Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Yüzeysel İnceleme)

Yok yok istemeyelim.

2 Beğeni

Güzel seri, ben de severim. Bir şans ver bence.

5 Beğeni

Eh bize de almak düşer artık.

10 Beğeni

Tuh satardim ben sana :smiling_face:

1 Beğeni

Daha iki kitabım var sende alacağım. :smiley: Onu yarın halledelim.

2 Beğeni

Hayal kırıklığına uğratmayacak devamı da, beğenmene çok sevindim hocam. :blush:

@SJack Affetme derim, beğenmezsen @isos81 karşılayacak. :smiley:

@yates232 Unutursun eninde sonunda, ki unutmasan da sırf karakter gelişimi için bile okunurlar. :slight_smile:

7 Beğeni

Dördüncü Kanat’ta %40’a geldim ve Rhiannon’un kız olduğunu daha yeni öğrendim. Vay arkadaş. Kendime twist atmış oldum. :sweat_smile:

Halbuki 28. sayfada

Kızın kahverengi gözlerinde öfkeli bir ışıltı belirdi ama arkasını dönüp tırmanmaya devam etti. “Kaç basamak var?” diye sordu.
“İki yüz elli,” diye cevap verdim ve beş dakika daha sessizce tırmandık.
Zirveye yaklaşıp da sıra yavaşlamaya başladığında kız parlak bir gülümsemeyle, “O kadar da kötü değildi,” dedi. “Bu arada, ben Rhiannon Matthias.” diye yazmış.

6 Beğeni

Arkadi ve Boris Strugatski - Tanrı Olmak Zor İş bitti.

İşlediği konu bakımından hoşuma gitse de okurken zaman zaman sıkıldığımı hissettim ama sonlara doğru toparladı ve güzel sayılabilecek bir şekilde bitti. Kıyamete Bir Milyar Yıl ve Uzayda Piknik’ ten sonra okuduğum üçüncü A. ve B. Strugatski kitabı. Uzayda Piknik’ ten sonra ikinci sıraya yerleşti. :slight_smile:

:star::star::star:

16 Beğeni

Sineklerin Tanrısı

Çocukluğumda okumuş ve çok etkisinde kalmıştım. Çok çarpıcı gelmişti. Yıllar yıllar sonra tekrar okuduğumda tabi ki aynı vuruculuğu hissedemedim. Yine de medeniyetin etkilerinden uzaklaştığımız her adım ile insanın içindeki canavarın nasıl oluştuğunu merkezine masumiyetin simgeleri çocukları koyup anlatmak tam bir ustalık işi bence. Sonraki nesillerde klasik statüsünde okunmaya devam edecek bir yapıt Sineklerin Tanrısı. Genç yaşlarda muhakkak okunması tavsiyem olacaktır her zaman.

Ralph ve Jack’i hala çok canlı hatırlıyormuşum hafızamda, belki kitap belki 90 uyarlaması filmin etkisi bilemedim. O nedenle bu okumamda Domuzcuk, Simon hatta Roger ve ikizler gibi karakterlerin değişimleri daha çok ilgimi çekti. Simon’ın en aklı havada karakter gibi dururken aslında kafasını ilk kullanan olup adadaki bir gizemi çözmesi, Roger’ın kumsaldaki ilk gündeki ufak hareketinden başlayıp kitap sonunda geldiği vahşiliği vs her karakterde ince ince ustalık akan bir gelişimi var kitabın.

İleride Goldling’in başka eserlerini okur muyum bilmiyorum ama yazımı Sineklerin Tanrısında çok güçlü. Her yaşa hitap etse de bence genç yaşlarda okuyunca daha kıymetli ve etkileyici olacaktır.

Beyaz Geceler

Biraz zayıf kurgulu ancak hoş ve duygusal bir öyküydü. Tam tadında bitmiş, aynı konu ve karakterlerden biraz daha uzasa sıkardı beni. Peter görmeyi isteyip göremediğim şehirlerden biriydi, şehrin tadını yansıtamasa da en azından birkaç gece geçirip atmosferine ufaktan soktu.

Akhilleus’un Şarkısı

Dnf. Madeline Miller ablam çok satar olabilmek için her tuşa basmış ve karşılığını almış, tebrik ederim. Ama İlyada gibi bir şaheseri lgbt kurgusu yapacam diye katletmese iyiydi. İlyada’yı lisede okudum, üzerinden çok uzun yıllar geçti. Yine de Aşil ve Patroklos arasında bir aşk olduğuna dair vurgunun olmadığını hala hatırlıyorum. Tarihi bilgilerle Homeros’un hikayesinin bu kısmını analizlemeye çalışsak olsa olsa en fazla Pederasti deriz aralarındaki duruma, ki bence İlyada’da bundan çok daha güçlü bir kardeşlik/dostluk bağı olduğu çok barizdi. Neyse, kitapla ana derdim aslında bu aşk fantezisi değil bunu desteklemek için yaptığı kurgu. Mitolojinin en büyük savaşçısı ve kahramanını kılıçtan çok lir tutar görmekten, saçma sapan ve bomboş hareketlerine tanık olmaktan yoruldum asıl. Böyle mi olunuyor kahraman bir savaşçı :slight_smile: .

Zaten kitabın isminin de Patroklos olması lazımmış ama öyle koysan satmazdı tabi güzel ablam :slight_smile: Bana da iyi ders oldu, araştırmadan etmeden çok satmış ve türü bana uyarmış diyip almamak lazımdı zamanında.

15 Beğeni

Kısa, akıcı, sürükleyip götüren bir korku novellası. Düşük puanı haketmiyor kesinlikle. Korkuseverlerin beğeneceğini düşünüyorum. Öyle harika bir konu veya kurgusu yok ama ülkemizde yayınlanan korku kitaplarının azlığı da düşünüldüğünde güzel bir seçenek bence. Bazı bölümlerinde gerildim, bazı bölümlerinde tiksindim ve başkahramanın mücadelesiyle beraber bir oturuşta kitabı bitirdim.

17 Beğeni

Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kokotlar Mektebi bitti.

Toplumun kanayan yaralarından biri olan fuhuş’ u merkeze alarak kadın-erkek ilişkilerini, cinsiyet ayrımcılığını, cinsiyet eşitsizliklerini, kişilerarası ilişkileri, çokeşlilik gibi toplumsal sorunları mizahi bir tonda hicvetmiş usta. Adeta bir öğretmen edasıyla anlatmış hikayesini. Sadeleştirilmiş bu haliyle akıcı bir okuma sağlıyor.

:star::star::star::star:

17 Beğeni

Şeytanlar - Joe Abercrombie

Şeytanlar, dünyamızın alternatif bir versiyonunun Avrupa’sında geçen bir kitap ancak bu versiyonda tabii ki bambaşka şeyler oluyor.

Yüzyıllar önce Avrupa’ya hükmeden Kartaca İmparatorluğu yıkıldıktan sonra kilise iki ayrı hizbe bölünmüş; Katolik Kilisesi’ne benzeyen ama kadın kardinallerin ve papaların olabildiği Batı Kilisesi ve daha çok Ortodoks Kilisesi’ni andıran Doğu Kilisesi. Batı Kilisesi’nin gizli örgütü olan ve ana karakterlerimizin üyesi olduğu Kutsal Menfaat Şapeli isimli topluluğa kilise tarafından bir görev veriliyor; Yıllardır kayıp olan Truva prensesini (evet Truva hala ayakta) sağ salim Truva’ya ulaştırıp tahta çıkarmak. Yalnız şöyle de bir durum var: Bu evrende, bizim fantastik hikâyelerden aşina olduğumuz büyücüler, kurtadamlar, vampirler falan var ancak kilise tarafından bunlar kafirlik olarak görülüp “şeytan” denilerek öldürülüyor. Elfler ise insanlığın en büyük düşmanı; doğudan (muhtemelen asyadan) gelip akınlar yapan, korku duyulan bir ırk. Yüzlerce yıldır da elflerle savaşılıyor.
Batı Kilisesi’nin kutsal işler için kullandığı ama kutsal olmayanlardan oluşan bu topluluğunda bir nekromansör, bir vampir, bir kurt kadın ve bir elf var. Başlarına da şaşkın bir keşiş geçirilip prensesi sağ salim ülkesine götürme görevini alıyorlar. Yolda da bir sürü olay oluyor tabi.

Yazarın Kadim Kanunlar serisini de sevmiştim ama bu kitap bir seri ilk kitabı olduğu halde çok daha iyiydi bence. Hem eğlenceli hem de baştan sona aksiyonu hiç bitmeyen bir kitaptı. Sonunu azıcık tahmin etsem de şaşırtan yerleri de vardı. Karakterleri de yine Kadim Kanunlar’da olduğu gibi çok iyi yazılmıştı. Dünyamızda geçen ama fantastik unsurları da barındıran hikayeleri ayrıca seviyorum.
Sitede de hiç okuyan görmedim bu kitabı okuyun bence :face_holding_back_tears:

23 Beğeni

Bu ayı tamamlarken biraz da karanlık kitapları okuyayım dedim. Vampir anlatısı ve gotik eserleri okudum.

Vampir; ilk vampir anlatısı olarak karşımıza çıkan bir kitap. Kısa ve öz bir anlatıma sahip. 1 saatte okuyacağınız güzel bir eser.

Carmilla; bilinen ilk kadın vampir. Genç bir kızı takıntı haline getiren Carmilla’nın yaptıkları işleniyor.
Sade bir anlatımı var ve sizi sıkmıyor.

Elbette iyi işlenmiş vampir kitapları ancak benim için işin zirvesi Drakula’dır. Belki de çok önceden okuyup etkilendiğim için midir bilemiyorum.

Otranto Şatosu; ilk gotik eser olmasıyla ne zamandır okumak istiyordum kısmet bu zamanaymış. Hikaye sizi bir şatoya ve entrikalara götürüyor. Gizemi ve gotik elementleriyle okuyucuyu içine alan bir eser ve akıcı bir anlatıma sahip.

Fırsat buldukça gotik eserler okumaya devam edeceğim. Sevdiğim bir tür. Gizem ve kasvetli havalar bir başka güzel oluyor. Türü sevenlere bu eserleri başlangıç olarak tavsiye ederim.

21 Beğeni

Dedektif Rebus serisinin ikinci kitabı olan Saklambaç 'ı okumaya başladım. Henüz 50 sayfa okumuş olmama rağmen hikayeye çok kolay dahil oldum.

Ian Rankin, Edinburgh’nın melankolik, kasvetli ve büyülü atmosferini de her zamanki gibi çok iyi yansıtıyor. Sade kalemi ve gerçekçi anlatımıyla Rebus’u gerçek hayatta da tanıyormuş hissini veriyor.

Kitap, uyuşturucu bağımlısı iki arkadaşın ardındakilerden kaçışıyla başlıyor. Satanik bir ayinden şüphelenen Rebus da bu işin peşine düşüyor.

Saklambaç, iyi bir Tartan Polisiye örneği olarak hafızamda yer edecek gibi duruyor. Düğümler ve Haçlar’a göre daha sağlam bir hikaye bekliyorum.

18 Beğeni

Tanrıların Gölgesi bitti…

Kısaca müthiş bir kitap. Viking konseptini fantastik öğeler ile süsleyip güzel bir harman sunmuş yazar. Benim için tek olumsuz yanı üç tane ayrı yol hikayesi anlatması ve onlarında karışık sıra ile kitapta olması. Bazen aynı karaktere dönüşü uzun süre biliyor bu da olayları unutturuyor. Çözüm olarak karakter karakter okudum ve çok daha iyi oldu. Hemen bir sonraki kitaba geçicem :smiling_face:

5/4,6

19 Beğeni

Yaşlı Adam ve Deniz

İlk ya da ortaokul yıllarımda, İhtiyar Balıkçı isminde yayınlanmış bir versiyondan okumuştum ilk olarak. Aradan 20 yıldan fazla süre geçtikten sonra yeniden okudum. O zaman da bana hitap etmemişti, şimdi de :slight_smile: . Yaşın ve yaşanmışlıkların getirdiği olgunlukla daha farklı anlamlar çıkarabilir miyim dedim ama maalesef overrated bulmaya devam edeceğim bir kitap olacak hep. Öyle uçan kaçan bir sembolizmi olduğunu da düşünmüyorum kitabın, vermek istediği mesajı da belli. O nedenle sanırım Hemingway’i Nobel almaya götüren kitabın bu olmadığını, tarihin buna denk geldiğini kabul edip daha uygun bir zamanda Çanlar Kimin İçin Çalıyor ve Silahlara Veda gibi kitaplarını da okumam lazım. 3/5 Puan.

Bu arada Bilgi yayınlarının mukavva kapaklı bir ciltli versiyonundan okudum bu kitabı. Sanırım standart versiyonundan farklı olarak bir önsöz ( Charles Schreiber Jr. dan ), 2 eski kapak görseli, birkaç kara kalem çizim illüstrasyon ve Hemingway’in 1954 tarihli Nobel ödül konuşması yer alıyor. Bence aradaki fiyat farkına değecek bir zenginleştirme değil ama ilgisini çekenler için değinmiş olayım.

