Khand


(Ufuk ) #9

Soteye yattın ve avının tuzağa düşmesini bekledin demek!!! Vay arkadaş, olaya gel. Ava giderken keklik gibi avlandık iyi mi! :smiley:

Zaten bir şey diyeyim mi, öykü yazımının en keyifli anları o araştırmaların yapıldığı, ilk taslağın çıktığı ana kadar ki zaman bence. Sonrası aynı şeyi 50 kere okuyup hata aramak, ince ayar yapmak… En sevmediğim kısım…

Total War oyunlarını severim ama bir türlü düzenli oynayamadım. Assassin’s Creed’de serisinde Black Flag’e kadar bütün oyunları bitirdim. Revelations sonrası patates mi değil mi noktasında Assassin’s Creed 3’ün seride düşüş anlamına geldiğini söyleyebilirim. Devamı için oynamadığım için bir yorumda bulunmak istemiyorum. Genel kanı düştüğü yönünde ama oynadıktan sonra kendi görüşümü söylemek isterim.

Sen de bu güzel öykülerinle iyi ki varsın Çağatay. Başarılarının devamını dilerim.

Canım Assassin’s Creed çekti senin yüzünden, ne yapacağız şimdi? :smiley:


(Yakışıklı) #10

Vallahi ben Revelations’a düşmeyi düşünüyorum şu an ciddi ciddi Ufuk, hani reis dediğim adam Altaïr Ibn-La’Ahad fakat ilk oyunun mekanikleri çok eski ve “Kime boyun eğmek istiyorsun, ha?” cümlesini her duyduğumda o atmosfer yıkılıyor bende xD Ha bi’ de, Revelations’un sonu çok ama çok duygusaldı ya, ben çok sevmiştim.

Ezio’nun Altaïr’le karşılaşması (koltukta oturan kemikleri yani), davranışları, duyduğu saygı, acayip hoşuma gitmişti benim. Altaïr’in Darim’le olan konuşması, aralarındaki baba-oğul ilişkisi, böyle şeyler yok yeni oyunlarda Ufuk, hani yaşlı bir insan değilim ama pek genç de görmüyorum kendimi ruh olarak, ben duygu arıyorum oyunlarda, o doku olmadı da mı çöp oluyor benim için. O sebepten ötürü de oyunlarda, kitaplarda vs. ne arıyorsam, öykülere de onu yansıtmaya çalışıyorum. Ortadoğu ve Anadolu’nun en büyük istihbarat ağına sahip Sa’eed ve küçücük bir kız çocuğu karşısında duygularına yenik düşmesi, aralarındaki bağ, bütün onlar için de bir şekilde kendimi o atmosfere sokmam gerekti.

Gidip Kingdom of Heaven’ı tekrardan seyredeyim xD


#11

Çok beğendim öyküyü. Çok mekan olmasına rağmen anlatım o kadar iyiydi ki hiç karışıklık yaşamadım. Khand karakterini sevdim, çok doğal göründü gözüme. Öykünün akışı yerli yerinde olmuş. Keyif içinde okudum, insan kendini o atmosferin içinde buluyor. Ellerinize sağlık.
Kütahya detayı gülümsememe neden oldu. Az çekmedim havasından. :slight_smile: Akşehir de yıllarca yaşadığım bir yerdi o yüzden öyküde görünce eski anlarımı hatırlattı bana. :slight_smile:


(Yakışıklı) #12

Çok teşekkür ederim Duygu, öyküyü beğenmen, kendini atmosfere sokabilmen, hele hele Khand’ı sevmen çok hoşuma gitti.

Acemiliği Kütahya’da yaptığım için “dengesiz hava” dendiği vakit aklıma ilk olarak orası geliyor. Öğle vakti sıcaktan kulaklarımız soyulurdu eğitimde, sonra güneş bi’ batardı, Sibirya resmen. Akşehir de tatlı bir tesadüf olmuş.

Tekrardan vaktini ayırıp yorum yaptığın için teşekkür ederim, gelecek seçkilerde görüşmek umuduyla ^^


(Hiçliğin bekçisi…) #13

Merhaba,

Öncelikle öykünüzün adını çok ama çok beğendiğimi söylemeliyim. Bir kitap adı olsaydı ilk dikkatimi çekecek isimlerden biri olurdu. Khand… Ne kadar da güzel bir isim. Öykünün atmosferi çok güzeldi. Genelde bu tarz öykülere girince sıkılırım. İlk paragrafta bir sıkıntı basar beni ancak öykünüz bundan çok uzaktı. Diyaloglar yerli yerindeydi. Şurası da keşke şöyle olsaydı dediğim bir yer yok. Tek keşkem var o da kısa olması. İnsan kahvesini alıp, battaniyesini üzerine çekip keyifle daha fazlasını okumak istiyor. Bazen kelimelerle anlatamayacağınız şeyler yaşarsınız hani ben de anlatamıyorum şuanda. Uzun sözün kısası etkileyiciydi. Daha fazlasını yazmanız ve daha fazlasını okuduğumda daha anlatabileceğim şeyler söyleyebilmek dileği ile.


