Katil Maslow Tarafından Planlanmış Bir İntihar Vaka’sı

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/katil-maslow-tarafindan-planlanmis-bir-intihar-vakasi/



Maslow’a ait ihtiyaçlar hiyerarşisi, alt düzeydeki ihtiyacın karşılanmadan üst düzeydeki ihtiyacın karşılanmasının anlamsız olması ilkesi üzerinde kurulmuştur. Maslow’a göre, tüm ihtiyaçlar içerisinde en önemli olan ihtiyaç fizyolojik ihtiyaçlardır. Fizyolojik ihtiyacını gidermemiş bir kişi için diğer ihtiyaçların bir önemi yoktur. Aç veya susuz olan bir kişi, öncelikle bu ihtiyacını doyuracaktır ve diğer ihtiyaçlarını doyurmaya yönelmeyecektir. “Bir… (DEVAMI…)

2 Beğeni

Selamlar @Muge_Kocak,

Öykuleriniz hicbir zaman, beni okuduğuma pişman etmiyor. Nitekim okuduktan sonra büründüğüm hafif melankoli, yarattiginiz yabanci karakterin başarisini gosteriyor. Elinize saglik. Guzel bir öyküydü.

Gorusmek uzere…

1 Beğeni

Sevgili @ebuka

Umarım sizi okuduğunuza pişman etmeyecek öyküler yazmaya devam ederim her ne kadar benimkiler bir parça sert kaçsa da :slight_smile:

Henüz öykünüzü okumadım ama iyi ki bu platforma tanıştık, yorumunuz için çok teşekkürler.

1 Beğeni

Merhaba @Muge_Kocak,
Öykünün kurgusunu, kahramanın dilindeki gizli/açık ironiyi çok sevdim ve inandım.
Elinize sağlık.
Sevgiler,
Görüşmek üzere.

1 Beğeni

Merhaba @Lightsky

Beğenmenize çok sevindim, zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumladığınız için çok teşekkürler.

Sevgiler

Tekrar merhaba!

Sizde öykünüzde bu ayki yaygın temalardan farklı olarak Maslow teorisine yönelmişsiniz. Bu ilginç ve hoştu, yeni birşey öğrenmiş oldum sayenizde. Yazım diliniz cesur ve açık. Zaten yeraltı edebiyatı seven herkes biraz olsun cesurdur bence. :slight_smile: Benim sadece imla ve yazım olarak bulduğum birkaç hata var. Bunlardan ilki ‘‘Cd’’ kelimesinin yazımıyla ilgili. Yanlış bilgi vermemek amacıyla biraz araştırma yaptım aslında çünkü bu kelimenin ‘sidi’ olarak yazıldığını daha önce hiç görmemiştim. Türkçe’ye bu şekilde devşirilen kelimelerin özel olarak karşılıkları bulunmuyorsa sanırım kelimenin yabancı bütününün sonuna Türkçe ekler eklememiz gerekiyormuş. Yani ‘Cd’sini’ gibi. Bir diğeri ise, ‘‘Ben seni daha sonra arayım.’’ cümlesiydi. ‘Arayım’ kelimesin ‘arayayım’ diye kullanılması gerekiyor bildiğim kadarıyla. Son olarakta başlığın biraz daha çarpıcı olmasını isterdim, anlattıklarınıza düz bir gönderme olmuş gibi geldi bana. Bunların dışında herşey güzeldi, kaleminize ve emeğinize sağlık. Önümüzdeki seçkilerde görüşmek üzere! :slight_smile:

1 Beğeni

Öncelikle öykünüzü yeni okuma fırsatı buldum ve hazır aklımdayken fikirlerimi paylaşmak istedim. Genel olarak kadınların dile getiremediği şeylere odaklanmanız hoşuma gitti ancak yazım stiliniz beni pek içine alamadı. Yazılarda günlük konuşma dilini pek sevmediğim için olabilir bu durum. Günlük yazılıyor diye illaki günlük konuşma dilini yazmak zorunda olduğumuzu düşünmüyorum. Samimiyet ayrı bir nokta ama metnin geneline bu vurulmamalıydı bence. Kadın kendini gerçekleştiremediği için intihara sürüklüyor kendini ve kadının o psikolojisi hiç yazılmamış. Kadının karamsarlığını okumak isterdim.
‘‘Elimdeki yüzüğün kapağını kaldırdım, siyanürün etkisini iliklerimde hissettim’’ Bu alıntıda kadının sürekli intihar düşüncesi olduğunu görebiliriz ama hissettikleri yok, ayrıca aynı alıntı için okuyucu ‘‘kadın siyanürü içti’’ havasına kapılabiliyor ama yazının devamında kadın ölmüyor. Bu durum gerçekçiliği biraz düşürmüş gibi geldi bana.
Birkaç hikayede beni içine tamamen içine çeken betimlemeler mevcuttu ancak bu öyküde derine inebileceğim psikolojik bir betimleme bulamadım.
Emeğinize sağlık iyi akşamlar dilerim :slight_smile:

1 Beğeni

Zaman ayırdığınız, okuduğunuz ve yorumladığınız için teşekkür ederim.
“sidi” kelimesini ironi olsun diye öyle yazdım. bazen metinlerimde böyle tuhaflıklar yapıyorum.
Arayım / arayayım konusunda emin olamadım. Ama siz öyle diyorsanız düzelteyim.
Haklısınız başlık dümdüz. Çağ Baba Türbesinden Atlayan Kadın’ı kullanacaktım. Al birini vur ötekine :slight_smile:

Tekrar teşekkürler

2 Beğeni

Merhaba

Zamanınızı ayırıp okuduğunuz ve yorumladığınız için teşekkürler. Uzun bir metinde kopmadan ilerlemek zor olabiliyor. Haklısınız, yazım dilim duyguları pek barındırmayan bir dil. Genelde galiba böyle. Karakterlerimin psikolojik bunalımlarını, hezeyanlarını, iç kararmalarını yazmıyorum. Benim yazılarımda, “gitti kesti etini yedi sonra uyudu horladı” gibi şeyler oluyor. Bu nedenle, daha çok ruhsal durum ve çözümleme arayan okurlara hitap etmeyebilir.

Siyanürün etkisini hissetti ama ölmedi, kapağı da sonradan kapattırdım. Demek ölmüş hissi vermişim. Buraya bakayım tekrar.

Tekrar teşekkürler

1 Beğeni

Aslında Çağ Baba Türbesi’nden Atlayan Kadın’ı sevdim. Çoğumuz sanırım alternatif başlık arayışlarında boğuluyoruz. :slight_smile: İşin eğlenceli kısmı da bu zira benim en zorlandığım kısım diyebilirim. Bir hikayeye isim bulmak beni çok uğraştırıyor. :slight_smile:

2 Beğeni

Ben kasveti sevenlerdenim o yüzden olmuş olabilir. :slight_smile: Evet siyanürün kullanılmış olması biraz tehlikeli olmuş soluma esnasında bile vücudu direk etkileyen bir madde.

1 Beğeni

Sizi mi kıracağım :slight_smile: o bölümü siyanürden zehire çevireceğim, padişahların yüzüklerinde olduğu gibi :slight_smile:

Merhaba Müge Hanım.
Yoğurt yiyişinden kim olduğu belli olan yazarlardan birisin. Öykünü okumayı dört ayrı ortamda bitirebildim. Ofis,yollar,toplu taşıma ve misafirlik. Bu, öykünüzün başında, ana karakterin başına geleceğini bildirmenize rağmen, bitmek bilmeyen merak duygusu aktarımı ve akıcılıktan kaynaklıydı tabi :slight_smile: Emeklerinize sağlık. Bir kadının gözünden yanak kızartıcı muhabbetleri okumak keyifliydi ayrıca. Cesaretiniz için tebrik ederim.

Yeni hikayelerde görüşmek dileğiyle…

1 Beğeni

Merhaba @Arokan

Size yollarda eşlik eden bir öykü olmuş çok sevindim. Çay ikramı da yapabilseymiş tadından yenmezmiş :blush: Yalnız misafirlik kısmını biraz abartmışsınız :face_with_raised_eyebrow: O kadar sıkıcı mıydı ya :grimacing:

Ben daha yüz kızartıcı olurum da site sansürüne takılırım :see_no_evil: Aslında bence cesaret cinsel konuları dile getirmek değil var olan düzene biraz başkaldırmakta. Malumunuz sindirilmiş insancıklar birliğinin nadide birer üyesi haline geliyoruz hepimiz. Yazılarımız, anlatımlarımız, karakterlerimiz aynı tornadan çıkmış gibi tek düze. Amannn nereden nereye. Dolmuş muyum ne ben de!

