Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Seda ) #1970

Kaplan! Kaplan! okuyorum ,yarıladım. Diğer bilimkurgu klasiklerine göre (ki daha 5-6 tane okudum) daha hızlı akan ve çok fazla terim bulunmayan,basit düşünülmüş gibi geldi. Ama bittiğinde fikrim de değişebilir ama şimdilik oo süper dediğim bir şey olmadı. Sadece jauntlama olayı hoştu.


(kimyager_ferhat gürdoğan) #1971

Mülksüzler - Ursula K. Le Guin

Urras ve Anerres adlı iki dünyadan harika bir kıyaslama. İnsan, aile, toplum, üretim ya da tüketim, devlet, mülk vb. daha bir çok şeye dair güzel bir eser okuyacaksınız. Mükemmel kurgulanmış distopya. Distopya sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir kitap. Kapitalizm, anarşisizm, sosyalizm ve çok fazlası.

“Devletçiler hareketi güç kullanarak bastırmaya çalıştılar ve başaramadılar. Düşünceler baskı altına alarak yok edilemez. Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir. Düşünmeyi redderek - değişmeyi redderek. İşte bizim toplumumuzun yaptığıda bu! “


(Hiçliğin bekçisi…) #1972

Hâlâ okumaya devam ediyorum ve keşke hiç işim olmasa da başından kalkmadan okuyup bir an evvel bitirebilsem diyorum. Aslı Hanım’ın önerdiği kadar var. Bitirmeyi bekleyemeden iki kelime etmek durumundaydım çünkü kesinlikle çok güzel bir hikayesi var şimdiye kadar. Özellikle işsiz olanların da okumasını tavsiye ederim. Tepeden aşağı nasıl düşülür güzel anlatmış. :smiley: Bilimkurgu, tuhaf insanlar, kodlama sevenler için gerçekten ilgi çekici bir kitap. İçinde “Yaban Diyarlardaki Yabancı, Otostopçunun Galaksi Rehberi” gibi kitaplara da göndermeler var. Ayrıca gelecek ile alakalı da gayet güzel şeyler var. Ben bu forumda olup da bu kitabı pek sevmeyecek birisini tanımıyorum. Hem farklı tarzı ile de güzel bir değişiklik olacaktır. Kitap 2013 yılında çevrilmiş ve bugüne dek pek satılmamış. Bunun sebebi muhtemelen yayınevi ve reklamlar. Çok fazla kalmış mıdır bilemem ama kendime uygun bir zamanda baskısı bitmemiş ise 3-4 tane daha alıp arkadaşlarıma hediye etmeyi düşünüyorum.


(Ayberk Şentürk) #1973

Çünkü o Ursula K. Le Guin! (Gaza geldim)


#1974

egdeeskiyalar

Ege’de Eşkıyalar - Sabrı Yetkin

Kitabı aslında birkaç hafta önce okudum ama kitap hakkında 1-2 cümle yazmayı tembellikten erteledim. Ege’de Eşkıyalar kitabını Celal Bayar’ın 3 kitaptan oluşan “Bende Yazdım “kitabının 2. ve 3. ciltleriyle aynı dönemde okudum bu nedenle bir anlamda “Eşkıyalar” ile ilgili paralel bir okuma yapmış gibi oldum.

Kitap Sabri Yetkin’in doktora çalışmasının kısaltılarak kitaplaştırılmış hali. Daha önce Tarih Vakfı tarafından yayınlanan kitabın yeni baskısını İş Kültür yaptı. (Çok da iyi yaptı)

Kitapta eşkıyalığın Osmanlı döneminde Ege’de ortaya çıkış nedenleri, Eşkıyaların süreklileşmesi, Osmanlı yerel ve merkezi otoritenin bu soruna yaklaşımı anlatılmakta.

Bir doktora çalışması olması nedeniyle Eşkıyalığın toplumsal ve sosyal nedenlerinin de irdelendiği kitapta dönemin önde gelen Eşkıyalarından Çakırcalı Mehmet Efe’ye geniş bir bölüm ayrılmakta.

Eşkıyalar ve eşkıyalık gibi konularda merakı olanlara kitabı tavsiye ederim. Aynı dönemlerde okuduğum Celal Bayar’ın 3 kitaptan oluşan “Bende Yazdım” kitabını da öneririm. Celal Bayar’ın kitabı hem Milli Kurtuluş tarihimizi okumak isteyenler için önemli bir anlatı hem de Ege’deki Eşkıyaların Kurtuluş Savaşı sırasında ki durumlarını merak edenler için okunması gereken kitaplardan.

