Hangi Kitabı Okuyorsunuz?

Biraz iş yoğunluğum var, detay isterseniz akşam yazarım. Seri okumaktan hoşnut olduğum bir seri. Karakterler evet çocuk ama 1-2 isim hariç, diğerleri yaşlı ama bir nedenle görünümleri çocuk. Çocuk kitabı demek haksızlık olur.

Özel ve çok güzel bir baskısı var. Kitabın içinde hikaye ile uyumlu fotoğraflar var.

12 Likes

Çok güzel tanıtım alper… Teşekkürler…

2 Likes

Ölü Gezegen - Isaac Asimov

Robot serisinin ilk kitabı Altın Kitap etiketiyle 1984’de dilimize kazandırılmış. Dile kolay 35 senelik bir kitap. Benden 9 yaş büyük. Abi diyesim geliyor.

Vakıf Serisinden sonra hız kesmeden Robot Serisine geçiş yaptım. Fakat ilk 100 sayfadan sonra araya birkaç işin girmesiyle kitaba ara vermek zorunda kalmıştım. Nihayet bugün serinin ilk kitabını bitirebildim.

Mükemmel bir Polisiye-Bilimkurgu kitabı olan Ölü Gezegen’de her şey uzaycı bir robot uzmanının öldürülmesiyle başlar. Gerçekleşen bu cinayet sonrası Arz gezegeninde polis olan dedektif Baley görevin başına geçirilir. Fakat Dedektif Baley bu görevde tek başına değildir. Dedektife bir de yardımcı olması için uzaycı bir dedektif robot eşlik edecektir.

Soluksuz okuyacağınız gizemi hat safhada harika bir öykü. Seriye başlamak isteyenlere şiddetle önerilir.

18 Likes

Uzun uzadıya musait bir zaman diliminde yazacağım ama okumayanlar için Ursula Le Guin’in Vahşi Kızlar kitabını öneririm. Özellikle hikaye bittikten sonra olan söyleşisi ve röportajı için almalısınız. Kendisi bu okunma oranları ile bazı önemli noktalara değiniyor. Tavsiye ediyorum fakat Ayrıntı gerçekten hoşlanmadığım şeyler yapmış. Çeviri kötü, editörlük yok gibi, anlatım bozukluğu gırla… Yampirik yumpirik olmuş.

7 Likes

Belki de ben bu yüzden (kötü çeviri, anlatım bozukluğu, vb) kitaptan sıkılıp yarım bıraktım… Ayrıntı Yayınları’ndan da uzak duruyorum artık…

Çok üzücü gerçekten. Az çok Türkçe bilen birisi olsa okuduğunda anlar saçmalıkları ve düzeltirdi. Ciddi olarak son zamanlarda açık ara bu anlamdaki en kötü kitaptı. Yazım hataları bir yana anlatım bozuk. Cümlenin başı başka sonu bambaşka. Hikaye çok çarpıcı aslında. İnançlar, kölelik vb üzerine yazılmış garip bir hikaye. Beni çok etkiledi.

3 Likes

Mario Mazzanti’den okuduğum 4. Kitap oldu 444 Basamak. Ayrıca yazarın Çoklu kişilik bozukluğu yaşayan seri katil Riondino’ya dair Şah mat ve On İçimizdeki katil kitaplarından sonra 3. Kitabı. Her kitabı inanılmaz sürükleyici ve her kitabın sonunda nefes nefese bir şok yaşatıyor yazar. Çok zeki bir seri katil Riondino ve her seferinde polisin elinden kaçmayı başarıyor bir şekilde.

