Harry Potter Kitapları "Şeytan İşi" Oldukları İçin Bir Kilisede Yakıldı

Bunların hepsi pia fraus tabii ki.

1 Beğeni

Vakti zamanında cadıdır, büyücüdür (ki bunlar cadı, büyücü falan değil, yalnızca kendi öz inançlarını sürdürmek isteyen kişilerdi) diye diri diri insan yakanların tapınaklarında kitap yakılması, geleneğin hafiflemiş devamı gibi…

5 Beğeni

Yavuz hırsiz, ev sahibini bastirir derler. Papalik ve monarşik devletler uzun yillar kendi aralarinda çatisip, güç gösterilerinde bulunmuş, hristiyanlik çoğu zaman cadi avi yapip insanları suçsuz yere yargilamiz, batil düşünceleri dinle bağdastirmış, uzun süren cahiliye dönemleri yaşayip iktidarlarinı kaybedip, devlet mekanizmalari içinde manevi yer almak dışında çoğu bati ülkesinde güçleri kalmamistir. Oysa yaşanilan basit bir örnek; latin ülkelerinde İsa’nin çilesi altinda kendine zarar veren, ölmüş papazlarin mumyalanmiş ayağinı yikayip suyunu içenler gibi akil tutulmasi yaşatan o kadar çok hayret verici gelenekleri var ki, bu geleneklerin geçmisteki izlerini takip etsek sanirim maneviyatımızı kaybederiz.
Aslinda olayi islam korkusu ve batının bize göstermediği dini yozlaşmisligi ile bağlamak isterdim ama sanirim yeri değil.

1 Beğeni

Ortaçağ Avrupası üzerine çalışırken denk gelmiştim de cadı olduğunu düşündükleri kişinin ellerine ve ayaklarına taşlar bağlayıp derin suya atıyorlarmış. Eğer çıkamaz ise cadı değildir, yok su üstüne çıkar ise cadıdır ve yakılması gerekir. Okuduğum makalenin ilk cümlesi;
“Boğularak mı ölmek mi istersin yoksa yanarak mı?” idi.

2 Beğeni

İslam korkusu olduğunu sanmıyorum bizimde gerçek sanılan binlerce hurafemiz var. Sakal-ı Şerif ziyaretlerini izleyin bi yada rivayet edilen “peygamberin abdest aldığı suyu şifa diye alma olayı”
Ve yine hâli hazırda Şia mezheplerinde de “Hz. Hüseyin çile çekti biz de Muharrem ayının ilk günü kendimizi zincirle dövelim” anlayışı hâlâ var. Yani her dinde hurafeler vardır ve katlanarak devam edecektir.

4 Beğeni

Bu konuda benim daha basit ama daha rahatsız edici başka bir savım var: Var olmak için kendine düşman ara ya da kendine olay çıkar.

Grup davranışı psikolojisinde grup üyelerini bir araya getiren ortak değerler/kaideler/amaçlar/planlar ne kadar tehdit altındaysa, grubun iç uyumunu sağlayan bağlar da o kadar kuvvetlenir. Bu ayrıca gruptan ayrılmaları da önleyerek, grup içi popülasyonu korumaya da yardımcı olur. Hatta diğer gruplardan veya karasız kimselerden yeni üye kazanılmasını bile sağlayabilir.

Bu prensip, grubu meydana getiren ortaklığın cinsi (dini, siyasi, politik, bilimsel, sosyal, etnik köken, tarihi anlaşmazlıklar, ekonomik, vs. fark etmez) ve grubun büyüklüğü (ister bir mahalle kadar olsun isterse de bir ülke sınırlarını aşan bir popülasyon barındırsın) fark etmeksizin çalışabilir. Prensibin devreye girebilmesi için ilgili grubun kendini kurban gibi algılaması yeterli. İşin daha ilginci, bunun için grubun ve temellendiği şeylerin gerçekten tehdit altında olmasına bile gerek olmaması. Grup mali ve etki açısından etkin ve güçlü bile olsa, karşıtlar (kendilerinden olmayan diğer gruplar) üzerinde, gelecekte kendilerine tehdit oluşturabilirler ve o yüzden de “kurban” durumuna düşebilirler gerekçesiyle “yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” mantığında tutumlar sergileyebilir. Bazen grup kendini ne kadar güvene almış olursa olsun sürekli kendini kurban durumunda hissetme haliyle eylemlerde/söylemlerde bulunabilir.

