Hangi Kitabı Okuyorsunuz?

Koma’yı bitirdim spoilersız nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama bahsettiğim gibi bir konusu yokmuş aslında. Uzay, bilimkurgu falan beklemeyin. Anlatım dili bana biraz amatör gibi geldi, anlattıklarını daha güzel anlatabilirdi bence. Ben Kütahyalıyım o yüzden olayların geçtiği yerler bağlantılı olunca, bir de baş karakter olan Hasan en yakın arkadaşımın hemşehrisi olunca beni Yörüklerin yaşantısı içine çekti. Kitapta daha çok köy hayatı be karakterler arasındaki inişli çıkışlı ilişkiler anlatılıyor ayrıca 40 sene kadar çok büyük bir zaman dilimini kapsıyor. Kitap güzeldi ama aslında bana çok da uygun bir kitap değildi, ama yine de farklı türlerde genişletirim belki böylece okuma listemi.
Eveeet benim düşüncelerim böyle, 200 sayfalık bir kitap eğer bahsettiğim şeyler ilginizi çektiyse okuyabilirsiniz. Ben çocukluğumu köyde geçirdiğim için okurken zevk aldım.Kitabı anneme önereceğim o daha çok sevecek bence.

3 Likes

Sevgili Agape ve @saitamasensei , çeviri Elif Ersavcı’nınsa o çeviriyi öpüp başa koymak gerek, çünkü çeviri lezzeti bir başka olan bir çevirmendir. Evet, ayrıca kendisine hayranım :slight_smile: Haklı sebeplerle. Yaptığı işe saygım sonsuz. Seda Ersavcı da bir başka öyküyü çevirdiyse o eser tadından yenmez (çeviri açısından)

Sahi, ben de mi edinsem bu kitabı :thinking:

Kara Çınar’da şu an Yankı Enki yer alıyor. Kendisi eski Ithaki editörlerinden. O nedenle seçtiği çevirmenlerin Ithaki ile de çalışmış olması muhtemel/olağan.

Bir de Sarı Duvar Kağıdı’nı Delidolu sert kapak olarak, tek bir eser halinde basmıştı. Belki ilginizi çeker. Kitabın ilüstrasyonlu olması lazım. Öyküyü bu denli sevdiyseniz belki bu baskısı da ilginizi çeker

6 Likes

Evet bunu görmüştüm, bu kadar övdüğünüze göre dikkate almamak olmaz. İlginiz için teşekkürler.

Geçenlerde Alican beyin paylaştığı fotoğrafta bir kaç ipucu yakalamışlardı, sanki bunlardan biri de sarı duvar kağıdıydı. (belki yanlış hatırlıyorumdur) O yüzden bir de onu göreyim diye bekletiyordum. :smiley: Malum satın alma hızım okuma hızımdan yüksek, acele etmiyorum o yüzden. :smiley:

3 Likes

Arka sayfada çevirmenler vardı ama Yankı Enki de var. Hatta ben fotoğraf atayım en iyisi. :slight_smile:

4 Likes

İlk kitabı hakkındaki yorumlarım ve serinin konusu.

Son 1 aydır okuduğum 6 kitaplık Codex Alera’yı bugün bitirdim. İlk bakışta alakasız görünen konseptleri harmanlayan dünyası ve ustalıkla yazılmış savaş sahneleriyle baştan sona heyecan dolu bir hikayeydi. Gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir seri olmasına rağmen kusurları da var.

Seriyle ilgili en büyük sorunum, üç dört karakter haricindekilerin fazla derin olmaması. Bu yirmiden fazla önemli karakter olmasından kaynaklanıyor olabilir. Neyse ki en çok sayfa ayrılan karakterler de doğal olarak bu üç dördü. Diğer “kusurları” ise dilin sadeliği ve savaş sahnelerinin uzunluğu. Tabi ki bunlar kimisi için artı puandır.