Kısaca konuya gelirsek Ekvador’da bulunan Santa Ana Tepesi çok etkileyici bir yerdir ve buraya ulaşmak için 444 basamağı aşmanız gerekir. 382. Basamakta ardında hiçbir iz bırakmadan kaybolan Sheila gündeme bomba gibi düşer. Kadının kaybolmadan önce görüştüğü İtalyan ve ortaya çıkan ipuçları Riondino’nun peşindeki Doktor Claps’ın okyanusu aşıp bu davayla ilgilenmesine sebep olur. Oraya vardığında kaybolan tek kadının Sheila olmadığını öğrendiğinde Riondino’nun orada olduğundan emin olur. Tabi samanlıkta iğne aramaktan farksızdır. Sonrası sürükleyici, yer yer nefes kesici bir macera. Bakalım 10 ayrı kişiliği olan psikopat katilimiz Riondino bu işlerin içinde mi? Polisiye severler için okunması gereken bir yazar. Olayların bütünlüğü bakımından 3 kitabın sırayla okunmasında fayda var.

Not: kitabın finalinde Hanibal kitabı ve filmi ile ilgili bir spoiler var. Benim gibi o kitabı okumayı düşünüyorsanız haberiniz olsun.

12 Likes

Mazzanti’nin Şah Mat ve Öldürmek İçin Mükemmel Bir Gün kitaplarını uygun fiyata bulup almıştım, ama henüz okumadım. Kalan kitaplarını da almak gerek o zaman, çünkü polisiye severim :slight_smile:

Kitabı ilk kez Versus Yayınları basmıştı. Hiç böyle sorunlar yoktu. Ayrıntı Yayınları’nın mahvettiği bir başka eser Biz idi. I-330 adlı karakterin adını tüm kitap E-330 olarak yazmıştı.

Her şey güzel kapakla olmuyor maalesef.

6 Likes

Kaosun Kutsal Kitabı-Albert Caraco

"Hayat yenileceğinden hiç şüphe etmeksizin varolmaya harcanmış bir çabadır." Yıllar önce bu özdeyişi okuduğumda çarpılmışa dönmüştüm. Depresyon vs. ile çok küçük bir yaşta tanışmam dolayısıyla hayata olumlu bakamıyor ve negatiflikler denizinde yüzüyordum. Bu sözle karşılaştığımda hissettiğim şey yalnız olmadığımdı. Bu sözün sahibi Schopenhauer hayatın özü itibariyle hiçbir çabaya değmeyeceğini, her hazzın sonunda acı veya can sıkıntısı olduğunu ve her arzunun tatmin olduktan sonra yerini anlamsızlığa hatta pişmanlığa bırakacağını söylüyordu. Hak veriyordum. Bir sürü kitabını aldım,okudum. Hala en sevdiğim ve en çok okuduğum filozoftur kendisi. Lakin kendisinin sunduğu reçete belki doğru olsa bilr uygulanabilir bir yanı yok. Yani herşeyden el etek çekip münzevi bir keşiş yaşamı sürmek, dahası intihar etmek. Kaldı ki kendisi hayatın her türlü zevkini tadarak 70'li yaşlarına kadar yaşamış. Velhasılıkelam hala üslubuna hayranım,nokta atışı tespitleri günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bunun yanında biraz umuda ihtiyacımız var. Umut yoksa bile umudu kendimiz varetmeliyiz.

Schopenhauer'dan bahsetmemin nedeni tanıdığım bütün yazar-filozoflar içinde pesimistlik konusunda en ön sıralarda gelmesidir. Albert Caraco'un pesimistliğinin yanında Schopenhauer'in felsefesi çok umutlu ve neşeli kalıyor. Caraco kelimelerinin içini nefretle doldurmuş, insanlığa, inançlara, bilime ateş kusmuş bir yazar/düşünür. Schopenhauer intihar yapana saygı duyarım demekle yetinirken Caraco insan kitlelerinin, milyarlarca insanın ölmesi gerek diyor. Topluma böcek gözüyle bakıyor. Tüm kutsallara lanet ediyor. Ahlaksızlığı ve imansızlığı gelecekte insanın kendi yerini ve değerini bulması adına savunuyor. Bu görüşlerinin hiç birisine katılmasam da bazı tespitlerine hak vermemek imkansız. Mesela insan nüfusunun aşırı artması ve doğal kaynakları hızla kirletip tüketmemiz neticesinde dünyanın yaşanılmaz bir yere geldiği konusundaki görüşlerini daha 1970'de bağıra çağıra söylemiş. Şehirlerin yaşanılmaz yerler haline geldiğinden, şehirlerin doğudan batıya birer lağıma döndüğünden bahsediyor sık sık. Ölümü ve kaosu kutsuyor. Kendisine peygamber yakıştırmasını yapıyor lakin peygamberlik bir yana olsa olsa ölüme,yıkıma ve kaosa tapan bir zamansız deli denebilir kendisi için. Bu kitabı kimseye tavsiye etmiyorum. Zaten birçok kişi okurken sıkılıp, boğulup okumayı bırakacaktır. Kendi adıma içimde bir yıkım tohumu sakladığım için pesimist yazarlar ve filozoflar her zaman ilgimi çekmiştir ve çekiyor. Ama umut olmalı. Çünkü insanın diğer adı umuttur.

13 Likes

Çok güzel yorumlamışsınız kitabı, kesinlikle almayacağım :smiley:

5 Likes

Mehmet Berk Yaltırık’tan Istrancalı Abdülharis Paşa kitabını okudum.

Geçen aylarda 3 günde yarısını tamamladığım kitaba aylar sonra devam edince diğer yarısını yine 3 günde okudum. Çok sürükleyici bir roman oldu benim için. Bram Stoker’in Dracula’sını anımsattı. Kim bilir ileride o kitap gibi efsaneler arasında yer alır. İmla konusunda ufak tefek aksilikler ve kitabın ilk baskısındaki matbaa kaynaklı sorun hariç genel olarak beğendim.

Konusuna gelecek olursak; Karçarlu Obasının beyi İshak Beg’in Tımar olup Istranca’ya yerleşmesi ile başlayan macera İshak Beg’in oğlu Abdülharis’in doğmasıyla altüst oluyor. Bu arada bu konuları araştıran ve günümüz kısmını (2003 yılı) temsil eden Asil ve nişanlısı kısmı bulunuyor. Bazen bu kısımlar gereksiz gibi geliyordu ama müthiş final olduğu için fazla puan kırmayacağım. Abdülharis konusunda fazla bilgi verip kitabın zevkini azaltmayayım. Vampirli, hortlaklı, eşkıyalı ve folk hikayeleri ile birlikte müthiş sürükleyici bir eser. Hele finali ağzımı açık bıraktı. Bu karakterler ile bir devam kitabı daha gelmesini isterim. Okunmasını tavsiye ederim. Puanım 9.5/10.

9 Likes

Asimov okumaya devam…

Isaac Asimov - Güle Güle Dünya

Yazarın 15 öyküsünden oluşan kitap tam bir bilimkurgu karnavalı. Dünya dışında farklı gezegenlerde yaşam, bilgisayarların gelecekteki önemleri, yazar olmak isteyen robotlar gibi daha birçok konuyu yine kendine has sade ve gizem dolu tarzıyla kaleme alan Asimov size unutamayacağınız bir öykü şöleni sunuyor.

Kapak görselinde yer alan Son Öyküler yazısına gelirsek bu sizi yanıltmasın. Ben bunu yayınevinin bir taktiği olarak değerlendiriyorum. Asimov’un ölmeden önceki yazdığı öyküler olarak bir algı oluşturmuşlar. Bu da yazar ve okuyucu arasında duygusal bir bağ kurmaya neden oluyor. Hal böyle olunca da almamak mümkün değil. :wink:

Hepsi birbirinden iyi olan 15 öyküden en sevdiklerim ise; Cal, Altın, Evrende Düzensizlik(Kısa ama çok etkili), Bilgisayar Tanrısı Alexander, Hata Affetmez, Robot Kardeş ve Chip-Adamlar. Özellikle Altın adlı kitabın son öyküsü enfes bir öyküydü.