Bunun grubuna (iç ve dış yapının hangi temellere ve neye göre tahsis edildiği) ve amacına göre türlü faydaları var. Grubun benimsediği değerlere yönelik üyelerin inancını tazeletmek; gruba yeni üyeler katmak; gruba kendi temelleriyle çelişmeyecek yeni hedefler belirlemek; grubun benzer prensipler edinmiş rakipleri karşısında nüfuzunu arttırmak; vs. vs…

Bu prensip, bireyler arasındaki ilişkilerde bile gözlemlenebilir. Neşeli Günler’deki çiftin “turşu suyu sirkeyle mi olur, limonla mı olur?” tartışması, buna trajikomik bir örnektir; çiftin o yüzden ayrılması, yani… :man_shrugging:

Harry Potter’da da durum bu bence. Kitap yakma eylemi yapan kiliseler tüm güçlerini üyelerinin yardımlarından ve sempatisini topladığı kimselerin bağışlarından alıyor. Cemaati ne kadar bolsa, o da o kadar güçlü ve etkin. Popülerleşen veya da popüler tüketime geçen ve ticareti serbest kültür ürünleri ve beraberlerinden getirdikleri akımlar -veya akım zannedilen şeyler- bu yüzden kendileri için hep dikkat edilmesi gerekilen şeyler. Her zaman ve bir sebeple kendi iç bağlarını koruyup (mevcut üye sayısını korumak) dış çeperini büyütmek (daha fazla kişi kazanmak) isteyen grup için o nesneler ve temsil ettikleri yıpratıcı ve hatta yıkıcı olarak tanımlanmakta. O yüzden ürünleri ve üreticilerini şeytanileştirmek, grubun iç ve dış yapısını korumak için gayet pratik bir çözüm sunuyor. Bu eylem vesilesiyle hem grup üyelerine “Endişelenmeyin, değerlerimizi korumak için gereken ne varsa yapıyoruz.” mesajı veriliyor, hem de bu eylemi duyurarak, imgelere karşı hoşnutsuz olan fakat herhangi bir gruba bağlı olmayan bireylere ve başka sebeplerle gruba destek verecek kimselere “Biz de buradayız!” türü, üstü kapalı bir katılım çağrısında bulunuluyor.

7 Beğeni

Bu aslında salt Hıristiyanlığın değil, hiyerarşik yapıya sahip bütün dinlerin durumudur… Kimse kendini sütten çıkmış ak kaşık sanmamalı; çünkü dayatılan tarih ile gerçek tarih arasındaki fark oldukça acıdır… :face_with_raised_eyebrow:

1 Beğeni

:+1:

2 Beğeni

Hristiyanlık tarihi böyle olaylarla doludur esasında. Hani bu salt bağnazlıkla veyahut yozlaşmışlıkla alakalı değil, Hristiyanlığın temelinde bu tarz eylemlere epey izin veren bir yapı var. Ha bir yozlaşmanın sonucu mudur, evet ancak o yozlaşma muhtemelen yüzyıllar öncesinde gerçekleşmişti.

1 Beğeni

O değil de kadın yine kazandı. Kitapları yok satıyor. Ne için kullanılırsa kullanılsın. :roll_eyes:

7 Beğeni

Pokemon için ‘hayvan zulmü özendiriliyor’ gibi bir eylem yapsalar hadi neyse diyeceğim. Sonuçta pokemonlar hayvan gibilerdi, hissedip düşünebiliyorlardı ve habire dövüştürülüp zulmediliyordu. Ama milletin kafayı taktığı noktalara bak.

4 Beğeni

Rowlingin kitaplarını yakmakla tehdit eden bir hayranına twitterdan yazdığı bir sözü vardır: ‘‘İstediğini yap paran hala bende’’ gibi bir söz. Gerçekten tüklerin kola satın alıp dökmesi gibi bir eylem olmuş. Bu bağnazlığı sadece hıristiyanlıkla özdeşleştirmek yanlış bence, her dinin manyakları var ve malesef islam bu konuda bayrak taşıyor hatta. İslamafobi de bu yüzden bu kadar yaygın ve açıkcası normal yaygın olması.

2 Beğeni

Şeytan işi olabilir. Şöyle ki 20. Yüzyılda insanların alternatif dünyalar araması kendi dünyalarından kaçmak istemesi westeros orta dünya ya da wizard world gibi fantastik yerlerin popüler olmasını sağladı. Bir kısım insanlar da süper kahraman dünyalarına yöneldi. Bu dünyalarda özellikle gerçek dinler değil zaten takipçinin de hayal kabul ettiği kurgu dinler var. Bu da bizim için ateist bir dünya oluyor. Bazılarında ise hiç din kavramı yok. Buna dair bir tez okumuştum. Ayrıca Seyit Hüseyin Nasr da bununla ilgili yorum yapıyor. Acaba bu fantastik kurgular dinlerle aynı amaca hizmet ediyor olabilir mi? Belki de atalarımız da başka dünyalara gitmek için dinlere inandı. Belki de insanlar hala bu yüzden mitolojiye meraklı. Dinin pratik boyutu ile ilgili.