Dinleme Önerisi Tolga Çandar Güzel İzmir Albümü


(elif) #1975

William Shakespeare-Othello

Bu eser bende özel çünkü okuduğum ilk tiyatro eseri diyebilirim. Eseein özellikle V. perdesi beni çok etkiledi. Kitabı okurken bazen çok romantikleşip sonra o kişiye kin besleyebilirsiniz. Herkese tavsiye ederim.


(∆) #1976

Bir öykü derlemesi olan uykulu kuytu söylencesi 1800 yıllarında yazılmış bir eser, komplike olmayan sade ve başı sonu belli olan öyküleri içeriyor.
Açıkcası kitabın beni tatmin ettiğini söyleyemeceğim, öykülerden 1-2 tanesini beğendiğimi belirtmekle birlikte bu öykülerin bile vasatın üzerinde olduğunu söyleyemeyiz.Gelgelelim türün öncülerinden olması ve yazıldığı dönem göz önünde bulundurulduğunda eleştirilerin sınırlı tutulması gerektiğini de düşünüyorum.Goodreads puanım 3/5 oldu.


#1977

Mizancı Murat - Turfanda mı Yoksa Turfa mı?

Günümüz Türkçesine uyarlayan Prof Birol Emil Mizancı Murat ve Romanı hakkında bilgi verdiği giriş kısmında;

Son çağ Türk edebiyatı, umumiyetle, hayatlarında edebiyat, politika ve aksiyonu birleştirmiş nesillerin edebiyatıdır.

demekte. Mizancı Murat Bey’de bu nesilden. Çıkardığı Mizan gazetesi nedeniyle Mizancı olarak adlandırılan Mizancı Murat Bey bugün unutulmuş olmasına rağmen döneminin etkili bir edebiyat, fikir ve siyaset adamı.

Turfanda mı yoksa Turfa mı? romanı siyasi bir romandır. Mizancı Murat Bey Toplum çıkarlarının kişisel çıkarlardan daha önemli olduğunu ve çökmekte olan” hasta adam” Osmanlıyı kurtarmak için birtakım fikirlerini roman kurgusu içerisinde anlatıyor. Bu kitap sadece bir roman olarak görülmemeli, Mizancı Murat’ın toplumu, devleti ve devletin çeşitli kademelerde bulunan yöneticilerini, memurlarını sorguladığı, eleştirdiği siyasal ve toplumsal eleştiri kitabı olarak da görülebilir.

İş Kültür Yayınlarından çıkan kitabı günümüz Türkçesine uyarlayan Prof. Birol Emil kitabın sunuş yazısında “bir devre damgasını vurmuş… Türk edebiyatı kabristanının unutulmuş bir köşesinde yatan… eser ve fikirleriyle bugünün ışığına çıkarmak bir ilim ve kültür borcudur” diyor.

Romanda anlatılan toplum ve siyasi ortam aslında bugüne çok benziyor. Elbette ki kurtuluş reçetelerinin bir kısmı artık günümüzde eskimiştir. Roman kahramanı Mansur Bey’in yazarın kendinin idealize edilmiş hali olduğunu öğrenince, bir anlamda fikri dünyasıyla otobiyografik bir roman olması nedeniyle de bir roman okuyormuş gibi değil de Mizancı Murat Bey’in fikri dünyasını açılan bir kapı gibi değerlendirdim.

Okumayı düşünenler belki bazı romanlara göre bu kitabı okumak biraz zahmetli olacak ancak dönemin toplumsal ve siyasi eleştirisi olan ve aynı zamanda dönemin en önemli edebiyatçı, tenkitçi ve siyaset adamlarından birisi olan Mizancı Murat Bey’in toplumsal reçetelerini, fikirlerini merak ediyorsanız okumalısınız.

Not: Anlamı bozuk kelime, cümle, hata vb görünce düzenleme yapacağım…


(Barışcan Bozkurt) #1978

2.kitabı bitirdiğinizde mutlaka tekrar yazın yorumunuzu. Hatta etiketleyin beni.


#1979

Çernobil Duası - Svetlana ALEKSİYEVİÇ

Çernobil gerçeğinin yaşayanlar tarafından anlatılması ile oluşmuş bir eser. Kitap için hiçbir eleştirim yok ama fotoğraflarla desteklenmiş olsa çok daha evladiyelik bir eser çıkarmış ortaya.


