İki Frankenstein: 1818, 1831

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/kayip-rihtim/kayip-koseler/iki-frankenstein-1818-1831/



Mary Shelley’nin kült eseri "Frankenstein"ın 1818 ve 1831 tarihlerinde basılmış iki farklı versiyonu olduğunu biliyor muydunuz? Eserin İş Bankası Kültür Yayınları baskısını çeviren sevgili Yiğit Yavuz, "Frankenstein"ın 200. yılında bu iki kopya arasındaki farkları anlatıyor! (DEVAMI…)

6 Beğeni

Enteresan. Frankenstein’ın iki farklı versiyonu olduğunu hiç bilmezdim. Ben hep sonraki versiyonunu okumuş/izlemişim meğerse. Mary Shelley’nin “sadece okunaklılığı arttırmak için” yaptığını söylediği değişikliklerin hiç de öyle olmaması da ilginç.

Güzel bir makale olmuş. Çevirmeninden gelmesi de ayrı bir güzellik olmuş. Ellere sağlık :slight_smile:

Ötüken iki metni birlikte basacak.

7 Beğeni

Frankenstein çevirileri ilk sayfalardan yaklaşık olarak aynı bölümler. Google Lens ile kopyaladığım için harf kelime hatası olabilir.

İlk paragraflara bak, tarafını seç. :slight_smile: :slight_smile:

Mektup 1

Bayan Saville’e, İngiltere

St. Petersburg, 11 Aralık 17-

Kötü önsezilerinle değerlendirdiğin bir girişimin başlamasında hiçbir felaket olmadığını duyduğuna çok sevineceksin. Buraya dün vardım ve ilk işim sevgili kız kardeşime iyi olduğumu ve giriştiğim işteki başarıya olan güvenimin giderek arttığını bildirmek olacak.

Şimdiden Londra’nın epey kuzeyindeyim ve Petersburg’un caddelerinde yürürken, yanaklarımı yalayan soğuk bir kuzey rüzgârı hissediyorum. Bu sinirlerimi güçlendiriyor ve içimi memnuniyetle dolduruyor. Bu duyguyu anlıyor musun? İlerlediğim yörelerden gelen bu esinti, buzul iklimin tadını önceden almamı sağlıyor. Bu umut rüzgârının verdiği canlılıkla, gündüz düşlerim daha da hararetli ve canlı oluyor. Kutbun buzul ve ıssızlığın yatağı olduğuna kendimi inandırmak için boş yere çabalıyorum; benim imgelemime kendisini güzellik ve memnuniyet yöresi olarak gösteriyor. Margaret, orada güneşin geniş diski ufkun kenarından geçip gidiyor ve sürekli bir parlaklık saçarak sonsuza dek görülebiliyor. Kardeşim, orada, -izninle benden önceki denizcilere güveneceğim- kar ve buz sürgün edilmiş ve sakin bir denizde yelken açarak, yerleşilebilir kürede buraya kadar keşfedilmiş her yöresini harikuladelikte ve güzellikte geçen bir karaya yavaş yavaş süzülebiliriz.

Çeviri: Orhan Yılmaz – Editör: Alican Saygı Ortanca - İthaki


  1. Mektup Bayan Saville’e, İngiltere.

Peterburg, 11 Aralık 17…

Kötü sezgilerle yaklaştığın bir teşebbüsün başlangıcında herhangi bir felaketin yaşanmadığını duymak seni memnun edecektir. Buraya dün vardım. İlk vazifem sevgili kız kardeşimi iyi durumda olduğumdan ve giriştiğim işin üstesinden geleceğime dair güvenimin arttığından haberdar etmek.

Londra’dan çok uzakta, kuzeydeyim şimdiden. Peterburg sokaklarında yürürken, soğuk kuzey esintisinin yanaklarımı okşadığını, sinirlerimi canlandırdığını, içimi hazla doldurduğunu hissediyorum. Bu hissi anlıyor musun? Yaklaşmakta olduğum bölgelerden gelmiş bu esinti, o buzla kaplı diyarların lezzetini sunuyor bana. Bu vaatkâr rüzgârdan ilham alan hayallerim daha ateşli, daha canlı şimdi. Nafile yere kendimi kutbun buza kesmiş, ıssız bir yer olduğuna ikna etmeye çalışıyorum; orası hayalimde hep güzellikle, hazla dolu bir bölge. Orada Margaret, güneş hiç batmıyor; geniş yuvarlağı ufkun hem kıyıcığında, sürekli bir ihtişam yayıyor. Karla buz -müsaadenle, benden önceki denizcilerin sözüne biraz itimat ederek söylüyorum kardeşim- oradan kovulup gitmiş. Durgun denizde yol alarak, yerkürenin şimdiye kadar keşfedilmiş yerleşime müsait tüm bölgelerine harikalık ve güzellikte baskın çıkan topraklara varabiliriz.

Çeviri: Yiğit Yavuz - Editör: Koray Karakulu – İş Kültür


BİRİNCİ MEKTUP

Bayan Saville’ye, Petersburg, 11 Aralık 17.

Sende kötü hisler uyandırmasına rağmen giriştiğim bu işin sorunsuz bir şekilde yoluna girdiğini duymak, tahminimce, hoşuna gidecektir. Buraya dün geldim ve ilk iş olarak sevgili kız kardeşimi, iyi olduğum ve üstlendiğim görevin başarısına daha da inandığım konusunda haberdar etmek istedim.