3 Beğeni

Katılmıyorum. Bir kitabın, filmin vs okuyucusunu ya da izleyicisini başka alemlere sürükleyip hayal gücünü tetiklemesinin şeytanla ilişkilendirilmesi bana çok anlamsız ve zorlama geliyor. Bir şeyin “şetyan işi” olarak nitelendirilebilmesi için kişiyi kasıtlı olarak din karşıtı şeylere inanmaya ve dine aykırı hareket etmeye zorlaması gerekir. Tanrının varlığını reddetmeye hatta…

İnsanoğlu ezelden beri hikaye ve masalları seven bir varlık olmuştur. Binbir Gece Masalları, Oz Büyücüsü, Dede Korkut Hikayeleri, Alice Harikalar Diyarında… Daha bir sürü örnek sayılabilir. Bunların çoğu bize olağanüstü hikayeler anlatır ama hiçbirinde dinle kasti bir çatışma göremezsiniz. Büyük bölümü bizim dünyamızda geçer ama alternatif dünyalar, boyutlar ve canlılar olabileceği fikriyle oynar. Süper kahraman çizgi romanları da öyledir; bizim dünyamızda geçen, alternatif gerçekler sunar bizlere. Ateist kahramanlar, hatta Thor gibi tanrılar olsa da “tanrı yok, dinler yalan” mesajını özel olarak gütmezler.

Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde ve diğer fantastik romanlarda çok tanrılı sistemler olduğu doğru. Ama Tolkien koyu bir katoliktir ve sık sık demeçlerinde Eru’nun bizim bildiğimiz anlamıyla tek tanrı olduğunu söyler. Keza C.S Lewis de Narnia’da Aslan karakterini İsa Peygamber’den esinlenerek yazmıştır. Matrix başta olmak üzere saymakla bitmeyecek kadar kitap ve filmde dini metaforlar var. Yani özlerinde “şeytan işi” diyebileceğimiz bir şey yok. Ama şekil itibariyle bizleri başka alemlere sürüklüyor hepsi.

Harry Potter’da da dini öğeler vardır. Noel, Paskalya ve Cadılar Bayramı gibi günleri kutladıklarını biliyoruz. Ayrıca Harry doğduğunda vaftiz edilmiştir; Sirius Black onun vaftiz babasıdır. Bunlar hep Hıristiyan adetleri. O yüzden şeytan işi olarak görülmesini komik buluyorum.

Harry Potter’da büyü ve iksir unsurları olduğu için kitapları cadılıkla bağdaştırmak, orta çağda cadı avına çıkan bağnaz kafaların yapacağı türden bir iş sadece. Neden bahsettikleri, kitapta ne anlatıldığı konusunda hiçbir fikirleri yok. Körlemesine hepsini aynı kefeye koyuyorlar.

Fantastik bir kitap okuyup, orada Eru veya Thor’u görüp varlıklarını gerçek kabul etmek ve ilahi dinleri, yaşadığımız dünyayı reddetmek de eşit derecede hastalıklı bir kafa yapısına ve oturmamış bir kişiliğe işaret ediyor benim için.

İlahi dinlerse bizi başka dünyalara sürükleme gayesi içermez. Bizim dünyamızdan bahseder, iyi bir insan olmaya teşvik eder. Bunun karşılığında da dünyanın daha iyi bir yer olacağını ve cennetle mükafatlandırılmayı vadeder. Tüm kurallar dünyevidir, dünya hayatını şekillendirmeyi amaçlar. Dünyada nasıl yaşamamız gerektiği konusunda rehberlik eder. Hayali şeylerle ve alternatif boyutlarla alakası yoktur. O yüzden atalarımızın “başka dünyalara gitmek için dinlere inandığı” tezini mantıklı bulmuyorum.

12 Beğeni

Dertli’nin bir şiiri vardı: Şeytan bunun neresinde? nakaratıyla özdeşleşmiş. Tam ona uygun Aziz Nesin’lik olay. Bir kitap paganik metaforlar içerebilir, bu doğal. Bütün kitaplar sapına kadar Müslüman ya da Hristiyan olacak diye bir kaide yok. Ancak bu yüzden yakmak nedir. 15.yüzyılda mıyız? Aklıma Fin Kilisesi tarafından paganik bulunduğu için yakılan Fin halk edebiyatı eserleri geliyor, sonra o eserlerin hepsi daha güçlü bir şekilde geri döndü ve Fin kilisesi de bu eserleri desteklemek zorunda kaldı Rus işgaline karşı milliyetçi düşünce ekebilmek için.