Bu türbenin asıl hikayesi ilginç aslında. Aziz Google’a bir sorun :slight_smile:

Okuduğunuz, yorumladığınız ve üstelik beğendiğiniz için çoook teşekkürler :pray:t2:

2 Beğeni

:slight_smile: Çay kısmını misafirlikte hallettim.
Ben kendimi bildim bileli muhalifim. Hatta bazı şiir projeleriyle hapse girip orada biraz kağıt kalemle haşır neşir olma niyetim de var ama bakalım, kısmet :slight_smile:
Bir çoğumuz dolmuşluğumuzu hikayelerimizde boşaltmaya çalışıyoruz. Bu yüzden edebiyatın yatıştırıcı etkisi de var. Bu hikaye bana yeni fikirler de doğurdu. Türbelerle ilgili duyduğum halk hikayeleriyle birleştirebilirsem yeni bir öykü yaratabilirim. Edebiyat etkileşimleri işte. Etkileşelim, güzelleşelim. Yok ya o böyle değildi :blush:

Sevgiler…

1 Beğeni

Şimdi oturdu bende öyküdeki kadının atladığı yer ve neden ölmeyişi :slight_smile: Oruç Baba Türbesi diye görünce google’da haberi de hatırladım :slight_smile:

1 Beğeni

Yani acaba hapse girmeseniz mi? Bilemedim tabi tercih sizin, kağıt kalemle haşır neşir olmayı yanlış anlamış olabilirsiniz, benden söylemesi :joy:

1 Beğeni

Yok yok, orası ayrı bi dünya. (Yatıp çıkmış gibi konuştum) :slight_smile:

1 Beğeni

Müge öncelikle kalemin dert görmesin. Ben bu öyküye bayıldım. Bir solukta okunan bir öykü. Hatta şimdiye kadar ara vermeden okuduğum öykülerinin başını çekiyor diyebilirim. Uzunluk kısalık meselesi öykülerin temel ve en göreceli meselesi bence. Faulkner konuyu basitçe aydınlatıyor aslında. “İdeal kitap boyu”nu soruyorlar usta ayazara. Yanıtı esprili oluyor. “İdeal bacak boyu kadardır.” diyor. Soru, “O halde ideal bacak boyu ne kadar olmalıdır?” diye yinelenince, Faulkner gülümsüyor bu kez. “Yere basmaya yetecek kadar!”

Bence öykünün ayakları yere basıyor. Bu arada edebiyatın günlük konuşma dilinden ayrı bir mecrada yol alacağını sanmıyorum. Hele ki günlük formunda kurgulanmış bir öyküde aksi düşünülemezdi. Bu yüzden yukarıdaki yorumların bazılarına katılmıyorum.

Tema konusuna gelince, hem metaforik anlamda hem de doğrudan olarak gayet güzel kullanmşsın.

Ayrıca cesaret gerektiren ve özellikle tercih edilmediği müddetçe sakınılan konularda rahatça yazabiliyor olman takdirlik… İç soğutan, oh ne güzel yazmış denilen cinsten. Yani kimse gül s.çıyoruz sanmasın öyle değil mi? :stuck_out_tongue:

Bazı imla hataları göze çarpıyor evet. Özellikle tırnak içi küçük/büyük harf hataları daha bariz. Ama bunlar basit redaksiyonlarla giderilebilir.

Velhasıl ellerine sağlık @Muge_Kocak . Hande öykünü beğendi…

*Siyanür bence gayet yerinde ve son zamanlardaki toplu intihar vakalarına göndermeli bir seçim olmuş. İmza:Toplumsalcı Yazar:))

1 Beğeni

Bu arada madem herkes başlık hakkında yazmış ben de yazayım. Aslında bu konu yazarın özel alanına girer ama. Tıpkı sonu şöyle olsaymış, başında şu da konuşsaymış demek gibi…

Bir İntihar Vakası (Vaka özel isim olmadığından mütevellit apostrof kullanmazdım.)

1 Beğeni