Sonuç olarak fantastik edebiyattan beklenilen konuları ve “klişeleri” güzel işleyen, ana karakteri becerikli bir stratejist olan, savaş ve dövüş sahneleri bol bir seri arıyorsunuz mutlaka okuyun.


Sıradaki hedef: Ted Chiang’ın kısa öyküleri.

12 Likes

Kara Karga Yayınları Kayıp Kitaplar Kütüphanesi dizisindeki 1. kitap olan Osman Nuri Eralp’in yazmış olduğu Başka Dünyalarda Canlı Mahlukat Var Mıdır? kitabını okudum.

Kitap, 1918 yılında yazılmış olan ilk Osmanlıca bilim kurgu eseri. 96 sayfa olmasına rağmen kitap 55. sayfada bitiyor. Bundan sonrası eserin orijinal hali ile yazılmış kısımlarının olduğu bölüm. Ben o kısımları okumadım. Zaten düzgün bir Türkçe ile çevrilmişti ve editörlüğü güzeldi. O kısımlarda farklı bir olay var mı diye kontrol ettim. Olmayınca kitabı yarısında bitirdim.

Kitap, birinci sözündeki eğitime - özellikle pozitif bilimlere - verilecek önemi anlatan 1 sayfalık bir yazı ile başlıyor. Sonra o kadar galakside sadece Dünya olmayacağı başka gezegenlerde de hayat olacağını ileri sürüp bunun yanıtını bizlere açıklıyor. Daha sonra Utarid (Merkür), Zühre (Venüs), Merih (Mars), Müşteri (Jüpiter) ve diğer soğuk gezegenler olarak belirttiği Zuhal (Satürn), Uranüs ve Neptün gezegenlerindeki hayatın, bitki ve hayvanların nasıl evrimleşebileceğini, o gezegenlerin genel özelliklerini veren kısımlara bulunmaktadır. Son kısımda ise bu gezegenlerde ve Güneş’te hayatın nasıl son bulunabileceğini anlatan bir kısım bulunmaktadır. Yazar sanırım Darwin’den etkilendiği için bazı sayfalarda Darwinizm ve evrimden bahsetmiş.

Yazarın Merih (Mars) gezegeninde anlattığı tahimnler bana Stanley G. Weinbaum’un yazmış olduğu Bir Mars Destanı kitabındaki Mars bölümlerini anımsattı. İki yazar da aynı gelişmiş canlılardan ve gelişmiş şehirlerden bahsediyordu. Ek bilgi olarak Bir Mars Destanı kitabını okumayanlara onu da öneririm.

Bu kitabı, bilim kurgu eserleri okuyanlara tavsiye ederim. Puanım 9.5/10.

12 Likes

Hangi kitabı okuduğuma geçmeden önce, belirli bir süredir forumu anonim olarak uzaktan takip ettiğimi ve özellikle bu konuyu merakla okuduğumu belirtmek isterim. Okuduğum kitaba gelirsek,
aaa-1-jpg-1552734660
dün Christy Brown’un “Sol Ayağım” kitabını okuyup bitirdim. akıcı, sade bir anlatımı var ve ilginç bir hayata sahip olan Christy Brown’un zihninden geçenleri, “durumu” karşısında hayata bakışı sürükleyici sayılabilecek bir tarzda ele alınmış.

0000000240127-1
an itibarıyla okuyup bitirdiğim kitap ise John Boyne’un “Çizgili Pijamalı Çocuk” adlı kitabı. sol ayağım kitabına göre bir tık daha önde bana göre. 2. dünya savaşında her şeyden bir haber büyüyen bir çocuğun gözünden anlatılan kitap baştan sona kadar merakla okumamı sağladı.

10 Likes

Sol Ayağım adlı kitabın filmini izledim sadece. Gayet sakin ve güze bir filmdi. Filmini de izlediyseniz film ve kitabı hakkındaki düşüncenizi öğrenebilir miyim?

