Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Gülçin Akın) #1990

Bu yoğunlukta vakit ayırıp yazdığınız için teşekkür ederim. Kırmızı Piyano ismi çok da güzel bir kapak tasarımına vesile olmuş. Teftiş’i merakla bekliyorum. :cherry_blossom:


(Alican) #1991

Bir keresinde yayınevini kitabın kapağından ismine kadar eleştirmiştim. Bundan dolayı kendilerinden özür dilerim. Meğerse o kapağın altında benim için harika bir dünya yatıyormuş. Her ne kadar önyargılı bir insan olsam da bu durumu aşmayı severim. İlk kitabı okuduğum an bu evrene, karakterlere bayılmıştım. Serinin ikinci kitabı da aynı hızla devam ediyor. Yine ilk kitaptaki gibi öykülerden oluşuyor. Özellikle son iki öyküde Sapo seviyeyi baya yükseltiyor. Aynı anda hem eğlendiren hem duygulandıran öykülerdi. Bir sonraki kitabı okumak için sabırsızlanıyorum ama seriyi hemen bitirmemek için araya 2-3 ay koymaya karar verdim. Fantastik kitap sevenlerin kaçırmaması gereken bir seri. Sana puanım 5/5 kanka.


(Kadir) #1992

Şair Evlenmesi’ni geçen hafta okumuştum ama yorumunu yapmaya anca vakit bulabildim.

Şair Evlenmesi çok ilginç bir konusu olmasına rağmen bu konusunu yeterince işlemek yerine mesaj verme ağırlıklı bir eser olmuş. Olaylar çok hızlı gelişmiş ve oyunun karakterleri bile yeterince tanıtılmamış. Öyleki Müştak Bey’in şair olduğundan bile oyunda hiç bahsedilmemiş. Oyun modern tiyatrodan çok Geleksel Türk Tiyatrosu’na benzemiş. Yine de Türk Edebiyatı’nda bir olma özelliği taşıması nedeniyle önemli bir eserimizdir.

Dün otobüste başladığım kitabı bugün bitirdim. Efsuncu Baba, Hüseyin Rahmi Gürpınar Külliyatı’ndan okuduğum ilk eser oldu. Kitaba dair büyük beklentilerim yoktu ama kitabı çok sevdim.

Ermeni Agop ve Kirkor’un konuşmaları ve bu karakterlerin Enveri’yi sürekli yanlış anlamaları çok komikti. Kitabın sonundaki, yazarın sözleriyle kitabın eleştiri yönü iyice vurgulanmış.


#1993

Seride Türkçe’ye çevrilmeyen kitaplar mevcut. Başka dilde okuyacağım, diyorsanız eğer ona bir şey diyemem. Sanırım dilimize kazandırılması gereken üç kitabı var serinin.


(Alican) #1994

İlk okumaya karar verdiğimde kaç kitaptan oluştuğuna Goodreads’ten bakıştım. 7 kitap olarak gözüküyor. İlk 2 kitap kısa öykü derlemelerinden oluşurken sonraki 5 kitap roman. 2013 yılında Season of Storm adında bir kitap daha yayınlanmış. Bu kitap kronolojik olarak hepsinin önünde iken okuma sırasında en son okunması tavsiye edilmekte. Yani dediğiniz gibi çevrilmesi gereken 3 kitap daha var. Bundan dolayı ben de okumayı biraz ağırdan almaya çalışıyorum.


(Ömer) #1995

Silmariliion’u defalarca okumayı denedim ama altından kalkamadım.Yüzüklerin Efendisi’ni ilk kez çocukluğumda izlemiştim ve defalarca izleyerek büyüdüm.Hobbit’leri de kötü olsalar da birkaç defa izledim ama yok abi olmuyor.Silmarillion’u ileriki zamanlarda daha olgunlaştığım bir dönemde tekrar okumayı planlıyorum çünkü kafam almıyor gerçekten.


