İngiliz Senarist: Chernobyl Dizisinde Neden Siyahi Oyuncu Yok?


(Devrim Beyaz) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/haberler/dizi/ingiliz-senarist-chernobyl-dizisinde-neden-siyahi-oyuncu-yok/



İngiliz senaryo yazarı Karla Marie Sweet, HBO’nun yeni fenomen dizisi Chernobyl’de tek bir siyahi oyuncunun olmamasına tepki gösterdi. Kendisinin bu çıkışına eleştiriler de gecikmedi. (DEVAMI…)


(Emre Can Doğan) #2

Çok basit.Çünkü…çaldılar! :smile:


(Hüseyin gök) #3

Benim sesimi duymuyorlardı onun için bu söylemi kullandım hesabı olmuş TABİ Kİ senaristin. :joy::joy:


(Kadir) #4

İyice kafayı yemiş bunlar. Bunun bir ileri versiyonu neden siyahi Nazi üyesi yok, neden Ku Klux Klan’ın siyahi üyesi yok gibi sorular olacaktır.


#5

Siyahilere yıllar boyunca her türlü zulmü yapan, eşya gibi alıp satan, hayvandan bile daha değerisiz gören ırkçılar ile siyahilere yapılan bu insanlık ayıbını kendi çıkarları için kullanan, bunun üzerinden pirim ve reklam yapma peşinde koşan embesil “social justice warrior”lar arasında hiçbir fark yok.

Irkçılardan ne kadar tiksiniyorsam bahsi geçen tweet’in sahibi olan insan artıklarındanda aynı oranda tiksiniyorum.


(mert) #7

Olaya bu kadar detaylı bakmaya gerek yok bence, dizi belgesel niteliğinde olan bir yapıt. SSCB de o dönem siyahilerin nüfus olarak çok azınlıkta o da öyle bir nüfus varsa. Oyuncu seçimi, setler ve dönemi yansıtan ögeler oldukça başarılı. İşte bizim bildiğimiz HBO bu, aynı yoğunluğu WestWorld de bekliyoruz…


(Yakup Alioğlu) #8

Çoğu tarihi filmde siyahi ve çekik gözlü aslında o dönemin şartlarında orada olmaması gereken figüranları görünce o yapımdan soğuyorum. Bu düşüncenin beni ırkçı yapmadığına inaniyorum. Oscar ödüllerinde de karşımıza çıktığı gibi belli bir kotanın altında izleyici ile buluşmayınca siyahiler bunu ırkcılık olarak görüp inanılmaz bir dayatmaya gidiyorlar. Oysa bir kore ve japon dizisinde ne kadar avrupalı oyuncu görmek saçmaysa, “neden imparatorluk döneminde beyaz oyuncu oynatmiyorsunuz” denilemeyecekse, dönemin şartlarına uygun olmayan bir rolde elbette zorlamayla, günah çıkartilıyormuş gibi o role uygun olmayan oyuncu oynatmak yersiz geliyor.
Bugun batı ülkeleri asyayı kana buluyor ve yeni nesil bir haçlı savaşı izliyoruz. Bati hedefine ulaştığında ve akıttığı kanların diyetini ödemek içinde bu politikayı izleyip savaştan kaçıp kendisine sığınan savaş mağdurlarinada eminim aynı yolu izleyip şirin görünmeye çalişacak.


(Özgür Kuru) #9

Reklam kokan hareketler. Son zamanlarda Netflix dizilerinde de benzer etkiyi görüyoruz. Nerede bir hakkı yenmiş azınlık varsa her dizide, her yapımda yer alıyorlar. Hadi kurgusal dizilerde bunu yedirebilirsin de tarihsel gerçeklere dayanan yarı belgesel yarı kurgu yapımlarda bunu nasıl izleyiciye yedirecekler bilemiyorum.


(Mustafa Yıldız) #10

Benzer bir iki kelam etmek için gelmiştim ama siz önce davranmışzınız. Bu soruyu savuşturmak çok basit aslında. Çünkü ingilizler gibi zencileri vatanlarından koparıp köle yapmadılar ancak anlayacaklarını pek düşünmüyorum. Acaba bu tweeti yazan kadın iş falan mı arıyor?

Bu arada Chernobyl 10/10 luk dizi olacakken yer yer SSCB anti propagandasına dönüşmekten kendini kurtaramıyor. Bu durum da herkesin söylediği belgesel özelliğini baltalıyor aslında. Bir yandan sosyalist rejimi kötülerken diğer yandan bu rejimin çıkardığı insanları övmek aşırı iki yüzlülük olmakla birlikte dizi gerçekten çok iyi. Sadece ne olursa olsun insanlar bunun bir dizi olduğunu bilerek izlemeli. Belgesel değil bu. Bazı yerler kurguya hizmet etmesi açısından muhakkak değiştirilecektir. Önemli olan olayın özünü vermesidir bence.


#11

Tüm dünyanın bunlar kadar siyahilerin haklarını yediklerini sanıyorlar ve herkesin onlarla birlikte günah çıkartmalarına ortak olmasını istiyorlar.


(Arda) #12

Vegan reaktör de ister misin


(Arda) #13

Sosyalist rejimi nerede kötülüyor acaba? Bence gayet iyi bir çizgi yakalanmış.


(Mustafa Yıldız) #14

Ben bürokratları aşırı karikatür buldum. Kesinlikle kimseyi dinlemiyorlar olatı anlamaya çalışmıyorlar. Dizide gösterilen her yer dökülüyor. Nükleer araştırma enstütüsü bile. Biz şimdiye kadar Rusları bozulmayan makineler yapıyor diye bilirdik ne kullanıyorlarsa kendi yaptıkları bozuk dizide.

Çernobil’de yöneticiler kesinlikle suçlu. SSCB de çok matah değil ve liyakat yerine adam kayırma almış başını yürümüş ama bana abartı geldi açıkçası. Dediğim gibi bu bir dizi ve kurguya uygun olması açısından değişiklikler yapılabilir ama belgesel gözüyle de bakmamak lazım. En azından bize sunduğu şeyi direkt almamak lazım diye düşünüyorum.


(mert) #15

Konum olarak bakarsak Ukrayna bölgesi zaten o dönemde fakir bir bölge. Moskova da gayet gösterişli bir şekilde sunulmuş. İtfaiyeci ölürken karısı yanında camdan bakıyor büyülenmişçesine şehiri anlatıyor.

Baştaki insanlara gelince rus kültürünü yansıtma da başarılı buldum. Asla hata kabul etmeyen, izole bir toplum. İlgili belgesellere bakarsanız olayın üstü dizide anlatılandan daha ciddi bir şekilde örtülmek isteniyor. Her yönüyle başarılı bence


(Cankut Değerli) #16

Ne denebilir ki? Sırf dikkat çekmek istemiş ablamız. Bu konuya gerçekten duyarlı olsaydı hesap sorarcasına yazmazdı kanısındayım, hatta son derece alakasız olduğunu da anlardı.
İnsanların haklarını koruyoruz ayağına bu konular üzerinden sömürü ve prim yapıyorlar. Yazık…


(Mustafa Yıldız) #17

O çok iyi bir sahneydi ama ben o şekilde almadım sahneyi. Pencereden baktığında kadın sadece hastahanenin diğer bloğunu veya başka bir apartman görüyor. Yani anlattıklarının hepsi yalan. Sadece kocasını birazcık olsun mutlu etmeye çalışıyor. O yüzden çok iyiydi benim için. Hatta itfaiyeci bak seni oralara götüreceğim demiştim dedikten sonra karısının evet demesi aşırı melankolik bir umutsuz bir an yaratıyor kadın için.

Açıkcası konuyla ilgili pek belgesel izlemedim. Yorum yapamayacım o konuda ama vakit buldukça bir ikitane izlemeyi düşünüyorum. Önerilere açığım.


(Okan Akıncı) #18

Eskiden ırkçılığa karşı olmak, cinsiyetçiliğe karşı olmak gibi şeylerin gerçekten anlamı vardı. Şimdiyse içini boşalttılar.