(fatih çetin) #1980

Dr.Jekyll İle Bay Hyde adlı kitabı okudum.

Kitap hakkında daha önceki (fazla bir şey bilmiyordum hakkında) bilgilerimi bilinçaltına atarak okudum bu kitabı. Zaten çok bir fikir sahibi değildim, iyi ki de değilim dedim. Yoksa okuma zevkim baltalanırmış. Kitap içeriğine gelecek olursak; karakterimizin yaşadığı değişim korku ögeleriyle iyi aktarılmış. İlk 10 sayfasını okuyup işlerim yüzünden ara vermiştim ama geri kalan 75 sayfasını 2 saat gibi kısa sürede okutan güzel bir kitap. Kısa bir kitap olduğu için ve okuyacak olanlara spoiler olmasın diye hakkında fazla yazmaya gerek yok. Okunmasını önerdiğim güzel bir kitap. Puanım 9.5/10.


(Kingebu) #1981

Ben, Robot - Isaac Asimov

Aslında Vakıf 3lemesi bittikten hemen sonra başladım. Hızlı başladım fakat ortalarında biraz sıktı açıkçası. Biraz da canım filmini izlemek istedi ve filmi izledim. Eski bir film çocukken izlemiştim fakat şuan devam edemeyeceğim galiba. Bunun da sebebi bu kadae Asimov okuduktan sonra bir ana kahraman özlüyor oluşum sanırım. Vakıf serisinide çok begenmistin 8,5/10 gibi bir puanı mevcut gözümde. Bu ara çok şükür biraz bolluk içindeyim. Çok yarım seri var başlayıp bitiremediğim. Onlardan biri olan Dune çocukları kitabını okuyup 3lemeyi bitirmeyi düşünüyorum. Ardından 3 cisim problemi 2. kitap olan karanlık ormanı okuyabilirim. Otostopçunun galaksi rehberini de çıkardım kitapliktan ama oradan Alcatraz da bana bakıp, maceraya atılmak istiyor. Eşimin en sevdiği kitap olan Puslu Kıtalar Atlasına da bakmak istiyorum. Baya bir çorba oldu burası.:grin::joy:Hepsinin ötesinde Allah vere de yakın zaman da Oathbringer süprizi olursa artık çıkardığım bu kadar kitabı tekrar tıkıştırırım. Bu çorbanın pişmemesinin tek sebebi de Akılçelen yayınevi. Kafam patates oldu, plan yapamıyorum seri okumak için. Ha çıktı ha çıkacak. Kesin çıkıyor dediklerinde eşim hamileydi kitap halen çıkmadı kızım 4 aylık oldu.:cry:


(galeme) #1982

Hocam ben Doktor Moreau’nun Adası’nı okuduktan sonra Moreau’nun Prangaları kısmından Dr. Jekyll ile Bay Hyde hakkında çok büyük bir spoiler yedim. Pat diye yazmış adam. :slightly_frowning_face: Okuma zevkini çok baltalıyor mu? Kitabın tek olayı o spoiler değildir sanırım. Her halükarda okuyacağım ama yine de merak ettim.

Spoiler yememek için ön sözleri en son okuyordum ama anlaşılan artık ne önsöz ne de son söz okumak lazım. :confused:


#1983

Dr. Jektll ve Bay Hyde 4-5 gün önce okudum, O bahsettiğiniz sürpriz bozanı biliyordum, Okuma zevkimi baltalamadı ama bu kitap hakkında bilgim, fikrim olduğu için beklentim olmaması nedeniyle de olabilir.


(fatih çetin) #1984

Kapak bile spoiler verirken bu kitapta fazla beklenti olmaması lazım ama dediğim gibi eski bilgilerimi unutarak okumaya giriştim. Uzun süre beklettim ve öyle okudum.

Ben artık bu konuda sizin gibi dikkat ediyorum. Yorumlarda bahsediliyorsa ön söz/son söz, kapak arkası vs. bilgileri okumuyorum.


(Can) #1985

Ben, Robot filmi derken Will Smith’in başrolünde oynadığını mı diyorsunuz?

