Kara Büyü


#1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/kara-buyu-duygu-ozkan/



Sokakları adımladıkça gecenin izleri ayaklarından toprağa düşüyordu. Nerelerde dolandı bilinmez bastığı yerlerde kurum lekesi bırakıyordu. Ruhundaki karamsarlık derinlere kök salmakla kalmamış dışarı taşmıştı. Adam ağır adımlarla iskeleye yanaşıp denizin uğultulu dalgalarına kulak kabarttı. Yüreğindeki isyan yüklü parçayı sırtlanmış kıyıyı döven deniz gibi gelgitler yaşıyordu. Ağaçlar nazı bırakmış boyun eğiyordu şiddetli rüzgâra. Bir gazete parçası şamar… (DEVAMI…)


(Hiçliğin bekçisi…) #2

Merhaba,

Temayı işleme şekliniz hoşuma gitti. Hoş bir karanlık esinti vardı. Diyaloglar tam halk konuşmasıydı. Sırıtmıyor olması çok hoşuma gitti, Orhan’ın tepkisi de oldukça yerindeydi. Gerçi ben olsam daha dehşet bir halde olurdum sanırım. Tek takıldığım nokta Orhan’ın bir anda elinde satır belirdiği kısım oldu. Kapıyı kırdı, içeri girdi filan ama o satır nereden geldi eline onu anlamadım. Belki daha beklenmedik bir son olsaydı daha hoş olabilirdi. Nedense hep daha farklı ters köşe bir son nokta bekledim. Çocuklarına ve eşine de biraz sinir olmadım desem yalan demiş olurum. Genelde ben böyle insanlardan nefret ediyorum sanırım. Kaleminize sağlık güzel bir öyküydü.


#3

Merhabalar

Değerli, yapıcı yorumunuz için teşekkür ederim. Orhan ile ilgili şu cümleyi yazmıştım. Dükkânın duvarında asılı satırlar var, önceden belirtmiştim.

Son konusunda haklı olabilirsiniz. Ters köşe yapabilirdim ama konu uzardı bu sefer. Sonu biraz aceleye getirdiğimin de farkındayım.

Özellikle aileyi bu şekilde yazdım ki Orhan karamsarlığa düşsün. Tekrar teşekkürler. :slight_smile:


(Hiçliğin bekçisi…) #4

Haydaaa :smiley: Onu olayın geriliminden fark etmemişim demek ki. Sağ olun :smiley:


(gayekskn) #5

Merhaba Duygu,
Orhan’ın geçişlerini çok güzel vermişsin. Aynı anda, farklı zamanlarda yaşadığı çelişki hoşuma gitti. Ben sadece isimlerden çok hoşlanmadım. ‘Gölge Nine’ isminin doyuruculuğu yok diğerlerinde. Fikret yerine belki daha lakapvari bir şey hoşuma gidebilirdi diye düşünüyorum. Bunlar hikayenin ateşini körüklerdi bence. Genel anlamda hoş, bakış açısı olarak quamtuma bile göz kırpan bir öykü. Tebrikler.


#6

Merhaba Gaye,
Vakit ayırıp yorumladığın için teşekkür ederim. Orhan ile ilgili kısımları beğenmene sevindim. :slight_smile:
İsim konusunda haklısın. İsim uydururken zorlanmam ama yerli isim kullanırken zorlanıyorum açıkçası. Çünkü muhakkak aynı isimde bir tanıdık ya da ünlü biri oluyor ve kataktere bu uymuyor diye değiştiriyorum. Sonuçta aklıma gelen ilk ismi koymaya başladım. Gölge Nine ise lakap diyebilirim. Cinayet öncesi beliren gölgeye dikkat çekmek için kullandım.


(Murat Barış Sarı) #7

Gölgeler ve gölge nine son derece başarılı olmuş. İsim farklı olsaydı okurken tırnaklarımı yiyebilirdim. Ama isim Kara Büyü olunca belki gerektiğinde öce çözmüş olabilirim olayı, ya da şöyle söyleyeyim, isim dolayısıyla işin iç yüzü çabuk anlaşılabilir.

Orhan’In ailevi durumu güzel yansıtılmış. Erkeklerin temel sorunlarından birine değinmiş öykü bu anlamda.

Herşeyin sonunda iyi bulunmuş, iyi anlatılmış bir öyküydü, elinize sağlık.


#8

Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Gerilimi hissettirebildiğime sevindim. Aslında öykünün içinde doğrudan anlatmamak için başlıkta belirtmek istedim büyüyü. Belki yapmasam daha gizemli olurdu. :slight_smile:
Ailevi durumu olabildiğince doğal yansıtmaya çalıştım. Beğeniniz mutlu etti. :slight_smile:


(Osman Eliuz) #9

Merhabalar,

Öykünün hazırlığında Orhan’ın dertlerini, içine düştüğü buhranı çok güzel aktarmışsınız. İş görüşmesi güzel ve yeterliydi. Araya sıkıştırılmış Salih’in hayatından bir kesit gördük; gerekliliğinden emin değilim, belki bu gibi kısımlar Orhan’ın etlerle uğraşırken gördüğü sanrılara yerleştirilebilirdi. Orhan’ın düştüğü durum karşısındaki tavırları, sindirme çabaları harika aktarılmış. Gölge Ana’nın yaptıklarının sebebi açıklanırken erkeklerden çok çektiğinden bahsedilmiş, bu biraz yetersiz sanki. Ve de burada erkeklerden intikam alırken Fikret’le çalışıyor oluşu… Belki Fikret yerine de bir kadın karakter kullanılabilirdi. Finalde ise bu işi Fikret’in de yapabiliyor oluşunu gördük. Kendi işini kendi yapabilecekken neden risk aldı ve Orhan’ı işe aldı? ‘‘Yola senle çıktık, senle sonlandırmalıyız,’’ diyor bir yerde fikret. Bu kısımları belki bilerek muğlak bıraktınız bilmiyorum.

Sonuç olarak okuması keyifli, güzel düşünülmüş ve ustaca kelimelere dökülmüş bir öykü olmuş. Ellerinize sağlık.