(Ömer) #1996

Ben de arkayı okumadan kitaplara genelde başlamıyourm ama sizin dediğiniz de doğru aslında.Dune kitaplarında özellikle başlayacağım zaman tüm kitapların arkasına bakıp tanıtım yazılarını heyecanla okumuştum fakat sürprizbozan yemiş bulundum.Ancak bazı öykülerde bu tarz şeyler çok önemli değil gibi hissediyorum (Jekyll ve Hyde gibi…)


(Ömer) #1997

Benim kitapta ara sıra tekme tokat dalmak istediğim karakterlerin başında Denna geliyor.Yani bazı anlarda seviyorum,bazı anlarda artık aptal gibi oradan oraya gidip bizim çocuğa tavır koyunca fıttırıyordum.He bir de Felurian mevzusu vardı ki ehhmmmm…


(fatih çetin) #1998

Açıkcası bana göre bütün kitaplar/diziler/filmlere ait spoiler yemek kötü bir şey. O yüzden ben temkinli davranıyorum ilgimi çeken eserlerde. Minimum düzeyde spoiler sıkıntı değil. İlerisi beni sarmıyor. Özellikle İthaki Bilimkurgu Klasiklerinde çıkan İşte İnsan kitabının arka kapağı felaket spoiler içeriyor. Yayınevi direkt arkaya yazmış. Okuyunca zaten keyfim kaçtı.


(Ömer) #1999

Bir de bana youtube ve benzeri sosyal mecralarda çok denk geliyor.Bir hikayeye özellikle yeni başladığımda hevesimden veyahut bir şeyi anlamadığımda internete,fan sayfalarına bakıyorum ancak elim klavyeye gittiği an alt kısımda karakterin ölüm sahnesi vb. şeyler çıkıyor.O zaman ana hikaye bitene kadar hiçbir yerden araştırılmamalı,yoksa insanın tadı kaçıyor.


#2000

Silmarillion ağır bir kitaptır, çok fazla sayıdaki karakter kafayı karıştırır, bölümler arasında kopukluklar vardır. Çünkü Tolkien, bu yapıtı tam anlamıyla bütünleyemeden bu dünyadan ayrılmıştır. Keyif vermiyorsa bırakın…

Ama Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi birer başyapıttır…

Not: David Eddings’in Belgariad ve Malloryon serilerini öneririm. Kendini iyi okutan, akıcı kitaplardır.


(Ömer) #2001

Ya bence önemli olan akıcı bir okuma sağlamak zaten.Herkes Yüzüklerin Efendisi’ni veya Hobbit’i de sevmeyebilir,başyapıt kabul etmeyebilir.Bazı insanların sırf başkaları okuyor diye böyle şeylere kasması beni çok rahatsız ediyor.Silmarillion’dan olan beklentim tabiiki diğerleri gibi akıcı romanlar olması değildi zaten ancak başka zamana ertelemeye karar verdim.Şu sıralar Kralkatili güncesi’ne tekrar bir dönmeyi düşünüyorum ama arada o kadar çok kitap var ki insanın kafası karışıyor.Keşke şu kitap alma hastalığı ve isteğim biraz azalsa da elimdekileri bitirip yenisini alsam.


#2002

O duyguyu bilirim. Okuyacağından çok kitap alınca bazen oluyor… Ama okuyacağından çok kitap almaya karşı değilim (zaten ben de öyle yapıyorum); aşırı uçlara varmadıkça tabi…


#2003

İlyada’yı okuyorum, yarıladım sayılır. Konusundan falan bahsetmeme gerek yoktur sanırım :slight_smile:

Kitap hop diye İlyada destanına girmiyor. Kitabın çevirmeni olan Azra Erhat’ın az buz değil 85 sayfalık bir açıklayıcı önsözü bulunuyor. Bu önsöz o kadar akıcı ve açıklayıcı bir şekilde yazılmış ki, ayrı bir kitap olarak satılsaydı, herkse İlyada’ya başlamadan önce bu kitabı alıp okuyun derdim. Ozanın, destanın ve dönemin bilinen çoğu şeyine değinmiş. Bu açıklayıcı metinin hazırlanıp kitabın başına eklenmesinin bizzat Hasan Ali Yücel tarafından talep edilmesi, Hasan Ali Yücel’e olan saygımı daha da arttırdı.

Ayrıca bir o kadar da kitabın sonunda, destanın içindeki karekterlerin adları, kim oldukları, hangi sayfalarda ve hangi durumda adlarının geçtiği gibi kapsamlı ve sıralı bir indeks de yer alıyor.

