Hikâye Paylaşım Uygulaması Wattpad Kendi Yayınevini Kuruyor


(Emre Can Doğan) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/haberler/hikaye-paylasim-uygulamasi-wattpad-kendi-yayinevini-kuruyor/



Türkiye’de de pek çok okuru ve yazarı olan Wattpad uygulaması, yalnızca sitesinde paylaşılan kitapları yayımlayacağı bir yayınevi kuracağını duyurdu. (DEVAMI…)


(Hiçliğin bekçisi…) #2

İnşallah Türkiye’de yapmazlar… Aman Allah’ım düşündükçe tenim karıncalanıyor, içim ürperiyor, gözlerim kararıyor… Yeterince berbat bir durum yokmuş gibi bir de “Genç Yetişkin” kategorisine öncelik verilecekmiş… Allah korusun… :disappointed_relieved:


(Emre Can Doğan) #3

Proje 2417, Varoluş gibi bilimkurgular gelse güzel olabilirdi.


(Okan Akıncı) #4

Biz beğenmesek de Wattpad’den yetişen yazarlar ve sözde yazarların kitapları peynir ekmek gibi satıyor ve bunun ekmeğini Wattpad yerine başka yayınevleri yiyor. Wattpad de nihayet buna dur demeye karar vermiş.


(Hiçliğin bekçisi…) #5

Çıkabilseydi biz de “helal olsun” derdik. Çıkabilseydi…


(Hiçliğin bekçisi…) #6

Ticari açıdan mantıklı ve akıllıca bir hamle. Ülkemiz için facia… Konu hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki neresinden tutsan elinde kalıyor. Diğer açıdan konuşsak ne fayda olacak olan oluyor…

Bir dönem bu çok popüler kitabı çıkan kızçelerimiz Wattpad kurulundaydı ve ödülleri de bunlar dağıtıyordu. Şimdi bir atasözü var bu durum için ama demeyeceğim.

Tekrar düşündüm hâlâ korkunç…


(Okan Akıncı) #7

Bence de öyle. Ticari açıdan en mantıklısı. Wattpad’in açısından en mantıklısı. Diğer açılardan bakınca facia.

Öte yandan edebiyatın geldiği bu nokta da şaşırtıcı değil. Kapitalist bir dünyadayız ve edebiyat da bir çeşit bacasız sanayi oldu. Bir zamanlar sanat sanat için mi yoksa sanat toplum için mi diye tartışılırdı. İkisi de doğru değil. Günümüzün mottosu “sanat para içindir.”


#8

Wattpad hiç kullanmadım ama yorumlara dayanarak, edebi eserlerin pek çıkmadığı bir platform anladığım kadarıyla. Beğenmeyebilirsiniz ama kimse size illa bunları okuyun demiyor. Yazan yazsın, basan bassın, okuyan okusun. Çünkü bu kitapları okuyan kişiler, eğer bu kitaplar yazılmasa, basılmasa bile dönüp Dostoyevski okumaya başlamayacak.


(Okan Akıncı) #9

Biz de okumuyoruz ki zaten. Yalnız burada olan şey; isteyen okur, istemeyen okumaz, zevkler ve renkler tartışılmaz türünden bir konu değil. Yayınevlerinin pek çok nitelikli eseri maddi kaygılarla basmaması ama bu kitapları iyi satıyor diye basması. Edebiyatın bu tercihle öldürülmesi söz konusu. Ayrıca bir de cinsiyetçiliğin örnek bir davranış olarak gösterilmesi var. Bkz: https://kayiprihtim.com/kayip-rihtim/kayip-koseler/wattpad-kitaplari-ve-kadinin-degersizlestirilmesi/

Kısacası, bu kişisel zevklerin ötesinde bir tartışma konusu.


#10

O konuya göz atmıştım.
Fazlasıyla talep edilen niteliksiz - kişisel açıdan niteliksiz- eserlerin üreticiler tarafından tercih edilmesi hayatın her alanında var. Aklıma ilk olarak oyun sektörü geliyor. Battle royal türünün yaygınlaşması nedeniyle Call of Duty ve Battlefield gibi ağır abiler bile asıl kitlelerini hiçe sayıp Battle royal işine giriştiler. Sonuç ne oldu? CoD yine milyonlarca sattı, hatta serinin en hızlı satan oyunu mu ne oldu yanlış hatırlamıyorsam. Battlefield de BR modu henüz gelmemesine rağmen yine 6 milyon sattı, ki çok sert eleştiriler almıştı kendi kitlesi tarafından, ona rağmen bu satış rakamına ulaştı ki BR modunun gelmesiyle bu satış miktarı katlanacaktır. Sonra, Titanfall gibi çok sevilen oyunun yapımcıları Titanfall 3 yerine oynaması ücretsiz BR oyunu yaptılar, onlar da 1 haftada 10 milyon oyuncu sayısına ulaştı.

Dahası sinema sektöründe de bu durum söz konusu. Hangi film çok talep ediliyorsa sinema salonları o tür filmlerle dolu oluyor. Kendi memleketimde Ahlat Ağacı sinemaya gelmedi mesela. Marvel filmlerinden geçilmiyor, çünkü bu tür filmler daha çok talep ediliyor.

Benzer konu televizyonda da var. Türk dizileri ve evlilik programları deyip kısa geçeyim.

Maalesef toplum geneli neyi seviyorsa biz de ona “maruz” kalıyoruz. Benim aklıma bu içeriklere prim vermemekten başka çözüm gelmiyor. Kendi çapımda protestomu da o eserleri yok sayarak yapıyorum. Eleştirmeye bile vakit ayırmam, mantığındayım. Bu forumda niteliksiz kitaplara yönelik fazlaca ileti atıldığı için yorum yaptım yoksa yine yapmayacaktım ama dayanamadım artık :slight_smile:


(Okan Akıncı) #11

Bir de şöyle bir sorun var: Evet, sevmiyorsak okumak, izlemek ya da oynamak zorunda değiliz. Fakat bu, eleştirmeye hakkımız olmadığı anlamına gelmiyor. Son yıllarda Türkiye’de ne eleştirilse “rahat bırakın insanları, zevkler tartışılmaz, size zorla izleten yok” tepkileri geliyor. Yanıt üretilemeyen eleştiriler bu şekilde absorbe ediliyor. Bu yüzden zevkler, renkler tartışmasına girmek bence çok yanlış. Çünkü eleştiri hakkını yok ediyor. Bir şeyi beğenenler izlesin, beğenmeyenler sussun, onlar da başka şeyler izlesin tavrının arkasında yatan şey, eleştirileri kaynağında yok ederek, o eleştirilere göre izleyip izlememeye karar verecek insanları kaybetmemek, yani ticari kaygılar.

Yanlış anlamayın, bunu size karşı söylemiyorum. Hatta sizin yanıtınızda bu tarz bir kötü niyet olmadığından da şüphem yok. Fakat bu söylediğimi dile getirmek için karşıma çıkan fırsatı kaçırmak istemedim.


(Emre Can Doğan) #12

Vaziyet alın burası karışacak. :smiley:

Gerçekten mi? Ben de diyorum, ben neden kazanamıyorum? O.o Boşuna boykot etmiyorum demek. Bir de geçiştiriyorlardı: Merkez seçiyormuş.


#13

Eleştirmemek konusunda şunu demek istiyorum aslında - en azından bu forum özelinde- bu kitapları yermek yerine nitelikli kitapları övmek daha verimli olur bizim için. Çünkü bu kitapları zaten okumuyoruz, okuyan varsa da bizim eleştirilerimizle Dostoyevski okumaya başlamayacak, en azından nitelikli eserleri översek, bu kitapları henüz okumamış olan forum takipçileri de bu yazarlarla tanışmış olur. Şahsen bu forumda övgüleri görüp de listeme eklediğim birçok kitap var.


