İzlemekte Olduğunuz Diziler ve Yorumlarınız


(Hüseyin gök) #143

hqdefault

Talihsiz serüvenler dizisi 3.sezon kaldığı yerden devam ediyor harika bir dizi ve ne yazık ki bu son sezonmuş izlemeyen varsa çok keyifli ve absürt bir dizi. :slight_smile:


(Hiçliğin bekçisi…) #144

Yıllar evvel Jim Carey’in oynadığı filmden sonra ısınamadım bu diziye. Yine de Neil P. Harris gayet harika oynamış. İnsan bir şeye alışıp sevince ikinci versiyonlarına kolay adapte olamıyor.


(Hüseyin gök) #145

Bende direk diziyi izlediğim için filme ısınamamıştım zaten 11-12 kitap filme nasıl sığdırmışlar anlamadım.


(Okan Akıncı) #146

Geçenlerde Uzay Yolu’na biraz ara verip farklı bir şeyler izleyeyim dedim. Netflix’in You adlı dizisini bir solukta izledim. Bazı mantık hataları olsa da fazlasıyla sürükleyiciydi.


#147

Castlevania çizgi dizisini izliyorum, 2. sezonun son bölümlerindeyim ve hoşuma gidiyor konunun işlenişi - diyaloglar - çizimler - insanlığa eleştirel bakış açısı yönünden.


(Hakan) #148

İlk 3 kitabı anlatıyor film ve onkarı da yanlış anlatıyor. 13 kitaptan oluşuyor bir de seri


#149

The Last Ship:
Dizi genel olarak aksiyonu bol bir dizi, kişisel olarak pek birşey katacak tarza bir yapım degil ama aksiyon hic azalmadan devam ediyor.Oyuncu ortamı için bile izlenebileceğeni düşünüyorum.Genel olarak türü için değerlendirilirse gayet başarılı bir diziydi.Özellikle oyuncu kadrosu şahaneydi.Eksik yönü final oldu bittiye getirmişler, daha güzel bir final olmalıydı.


(Okan Akıncı) #151

W - Two Worlds Apart adlı Kore dizisi başta ucuz romantizm gibi gelse de oldukça fantastik ve gerilimli bir eser. Ayrıca Scalzi’nin Kırmızı Üniformalılar adlı eseri ile ortak bir noktası var.

Genç kızımız, babası tarafından yaratılan ve Kore’nin en sevilen çizgi romanı W’nin içinde bulur kendisini ve olaylar gelişir. Özellikle beşinci bölümde bir olay var ki “keşke George R.R. Martin’in de başına gelse” dedim.

Çizgi romanın ana karakteri gerçek dünyaya geçmeyi başarıyor ve yaratıcısına hesap soruyor. Bana o acıların hepsini sen çektirdin diyor. Keşke Game of Thrones’ta aniden ölen sayısız karakter de gerçek dünyaya gelip yaratıcısına hesap sorabilse.


#152

Broklyn 99’a başladım geçen hafta. Beklentimi fazlasıyla karşıladı. Hatta üstüne de çıktı. Çok komik, her karakteri ayrı güzel efsane bir diziymiş. Sezon sayısının az olması üzse de hâla çekiliyor olmasıyla avunabiliyorum.


(Berfin) #153

Over The Garden Wall (Bahça Duvarından Aştım) gerçekten çok tatlış bir diziydi. Kısa olması da ayrı bir güzellik katıyor. Artık sezon sezon dizi izlemek istemiyorum hiç.


(Hüseyin gök) #154

Yıllarca karşıma çıkan ama bir türlü izleme isteği olmayan diziyi nihayet geçen hafta başlayıp bugün bitirdim.yıllarca ne kaçırdığımın farkında bile değilmişim,olay örgüsü,karekterler,oyuncular,hikayesi ve herşeyi ile muhteşem bir yapımmış.Eger kararsız olanlar varsa kaçırmadan izleyin derim diziyi,Türkçe dublaj izlemenizi öneririm bu arada dublaj enfes olmuş. Şimdi spin-off’u olan better call saulda.


(Yasin) #155

Gerçek bir sinema/dizi izleyicisi orijinal dilinden izler diye düşünüyorum. Dublaj mı kaldı bu devirde Allasen​:joy::joy:


(Hüseyin gök) #156

Devirde ne var anlamadım ben,eger dublaj kaliteli ise herzaman Türkçe izlemeyi terçih ederim,örn:lotr’u bu zamana kadar bi kere bile altyazılı izlemedim kaliteli bir seslendirme olduğu için.Bu dizide’de bunu gördüğüm için dublajı önerdim zaten,seslendirme kötü olsaydı o notu ekleme gereği bile duymazdım.Bana göre gerçek bir dizi-film izleyicisi illa kendine bir kriter koymaz karşılaştırırır ona göre izlemeye karar verir.Bazı filmlerdeki orijinal dil o kadar rahatsızlık veriyor ki izleme isteği bile olmuyor.


(Kenan Ulusoy) #157

Lotr, Harry Potter ve Batman üçlemesini hep dublaj izlemişimdir. Youtube’da bir iki video ingilizce izleyim dedim de kulağım kanadı.