1 Like

Filmi izlemedim malesef ama kısa zaman önce trailerını görünce izlenecekler listeme eklemiştim. ilk başta kitabını okuyayım sonra izlerim diye düşündüm. genelde öyle yaparım çünkü. hem sol ayağım hem de çizgili pijamalı çocuk’un filmi varmış ikisini de en uygun zamanda izlemeyi düşünüyorum.

3 Likes

Peki teşekkür eder yine de. :slight_smile:

1 Like

Sebastian Fitzek/Paket

Fitzek’in okuduğum ilk kitabıydı. "Tekrar"ın yanlış hali olan “tekrardan” kelimesi defalarca kullanılmış. Çeviride bundan başka gözüme herhangi bir hata çarpmadı.

Kitap oldukça akıcı ve sürükleyici, fakat yazar gerilimi kullanırken birtakım çakallıklara imza atmış. Bir bölümün sonunda gerilimi tırmandıran olayın aslında çok alakasız olduğunu bir sonraki bölümde anlıyoruz. Yani yazar sizi geriyor ama gerilimin altından bomboş bir şey çıkıyor. “Ben yalnızca gerilmek istiyorum, nasıl olduğu önemli değil” diyorsanız rahatsız olmazsınız.

Edebi yönü aşırı güçlü olmasa da kendini hissettiriyor. Bol betimlemeli, kendini tekrar tekrar okutturan cümlelerin olduğu başarılı metinlere alışıksanız biraz yavan gelebilir, ama zaten bu tarzdan sıkılıp akıcı ve yalın şeyler okumak niyetindeyseniz aradığınızı bu kitapta bulabilirsiniz. (Ben bu niyetle okudum. Hoşuma gitti, fakat aynı amaçla aldığım Kafes kitabını hem kurgu, hem de dil olarak daha başarılı bulduğumu ekleyeyim.)

Kısacası beklentiyi yüksek tutmazsanız akıcı ve heyecanlı bir roman.

11 Likes

Korku, S. Zweig
Zweig’ın yine çok severek okuduğum bir kitabı. Sanırım kitaplarının en sevdiğim yanı beni içine çekebilmesi. Hangi karakter olursa olsun ya da karakter bana ne kadar zıt olursa olsun hepsinde de kendimi o karakter gibi hissediyorum. Sanki olayları ben yaşıyorum. Korku ennsevdigim ikinci kitabı falan olabilir (Birinci Mecburiyet)

9 Likes

Amak-ı Hayal (İş Bankası Türk Klasikleri)

İş Kültür’ün Türk Klasikleri serisinde okuduğum 5. kitap çok uzun zamandır merak ettiğim, ama basan yayınevlerine bir türlü güvenemediğim için okumadığım Amak-ı Hayal oldu. Ya da günümüz Türkçesiyle söyleyecek olursak Hayalin Derinlikleri.

Bir yanda tasavvuf, diğer yanda var oluşçu felsefenin kendisi. Bu iki yaklaşım aynı eserde bir araya geliyor.

İş Bankası’nın bu baskısı bir nevi genişletilmiş baskı. Farklı zamanlarda tefrikaya gelen devam kurgularını ve sonrasında bu esere ek olarak gelen yazınları da kapsar nitelikte.

Raci adlı varlığını sorgulayan bir genç ile Aynalı Baba mahlaslı mezarlıklarda ikamet eden (kendisi yaşayan bir insan) bir alimin buluşmasını konu alan eser, Aynalı Baba’nın neyi eşliğinde çıktığı sayısız astral seyahat aracılığıyla fantastik bir hal alıyor.

Ben tasavvuf demiş olsam da işin içinde Budizm de, Zerdüştlük de. Hatta çok tanrılı olan pek inanış da bu seyahatlerin uğrak noktası. Örneğin, Roma mitolojisi bunlardan biri. Jüpiter ve diğer tanrıları görmek oldukça ilginç bir deneyimdi.

Raci kimi zaman da seyahatlerinde bir insan değil, hayvan da olabiliyor. Bu da bir diğer ilginç nokta.

Böyle bir eseri eleştirmek bana düşmez. Ben sadece şahsi açıdan kafamı kurcalayan bir noktaya değinmek istiyorum.

