Kitaplığınızdaki Okunmamış Kitaplar İçin Suçluluk Duymayı Bırakın


(Peren Ercan) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/dosya/kitapliginizdaki-okunmamis-kitaplar-icin-sucluluk-duymayi-birakin/



Satın aldığınız ama henüz okuyamadığınız kaç kitabınız var? Hep beraber cevap verelim: “Çok!” Japonların “tsundoku” diye tanımladığı bu zararlı(?) alışkanlığın perde arkasına birlikte bakalım. (DEVAMI…)


(m) #2

Hiç suçluluk duymadım :joy:


#3

Ben de duymuyorum açıkçası. Öyle çok fazla kitabım da yok. Okumadığım birkaç kitap duruyor hâlâ ama çoğu roman tarzında değil, vakti gelince okurum nasılsa.
Şu ana kadar genelde arkadaşlardan ya da kütüphaneden ödünç alarak okuduğum için bir sıkıntım yok. :slight_smile:


(Peren Ercan) #4

Ben de “Eğlenceli ve yararlı bulmadığınız kitapları bırakın.” kısmını çok doğru buldum. Okuduğum kitap klasikler arasında olsa bile bana eğlenceli ya da yararlı gelmemesine rağmen bitirmeye zorlarsam, kendimi kitap okumaktan istemsizce uzaklaştığım tuhaf bir dönemin içinde buluyorum hep.


(Emrecan) #5

Ben genelde aylık olarak kitap alıyorum ve okumadığım kitapları kütüphaneme eklemiyorum. Yerde üst üste okunmayı bekler şekilde duruyorlar. Kitabı okuyunca ait olduğu yere kütüphaneme ekliyorum. Yerdeki kitapların sayısı azalmadan da yeni kitap almıyorum. Amam itiraf etmeliyim her gün kitap alasım var. :heart_eyes::grin:
İstanbul’da yaşadığımdan dolayı saatlerim metrobuslerde, otobüslerde geçtiğinden gün içinden birden fazla kitabın içinde yolculuğa çıkıyorum. Kalın ve taşınması ağır olan kitapları evde, ince ve hafif olan kitapları ise otobüslerde, metrobuslerde okuyorum.


(Behram) #6

Şuan hunharca ithaki bilimkurgu serisini topluyorum.Ama 4 kitabını bitirdim.İyiki de topluyorum.Kendimi çok mutlu hissediyorum.
Tvdeki saçma haberleri,dizileri ve programları izleyeceğime açarım kitabımı okurum.Hiç değilse kendi saçma dünyamı hayal ederim.Sonuçta benim eserim.
Kitaplarla dolu bir oda her zaman pozitif enerji verir.Daha alacağım ve okuyacağım okuduktan sonra da tavsiye edeceğim yüzlerce kitap var.Liste kabarık.


#7

“Okumaya zamanım yok” insanların ürettiği en büyük bahanelerden, kendi kendilerine söyledikleri en büyük yalanlardan biridir.

Hayatta sorumlu olduğunuz işlerin dışında kalan boş zamanınızda, “kitap okuma” önceliğinizi Whatsapp, Youtube, Facebook, Instagram, Twitter, Candy Crush, Farmville, Survivor, Jet Sosyete ve Elazığspor - Akhisar maçından sonra 11. sıraya koyuyorsanız, evet aldığınız kitapları okumaya zamanınız yoktur ve bunun hakkında suçluluk da duymalısınız.

Telefonu elinizden bırakabilecek veya TV’nin fişini çekebilecek iradeyi gösterebiliyorsanız, kitap okumak dahil her türlü hobinize ayıracak gani gani vaktiniz kalır.


(Uygar Özdemir) #8

Sanıyorum bu yazıda ne varsa onu yapmamaya çalışan bir okur olmaya çalışıyorum. Kitap biriktirmek (ya da artık herhangi bir şeyi biriktirmek) bana hastalıklı bir durum olarak gelmeye başladı. Hayatımda zihinsel ya da fiziksel herhangi bir fazlalığa tahammül edemiyorum. Bir de buna bir sürü okunmamış kitap eklenirse halim nice olur onu da kestiremiyorum.

Bir de günlük 500 sayfa okuma öğüdü var, bu ortalama günlük 5-6 saat süreceğini düşündüğüm bir hadise. Bu süre ile yeni bir sanat eseri üretebilir, yeni bir deneyim elde edebilir, yakın bir şehre gidip tarihi bir mekan gezilebilir, bir çok dersi ilk kaynaklardan alabilirsiniz. Bilgi anlamında çok şey verdiğine inanıyorum kitapların ama deneyimsiz sadece okuyan birinin öğrendiği onca şeyle ne yapacağına aklım ermiyor.

Bir kaç kitabı beraber okuma ya da hızlı okuma meseleleri de var, ben ikisinin de anlamlı olacağını yine sanmıyorum. Her şeyin bu kadar hızlı bu kadar karışık olduğu yılları yaşıyorken bir de üstüne fazladan karışıklık istemiyor ponçik beynim. Keyif almak istiyor, sayılara ya da zamana takılmadan.