Ama hocam Breaking Bad için altyazılı izlemenizi tavsiye ederim. Jesse’nin bi**hlerini duymak güzel olur.
Aklıma gelmişken de şu remix videosunu paylaşayım, diziyi bitirenler izlesin spoiler olabilir.


(Yasin) #158

Tabiki herkesin kendi zevki görüşüdür. Ama bir filmi eğer animasyon değilse orijinal dilinde izlemek bütün sinemaseverlerin ilk tercihidir. Çünkü orada konuşanın sesi, tonlaması vs. dublaj olunca bir sahtelik hissi oluyor. Ülkemiz dublaj konusunda gerçekten iyi bir konumda. Lakin tekrar ediyorum iyi bir sinemasever, az çok sinemaya meraklı , araştıran bu konu üzerinde okuyan hemen herkes orijinal dilinde izler. Ben de izlemeye dublajla başladım. Yüzüklerin Efendisi hele , çok harikaydı seslendirme de. Ama yıllar geçti bir iki orijinal dilinde izledikçe baktım ki dublaj tam bir işkence. Tom Cruise, Brad Pitt, Leonardo Di Caprio hepsi aynı ses. Böyle saçmalık olur mu? Adamların orijinal sesleri varken dublaj izlemek artık çok saçma geliyor. Tekrar ediyorum herkesin kendi zevki tabiki. Görüşümü belirtmek istedim sadece.


(galeme) #159

Dublaj çok yapmacık geliyor bana. Uyumsuz ve gündelik hayatta duymadığımız diyaloglar içeriyor. Hey dostum lanet olsun gibi gibi.


(Yasin) #160

Yani bunun gibi onlarca şey öne sürülebilir dublajlı izlememek için. Her küfrü lanet olsun diye çevirmelerinden tut da ne bileyim üstte dediğim gibi onlarca oyuncuyu tek bir kişinin seslendirmesi gibi. Tamam bazı oyuncuların sesi hayal kırıklığı olabilir. Mesela Brad Pitt’in sesini ilk duyduğumda bana çok renksiz gelmişti. Ama izledikçe alıştım. Orijinal ses gibisi yok.


(Hiçliğin bekçisi…) #161

Özellikle sansürlenmiş dublaj yüzünden her zaman alt yazılı tercih ederim. Bunun birkaç faydası da var. Dile alışmak gibi. Özellikle Fransız, Japon, Hint, İtalyan … yahu ben hepsini seviyorum galiba orijinal olarak. :joy:

Genelde ailemle izlerken Dublaj eziyetini çekiyorum ama komedi filmleri ağırlıklı izlendiği için çok da önemsemiyorum. Yine de adam akıllı bir film izleyeceksek kardeşimle ben baskıcı bir rejimle orijinal dilde izletiyoruz. Annem her türlü uyuyor ama babam en azından izliyor. :joy:


(Emre ) #162

Piyasada hepsine ayrı ses verebilecek kaliteli adam yetiştirmek çok zor olur bence. Aynı ses duymak beni rahatsız etmez genel olarak. Dublajda eksikliğini hissettiğim en önemli şey orijinal ses tonu ve vurgulardır. İletişimdeki en güçlü olgulardan ikisi. Dublajda bunu vermek çok zor oluyor.

Mesela kardeşim 6 yaşına girdi onunla altyazılı film izlemek elbet isterdim ama yoğun diyaloglu filmlerde altyazı hızına yetişemiyor maalesef. Bazen de dublajın onun için çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Genelde Cartoonları seslendiren kişilerin seslerini başka filmlerde duyunca hem ilgiyle izliyor hem de çağrışımlar yapıyor. Çocuklar genelde seslere daha ilgi duyuyorlar özellikle Harun Can’ın sesini ve Gumball’ı seslendiren kişiyi oldukça seviyorlar mesela. Ki dublaj sanatında çok değerli sanatçılarımız var. Polonya’da sanırım dublajda her şeyi sadece bir kişi seslendiriyormuş mesela öyle bir durumda da olabilirdik ve çocukluktan itibaren öyle büyüsek belki de bu alışkanlığımız haline gelirdi.

Nasıl ki yayınevleri seri kitaplara her zaman aynı çevirmeni yetiştiremiyorsa dublajda da aynı şey geçerli. Çünkü ürün çok fazla çeşitlilik yaratmak demek zaman kaybına veya fazla iş yüküne yol açabilir.

Altyazının da bazen kötü bir yanı oluyor. Özellikle fazla sayıda sahne/dekor mesajı içeren dizi veya film artık her ne izliyorsanız altyazıları okurken kaçırmanıza sebeb oluyor. Örneğin; Matrix, Stanley Kubrick filmleri, David Lynch filmleri vb.
Yani bir süre sonra altyazı okumak kitap okumak gibi bir hale dönüşüyor, siz altyazıyı okurken sahneler uçup gidiyormuş gibi geliyor. Bazen tabii dediğim gibi.


#163

Ben de kesinlikle orjinal dilden yanayım ama animasyon filmlerde dublaj konusunda başarılıyız bence.Diğer türlerde dediğiniz gibi o duyguyu yansıtamıyorlar ama animasyonları seslendirenler bu konuda ayrı bir başarılı.