Raci ister insan olsun, ister hayvan her defasında toplumun önde gelenlerinden birinin ya da direkt kralının oğlu olarak o coğrafyada yer alıyor. Varlığın sorgulandığı bir eserde bunu yadırgadım doğrusu.

Eserin ek kısmında Aynalı Baba’nın kendi notlarını Raci’nin bize aktarışı yer alıyor ki bu noktada eser beni sıkmaya başladı. Belki modum o an bunun için uygun değildi, ancak Raci’nin astral seyahatleri ve sorulan sorularla aranılan cevaplardan sonra daha ders verir nitelikte bu yazılar ve öyküler bütünü beni kitaptan uzaklaştırdı.

Genele baktığımdaysa benim açımdan gerçekten ilginç bir deneyim, ciddi emeği okumak oldu. Tekrar ediyorum, bir tasavvuf eserinin bunca kültürüne dokunup onları da “dışlamadan” ya da “hor görmeden” aynı büyük sorunun bir parçası ve hatta cevabı yapmasından etkilendim.

İş Bankası’nın bu serisinde beni en heyecanlandıran ikinci eserdi Amak-ı Hayal. Verilen emeği takdir etmemek ne mümkün.

16 Likes

Mezarlik

Kitap: Mezarlık Kitabı
Özgün Ad: The Graveyard Book
Yazar: Neil Richard Gaiman
Yayın: İthaki
Baskı: 2019 Haziran, 6. basım
Çeviri: Evrim Öncül
Kapak Resmi: Nico Delort
Resimler: Dave McKean
Özgün Basım: 2008 Eylül, Büyük Britanya
Sayfa: 280

Dorian ailesinin bireyleri (anne, baba, yedi yaşında bir kız) Jack adlı birince kendi evlerinde öldürülür. Bu kıyımdan yalnızca bir buçuk yaşındaki en küçük aile bireyi kurtulur. Katilin açık bıraktığı kapıdan çıkan çocuk yakınlarda bulunan mezarlığa gelir. Mezarlıktaki ruhlardan, yaşarken hiç çocukları olmamış Bay ve Bayan Owens onu evlat edinirler. Ölülerle dirilerin arasındaki sınırda yaşayan, ne ölü ne de diri olan Silas ise çocuğun koruyuculuğunu üstlenir. Çocuğa “Nobody Owens” adı verilir, ancak daha çok "Nobody"nin kısaltması olarak “Bod” adıyla çağrılır… Kitabın devamında Bod’un yaşının ilerlemesiyle birlikte başından geçenlere tanık oluruz… Ayrıca Jack denen adam onu aramaktan vazgeçmemiştir…

Neil Gaiman’ın kaleminden yine güzel bir fantastik serüven… Kitabı beğendim. Ancak "Nobody"nin adı keşke Türkçe’ye çevrilerek “Hiçkimse” olarak yazılsaydı. Böyle yapılsaydı hem daha açıklayıcı olurdu, hem de ana karakteri daha da bizden biri yapardı, onunla özdeşleşmemize katkıda bulunurdu…

22 Likes

SİLO

Serinin ilk kitabı olan Silo kıyamet olarak nitelenebilecek bir olaydan sonraki yıllarda geçiyor. Silo içerisinde yaşayan insan grubu dış Dünya’dan habersiz ve Tanrı nın siloları yarattığını düşünüyor. Silo içerisindeki insanlar suçlu bulundukları zaman temizlik adı altında dışarıya ölüme gönderiliyor. Temizlik olayını açmak gereksizse bildiğimiz temizlik, dışarıda ki kameraları siliyorlar :sweat_smile:

Daha fazla detay vermeyip sizin okumanıza mani olmayayım zira kitapta pek fazla olay yok. Atmosfer olarak beğendim. Ama eksikleri vardı. Serinin devamını okur muyum? Kesinlikle okurum, hele ki 2. Kitap kıyamet diyebileceğimiz olayın nasıl geliştiğini anlatıyor. Bu sevindirdi beni çünkü ilk kitapta bunun hakkında çok ufak bilgi kırıntıları var, eksik kalıyor.