Ve yine haddinden fazla alınan her şeyde (yiyecek, kıyafet hatta kitap) insanın suçluluk duyması gerektiği taraftarıyım, yoksa tüketici bir asalak olup çıkıyoruz. Arada tatlı şımarıklıklar değil tabii laf ettiğim, o hepimizin ihtiyacı.

Ne konuştum ama!

Yazı, çeviri çok keyifliydi bu arada, bunlara katılmamam keyfimden bir şey götürmedi. :smile: Ellerine sağlık. :tulip::tulip:


(Cem) #9

Oprah Winfrey, bir kitabı ellinci sayfasına geldiğinizde eğlenceli bulmuyorsanız bırakmanız gerektiğini söylüyor. Ben de bu tavsiyeye şöyle bir ekleme yapmak istiyorum:”

“Eğlenceli ve yararlı bulmuyorsanız bırakın.”

Eklemesini siliyorum.

“Eğlenceli ve bulmuyorsanız bırakın.”

Bu kadar “faydacılık” vurgusuna katılmıyorum. Şurada yazmıştım:

Ayrıca çeviri için ellerine sağlık. :slight_smile:


(burakkny) #10

Devamlı okuyorum. Ama yine de binlerce kitabımın, yüzlercesini okumamış olabilirim. Mühim olan istediğim kitaba sahip olmak ve istediğim an istediğim kitabı alıp okuyabilecek olma özgürlüğüm ve keyfimdir.
Kitap kurdu olmak evvela “kitaba sahip olmak” zevkinin yaşanması ile başlar.
Yani;
Bazı kitaplarımı okumamış olmaktan dolayı suçluluk duymamaktan dolayı suçluluk duymuyorum!
Sadece evimize gelen bazı “kitap-sevmezlerin” kütüphaneme bakıp “yaaaa, bunların hepsini okudun mu şimdi sen…” şeklindeki manasız sorularına ziyadesi ile sinir oluyorum.


(Serhat) #11

Kitaplığım her geçen gün büyüyor, ama hiç suçluluk duymuyorum. :wink: Aksi halde aldıkça okuyorum (Yenilerini alabilmek için :slight_smile: ;)). Aldıklarım ile okuduklarımı karşılaştırınca, daha çoookk okumam lazım.


(burakkny) #12

Amerikalıların yaşamının özü “eğlenmek” olduğundan ve olur-olmaz her şeyi hatta hayatın kendisini bile “eğlence” noktasından değerlendirdiklerinden, O.Winfrey, ortalama Amerikan bakış açısını ifade etmiş.
Okumanın başlıca ÜÇ amacı vardır; Bilgi edinmek, okumanın getirdiği zevki yaşamak ve vakit geçirmek.
Ama, özünde okumak; duymak-görmek gibi kolayca, hiç zahmet çekmeden kullanılan bilgi edinme yollarının aksine , beyine belli bir yükleme yaptığından, beyni daha fazla zorlama işlevi olduğundan zihni geliştiren dolayısı ile kişiye gelişim ve vizyon kazandıran bir yöntemdir.

Eskiden yani gençken özellikle önemli bazı klasik eserleri okumaktan sıkıldığımızda ya da anlayamadığımızda bunu bir şahsi yetersizlik olarak görür, üzülürdük. Ancak yıllar sonra şunu söyleyebilirim ki;
başkasının sevdiği bir kitabı sevmek, sevemediğiniz bir kitabı da tamamlamak zorunda değilsiniz!


(Erdal) #13

Aynı fikirdeyim. Aylık kitap alışverişlerim aylık okumalarımdan fazla ama özellikle şu dönemde almaktan vazgeçmeyeceğim çünkü 2019 'da bu kadar rahat kitap alamayacağız.


#14

Ben de suçluluk duymuyorum. Çünkü büyüyen bir dağ olmuyorlar, sürekli eritiyorum bir yandan. Ancak kitaplıkta kalan belli başlı kitaplar var benim almadığım ve daha okumadığım. Onlar için de üzülmüyor değilim. Benim için çok farklı olsalar da yine de durmasın ben de okuyayım istiyorum.


(Cem) #15

Okumak değerlidir. Ancak amaç salt fayda sağlamaktan ziyade yapılan şeyden zevk almak olmalı. Bunun sonucunda çeşitli kazanımlar (fayda) gelir zaten. Kurgusal, kurgu-dışı edebiyat yahut başka bir uğraş, hoşumuza giden şeyleri yapmak lazım. Tabii bu kişisel farkındalık gerektirir. Neyi neden yaptığını bilmek. Bir şey sırf yararlı diye nefret ederek yapmak sonunda zarar sağlar.


(burakkny) #16

Bir roman ya da deneme kitabı söz konusu olduğunda okumaktan alınan zevk ön plandadır elbette. Fayda beraberinde gelir.Ancak; özellikle bilgi edinmek için -hoşumuza gitmese de-okumak zorunda da kalabiliyoruz.(Öğrenim süremizce veya akademik hayatımızda, ya da bir sorunu çözmek için)
Yaptığım -kabaca- ayırımda bunu kast etmiş idim.
Farkındalık ise zamanla, okuma kültürü kazandıkça ortaya çıkar. Küçük yaşta başlanmasında fayda vardır.