14 Likes

Fablehaven2

Kitap: Fablehaven - Akşam Yıldızı’nın Yükselişi
Özgün Ad: Fablehaven - Rise of the Evening Star
Yazar: Brandon Mull
Yayın: Pegasus Yayınları
Baskı: 2012 Eylül, 1. basım
Çeviri: Yelda Rasenfos
Sayfa: 448
Özgün Basım: 2007 Mayıs, ABD

Fablehaven’ın bu ikinci kitabı da birincisi gibi hoşuma gitti. Ama metinde sık geçen Fransızca “obje” sözcüğü yerine Türkçe’si olan “nesne” sözcüğü yeğlenseymiş keşke… Bir de sis devi Burlox’un elindeki nesne “topuz” yerine “kopuz” olarak yazılmış. “Kopuz” bilindiği üzere Türkler’e özgü bir çalgı. Burlox da elindeki kopuz’u (?) bir çalgı olarak değil sopa olarak kullanıyor. Bu bir yazım yanlışı ise, bu yanlışın arka arkaya yapılması garip…

Öykümüzde Kendra’nın sınıfına okulun son haftasında aslında kobolt olan Casey Hancock adlı bir öğrenci gelir. Casey’in gerçek görüntüsünü yalnızca Kendra görebilmektedir. Kendra ilk kitapta perilerin kendisine verdiği güç sayesinde artık büyülü yaratıkları görebilmekte, büyülü nesnelere enerji verebilmekte, büyülü yaratıkların dillerini konuşup anlayabilmekte, karanlıkta görebilmektedir. Kendra’nın kobolt’tan kurtulmasına Errol Fisk adlı biri yardım eder. Fakat Errol’ın Akşam Yıldızı Cemiyeti üyesi olduğu anlaşılınca onu ve Seth’i Vanessa Santoro adlı mistik yaratık uzmanı kurtarıp Fablehaven’a getirir. Ancak Errol Fisk yüzünden Seth, Obur Olloch tarafından ısırılmıştır ve Olloch ısırdığı kişiyi yutmadan durmayacak olan bir iblistir. Bütün bunların yanında Akşam Yıldızı Cemiyeti de büyülü nesneleri toplamaktadır. Cemiyetin amacı bu nesneleri kullanarak iblisleri tutsaklıktan kurtarıp dünyaya salmaktır. Her korumalı bölgede olduğu gibi Fablehaven’da da bir büyülü nesne vardır…

Birinci Kitap
Üçüncü Kitap
Dördüncü Kitap

12 Likes

Ben de dün gece bitirdim. Çok keyif alarak okuyorum. Dün sabah başladım ve gece bitiverdi. Hem akıcı hem de eğlenceli. :heart_eyes:

2 Likes

Brandon Mull kitapları için ağır tahrik var. N11 indirimi halen bitmedi de. Kafamda deli sorular…

4 Likes

Çocukların var. Bir saniye bile düşünme. Aile okuması yapabilirsiniz yaşları gelince. O kadar güzel bir şekilde çocuklara uygun yazılmış ki. Çok seveceklerine eminim.

3 Likes

Benim kız daha 7 aylık. O yaşa gelene kadarrrr… :slight_smile: Çok mu çocuksu yoksa eğlenceli bir dünya mi ? Aksiyon, şiddet, ölüm, klişe olaylardan ziyade beni eğlendirecek, mutlu edecek yada birkaç karaktere bağlayacak bir seri mi?

3 Likes

Çok cocuksu değil hem yetişkinler için ideal hem gençler hem de çocuklar için. Ben keyif alarak okuyorum. Normalde serilerde peş peşe okuma yapmam ama dayanamadım. İki günde iki kitabı okudum. Aksiyon, macera ve merak duygusu hiç bitmiyor. İçindeki maceraperest çocuğa hitap edeceğini düşünüyorum fakat beni benden alan harika bir dünyası olması. Bir dolu yaratık ve büyü var. Ana karakterlerden birisi kız diğeri ise maceraperest ve dik kafalı fazla cesur çılgın bir erkek çocuk. Ben karakterleri çok sevdim. Saflıkları hoşuma gidiyor. :slight_smile:

4 Likes

Asimov’ları Nadir’den mi topluyorsunuz? Kondisyonları nasıl? Ben de toplamaya başlayacağım muhtemelen. Çünkü İthaki’den umut yok.

1 Like