Monokl kalitesini beğendim. Çeviride ufak tefek sorunlar olsa da çok göze batmadı. Rahatlıkla alıp okuyabilirsiniz, okutuyor kendini. Bitiren birkaç arkadaştan tatmin edici bir sonla bittiğini öğrendim. Goodreads de 5 puan verdim arası olmadığı için ama gerçekçi puanım.

4,5/5

11 Likes

TÜR: SCIENCE FICTION, HARD SCIENCE FICTION, SHORT STORY COLLECTION

Arrival filminin esin kaynağı olan “Story of Your Life” ve 6 diğer kısa hikayeyi içeren 300 sayfalık bir derleme kitabı. Benim gibi pek fazla bilim kurgu okumamış insanlara bile öneririm. Fakat her detayın açıklanmasını veya kesin bir son görmeyi beklemeden okumanızı öneririm, çünkü asıl amaç okuyucuyu düşündürmek. İçindeki her hikaye aynı doyuruculukta olmasa da hepsi ilginçti. Konularını özetlemek gerekirse:

Tower of Babylon: İncil’deki Babil Kulesi’nden esinlenilmiş bir hikaye. Cennete ulaşmak için devasa bir kulenin inşa edilmesini anlatıyor.

Understand: Deneysel bir ilaç sonucu süperdahiye dönüşen bir adamın hikayesi. Asıl sorusu, bu zeka insanlık için mi kullanılmalı yoksa kendi bilgisini daha da ilerletmek için mi?

Division by Zero: 1=2’yi kanıtlayan bir matematikçinin, bunun sonucu olarak ulaştığı “Matematik anlamsızdır.” sonucuyla başa çıkmaya çalışmasıyla ilgili bir hikaye.

Story of Your Life: Dünyaya inen uzaylılarla iletişim kurmakla görevlendirilmiş bir fizikçi ve bir dil bilimcinin hayatının nasıl değiştiğini konu alıyor.

Seventy-Two Letters: Robotiğin 1800’lerde geliştiği bu dünyada insanlar 5 yıl içinde nesillerinin artık üreyemeyeceğini keşfediyor. Sanayi Devrimi’nin neden olduğu sosyal sorunlar, yapay zeka ve tüp bebek gibi alakasız görünen konulara değinen bir hikaye.

Hell is the Absence of God: Tanrı’nın varlığının kanıtlandığı, meleklerin yeryüzüne ziyaretlerinin insanları hayatını değiştirdiği bir dünyada geçiyor. Yine böyle bir ziyaret sonucunda eşini kaybeden bir adamın cennete girmek için Tanrı’yı sevme çabalarına tanık oluyoruz.

Liking What You See: İnsanların güzel yüzleri çirkinlerden ayırt edememesine sebep olan bir çip geliştiriliyor. Bu çipin toplumun farklı kesiminden insanları nasıl etkilediğini okuyoruz. Sosyoloji üzerine güzel bir eser.

Bu hikayelerden özellikle “Story of Your life”, “Hell is the Absence of God” ve “Liking What You see” en hoşuma gidenleri oldu. Exhalation başlıklı ikinci derlemesini de mutlaka okuyacağım.

Türkçe’ye de Geliş başlığıyla M. İhsan Tatari tarafından çevrilmiş.

12 Likes

Bu kitabı çol beğenerek okumuştum. Ufuk açıcı ve üzerinde bolca düşünülesi öyküler. Dili de çok iyi yazarın. Umarım diğer öyküleri de çevrilir.

2 Likes

https://www.goodreads.com/book/show/41160292-exhalation Bu çevirilecekmiş. Yayınevine sordum

7 Likes

Güzel haber. Umarım en kısa sürede ve yine iyi bir çeviriyle gelir.

4 Likes

6 posts were merged into an existing topic: Rıhtım Kamarası