(Yakışıklı) #14

Merhabalar,

Çok teşekkür ediyorum, yorumunuz beni çok mutlu etti. Atmosferi hissedebilmeniz, öyküyü okurken yabancılık çekmemeniz, bütün bunlar çok güzel şeyler benim için. Khand isminin güzelliği de beni edebî bağlamda yazmaya başlatan kadının güzelliğinden geliyor.

Kısalık konusunda haklısınız fakat önceden de dediğim gibi, zaman sıkıntısı çektim epey. Okuyucuyu o dönemin atmosferine soktuktan sonra daha detaylı ve uzun soluklu bir yolculuğa çıkarmak isterdi gönül fakat, kısmet olmadı diyelim.

Vaktiniz, yorumunuz ve güzel dilekleriniz için tekrardan canıgönülden teşekkür ediyorum, çok incesiniz.


(Osman Eliuz) #15

Merhabalar.

Yine her yönüyle harika bir öykü. Bana kendi öykülerimden birini anımsattı. Bu atmosferi çok severim, özellikle çöl ortamını; o ıssızlıkta öylece yürümek bile başlı başına bir öykü olabilir. Ufuk’un da söylediği gibi metin üzerindeki emeği ele veriyor.

Benim de hayal kırıklığım finaliydi. Ne gerek vardı, dedim kendi kendime. Ortam, öykü ne kadar da güzeldi oysa. Finalde parmakların arasında kum diyerek yine de olayların gerçekliğine gönderme yapmışsınız lakin hiç tatmin olmadım, yalan yok. Neden; çünkü çok beğendim; başlı başına kendine ait olmasını istedim öykünün.

Sözlerim beğeniden kaynaklı, eleştiri için yazılmış şeyler değil. Gelecek seçkilerde de görüşebilme umuduyla.


(Yakışıklı) #16

Merhaba Osman,

Çok teşekkür ediyorum güzel sözlerin için. Çöl ve onun bir değişiği olan bozkır ortamını (hele hele hava şartları çetinse) ben de çok severim, yalnızlık, izolasyon, insanın ruhuyla baş başa kalışı bana çok güzel fırsatlar sunuyor bir şeyleri üzerine kurmak açısından.

Öyküyü beğenmen hoşuma gitti, ne mutlu bana ki harcadığın vakte değer bir şeyler çıkmış ortaya. Muhtemelen ilk uygun vaktimde senin dünyana giriyorum yüksek bir beklentiyle.

Tekrardan görüşmek umuduyla ^^


(Murat Barış Sarı) #17

Kurgusuyla, dilin kullanımı ile kusursuzdu.
Haçlı Seferleri zamanında, farklı mekanlarda geçen öykü ve karakterleri beni büyüledi doğrusu. Tarihsel kurgudan özellikle hoşlanırım ve çok beğendim.

“…çiğneyemeyeceği büyüklükteki lokmayı minicik ağzında çevirirken arada duraksayıp burnundan nefes alıp veriyordu.”

Gibi bizi olayın olduğu ana götüren ince detayları ve tasvirleri de çok yerindeydi.

Ama ben de Osman’a katılıyorum daha farklı bir final bu çok güzel öyküye daha çok yakışabilirdi diye düşünüyorum. Tabi sizin tercihinizdir. Belki uzun olacağını düşündünüz belki bu haliyle sevdiniz. Ama merak etmeyin bu haliyle de gayet güzeldi.

Hoşça kalın


(Yakışıklı) #18

Vaktin ve yorumun için çok teşekkür ederim Murat. Öyküyü beğenmen inan çok hoşuma gitti.

Final biraz aceleye geldi desem tam doğruyu yansıtmayacak ama, bu öykü benim için ya bu kısalıkta olacaktı ya da çok rahat bir şekilde 4000 kelimenin üzerine çıkacaktı. Vakit olmadığı için de böyle oldu.

Gelecek seçkilerde görüşmek dileğiyle ^^


#19

Aşk olsun sana Çağatay. Aşk olsun!

Böyle güzel mi yazılır bir öykü, böyle güzel mi anlatılır o dönem, böyle güzel mi canlandırılır o atmosfer okuyanın zihninde :smiley:

Yüreğine kalemine sağlık. Çok sevdim, işlediğin konuyu, konunun geçtiği dönemi :slight_smile:

Aha dedim, Ingmar Bergman’ın Yedinci Mühür filmine gönderme :smiley: Bir an o canlandı gözümde :smiley:

Daha en başından tutup hallaç pamuğu gibi savurdu öykü beni. Sonu nasıl geldi anlamadım. Ammaaa, al sana koca bir ‘Aşk Olsun!’ da sonu için.:smiley:

Hiç olmuş mu o son bu güzelim öyküye, hiç yakışmış mı? Bence yakışmamış. Sonuna kadar kasıp kavuran , alıp savuran bu güzelim öykü için bu ‘Son’ u görmezden gelebilirim. Yapma böle şeyler. Üzme bizi :slight_smile:

Son bir şey daha: Bence Fantastik Kurgu hiç de yabancısı olduğun diyarlar değil. :wink:

Eline yüreğine sağlık. Kalemine kuvvet :smiley:


(Hacı) #20

Etkileyici baş tarafı bende maaolf okuyormusum hissi uyandırdı. Güzel bir öykü kaleminize sağlık.


(Yakışıklı) #21

Vaktin için ayrı, güzel sözlerin için ayrı teşekkür ederim Umut, tebessüm oluşturdun yüzümde, Allah razı olsun ^^

Öyküyü beğenmen beni çok mutlu etti. O giriş cümlesini yazarken de aklımda Yedinci Mühür yoktu, lâkin delirmişçesine lichess üzerinde satranç oynuyordum. Sonrasında bu kadar yeter artık deyip öyküye döndüm, ama bu “kararlılık” da pek uzun sürmedi. Neden? Satranç ile haçlı seferi yan yana geldi, oturdum filmi izledim :smiley:

Finalle ilgili bir yorumda bulunmayayım, ancak boş yere kafa şişiririm. Kafamı öne eğip eyvallah diyorum sadece ^^

Şu sözü senden duymak güzel, çok güzel. Sonsuz teşekkür ederim tekrardan.

Gelecek seçkilerde görüşmek dileğiyle, esen kal ^^


(Yakışıklı) #22

Teşekkür ediyorum okuduğunuz için, öyküyü beğendiyseniz ne mutlu bana ^^


#23

Kendi yazdığım şeylerle ilgili sürekli duyduğum bir eleştiriyi, bu sefer büyük bir zevkle ben yönelteceğim. Bunu yaparken öyküyü, akışı, rotayı, dönemi, esin kaynaklarını ne kadar beğendiğimi belli etmeyeceğim:

Çok kısa olmuş.


(Yakışıklı) #24

Vaktin ve ziyadesiyle ince gördüğün bu güzide yorum için çok teşekkür ederim Türker, daha uzunlarında görüşmek üzere.

Özledik seni de, bitsin şu hasret.


(Ufuk ) #25

Yeter artık yazmayın şu adama yorum (dedi yorumu yazan, kendi yarattığı paradoksa küfrederek). Sonra şımarıyor aylarca öykü yazmıyor. Ardından bekle ki yeni öykü yazsın haşmetli… :speak_no_evil:

Çok kötü bir öykü yazmışsın Çağatay, lütfen gelecek seçkide bundan iyisi yap yoksa halı sahaya çağırmayız bir daha. :skull_and_crossbones:

Hiç gülme @Osman_Eliuz, bu yorumlarım aynen senin için de geçerli. :smiley:


#26

Sevgili @DigitalMilitia

Kapsami, atmosferi, amaclari ve titiz planlamasi ile cok basarili bir oykuydu. Sevgili @Gurlino 'nun ornek.olarak verdigi betimlemeyi ilk okudugumda alkisladim. Yularidaki yorumlarin birine olostirdigin betimleme konusunda soylediklerinde ise kendine fazla yuklendigini dusundum. Bazen yapabildigimizi dusundugumziden cok daha fazlasini yapacak potansiyelimiz vardir. Nacizane bir his; sende oylesin. Cok keyifliydi :slight_smile:

PS: “Hristiyanlara para kazandırmamak için onlardan alışveriş yapmazdı.” bir baska alkisadigim cumle oldu. Ne yazdiginin farkinda olan, yogunlasmis ve baska bir lige cikmis bir yazar…

Eline ve dus gucune saglik
Sevgiler
Dipsiz


(Yakışıklı) #27

Merhabalar,

Değerli vaktiniz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim. Geç döndüğüm için affedin, taşınma koşuşturmacası içinde olmam hasebiyle ancak vakit bulabildim.

Sevgiler ve saygılar bizden, görüşmek üzere ^^


(SAVCI BEY) #28

Hikaye çok güzel lakin yorumlara ve beğinileri neden geçiştirdiğinizi anlamadım.