17 Beğeni

THE SPACE WILLIES / NEXT OF KIN

KONUSU

Keşif Subayı John Leeming, düşman topraklarının derinliklerine yaptığı keşif görevinin muhtemelen tek yönlü bir yolculuk olacağını en başından beri biliyordu. Ancak, çok uzak bir gezegene zorunlu iniş yaptıktan ve acımasız uzaylıların esiri olduktan sonra, pes edemeyeceğini anladı. Sadece bir tahta parçası, bakır benzeri bir tel bobini, zekası ve Eustace adında hayali bir müttefikiyle donanmış olan Leeming, özgürlüğünü kazanmak ve uzaylıların savaş çabalarını da baltalamak için dahice bir mücadeleye girişti.

DÜŞÜNCELERİM

Yazarın Wasp isimli öyküsünü okuyup çok beğenmiştim. Bu öyküsü de aynı tarzda, büyük bir düşman uzaylı topluluğuyla tek başına mücadele etmek durumunda kalan kıvrak zekalı bir insanı anlatıyor. Casus hikayelerini ve MacGayver gibi ana karakterleri sevenlere Eric Frank Russell’ı öneririm. Öyküleri kısa, eğlenceli ve sürükleyici.

12 Beğeni

GÜNAHA SON ÇAĞRI
Marangozun Oğlu Hz. İsa’nın peygamberliğinin önceki hayatını ve hissettiklerini, yaşadığı peygamber olma sürecini anlatıyor. Üzerinde yaşadığı coğrafyayı, ait olduğu toplumu, havarilerini, anlattığı bir güzel roman. Her şeyden önce İsa’yı bir insan olarak eksiklikleriyle fazlalıklarıyla tanımış oluyoruz. Ve varsa -ki romana göre var- Magdanela’lı Maria’ya olan aşkının büyüklüğünü öğreniyoruz. Hristiyanlık terminolojisini, etrafında olan havarilerinin kim olduğu ve tabii onlarında birer insan olarak düşüncelerini, bu işten beklentilerini öğreniyoruz. O zamanki Roma İmparatorluğunun yönetim anlayışını; aslında bugün kilerden çok daha farklı değilmiş, ‘içlerine girme bırak kendi aralarında ne yaparlarsa yapsınlar ama neler olduğunu izle. Sana diklenecek kadar sivrilen biri olursa gereken cezayı ver.’ Bu romanı okumak aynı zamanda Roma esareti altındaki Yahudi halkının durumu, birbirlerine olan güvensizlikleri hatta düşmanlıkları hakkında bir fikir sahibi olmak demek. Yine değişmeyen bir şey şu; O zamanlardaki Yahudi dininin ileri gelenleri halkının ve inananların yoksulluğuna rağmen yönetenlerle iş birliği halinde ve göreceli olarak lüks içinde yaşıyorlar.
Bence güzel bir kitap. Bildiğiniz anlamda bir macera romanı değil elbet ama yine de okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
Yazarı: NİKOS KAZANCAKİS
Türkçesi: ENDER GÜROL
Yayınevi: CEM YAYINEVİ
Baskı Tarihi ve yılı: İSTANBUL/1988

14 Beğeni

Thedore Sturgeon - İnsandan Öte bitti.

İçinde düşünceleri okuyabilen bir arkadaş, telekinetik bir abla, ışınlanabilen ikiz minikler bir de süper bilgisayar beynine sahip bir bebeğin olduğu güzel bir kurguya sahip okunası bir bilim kurgu.

Homo Gestalt! Üstinsan!

Okurken epey keyif aldım.

:star::star::star::star:

18 Beğeni

Bu Dünyada Yaşamak - Hikmet Hükümenoğlu

Sonra Gözler Görür’de okuduğumuz olayların üzerinden üç yıl geçmiş, Ezgi ve oğlu şehre iyice alışmış ve yaşanan olayları bir nebze atlatmışlardır.

Yenikent’te düzenlenen film festivali sırasında bir cinayet gerçekleşir ve Ezgi, Orhan başkomiserle beraber bu olayı araştırırken bir yandan yine oğluyla olan ilişkilerini çözmeye çalışır.

Açıkçası cinayet kurgusu açısından okurken “Bu mu yani?” diye düşündüm. Olay bana ilk kitaba kıyasla daha basit geldi. Oradaki olay daha karmaşık ve ilgi çekiciydi. Kitabın ortalarına geldiğimizde ise acayip bir şey yapıyor yazar ve kitap bambaşka bir yere gidiyor.

Yenikent hikâyelerinin devamı gelecekti diye hatırlıyorum ve üçüncü kitap tam olarak nasıl olacak merak ediyorum.

Bunun dışında ilk kitabın yorumunda da dediğim gibi bu kitap da diğeri gibi polisiye okuruna farklı ya da yeni bir şey katmıyor ama ilginç bir şekilde acayip akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde kendini okutuyor.

12 Beğeni