Eskiden ırkçılığa karşı olmak deyince siyahların öldürülmesine, sömürülmesine, aşağılanmasına karşı olmak gelirdi. İstedikleri okula gitme, istedikleri işi yapma, istedikleri gibi siyaset yapma hakkının savunulması anlamına gelirdi. Şimdiyse içini boşalttılar. Siyahların bulunmadığı Sovyetler Birliği’nde ya da Antik Yunan’da geçen dizilerde siyah aramak oldu.

Eskiden cinsiyetçiliğe karşı olmanın anlamı, kadınların seçme ve seçilme hakkını, eğitim alma hakkını, çalışabilme hakkını savunmaktı. Taciz, tecavüz ve her türlü şiddetin durmasını istemekti. Şimdiyse içini boşalttılar. Eşitlik anlayışı TV dizilerinde kadın ve erkek diyaloglarını 50-50 oranına getirmeye çalışmak, Julian Assange gibi muhalif gazetecileri hiçbir inandırıcılığı olmayan tecavüz iddialarıyla susturmaya çalışmak, taciz ve tecavüz davalarında hukukun en temel ilkelerinden olan masumiyet karinesini yok etmeye çalışmak oldu.

Bunun gibi bir sürü örnek verilebilir. Fakat 20. yüzyılda ezilen bir kimliğin ilerici mücadelesi olan şey, 21. yüzyılda boş beleş taleplerle mücadelenin içinin boşaltılması oldu, toplumu bölme çalışmasına dönüştü ve hepsinden önemlisi emperyalist savaşlara “insani” gerekçelerle çanak tutmaya dönüştü. Hatta ırkçılığın ve cinsiyetçiliğin tersten yapıldığını görüyoruz. Bütün beyazlar ırkçıdır, siyah düşmanıdır, pisliktir. Bütün erkekler kadın düşmanıdır, tecavüzcüdür. Bunu diyenler de var ve en uç örneğini oluşturuyor.

Sonuç olarak karşımıza böyle absürt şeyler çıkıyor. Neredeyse ve belki de hiç siyahın bulunmadığı dönemin Ukrayna’sında geçen bir dizide neden siyah karakter yok diye saçmalıyorlar. Neredeyse, belki de hiç siyahın bulunmadığı Antik Yunan’da geçen Truva adlı dizide Aşil’i siyah bir adam oynuyor. BBC bugün Game of Thrones’taki diyalogların miktarını ölçüp, dizinin nasıl bir dünyayı anlattığını görmezden gelip buradan bir cinsiyetçilik çıkarmaya çalışıyor.

Ciddiye almayınız, gülünüz geçiniz.


(mert) #19

Ben Discovery Channel da izlemiştim. Tam isim bilmiyorum ama Discovery Channel Çernobil diye ararsan bulacağına eminim


(burakkny) #20

Amma saçma…Irk ayrımcılığını kınayalım derken bu sefer “pozitif ayrımcılık” yapıyorlar sanırım. Tadını kaçırmışlar. Her dizi veya filmde her ırkın kontenjanı mı olmak zorunda…
Kim bilir sayın “aşırı zeki” senarist belki de SSCB de “siyah insan” bulunmadığındandır ne dersiniz…
Bunlar dünyayı işte bu kadar tanıyorlar.


(Mustafa Güngören) #21

Abartılmış cinsiyetçilik, ırk söylemleri bence daha çok zarar veriyor. Kaş yapayım derken göz çıkarmış ablam. Yersiz bir konuşma.
Geçen gün de Taylor Swift ablamıza bir gazeteci soru sormuş: "Bir gün anne olmayı düşünüyor musunuz?” Soruyu cinsiyetçi bulduğunu belirterek, “Bu soruyu erkeklere sorabileceğinizi sanmıyorum. Dolayısıyla cevaplamayacağım,” demiş. Fazla feminizm kokan bir hareket. Beyin yanıklaması yaşadım. Gözümde aynı iki olay.