(Hiçliğin bekçisi…) #14

Bana kalırsa bu konular önemli konular. Zevkler ve renkler mevzusunun dışında tamamen. Herkes toplumdan şikayet ederken topluma bu tip ürünlerin peynir-ekmek gibi sunulması tüm topluma hasar veriyor. Nereye kafanızı çevirseniz “Lanet olsun böyle halka. Cahil toplum. Ülke bilmem ne bilmem ne…” gibi şeyler okuyorsunuzdur. O zaman biz bir büyükler olarak gençlerimize ön ayak olmalı ve onlara doğru olanı anlatmalıyız.

Hadi eğri oturup doğru konuşalım…

Wattpad’i uzun süre incelemiş biri olarak yorum yapıyorum. Bu bizim genç zihinlerimiz için bir facia. Kirleniyorlar… Doğruluk algıları bozuluyor. Örnek aldıkları şeyler kusurlu… Kimse kızının tecavüzcüsüne aşık olmasını istemez! Kimse oğlunun bir katil olmasını istemez! Kimse madde bağımlısı olsun istemez evladı! Kimse kimse kimse…

Kim bunları ister? Kadına şiddet haberlerinin, tacizlerin, tecavüzlerin ayyuka çıktığı ülkemizde bu tip kitaplar gençlerin sağlıklı düşünme mekanizmalarını zedeliyor. Kusurlu karakterlere aşık oluyorlar. Sorunlu tiplere özenip onlar gibi görünmenin toplumca kabul gördüğünü sanıyorlar. Aileler zaten yeterince az kitap okuyor. Çocuklarını kitap okurken görünce eski bir bilinçle “Okusun canım. Kitap okumak iyidir.” diyor. Kitaplar eski kitaplar gibi değil ki? Çocuklar orada etik açıdan tamamen kusurlu şeyler okuyorlar. Şimdi bunları bilip de “Efenim zevkler ve renkler bunlar bize ne.” mi diyelim?

Bence dememeliyiz arkadaşlar. Bana kalırsa bu bir eleştiriden ziyade gençlerimizin içine düştüğü bu tozpembe rüyadan uyanmaları için bir serzeniştir. Ben bir abla olarak bunları yazıyorum. Henüz bir evladım yok. Evladı olanların da benimle aynı kaygıları paylaştıklarını düşünüyorum. Bunlara serzenişte bulunmayarak, önüme çıkan her gence doğru dürüst kitapları önermeyerek, hepsine kendi ailemdenmiş gibi davranmayıp yarın televizyonda bu kitaplardan esinlenip büyüyen bir gencin birisini öldürdüğünü görünce ahlayıp vahlamak da yersiz olur.

Siz olsaydınız çocuklarınıza, kardeşlerinize, yeğenlerinize bu popüler kültür ürünlerini okutur muydunuz?


(Emrecan Şuşter) #15

@Voldemort, yaklaşımınızdan Wattpad’de dolaşmadığınızı anlıyorum. Zira gerçek anlamda buna edebiyat denmez. Bir çoğu ya seks öyküsü ya da çeşitli fetişlerle dolu fanteziler. Ben olabildiğince yeni yazarların desteklenmesi, olduğu gibi kabul görülmesi gerektiğini savunan bir kişiyim, kötü bir edebiyata dahi saygı duyarım. Ancak Wattpad’de edebi hislerle oluşturulmuş göze gelen hiç bir şey yok. Hoş, bunu bir ön-edebiyat olarak kabul ediyorum; insanlar ister okusun ister okumasın. Okurlarsa da veba kapmazlar, bu sert erkek/tacizkar profilinden hoşlanıyorlarsa bırakalım hoşlansınlar. Erkeklerle biraz tanıştıktan sonra bu arzularının söneceğinden eminim, zira hayal ettikleri şeyin gerçek olmadığını mutlaka anlayacaklardır. Fikrimce, bundan hoşlanan kadınları böyle insanlarla bakmaması gerektiklerini öğütlersek muhtemelen tabulu aşk fikrinden de hoşlanmaya başlayacaklardır ki bu korkunç bir şey olur.

Bunun dışında, Wattpad her dilde bu şekilde. Yani gözle görülür bir şekilde romantik genç kız öykülerine doğru bir eğilim var, belki bu Wattpad’in kendi tercih ettiği bir yönelimdir bilemem. Ama gördüğüm kadarıyla İngilizce dışında çoğunluk tıpkı Türkçe’deki gibi romantik/erotik şeyler yazıyor. Belki Wattpad’in tercih ettiği bir politikadır, o yüzden böyle bir yayınevi sadece Türkiye için değil muhtemelen bütün dünya için bir arıza olacaktır.


(Özgür Kuru) #16

Wattpad işin ekmeğini yeme derdinde. İçerikler konusunda da Oscar Wilde bize olayı özetliyor “Everything in the world is about sex except sex. Sex is about power.”

Takmayın kafanızı bu kadar, bizler eleştiriyoruz diye bu dünya değişmeyecek. Değişim için çalışmak lazım, kaliteli içerik üretmek, bunları daha çok kişiye ulaştırmak lazım.


#17

Bizde halihazırda var zaten Wattpad kitapları basan yayınevleri. Wattpadin açmasına gerek yok :slight_smile:

http://www.postigayayinlari.com/


(Emre Can Doğan) #18

Gaye Önel’in kitapları güzeldir ama. :confused:


(Hazal Çamur) #19

Wattpad’in geç kaldığı gelişme. Ben açıkçası daha önceden bekliyordum böyle bir şeyi. Kendi açılardan oldukça mantıklı bir karar. Ülkemize de geleceğine inanıyorum.

Gelelim facia kısmına. Sonuçta ülkemizdeki içerikleri biliyoruz.

Nerede bu aile? Nerede benim pijamalarım?

Şakayı bir kenara bırakarak tekrar soruyorum: Aileler nerede? Ebeveynlik görevleri neden yerine getirilmiyor? Bu çocuklar bunları neye bakarak, ne görerek yazıyor? Hayata karşı oldukça tecrübesiz zihinler nasıl “tecavüzcüsüne aşık, mafya sevgili, psikopat sevgili” seviyesinde geziniyor?

Bunlar çok ciddi sosyolojik konular, göstergeler. “Hiçbir aile istemez” diyoruz ya, gençlerden önce aileleri konuşmak gerek bence.

Şunu da unutmamak gerek, her yasak arzu doğurur. Elbet cinsel içerikli şeyler etrafta dolanacak, popüler olacak. Bu çocuklar da yaşları gereği bunlara ilgi duyacak, üzerine yazacak. Ama işin sağlıksız kısmını ele alacaksak nasıl böyle şeyler kurgulayabilip bunları “korku/gerilim” eksenine almadan “sevgi/aşk” sarmalına soktuklarını tartışmak bence en sağlıklısı.

Aileler onu istiyor, bunu istiyor. Çocuklar bu noktaya uçarak giderken, her gösterge buna işaret ederken neden müdahale edilmiyor?

Bugün çocuk kitapları konusunda instagram anneleri ortalığı ayağa kaldırıyor, onlar bile bilinçli değil. Ergenlik gibi hassas bir çağdaki çocukların aileleri çocuklarını “zincire vurmadan” kontrol ediyor mu?
Daha da vahimi, kendini katil olarak düşleyen, tecavüzcüsünden sevgili olabileceğini hayal eden çocukların hayatlarında sağlıklı rol modelleri var mı?


#20

Dunya giderek daha b…tan bir yer haline geliyor…