Londra’nın kuzeyinden çok uzaklardayım. Petersburg sokaklarında yürürken sinirlerimi canlandıran, beni keyiflendiren soğuk kuzey rüzgârını yanaklarımda hissediyorum. Bunun nasıl bir his olduğunu tahmin edebiliyor musun? Gittikçe yaklaştığım diyarlardan çıkıp gelen bu rüzgâr, beni bekleyen soğuk iklimlerin habercisi. Rüzgârın beraberinde getirdiği umuttan olsa gerek, artık hayallerim daha tutkulu, daha berrak. Kutbun, ayazın ve ıssızlığın mekânı olduğuna ikna olmak için boşuna uğraştım; nitekim orası, artık, hayal gücümde güzelliğin ve sevincin toprakları olarak canlanıyor. Margaret, orada güneş her daim görülebiliyor; yaydığı sonsuz parlaklıkla ufukta geziniyor o kocaman yuvarlak. Orası, bu noktada izninle daha önceki denizcilere itimat etmek durumundayım kardeşim, kar ve ayazın sürgün edildiği yer.

Durgun suda ilerlerken dünyanın bilinen, yaşanılabilir bütün yerlerinden daha fazla mucize ve güzellik barındıran bir diyara, belki biz de sürükleniriz. Bu keşfedilmemiş ıssızlıkta inanılmaz gök cisimlerinin mutlak varlığı, oraların niteliklerinin ve ürünlerinin eşi benzeri olmadığı anlamına gelebilir. Ebedi ışığın var olduğu bir diyarda neler olmaz ki? Orada pusulanın iğnesini harekete geçiren……

Çeviri: Gülsüm Canlı – Editör: Göktürk Ömer Çakır - Ötüken


  1. Mektup St. Petersburg, 11 Aralık 17

Bayan Saville, İngiltere

İçinizi bu kadar kötü hislerle dolduran bir maceranın ilk adımının herhangi bir felaket yaşanmadan atıldığını duymak sizi sevindirecektir. Buraya dün geldim ve ilk işim sevgili kız kardeşimi iyi olduğum ve kalkıştığım işin başarıya ulaşacağına dair güvenimin gittikçe arttığı konusunda temin etmek oldu.

Daha şimdiden Londra’nın epey kuzeyindeyim ve Petersburg sokaklarını arşınlarken yanaklarımda hissettiğim soğuk kuzey rüzgârı zihnime enerji veriyor ve içimi coşkuyla dolduruyor. Bilmem bu hissi nasıl anlatabilirim? Yolumun beni götüreceği bölgelerden kopup gelen bu rüzgâr, o buzlu iklimin tadını taşıyor âdeta. Bu vaat dolu rüzgârın kışkırtmasıyla hayallerim daha da alevleniyor, canlanıyor. Kutbun buz ve ıssızlığın toprakları olduğuna kendimi ikna etmeye çalışıyorum ama nafile; sonu gelmez hayallerimde orası tam bir güzellik ve coşku diyarı. Orada Margaret, güneş her zaman göz önünde; o geniş dairesi sürekli ufukla temas hâlinde olan bir ebedi nur kaynağı. İşte orada -benden önceki gezginlere, senin de izninle biraz olsun kulak asacak olursak- kara ve buza yer yok ve durgun denizlerde yol alarak yaşanabilir dünyamızda bugüne kadar keşfedilmiş tüm bölgeleri gölgede bırakacak harikalara ve güzelliğe sahip topraklara ulaşmak mümkün olabilir. Tıpkı o….

Çeviri: Barış Cezar – Editör: Zübeyde Abat – Koridor


I. MEKTUP

Mrs. Saville’e, İngiltere.

St. Petersburg, 11 Aralık 17

Hakkında onca kötücül seziyle dolu olduğun teşebbüsün başlangıcına herhangi bir felaketin eşlik etmediğini duymaktan çok memnun olacaksın. Buraya dün geldim; ilk görevim, biricik kız kardeşimi iyi olduğuma ve kalkıştığım işin başarısına giderek artan bir güven duyduğuma dair temin etmek.

Daha şimdiden Londra iyice güneyimizde kaldı, Petersburg sokaklarında yürürken yanaklarımı okşadığını hissettiğim soğuk kuzey esintisi bana cesaret, kuvvet veriyor ve içimi coşkuyla dolduruyor. Bu hissi anlıyor musun? Yöneldiğim coğrafyalardan gelen bu esinti, o buz gibi iklimlerin habercisi. Bu vaat dolu rüzgârın verdiği canlılıkla gündüz düşlerim daha tutkulu, daha keskin. Kendimi, kutbun buzların ve ıssızlığın tahtı olduğuna ikna etmeyi deniyorum boş yere; benim tahayyülümde güzelliğin ve neşenin coğrafyası orası. Margaret, orada güneş her daim görünür halde; geniş diski ufkun hemen ucunda, sonu gelmeyen bir ihtişam yayıyor. Orada -izninle kardeşim, bu noktada benden önceki denizcilere güveneceğim- orada kar ve buza yer yok; dahası, dingin bir denizde seyrederken, yaşamaya elverişli dünyada şu âna dek keşfedilmiş tüm coğrafyaları harikalık ve güzellik bakımından geçecek bir diyara sürüklenebiliriz. O keşfedilmemiş ıssızlıklarda gök cisimlerinin yol açtığı hadiseler şüphesiz nasıl benzersizse, bu diyarın mahsul ve özelliklerinin de eşi benzeri olmayabilir

Çeviri : N. Can Kantarcı – Editör: Darmin Hadzibegoviç – YKY


Can Yayınları Duygu Akın çevirisine şuradan bakılabilir.

11 Beğeni

Karşılaştırmalı paylaşım için teşekkürler. İş’in YKY’den bariz iyi olduğunu düşünüyorum, bende de HAY baskısı vardı, muallakta kalmaktan kurtulmuş oldum.