(Cem) #17

Kurgu-dışı diye özellikle belirttim. Zevk sadece kurgusal eserler için geçerli değil. Salt bilgi için okunan şey de gayet zevk verir. Okuma ve öğrenme hoşa gidilen yönde yapıldığı sürece. Merak etmekten keyif alabilmek de önemli.

Öğrenim ve akademik hayatta okunulan niye “zorunluluk” olsun? Bu sorgulanmalı. Bunun altında farklı sebepler olabilir. Seçilen alanın kişiye uygun olmamasının yanı sıra öğrenmeye karşı çeşitli nedenlerden dolayı bir soğukluk olması muhtemel. Küçüklükten gelen yanlış stratejiler bunun nedenidir belki. Bunları kenara bırakırsak, yine zorunda olduğumuz ve okumamız gereken kitaplar olacaktır tabii. Ama yukarıdaki nedenleri halledince bunların sayısı da çok daha az olur. Kısaca, sevdiğimiz şeyi yapıyorsak o da keyif verecektir. Ben sadece kurgusal değil çok daha genele yayılabilecek bir tarzdan bahsediyorum.

Farkındalık okuma kültürü kazandıkça ortaya çıkar çok beylik bir laf bana kalırsa. Kitap okumanın faydası olur mu? Evet. Ancak belli bir okuma kültürü olmadan da kazanılabilir. Şöyle de bakabiliriz. Her kitap kurdu kendisiyle ilgili farkındalığı yüksek bireyler midir? Hayır.


(burakkny) #19

Her neyse, işi nüanslar üzerinde laf yarıştırmaya vardırmak niyetinde değilim.
“Farkındalık” terimini siz kullanmıştınız. Zaten, özellikle belli bir yaşa gelmiş bir insanın yaşamında “neyi neden yaptığı” şuuru yok ise, tüm aydınlatıcı ve yaşama anlam kattığı var sayılan enstrümanlar faydasız kalır. Tıpkı, üniversite eğitiminin kişinin mutlaka “aydın bir birey” olmasını sağlayamayacağı gibi…
Kitabı bir yaşam biçimi haline getirmiş (kitap kurdu demek gerekmiyor elbette ) bir birey ise kanımca, diğer tüm keyif verici alternatifler arasından bilinçli tercihini yapmış, kitabı neden hayatının eksenine oturttuğunu özümsemiş kişidir. Siz istemez iseniz “farkındalığı yüksek” kabul etmezsiniz, o ayrı…


(Didem) #20

Yazıyla çelişerek yorumuma bir “ne yazıkki” ile başlayacağım.Ne yazıkki okuduklarımdan çok okumadıklarımdan oluşan bir kütüphanem var. Yazıda bahsedilenler belki içime su serpmeliydi ama olmadı. Hala suçluluk duyuyorum ve ve ve kitap almaya da devam ediyorum bir yandan.:sweat_smile::sweat_smile: Günde 500 sayfa zor bir süreç. Bir dönem günlük en az 100 sayfa hedefim vardı. Bir şekilde 100’e ulaşılıyor ama devamı benim için çok zorlama. Aynı anda farklı kitaplar okumak ise bence insana ve kitaba yenilenme sağlıyor. Aralıkları çok uzatmayıp kitaptan kopmazsan değişik türdeki kitapları bir arada götürmek çok daha zevkli. Sesli kitap olayının ise bizde daha emekleme aşamasında olduğunu düşünüyorum. Evet güzel kitaplar seslendiriliyor ama ne yazıkki çoğu okuduğum kitaplar çıkıyor. Zaten dinlerken sanki olaydan koparmışız gibi de düşünüyorum. Aklımız başka bir şeye kaymaz mı? Bir benzeri olarak; Radyo tiyatrolarını eskiler çok sever ve över. Sanırım o düzeye ulaşabileceğimi düşünmüyorum. Kitapları bırakmaksa…benim için zor. Ancak ara verebilirim. Konu beynimden uzaklaştıktan sonra tekrar şans vermeye çalışıyorum kitaplara. Seni buhrana sokmuyorsa bir şekilde biter o kitap, yazara ayıp olur en başta.:blush: Kitap almaya devam ama vicdan azabına da devam.:blush:


(burakkny) #21

Kendinize günlük-haftalık-aylık vs…kotalar koyarak okumanıza gerek yok. Kendinizi sınırlandırmayın ya da zorlamayın bence. Her şeyi oluruna bırakın. Kitap okumaya ayrılan zamanı günlük hayatımızın ritmi, hayatın akışı ve yaşam tempomuz belirler." Boş zaman" yerine “okumaya ayrılmış zaman” kavramını benimserseniz her şey daha kolay olur sanırım. Ayrıca, hoşunuza gitmeyen kitapları kendinizi zorlayarak bitirmek zorunda değilsiniz elbette…Kitap seçimi de önemli.
Tercihlerinizi kendi zevkinize göre belirlemeniz okuma ritminizi de olumlu etkileyecektir.
İyi okumalar!