Hangi Kitabı Okuyorsunuz?

Çok güzel bir kitap. Sade, anlaşılır bir dili var. Konuları 2 sayfa şeklinde özetleyerek anlatıyor. Psikoloji nedir? , Ruhsal Bozukluklar, İyileştirici Terapiler ve Gerçek Dünyada Psikoloji şeklinde alt başlıklar var. Ben severek okuyorum. Siz de psikolojiyle ilgiliyseniz mutlaka okumalısınız bence :blush:

14 Likes

Ölüm Kapısı Serisi’nin ilk kitabı olan Ejder Kanadı’nı okuyorum. Ejder Kanadı aynı yazarlar tarafından yazılmasına ve daha popüler olan Ejderhamızrağı Serisi’ne göre (sadece ilk kitabını okudum) gerek yazım kalitesi, gerek kurgu olarak belirgin biçimde daha başarılı.

3 Likes

İthaki Karanlık Kitaplık serisinin 17 numarası olan Şe7t4n kitabını okudum.

Yazarın daha önce bu seriden çıkan diğer kitabı İtfaiyeci kitabını baş karakterin saçmalıkları nedeniyle bırakmıştım. Bu kitabı da çok uzun süre önce alıp okumaya başlamıştım. Araya bazı durumlar girdi derken bitirmek bu zamana kısmetmiş. Başlarda diğer kitapta olduğu gibi yine sıkıldım fakat 300. sayfaya gelince işin rengi değişti. Bir baktım 200 küsür sayfa okuyuvermişim bir günde. Kitabın editörlüğü biraz kötüydü. Yazım hataları vardı. Son zamanlardaki dağılan kitap sorununu bu kitapta yaşamadım.

Kitap kurgu olarak çok güzel düşünülmüş. Ama 630 sayfa yerine 450’lerde bitseydi daha güzel olabilirdi. Bazı gereksiz yerler vardı. Sonu beni fazla tatmin etmedi ama beğendiğim bir eser oldu. Baba King’in eserlerini çok okuyan arkadaşlar oğlunun kitabını da çok beğenerek okuyacaklardır. Ben fazla S. King okumadığım için ilk başlarda zorlandım. Yine de okuyun derim. Puanım 8.5/10.

Not: İthaki Karanlık Kitaplık serisinden okuduğum son kitap oldu. Seriye devam etmeme kararı aldım. Ekonomik neden ve tür olarak polisiye kitaplarına geçeceğim için bırakıyorum. Bu seriden şu ana kadar elime geçen 18 kitaptan Melezler, Dokudünya ve İtfaiyeci kitapları hariç hepsini beğenerek okumuştum. Belki ileride beğeneceğim eser/eserler olursa alabilirim.

10 Likes

Odysseia bitti. İlyada’nın hemen peşine okumak istemiştim ama 3 yıl sonra anca okuyabildim. Kitap, Troya Savaşı’ndan ancak 10 yıl sonra vatanına dönebilen Odysseus’un bu 10 yılda başından geçenleri ve ülkesi İthake’ye döndükten sonra düşmanlarından intikam alma çabasını konu alıyor. Odysseus karakterini İlyada’da sevmediğimden dolayı bu kitabı beğenmeyeceğimi düşünüyordum ama aksine kitabı çok beğendim. Kitabın yazım tekniği bazı yerlerde İlyada’nın bile önüne geçtiği için sevmediğim ana kararkterli bir kitabı çok sevdim. İlyada’yı daha çok seviyorum ama iki kitabı kalite olarak birbirine denk buldum.

İlyada ve Odysseia okullarda zorunlu olarak okutulmasını en çok istediğim eserlerin başında geliyor. Kitapların yazarı Homeros’un Anadolu kökenli birisi olduğundan dolayı bu eserler bizim kültürel mirasımız ama Milli Tarih Anlayışı’mızda ülkemizin Pagan ve Hristiyan dönemleri yok sayıldığı, görmezden gelindiği için bu iki esere Yunanlılar tek başlarına sahip çıkıyorlar.

10 Likes

Fablehaven3

Kitap: Fablehaven - Gölge Salgını
Özgün Ad: Fablehaven - Grip of the Shadow Plague
Yazar: Brandon Mull
Yayın: Pegasus Yayıncılık
Baskı: 2013 Nisan, 1. basım, İstanbul
Çeviri: Yelda Rasenfos
Sayfa: 496
Özgün Basım: 2008 Nisan, ABD

Fablehaven dizisinin üçüncü kitabını da bitirdim. Bu kitap da önceki ikisi gibi beğenimi kazandı…

Kardeşi Seth ile birlikte serüvenin iki ana karakterinden biri olan on dört yaşındaki Kendra Sorenson, Akşam Yıldızı Cemiyeti’ne karşı uğraş veren Şafak Şövalyeleri’ne kabul edilir ve kendisine bir görev verilir. Kendra bir takımla birlikte Fablehaven gibi gizli bir arazi olan ve Arizona’daki Navaho topraklarında bulunan Kayıp Tepe’ye gidecek, oradaki gizli nesneyi -perilerin ilk kitapta kendisine vermiş olduğu gücü kullanarak- şarj edecektir. Kardeşi Seth ise büyükbaba ve büyükannesiyle birlikte Fablehaven’da kalır. Ancak Favlehaven’da çıkan salgın nedeniyle ışık yaratıkları karanlık yaratıklara dönüşmekte, insanlar gölge olmaktadır…

Birinci Kitap
İkinci Kitap
Dördüncü Kitap

11 Likes

Bu kitabı aslında çok daha önce alıp okumak istemiştim. Eşimin babalar günü hediyesi olarak elime geçti. Kitap 2018 yılında yayımlanmış 10. Baskıyı görmüş (benim okuduğum 10.baskı) öncelikle yazım yanlışı olarak sadece 1 yerde yanlışlık gördüm o kadar. Onun dışından hikayeye bakarsak zaten şifreler komplo teorileri vb. şeyler hep ilgimi çekmiştir. Kitabı 3 gün gibi bir sürede okudum bitirdim. Akıcı bolca bilgi terim var ama sıkmıyor. Tavsiyemdir yerli kurgu olarak çok hoşuma gitti.Bu arada sayfa sayısı 604. Ufacık hikayeden de parça paylaşayım.

Not: Kitapyurdunundan alınmıştır.

Gizemli bir tablo… Yeryüzünün efendilerine rağmen kurulmuş bir ülke… Ve bu ülkenin kaderi üzerinde oynanan büyük oyun…

İşadamı Hakan Turan’ın hayatı, manevi kız kardeşi Melek’in kaçırılması ile bir gecede altüst olur. Kız kardeşinin izini süren Hakan, kendini paranın kadim efendileri arasındaki bir savaşın ve yıllar önce gerçekleşmiş cinayetlerle kurgulanmış bir bilmecenin tam ortasında bulur. Tüm ülkeyi kaosa sürükleyen bu sırrın anahtarı Osman Hamdi Bey’in gizemli bir tablosundadır. Mihrap ismiyle de bilinen Tekvin’de…

Biz, Yeni Dünya Düzeni’ni yeraltının derinliklerinde karanlık bir mağara gibi tasarladık. Bu mağaranın bir ucunda, içeri ışık süzülen bir boşluk var. İnsanların sırtlarını ışığa çevirdik. Onları kollarından, boyunları ve bacaklarından zincirlerle bağladık. Öyle ki sadece karşılarındaki karanlık mağara duvarını görüyorlar. Işıkla aralarından bir sürü nesne geçiyor ve ışık bu nesneleri mağaranın duvarına gölge olarak yansıtıyor. İnsanlar, nesneleri değil, sadece onların duvara yansıyan gölgelerini görebiliyorlar.

8 Likes

Paul Auster - New York Üçlemesi

316900_85544_1564304079

Üçlemeye genel olarak baktığım zaman kitap bir üçleme olmaktan çok uzak, tek ortak noktaları dedektiflik hikayesi olmaları ve New York’da geçiyor olması. Üçüncü kitapta da zorlama bir atıf var diğer kitaplara o kadar. Birbirinden bağımsız kitaplar olarak okunabilir. Metis’in kitap kapakları için seçtiği fotoğraflarında kitap ile iç bir alakası yok rastgele seçilmiş resimler gibi.

Paul Auster’dan okuduğum ilk kitaplar, ince oldukları için tercih ettim. Yazarın yazım tarzı çok hoşuma gitti, çok akıcı yazıyor ve hızlı bir şekilde okutturuyor kendini. Cam Kent ve Kilitli Oda’nın yazım tarzları aynı ama Hayaletler kitabı sanki başka bir yazar tarafından yazılmış gibi, farklı bir anlatın tarzı seçmiş.Hikaye anlatımı güzel ancak hikayeler yarım kalmış gibi hep. Okuduğum üç kitapta da hikaye bir gizem ile başlıyor, kitabın sonlarına doğru çözülecek zannetiğimizde de bu gizem çözülmeden ya havada kalıyor ya da öylesine bir geçiştirme ile bitiyor. 4 3 2 1 kitabı en iyi eseri diye duydum ama 1100 sayfalık kitapta bu şekilde değildir diye ümit ediyorum.

Yazarın diğer kitaplarını okuyanlar varsa görüşlerini merak ettim. @Agape Sen galiba okumuştun yazarın bir kaç kitabını.

12 Likes

Kitabın adından şu an emin değilim ama Bay Hiçkimse karakterinin yer aldığı bir kitabını anımsıyorum geçen yaz okumuştum. Ben beğenmiştim. Sonu da ayrıca hiç beklemediğim bir şekilde bitmişti. Hoşuma gitti. Yazı Odasında Yolculuklar sanırım kitabın adı. Auster genelde farklı tarzda yazmayı deneyen bir yazar. O yüzden her kitabı herkese hitap etmeyebilir. Almadan önce biraz ön okuma yapmak faydalı olabilir. Başka okuduysam da pek aklımda yok şu an. Genelde Paul Auster ile Paulo Coelho’yu birbirine karıştırıyorum. Sanırım isimleri bana benzer geliyor. :sweat_smile:

3 Likes

Sanırım yine diğer ince kitaplarından devam ederim, tatmin ettiği müddetçe devam ederim herhalde.

2 Likes

Merak edenler olur diye kısa bir bilgilendirme yapayım dedim. Kitap farklı yazarların öykülerinden oluşuyor. Her yazarın öykü başında kısa bir biyografisi var. Gayet güzel ilerliyor kitap. Yeni öyküler ve yazarlar okumak da cabası. Bu tip toplama eserler bazen telif sorunu yaşayabiliyor. Bu sebeple almayı düşünen varsa ben gayet olumlu bakıyorum kitaba. Hoşuma gitti.

20 Likes

Koralin

Kitap: Koralin
Özgün Ad: Coraline
Yazar: Neil Gaiman
Yayın: İthaki
Baskı: 2019 Temmuz, 1. basım
Çeviri: Niran Elçi
Kapak Resmi: Dave McKean
Resimler: Dave McKean
Özgün Basım: 2002 Şubat, Büyük Britanya
Sayfa: 152

"İskandinav Mitoloji"sini saymazsam Neil Gaiman’ın okuduğum ilk kitabı. O kitabı saymıyorum çünkü sonuçta Gaiman’ın özgün yaratımı değil; “Koralin” adlı kitap ise öyle… Neil Gaiman’ın hayal gücü, beyninin kurgulama açısından sergilediği yenilikçi özellikler beni epey etkiledi… Çok güzel bir kitap, şiddetle öneririm…

Karakterler: Serüvenin kahramanı küçük kız Koralin Jones • İkisi de bilgisayar işinde çalışmakta olan Koralin’in anne babası Bay ve Bayan Jones • Jones ailesinin alt katlarında oturan, bir sürü Highland Terrier cinsi köpekleri bulunan, birer eski aktrist olan Bayan April Spink ile Bayan Miriam Forcible • Jones ailesinin üst kattaki komşuları olan, herkesin deli olduğunu söylediği, Romanyalı, kendisinin bir fare sirki olduğunu iddia eden, pala bıyıklı Bay Bobo • Koralin’e arkadaşlık eden Kara Kedi • Koralin’e onun diğer annesi olduğunu söyleyen, evdeki bir kapıyla yaşadığı boyuta geçilen Cadı • Cadı’nın yaptığı ve gerçek dünyadaki benzerlerinin birer taklidi olan Diğer Baba, Diğer Bayan Spink, Diğer Bayan Forcible ve Diğer Bay Bobo

Özet: Koralin Jones adlı küçük kız anne babasıyla birlikte yeni bir eve taşınır. Çevresini keşfetmeye meraklı olan Koralin evde açılmayan bir kapı bulur. Annesi kapının hiçbir yere çıkmadığını söyler ve kapıyı açınca bir tuğla duvarla örülü olduğu görülür. Koralin evde kimsenin olmadığı bir gün kapıyı açar. Bu kez tuğla duvar yoktur, kapı karanlık bir koridora uzanmaktadır…

12 Likes

Coraline özel isim mi? Eğer özel isim ise Koralin olarak çevrilmesini tuhaf buldum

3 Likes

Kızın adı “Koralin”. Hatta komşuları Bayan Spink, Bayan Forcible ve Bay Bobo yanlış olarak “Karolin” biçiminde söylediklerinde “Benim adım Koralin, Karolin değil!” diyerek onları uyarıyor…

4 Likes

İşin esprisi bu yani :smiley:

2 Likes

Kitabın orijinal adını sormuştum. Coraline yazıyor.

2 Likes

Bence güzel olmuş. Kahramanın adının Türkçe okunuşuyla yazılması yani… Belki de kitabı çocukların da okuyacağını düşünen çevirmen böyle bir uygulamaya yönelmiştir. Ürpertici bölümleri olmasına karşın ben de dokuz buçuk yaşındaki kızıma önerdim; elindeki kitabı bitirince okuyacağını söyledi.

Bu tür kitapların çocuklar tarafından okunması hakkında:

Son yıllarda psikoloji üzerine makalelerde çocukların korku eserleriyle erken yaşta tanıştırılmasının (Wardstone gibi eserlerle) sanıldığı gibi onları korkak yapmayacağı, aksine cesaretlerini güçlendireceği yönünde fikirler yer alıyor. Çünkü bugün bizi düşüp bayıltan kimi şeyler, algısı tam kapasite, ama hiçbir şekilde sınırlandırılmamış genç zihinler için ilgi çekici. Bizim zamanla kafamıza kazınmış şeyler, dünya algımız vb. etmenler kimi durumlarda bizi kilitlerken çocuklar için bu geçerli değil. Örneğin, birdenbire ailenin babası mutfakta havalansa ve havada süzülse anne bayılabilir, ama çocuğun hayretle bakıp “Baba uçuyor!” demesi de fazlasıyla muhtemel. Korkak olan biziz, hadi kendinizi kandırmayın.

10 Likes

Ben sevmedim böyle bir çeviriyi. Aslında çeviri demek de yanlış.
Türkçe kişi adlarının da, bir İngiliz nasıl okuyorsa o şekilde yazılması yanlış olurdu.

1 Like

Burada Türkçe bir kişi adının bir İngiliz tarafından İngiliz aksanıyla okunması gibi bir durum yok ki (örneğin bir İngiliz’in Erhan adını Eğhan diye okuyup yazması gibi bir durum yok).

