Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Yüzeysel İnceleme)

Temuçin Faik Ertan, Ali Güler - GAZİ Mustafa Kemal Atatürk - Türkiye Cumhuriyeti’ nin Kurucusu bitti.

Doğumundan ölümüne kadar hemen her şey kısa kısa ve özet halinde anlatılmış. Bir kez daha ilgiyle okundu. Ve benim için her zaman en dokunaklı anlardan birisi de Mustafa Kemal Paşa’ yı tutuklaması emredilen Kazım Karabekir Paşa’ nın karşısına geçip ‘‘Bundan böyle de kolordum ve ben emirlerinizi eskisi gibi yerine getirmeyi şeref bileceğiz.’’ demesi olmuştur. Söylemeden edemeyeceğim. Boğazlar düğüm düğüm. :slight_smile:

19 Beğeni

Demek ki bir insan ne kadar eğitim alırsa alsın acı verici bir cahilliğe sahip olabiliyor. Bu kitap sınır tanımayan bir cehaletle ve iğne deliği genişliğinde bir dünya görüşüyle yazılmış. Okula gitme imkanı bulamamış, eli kitaba değmemiş insanlar bile bu kadar elim sonuçlara varamaz, bu denli tuhaf sayıklamalarda bulunamaz.

Her sayfa üstü çizilesi bilgisizliklerle dolu. Yazar komplo teorileriyle süslediği bir dünyadan bize sesleniyor, gerçeklikle bağını yitirmiş.

Katlanılmaz bir kitap. Bıraktım.

Yazarın düşünce yapısını göstermek için tek bir alıntı yapmam yeter (Aralık 2023, 1. Baskı, sayfa 42):

"Baba otoritesinin yıkılmasının çok şaşırtıcı bir başka etkisi ise toplumda meydana çıkan zekâ düzeyindeki düşüştür. Bu durumun izahı da şöyledir: Beş çocuklu bir ailede üç kız ve iki erkek çocuk olduğunu düşünelim. Bu üç kızdan en fazla hangisi babanın sözünü dinlemeyip evlilik dışı ilişkilere girip hamile kalma riskini taşır? Cevap “zekâ düzeyi en düşük olan"dır çünkü ebeveynin hiçbir uyarısı dikkate alınmamış ve sonuçlar hesaplanmadan böyle ilişkilere girilmiştir. Ve bu kişilerde gayrimeşru ilişkiler artarsa toplumun ortalama zekâ düzeyi düşer. 1960-1991 aralığında ABD’de siyahlarda gayrimeşru çocuk oranları %24’ten %68’e, beyazlarda ise %2’den %18’e yükselir. Tabii ki aile içi otoritenin azalması sadece bu alanda değil; alkolizm, uyuşturucu bağımlılığı, şiddet olaylarına karışma gibi sosyal durumlar için de geçerlidir. Dikkat buyurun, eş güdümlü olarak farklı cepheler üzerinden, bilimsellik kamuflajı altında, nakış yapar gibi, bir insanlığı Yeniden Yapılandırma Projesi uygulanmaktadır.”

14 Beğeni

KÜÇÜK ŞEYLER

Halit Ziya’nın “beni çıldırttı” dediği kitaptan söz ediyorum. Türk edebiyatında o güne kadar öykü/roman ayrımını somut bir şekilde gerçekleştirdiği söylenilen bir kitap. Küçük öykülerden oluşuyor. Bölümlerine gelirsek 1. Mukaddime bildiğiniz gibi bir önsöz. 2. Bu Büyük Adam Kimdir? Etkilendiği birinin aslında gözümüzde nasıl büyüttüğümüzle ardından yaşadığımız hayal kırıklığını anlatıyor. 3. Hiç bir delikanlının hayallerini ve en sonda yaşanan hayal kırıklığını anlatıyor,. 4. Kediler, kara mizah diyebileceğimiz bir öykü. 5. İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır, çevreci bir öykü. 6. Düğün, görmezden geldiğimiz ve odalık, cariye gibi eş anlamlı kelimelerle hafifletmeye çalıştığımız ‘kölelik’ sorununu anlatıyor. 7. Bir Kitabe-i Seng-i Mezar, mensure yani düz yaşı şiiri olarak değerlendirilebilecek bir metindir. 8. Arlezyalı, Alphonse Daudet’den çeviridir. 9. Pandomima, sonu bir hayli hüzünlü aşk hikayesidir. Adı gibi kısa bir kitap Küçük şeyler. İş bankası yayınlarından okudum. Okuduğum kitap 72 sayfadan ibaret. Okuyunuz derim…

12 Beğeni

Sergüzeşt ile bir bağlantısı var mı acaba, yoksa tamamen farklı öyküler mi?

Samipaşazade Sezai, Osmanlı döneminde olup da kölelik kurumunun karanlık yanını anlatabilen -bildiğim- tek yazar.

1 Beğeni

Derin bir okuma lazım burada. Çok sağlam bir çıkarımı gözden kaçırmışsınız. :sweat_smile:

Zekası düşük olan 3 kadın arasından seçilmiş. Demek ki yazara göre gayri-meşru çocuk tek başına sadece kadınlar tarafından yapılabilen bir şey.

3 Beğeni

Erkeğin elinin kiri sonuçta (!)

3 Beğeni

Sergüzeşt’i okumadım ama aynı veya devam/tamamlayıcı konular olduğunu düşünmüyorum. Ama dokunaklı bir öykü olduğunu söyleyebilirim.

2 Beğeni

Onu da tavsiye ederim, kölelik konulu ve okurken insanın içinin acımaması elde değil…

2 Beğeni

Iokaste’nin Çocukları - Natalie Haynes

Sophokles’in Kral Oidipus ve Antigone tragedyalarını Natalie Haynes, Iokaste ve kızı Ismene’nin gözünden anlatarak yeniden kurgulamış. Hikayeyi hem biraz değiştirmiş hemde geri plada kalan bu iki karakteri ön plana çıkararak biraz feminist bir bakış açısıyla yazmış. Bu arada yazar bu değiştirdiği kısımları da son sözde nedenleriyle birlikte anlatmış.

Ben severek okudum. Hatta bu tarz mitolojik kurgular yazan ve yine severek okuduğum diğer yazarlara göre (Madeline Miller & Pat Barker) Natalie Haynes’ı daha başarılı buldum.

11 Beğeni

Rahmet Yolları Kesti - Kemal Tahir

Türk edebiyatıyla sanırım aram yok. Bu kitapla bir kez daha anlamış oldum.

Yazarın okuduğum ilk kitabı (yarısına gelmeden okumayı bıraktım). Hiçbir şey anlaşılmıyor. Karakterlerin iç sesiyle diyaloglar birbirine giriyor. Kim ne anlatıyor, ne demek istiyor belirsiz. Anlaşılmaz bir şey yazmak için çabalasam bu kadarını başaramazdım galiba. Hiçbir şey anlamadım. Sanırım benlik değil çünkü seveni de bir o kadar çok. Okuduğum en kötü şeylerden biriydi.

1/10

7 Beğeni

İçerisindeki hikâyelerin başlıklarına baktığım zaman klasik halk hikayeleri gibi gelmişti o yüzden açıkçası biraz önyargılıydım ama kitaba bayıldım. Yazarın dili, anlatımı hikayeleri o kadar güzelleştirmiş ki. Ben çok sevdim.

9 Beğeni

Bu kitabı okudum, ne dediğini anlayamamaktan korka korka. Meteforları anlamadım mı acaba diye endişeyle. Canım Başak, Ruta, İzydor.

7 Beğeni

Ceyhun Bıdıl’dan Gane’i okudum. Genel olarak olaylar çok yüzeysel ve hızlı kaleme alınmış. İlk başlardaki yapay zeka ile sohbet umarım hep böyle gitmez diye biraz korkuttu açıkçası. Ama öyle olmadı. Finale doğru olayların başka yerlere gitmesi ve konuyu durağan tutmaması yazarın artılarından. Daha geniş bir incelemeyi yarın Bilimkurgu Kulübün’de okuyabilirsiniz. :slight_smile:

6/10

10 Beğeni

Benim en sevdiğim yazarlarımızdan biridir Kemal Tahir. Bu romanını okumadım ama bu kadar kötü olacağını düşünmüyorum. Umarım bir gün fikriniz değişir.

3 Beğeni

Aslında kurgusu falan güzel. Fakat işleyişte sorun var. En azından benim için öyle. Belki tarzım değildir bilmiyorum. Okurken hiçbir şey anlamadım. İç konuşmalar ve diyaloglar birbirine girmişti ve anlaşılmıyordu. Anlaşılmıyor yani. Buna benzer başka yorum da görmedim. Belki de bir tek ben anlamamışımdır, olabilir. Ben hiç sevmedim. Bir tek bu yazarda böyle bir sorunla karşılaştım. Başka bir kitabını da okumam sanırım.

1 Beğeni

John Steinbeck - Cennetin Doğusu

Dizisi çıkacak dediler. Çıkmadan alıp okuyalım bari dedik. Kitap, Salinas Vadisi’nin betimlemesiyle başlıyor ve sonrasında orada yaşayan insanların hayatı, düşünceleri, duyguları derken akıp gidiyor. Daha çok insana, insan doğasına dair bir kitap. Yazar bu kitap için başyapıtım diyor. Tabii benim için Gazap Üzümleri’nin ayrı bir yeri var. Eğer Steinbeck seviyorsanız bence bir şans verebilirsiniz belki sizi de benim gibi alıp götürür.

Sadece okurken beni biraz sekteye uğratan bir yer oldu çeviri konusunda. Kitapta Samuel’in yerine Samuel’ın şeklinde yazıyor. Normalde kafama takmam kendi bildiğim gibi okurum ama kitapta çok geçen bir isim olduğu için okunuşuna bakayım dedim. Semyıl şeklinde okunuyormuş. Kendimi buna alıştırmak biraz zor oldu. Kitabın diğer çevirisine de baktım, Samuel’in şeklinde yazıyor. Kafalar karışık.

3 Beğeni