Çeviri eski yunanca metinden yapıldığı için karşılaştırma yapmak gibi bir imkanım yoktu :slight_smile: Yinede gayet anlaşılır ve okuması kolay bir çevirisi var. Pegasus yayınlarından çıkan “Kayıp Cennet” gibi çevirirken düz yazı şeklinde çevirilmiş ama orijinal metinin şiir havasını vermek için her 4-5 kelimede bir Enter’a basılmış izlenimi vermiyor.


(m) #2004

Hala bitiremedim :persevere: ilerleyemeyince ara verdim,başka kitaplara geçtim. Silmarillion hala bekliyor :neutral_face:


(Umut K.) #2005

Edgar Allan Poe - Kuzgun (Everest Yayınları)


O an kuzgun dile geldi, cevap verdi, ‘Asla’ dedi.

Yıllar yılı Ülkü Tamer’in çevirisiyle okuduğum Kuzgun’u bir de Oğuz Baykara’nın çevrisiyle okudum. Kuzgun şiirinin hikayesi hakkında konuşmaya gerek yok. Herkes az çok biliyordur. Buradaki mesele çeviri ve içerik kalitesi.

Çeviriyle başlarsak, şiirlerdeki çeviriler düzyazıdan çok farklıdır. Aynı şiirin iki çevirisi arasında devasa farklar oluşabilir. O yüzden bu şiiri farklı bir çevirmenden okumak ilk başlarda bir tuhafıma gitmedi değil. Ama genel anlamıyla konuşursam çeviriyi çok da yadsımadım. Ülkü Tamer’inki kadar olmasa da Oğuz Baykara’nın çevirisi de başarılı.

Ülkü Tamer Çevirisi:

Oğuz Baykara Çevirisi:

İçerik kalitesi hakkında konuşmak gerekirse, kitapta Kuzgun’dan önce Poe’nun yazdığı Yazı Sanatının Felsefesi var. Burada Kuzgun’un detaylı incelemesi bulunuyor; karakterlerin seçimi, ‘‘Nevermore’’ kelimesinin kullanım amacı, şiirin altında yatan felsefe gibi. Burası oldukça akıcıydı ve okuması epey keyif vericiydi.
Şiir kısmında ise hem Türkçe metin hem de orijinal metin kullanılmış. Bir sayfada altılı dize varken diğer sayfada şiir ile ilgili siyah beyaz resimler bulunuyor. Ve çizimler de atmosfer olarak tam bir Poe kafası.

Not: Bu arada kitap ciltli. Tabii 65 sayfalık kitabın etiket fiyatı 22 TL olması da kötü bir durum. Lakin indirimlerle kitabı 10 TL’nin altına da alabilirsiniz.


#2006

Sepete ekledim kitabı, Bu başlıkta “çok tehlikeli” olmaya başladı :slight_smile: Ülkü Tamer çevirisi olan kitabı bulamadım, hangi yayınevi basmış Ülkü Tamer çevirisini, İthaki baskısı olan Bütün Şiirleri Oğuz Cebeci çevirmiş, omu da ekledim sepete ama çevirisi hakkında fikrim yok.


(Umut K.) #2007

Ülkü Tamer çevirisinin kitap hali var mı bilmiyorum. Sanırım dergide falan yayınlanmıştır. Ben mecburi hep internetten okudum.
İthaki çevirisine hiç bulaşma derim. Ben biraz incelemiştim Bütün Şiirleri kitabını ama çevirileri hiç beğenmemiştim. Sadece baskısı güzeldi.


(galeme) #2008

Dedi kuzgun: “Hiçbir zaman.” diye sürekli aklımda kalmış bir şeyi Oğuz Baykara çevirisinde farklı görünce biraz garipsedim ilk başta fakat kitap çok güzel duruyor ve çeviride öyle göze batacak bir şey olmadığını da söylemişsiniz. Ben de listeme ekledim. Yorumunuz için teşekkürler.


(Can) #2009

Kesinlikle katılıyorum, “dedi kuzgun: Hiçbir zaman” şeklinde görmeyince çok tuhaf geldi hatta beni biraz da rahatsız etti. Sanki yanlış bir şey görmüşüm gibi.