yurdakul hocanın, babası Halil Nuri Yurdakul münasebetiyle tanıdığı Atatürk’ün yakınlarından dinlediği anıların kitaplaştırılmış hali kitap.Ali Fuat Cebesoy, Makbule Atadan (eserde Makbule Hanım ve Yurdakul ailesinin güzel fotoğrafları var), Nafiz Uzluk, Hafız Yaşar Okuyan, İ. Hakkı Tekçe, Muzaffer Kılıç gibi Atatürk’ün yanında bulunmuş kişilerden Atatürk hakkında pek bilmediğimiz olayları öğreniyoruz. Atatürk gibi bir lidere sahip oluşumuz gerçekten büyük bir şans. Büyüklüğünü anlamak için bu kitabı okumanıza gerek yok ancak okudukça saygım ve sevgim daha da artıyor.


#1956

Mort - Our king and savior Sir Pratchett :mage:

Çivi çiviyi söküyor arkadaşlar.

Douglas Adams’tan sonra elime ne aldıysam ilk sayfasında hayır bu bana yardımcı olamaz dedim. @Firtinakiran 'ın tavsiyesini denemek geldi aklıma. Daha yeni başladım ama Mort gümbür gümbür geliyor. İngiliz edebiyatı bünyeme ya tam oturuyor ya da kanserojen etki yaratıyor, artık eminim. Henüz kısmen iyi, ne iyi ne kötü dediğim bir şey okumadım şu m’illetten. Neyse ben kemoterapime dönüyorum, sağlıcakla kalın.


(Hazal Çamur) #1957

Ölüm’ün işini kim yapıyorsa o Ölüm’dür :heart_eyes: Adalet yok, yalnızca biz varız!

Nasıl gaza geldim, ehehe. Çok sevindim :slight_smile: keyfiniz daim olsun.


(Onur Uslu) #1958

Arthur C. Clarke - Çocukluğun Sonu

Sık sık ara verdiğim ama her okumaya başladığında bu dünyadan beni koparan harika roman. Clarke hem ütopyayı hem de distopyayı bir şekilde harmanlıyor galiba. Cesur Yeni Dünya’da kurulan ütopyaya nasıl hayran kaldıysam bu kitapta kurulan ütopyaya da bir o kadar hayranlık besliyorum ve yine Cesur Yeni Dünya kadar olmasa da bu kitabın sonları da distopyavarimsi bir yapıya dönüşüyor. Tam olarak distopya diyemiyorum o yüzden ama kitabı bitirdiğim zaman içimi öyle bir hüzün kaplamıştı ki neredeyse o seviyeye gelecekti.

Kitabın bilimkurgu yanına baktığım zaman -çünkü bana ütopyadan öte gerçek bir bilimkurgu kitabı olarak geliyor- ufkumu ciddi anlamda genişleten kısımlar var. Interstellar’ın konu aldığı dördüncü boyut olan zamanı buradan referans alması, Ready Player One’ın ana teması olan sanal hayatı gerçek gibi gösterme olayının bu kitapta tanımlanmış olması gibi birçok güzel düşünceler dışında evrende ne kadar önemsiz olduğumu kanıtlayan başka güzide eserlerden biri.

Goodreads’te kitapla ilgili detaylıca inceleme yazacağım ama gerçekten düşüncelerinizi müthiş derecede olgunlaştıran (kendi çocukluğumun sonunu getirdi galiba!) ve bence kişilik olarak yaşadığınız olaylara karşı büyük bir farkındalık oluştarabilecek bir kitap Çocukluğun Sonu. Kesinlikle tavsiye ederim.

Not: @Ishamael sayesinde ilk paragrafta bayağı bir hatayı düzelttim!


(bilge) #1960

ben de kitabı tek solukta bitirenlerdenim,

ve kesinlikle katılıyorum!