Zaman Çarkı da okumayı düşünüyordunuz 3 ana karakteri olan bir seri olarak ana karakter isteğinizi fazlasıyla karşılar bence. :slight_smile:


(Kingebu) #1986

Aynen will smithin oynandığı film. Zaman çarkını alacağım fakat yazi bulur başlamam muhtemelen dediğim yarim serileri bitirmeliyim sonra unutuyorum önceki kitapları. :wink:


(Gülçin Akın) #1987

Kafes ve Kırmızı Piyano’yu okudum. Josh Malerman gerilimi kitabın sonuna kadar canlı tutarak okuru sürüklemeyi başarıyor bence. Bir de “Gözlerini açma!”, “Sese kulak verme!” gibi korku ögesini herkesin içselleştirebileceği şekilde duyu organlarına bağlama formülünü güzel tutturmuş.

Kafes’i öven çok diye ilk onu okudum ama Kırmızı Piyano’yu daha çok beğendim ben. Kafes’te mantık hatası olarak gördüğüm noktalar daha çoktu. Kırmızı Piyano daha edebî, daha etkileyici bir kitaptı.

Bir de @Asli_Dagli Kırmızı Piyano’ya Çevirmenin Çemberi yazma sözü vermiş ama sanırım vakit bulup yazamadı. Ben bulamadım yazıyı. Özellikle isme kimin karar verdiğini merak ettim.


(Hazal Çamur) #1988

Gozo ve Sagre - Uğur Erbaş

Eserin yerli olduğuna inanmakta güçlük geçiyorum. Bir çizerimizin bu denli bir işe imza atması, İletişim Yayınları’nın onu basması harika bir olay. Özellikle İletişim’den böyle bir esere destek beklemiyordum. Ama Puslu Kıtalar Atlası’nın grafik romanı ile her şey değişmeye başlamıştı, değil mi :slight_smile: ?

Bu hikaye, arka kapağında söylediği şeyi okura fazlasıyla hissettiriyor: “Uğur Erbaş, aklın ve kalbin yenilgisini anlatıyor. Her zaman olanla hiç olmayan arasında…”

Çok şey söylemek istiyorum, ama bir yandan da hiçbir şey anlatmayarak sizler okuyup kendiniz görün diyorum. En azından şunu diyeyim, her şeyi bildiğini iddia edip hiçbir şey bilmeyen, günlerini bir kayanın başında sevdiği kadını izleyerek geçiren bir adam ve her şeyi ama her şeyi bilip asla kendi ağzıyla konuşmayan bir varlığın hikayesi. Güneşin doğduğu yeri arayan bir adam ve ona yardım eden tuhaf devin öyküsü.

Gozo ve Sagre’yi henüz bitirmedim. Bitsin de pek istemiyorum. Özetle eseri şöyle okuyorum: :pleading_face:



(Aslı Dağlı) #1989

Merhaba!

Oncelikle Kafes ve Kirmizi Piyano kiyaslamaniza kesinlikle katiliyorum. Carol Gomulmeden’e dek en sevdigim, en saglam buldugum hep Kirmizi Piyano oldu. Bence Kafes esasen adamin en basit kitabi.

Cevirmenin Cemberi konusunda da soyle bir durum var. Hobi olarak uc kitapta bir cevirmenin cemberi yazmaya soz veriyorum kitaplarimdan biri icin. Lakin sizin de fark etmis oldugunuzu dusundugum uzere cok ama cok yogun calisiyorum. 5-6 haftada bir kitap oyle firt diye cevrilemediginden her defasinda sozumden caymak zorunda kaliyorum. Daha gecen gun gecenlerde cikan baska bir kitabim icin cevirmenin cemberi dokundurmasi yapti @Firtinakiran, 2020’nin Haziran ayinda yazabilirim dedim. Durumum tam olarak bu:)

Kirmizi Piyano’nun adina gelince… Black Mad Wheel cevrilemez bir addi. Cunku kitapta gordugunuz bant, rulo, cikrik, cember, daire gibi yuvarlak her sey icin Ingilizcede wheel diyordu. Sanirim kitap ciktigi gunden itibaren isim dusundum. 20 tane alternatif filan yazdim ama hicbiri icimize sinmedi. Hatta Josh’la bile oturup konustuk bu kitaba alternatif ne isim koyabiliriz diye. O esnada kitap Brezilya’da cikti. Kirmizi Piyano adiyla. Bizim de kafamiza cok yatti.

Ekleme: Ben daha yeni yatiyorum. Beynim bitmis. Devrik cumlelerim icin uzgunum:)