Burada İngilizce bir adın, İngilizce söylenişinin Türkçe harflerin ses özelliklerine göre yazılması var. Özellikle çocukların okuyacağı kitaplarda adların -en azından ana karakterlerin adlarının- bu biçimde yazılmasa çok yararlı. Çünkü çocukların kafalarını “kauçuk” diye yazılan bir sözcüğün “lastik” olarak telaffuz edilmesi çok karıştırıyor, onları kitaptan soğutuyor…

2 Likes

Taşınma işleri yüzünden bu ay okuma sürem dibe vurdu. Ayın 15’i oldu sadece 1 kitap okuyabildim :pleading_face: Rasgele bir koliyi açtım içinden Tanrılar Mezarlar ve Bilginler çıktı, okumaya başladım. Beklediğimden daha güzel bir kitap ile karşılaştım.

Kitap genel olarak antik çağlarda hüküm sürmüş kadim uygarlıkların kalıntılarının gün yüzüne çıkma hikayelerini anlatıyor. Bir yandan antik döneme ışık tutarken bir yandan da günümüze ulaşan kalıntılar hakkında bilgiler veriyor. Bu önemli keşiflere imza atan arkeologların hayatlarından önemli kesitler, yer yer hafif romanlaştırılarak sıkmayan bir dille aktarılmış.

Troya’yı ararken işten anlamadığı için bir çok önemli kalıntıya geri dönüşü olmayan zararlar vermiş olan Schliemann’ı haklı çıkarılıp aklamaya çalışması veya bulduğu tarihi eseleri kendi ülkesine kaçıran bilim insanlarına düzülen methiyelerin dozajının kaçması, okurken canımı sıkan noktalardan bazılarıydı. (Gerçi an itibarı ile İŞİD denen vahşi yaratık topluluğu, ortadoğudaki antik uygarlıklardan kalan eserleri “put” diyerek yok etmekte olduğundan, o eserler zamanında Londra’ya, Paris’e veya Berlin’e getirilmeyip orda kalsaydı, hiçbirinin günümüze kadar ulaşamayacağı gerçeğini de göz önünde bulundurmak gerek.)

Ayrıca bu kalıntıların bulunduğu coğrafyalarda yaşayan insanların (ki malum çoğu ortadoğu yerlisi olan insanlar) kitabın başından sonuna kadar, bağnaz, cahil, para ile satın alabileceğiniz kişiliksiz insanlar olarak genellendirilmesi hiç hoşuma gitmedi. Arkeologlar keşif yaptıkları coğrafyalarda yerlilerinin bu bağnazlıklarına mutalaka maruz kalmışlardır. Sonuçta o kadar paha biçilemez eser öpücükle değil yerlilere verilen rüşvetlerle avrupaya kaçırıldı tabiki, ona birşey demiyorum fakat bu durumun alenen tüm coğrafyanın insanına genellenip kitabın başından sonuna kadar okuyucuya empoze edilmeye çalışılması hoş değil.

Kitap ilk baskısını 1949 yılında, tam 70 sene önce yaptığı için bazı bilgiler haliyle günümüzde edindiğimiz yeni bilgiler ışığında eski ve yanlış kalmış fakat kitabın son edisyonlarında bu eski bilgiler gözden geçirilip baştan düzenlenmiş. Böylece yanlış bilgiler edinmeniz minimuma indirgenmiş.

Kadim uygarlıklara ve arkeolojiye ilginiz varsa mutlaka okuyun. (Yoksa da okuyun :slight_smile:)

8 Likes

Hocam ben zaten Türkçe bir adın bir İngiliz tarafından okunuşu var demedim ki. Benim verdiğim örnek ile aynı mantık geçerli. Coraline’in okunuşu Koralin. Stephen yerine Stefın yazmak gibi… Yani biz bir yabancı kişi adını okunuşuyla yazarsak, bir başkası da bizim adımızı kendi dilindeki okunuşuyla yazıverir. Bu, bana yanlış geliyor. Çocuklara yönelik kitaplar belki istisna olabilir.

4 Likes