(Hiçliğin bekçisi…) #1963

Eşit Haklar bitince (buraya sonra değineceğim) ben ne okuyacağım diye düşünürken sevgili @Asli_Dagli 'nın tavsiyesi üzerine “24 Saat Açık Kitapçının Sırrı” gözüme ilişti. Kurcalarken de en arkasında şöyle bir kitap gördüm. Belki merak edenler bir göz atabilir. İçerik nasıl pek bilmiyorum ama buraya geliş sebebim bu değil…

Aslın sebebim; kitabın başında yazılanlar. Merak ediyordum ama şu an merakım bin kat daha fazlalaştı. :heart_eyes: Size de göndermek istedim. Belki sizin de dikkatinizi çeker…

24 Saat Açık Kitapçının Sırrı


(∆) #1964

Kapak tasarımı ve kitap içerisindeki çizimlere değinerek başlamak istiyorum.Oldukça etkileyici bir kapak tasarımı var, aynı şekilde çizimler de olağanüstü.

Masalsı bir anlatıya sahip olan kitap bana Buz ve Ateşin Dünyası evrenini hatırlattı, hikayenin geçtiği yer de Winterfell’i.Derli toplu, tutarlı bir hikaye olmuş.


#1965

Çocukluğun Sonu’nu ben de okumuş ve gerçekten çok beğenmiştim.


(Umut K.) #1966

KORKUNUN BÜTÜN SESLERİ

IMG_20190402_211152

Yukarıdaki resimde de gördüğünüz üzere bu kitap 7 tane bilimkurgu hikayesinin bir araya geldiği bir derleme. Derlemede yer alan yazarlara bakarak derlemenin ne kadar başarılı olduğunu anlayabilirsiniz.

Hepsi de kısa birer hikaye olduğu için hikayeleri anlatmaya gerek yok. Görüyorsunuz, mikemmel yazarlar… Sadece 3 hikayeye -ki içlerinde en başarılı bulduğum 3 hikayeye kısaca değinmek istiyorum.

İlk olarak kitaba da adını veren Harlan Ellison’un Korkunun Bütün Sesleri adlı hikayesi ile başlayayım. Muhteşem, çok iyi, harika… Son zamanlarda okuduğum en iyi kısa hikayeydi. Tam da E.A. Poe seviyesinde bir hikayeydi. Okuduktan sonra yazarın başka bir eseri var mı diye aradım ama sonuç şimdilik negatif. İthaki seni bekliyoruz artık.
Bu arada hikayeye dair detay vermiyorum. Vallahi de billahi de spoiler vermemek için kendimi zor tutuyorum.

Derlemede en sevdiğim 2. hikaye J.G. Ballard’ın Bilinç Eşiğini Atlayan Adam’ıydı. Bu arada kitabın içindekiler kısmı için bir düzeltme yapayım. Bu öykü 33. sayfada başlıyor. Yani öykü 6-7 sayfa değil, 20 sayfa civarı sürüyor.(Keşke daha fazla sürse)
Öykü gelecekte geçen saldırgan bir bilinçaltı reklamcılığını konu ediniyor. İlk okuduğum Ballard’dı, umarım devamı gelir.

Üçüncü sırada ise Isaac Asimov’un Güç Duygusu adlı öyküsü var. Matematiğin tamamen makinelere bırakıldığı, en basit toplama-çıkarma işlemini bile yapamayan insanların bulunduğu hikayede, tabii ki bir çatışma yaratabilmek için, basit işlemleri yapabilen bir insan ortaya çıkar ve hikaye gelişir. Her zaman olduğu gibi Asimov okumak asla pişman etmez.

Kısaca bu güzel hikayelerin bulunduğu derlemeyi okumanızı tavsiye ederim.

Hikayelerin Giriş Kısımları:


#1967

Bu yılın başında ilk aldığım kitaplardan biriydi. Ama doğrusu henüz okuma fırsatı bulamadım… yorumlarınız, kitaba daha olumlu bakmamı sağladı.


#1968

Aynı şekilde Harlan Ellison’ın hikayesini okuduktan sonra çok araştırdım başka eserleri çevirilmiş mi diye. En son dayanamayıp I Have No Mouth and I Must Scream hikayesini okudum , daha kötü oldu -Türkçe eserlerini görmeyi daha fazla istemeye başladım :grinning:


(Umut K.) #1969

Asimov’la veya Harlan Ellison’la başlayın, zaten gerisi gelecektir. Bu iki hikayenin okuması da en fazla 15’er dakika sürer zaten.

Bunu okumaya herhalde İngilizcem yetmez. Yoksa ben de okumak için sabırsızım. Geçenlerde baskısı yapıldı diye sevinmiştim ve tam alıyordum ki, o da korsan baskı çıktı. El mahkum İthaki’yi bekliyorum.