6 Beğeni

Olayları 1500 yıl öncesi insanının cücük hayal dünyası ile çözmeye çalışırsak bizim de birçok masumu cadıdır diye, büyücüdür diye asıp kesmemiz, şu kitap şeytan işidir diye yakmamız, bilimin gerçeklerine de yüz çevirmemiz gerekir… Ama iyi ki böyle durumlar totaliter rejimler dışında görülmüyor… Dünyanın geneli bu tür aymazlıklara sırt çevirmiş durumda; biz öyle sanmasak da…

3 Beğeni

Ben kitap almaya, Ac/Dc albümü almaya para bulamiyorum adamlar para bulmayı bırak yakıyorlar.

Bu arada New Mexico Meksikanın başkenti degil miydi?

2 Beğeni

şeytan işi olarak görülmesi açıkçası çok garip nasıl bu düşünceye kapılmışlar anlamıyorum

3 Beğeni

Çok üzüldüm okuduğumda insan onları neden yaksın ki? Hani yazara saygı yok tabiata da mı saygı yok?! Bir keresinde de J.K.Rowlingin kitaplarını ve HP DVDlerini yakmışlardı ama sevimli yazarımız şöyle demişdi:"DVD dumanı zehirli ola biliyor.Hem zaten paran bende kitabı yakmak istiyorsan benim çakmağımı ödünç ala bilirsin.Bundan sonra kitaplarımızı 2-2 satıcaz.Büyüyü seven ama ahlaki mesajlardan hoşlanmayanlar için bir oku bir yak kampanyası"Kim ne derse desin hep yanındayız Rowling :heart: :heart_eyes:

2 Beğeni

Üzgünüm, sayın Kayıp Rıhtım üyeleri.
Ama ben de Harry Potter’ı şeytani buluyorum. BATLAMYUS’u da destekliyorum. Düşünün bir? Şeytan insanlar Hak yolundan yaptırmak için ne kullanır? Tabii ki elindeki en büyük koz sinemalar ve kitaplardır. Bu işi kendi yapamayacağından bir insana fısıldar. Güzel bir hikayedir bu. Böylece kitap basılır ve medyum parayı kazanmış olur. Gerçek hayatta buna pekçok kez rastlayabiliriz.

Zira örnek vereceksek, Yüzüklerin Efendisi’ndeki Sauron karakteri aslında Hz. Süleyman’a Davut Yıldızlı Mührü (hikayedeki Tek Yüzük’ü) veren bir melektir. Saruman da hayvanlarla konuşma ve isim açısından Hz. Süleyman’dır. Ancak bu iki karakter de kötü, karanlık, zülmeden yaratıklar olarak gösterilmiştir.

Harry Potter ise denildiği gibi hemen büyücülüğü aşılıyor. Oysa dinimiz sihri yoksaymamızı emretmiştir. Ayrıca romanlar Hz. Musa’nın firavunu tahttan indirebilecek tek kişi olmasından esinlenmiştir. Oysa gerçeğinin aksine pek çok saptırma var.

Şeytanın köleleri, her zaman onların ayaklarını ovan insanlar değildir. Ancak bu kitaplarıyla yazarlar kitabı okuyan ve yoldan sapan insanlara bedava cehennem bileti satmıştır.

Bunun bilinen ilk örneği Şeytan İncili’dir. Aslında bunu büyük harfle bile yazmak istemiyorum. Rahip şeytanın fısıltısı üzerine bu incili yazmıştır. İblis usanmaz ve planına devam eder. Yeni köleler bulur kendine, onlara hikaye anlatır ve onlar da anlatır. Kanan çoktur.

Mukaddes Ku’ran-ı Kerim’de şöyle der: Böylece, Biz her bir nebi için insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onların bazısı bazısına aldatıcı güzel sözlerle vahyeder(konuşur). Şayet senin Rabb’in dilemeseydi, bunu yapamazlardı. Onları, iftiralarıyla başbaşa bırak.

Ayrıca bana o serileri okumadın, bu yüzden böyle konuşuyorsun falan demeyin. Çünkü okudum ve başta cazibesine kapıldım hatta bir Potterhead oldum. Ama bana Allah kurtarıcılar vahyetti.

Saygılarımla…

Ayrıca Matrix için de bir yorum yapmak istedim. Makinelerin efendisi diye bahsedilen Allah’tır. Ayrıca Neo öbür hapı seçseydi, onun kölesi olacaktı ve zaten cinler, şeytanlar, melekler ve insanlar rahman ve rahime köledir ancak ona ibadet ettiklerinde özgürlükleri verilir. Neo kaf
rlere girer. Ayrıca kainat’ı Allah’ın yazdığı bilgisayar simülasyonu göstermek ve melekleri robot yapmak şeytanın parlak zekasıdır.

Ancak fantastik okumayın demiyorum, şeytanın imzası varsa uzak durun diyorum. Talihsiz Serüvenler Dizisi, Alaaddin, Alice Harikalar Diyarında hiçbir iblisin dine karşı gelme unsuru içermez.

Selametle

2 Beğeni