Klasik Türk Şiirinde Fantastik Unsurlar #4: Ejderha


(Ömer Faruk Yazıcı) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/dosya/klasik-turk-siirinde-fantastik-unsurlar-4-ejderha/



Edebiyatımızda fantazyanın şiirsel yansımalarına göz attığımız yazı dizimizin dördüncü bölümünde ateş püskürten, hazinelere sahip olan, büyüyle şekil değiştiren “ejderha” kavramını ele alıyoruz. (DEVAMI…)


(Deniz) #2

Bu ejderha kavramı; nasıl ortaya çıkmış acaba? İnsanlar bir şekilde görmüş demek. Çünkü, her mitolojide mutlaka ejderha kavramı mevcut. Bu da aklıma şu soruyu getiriyor; Dinozorlar çağında insanlar var mıydı ? İnkalardan tutun da Çin’e kadar ejderha miti mevcut. Görüntü olarak aşağı yukarı da aynılar. Bu, gerçekten bir zamanlar var olduklarına dair bir kanıt bence. Tabi bu sadece bir teori. :smiley:


#3

Klasik Edebiyat şairleri sevgilinin saçlarını Çin Ejderhası’na benzetirler. Çünkü sevgilinin saçları Çin Ejderhası gibi dalgalı, kıvrım kıvrımdır.


(Emre Can Doğan) #4

Yüz de hazinedir çünkü hazineleri ejderhalar korur. Virane-Ejderha-Yüz ilişkisi de kuruyorlar.


(Ömer Faruk Yazıcı) #5

Konu çok daha genel anlamda ele alınabilir. Sevgilinin güzellik unsurlarının tamamı hazine (genc) olarak ele alınıyor. Bu uzuvların etrafındaki aksesuar ve diğer organlar değişik şekilde adlandırılabiliyor. Örneğin sevgilinin ince beli hazine iken kemeri büyüyle dönüştürülmüş ejderha yahut yılan olurken sizin de dediğiniz gibi yanak çene yahut yüzün tamamı hazine olarak tasvir edilince saçlar ejderhaya benzetilebiliyor.


(Emre Can Doğan) #6

Evet, klasik kurgu dünyası gerçekten ilginç benzetme ve anlatılara sahip. Benim asıl merak ettiğim Tolkien ile Klasik Türk şairlerini buluşturan bu benzetmeyi Tolkien’in nereden duyduğu? Biz Farslardan aldık da o nereden buldu? :thinking: