Kitap Tanıtımlarındaki Metinlerarasılık ya da Sıradanlaşma

Bir haberimizin tanıtım metnindeki methiyeyi görünce yine tetiklendim, eski foruma açtığım konuyu bir de buraya taşıyayım dedim.

Başlığa destan yazmamak için anafikri yazdım. Artık neredeyse sürekli görür hâle geldiğim için “yangın var,” diye bağırmak istedim. Örnek, “Dünyaların Savaşı’nı beğendiyseniz bu roman tam size göre!” Ya kitap tanıtımı değil de sanki Google’ın arama motoru gibi. Şunu beğenen bunu da beğendi, hele bunu beğenen şuna bayıldı. Game of Thrones sevenlerin seveceği bir kitap tarzındaki söylemlerin biraz da samimiyetsizleştiğini düşünüyorum. Olay iyice Spotify, Youtube’a bağlanıyor ama işin tuhaf tarafı bir şarkı, vidyoya üç beş dakika harcarken kitaba günlerimizi gömüyoruz. İçeriğini anlatıp, kısa bir eleştiri yapılsa, en azından kendim yazarken buna dikkat ediyorum, okurun ne bekleyeceğini söylese daha mantıklı. Veya “Ben şu, bu, o kitapları beğendim ama bu nedense beni sarmadı,” diyerek ortak beğenisi olan insanlara yönelmek daha mantıklı olabilir.
Yordu beni bu kategorileştirmeler, bir de artık tür olarak Stranger Things sevenler ya da Black Mirror sevenler çıkacak diye korkuyorum. Ne de olsa kapitalizmin sanata da sıçradığı bir çağda yaşıyoruz. (Le Guin’in gözüpek konuşmasına bakılınca işin içyüzü pekâlâ görülebilir.)

5 Beğeni

Tılsım-ı Kudret incelemesinde de nedenleriyle söz etmiştim. Tanıtım yazısı için iyi bir örnek.

Göktuğ Canbaba, sonsuz kudretin peşindeki bir Osmanlı şehzadesinin, tarihi sırların izini süren sıradışı bir maceracının ve öte diyarlara fısıldayan bir muska üstadının öyküsünü Tılsım-ı Kudret’te bir araya getiriyor. Mezopotamya’da doğan bir efsane İstanbul’daki bir antika dükkânının duvarları arasına süzülüyor. Büyülü muskalarla açılan kapıların ardında, dehşeti yanlarında getiren davetsiz misafirler beliriyor.

Tılsım-ı Kudret, sırlarla dolu tarihi bir yolculuğa davetiye çıkaran, fantastik boyutlarıyla tüylerinizi ürpertecek bir macera romanı!

”Kötü düşünceler ve hin kurtlar, kara zeminin ardından gelip yeri titreterek ilerleyen kâbus evlerinin mimarları Şehzade’nin aklına girmiş. Heyhat! Bu ne kara bir gün!”

Kitapta nelerle karşılaşılacağına dair genel bir bakış oluştururken, anlatım tarzına da selam çakıyor. Özellikle metinde şu kısım iyi.

Mezopotamya’da doğan bir efsane İstanbul’daki bir antika dükkânının duvarları arasına süzülüyor. Büyülü muskalarla açılan kapıların ardında, dehşeti yanlarında getiren davetsiz misafirler beliriyor.

2 Beğeni

Artık kapak yazısına bakmaktansa okuyucuların yorumlarına, kimin neyi neden beğendiğine göre kafamda bir fikir oluşturuyorum. İnceleme yazılarını okumaya çalışıyorum. Ona göre kitabı alıp almayacağıma karar veriyorum.

2 Beğeni

Okurun beklentisini yönlendirmek için çok başarılı bence. Şöyle adamakıllı içerikten bahsedip bırakmadıklarında esere güvenmediklerini ve arkalarına başarıyı yakalamış şeyleri koyduklarını düşünüyorum. Hem metinlerarasılık, gönderme, alegori, sembolizm, temsil olmadan eser vermek imkânsıza yakın bir durum ama şunun şurasında birkaç yıllık dizileri referans vermek bana absürt geliyor. Gelgelelim revaç pazarlama yöntemi olup çıkıverdi bir anda.

1 Beğeni

Ben de sürprizbozan içerdiğinden incelemelere hiç bakmıyorum aslında. En azından kendim adına konuşursam, inceleme yazarken karşımdakinin onu okumuş veya izlemiş olduğunu varsayıyorum. Hâliyle epey tat kaçırabilir okumayan/izlemeyen için :slight_smile:

3 Beğeni

Beni pek etkilemiyor vurucu bir şeyi öğrenmiş olsam da. Hatta daha da ilgimi çekiyor ve kitabın genelini merak etmemi sağlıyor. Hem üslup da çok önemli o yüzden kurgu hakkında verilen hayati bilgilere çok takılmam. :slight_smile:

3 Beğeni