Klasikler, Yazıldığı Dönem Bilinerek Mi Okunmalı?

Sorum başlıktadır. Klasik ağırlıklı (bilimkurgu ve fantastik klasikleri de bu gruba girebilir) okuyan okurlarımızın bu konu hakkında fikirlerini merak ediyorum. Örneğin Dostoyevski okumak için Rus tarihi, Balzac okumak içinse Fransız tarihini iyice bilmek gerekli midir?

Klasiklere yeni yeni ısınıyorum, benim açımdan bu soru çok önemli.

Tecrübeli arkadaşlar daha fazla yardımcı olacaktır, ben sadece gözlemlerimi aktarmaya çalışayım.

Dediğiniz gibi olduğunu söyleyen çok. Örneğin Tolkien’in hayatını bildiğiniz zaman, bazı şeyleri neden yazdığını ya da yazmadığını daha iyi anlayabilirsiniz (LotR’da neden siyahi karakter yok? gibi). Ya da bir yazar mesela kitapta kurgusal olaylarla birlikte örneğin din propogandası yapıyor mu, yapıyorsa sebepleri nedir bunları bilebilirsiniz.

Yazarların hangi aşamalardan geçtiğini, bu aşamaların kitaplarına nasıl yansıdığını görmek de ilginç bir deneyim olacaktır kanaatindeyim. Ama böyle dibine kadar bilmeye de gerek yok diye düşünüyorum :slight_smile:

2 Beğeni

Ben açıkçası klasik eserlerin yazıldığı dönemi dikkat etmeden okuyorum.Çokta farkı olduğunu sanmıyorum.(ben farkına varmıyorum en azından)

1 Beğeni

Konuyla ilgili böyle direk cevap niteliğinde değil ama görüşümü aktarmaya çalışayım.
Ben hayatta çok okumak, çok gezmek ve bir de yaşamak gerektiğine inanırım. Bu ilk iki kavram açıklamaya ihtiyaç duymayan kavramlardır. Ancak yaşamak kısmını biraz açıklamalıyım.

Hemen herkes NUTUK’u okumuştur. Şimdi ben bu kitabı okurken şöyle düşündüm. Bunu yazan adam bir devlet adamı ve bir asker. Dönemine göre de hayli iyi eğitim almış biri. Ben Nutuk’u okumak için askerliği bitirdikten sonraki dönemi seçtim. Üniversitede bitip, az biraz siyasi konularla ilgilenilmiş olduğumdan bu şekilde okumanın daha verimliği olduğunu düşündüm. Sadece okumakla kalmadım birde gerek yurt içi gerek yurt dışı Atatürk’ün bulunduğu noktalara giderek onun bu düşüncelerini şekillendiren havayı soludum.
Bununla beraber Nutuk; aynı zamanda babasız bir çocukluk yaşamış, savaş ve kıtlık görmüş bir çocuk ve adamın fikirleridir. Ben ne yaparsam yapayım savaş görmüş bir neslin düşüncelerini tam olarak algılayamam. Babasız büyümek ne hissettirir bilmem.

Soruna gelince, bu öyle bir konu ki bazen okudukça o devri- tarihi öğreniyor, bazen inceleyip, tarihini öğrendikten sonra okurken olayı anlıyorsun. Bazen yukardaki Nutuk örneği gibi ikisi de yetmiyor. Ne izlersen izle, ne okursan oku bir Nazi Kampına adım atmadan o havayı anlayamıyorsun. Sefilleri okurken az çok o dönemi biliyordum ve giyotinmiş, kürekmiş, açıklamış bu kavramlara hiç takılmadan gittim. Klasik değil ama Jasper Kent 12 serisini okurken Rus Tarihi ve kültürünü o kitapla öğrendiğim gibi oradan referans alarak daha sonra bazı kavramaları , olayları inceledim.

Soruna bu düşünceler eşliğinde bir cevap vermek gerekirse bence önemli olan şey başlamaktır… Gerisi bir şekilde ilgine, merakına göre geliyor.

2 Beğeni

Bence okur için elzem değil ama az çok kitabın anlatıldığı dönemi bilmek, hem kitabı hem de yazarı anlamak için iyi olur.

Örneğin benim Waterloo muharebesi hakkında bilgim vardı ancak Fransa ve Avrupa için taşıdığı önemi Sefiller ile öğrendim.

5 Beğeni

Kitabına göre değişmekle birlikte ben hem kitabın geçtiği döneme hemde kitabın yazıldığı tarih hakkında az da olsa bir bilgi sahibi olmak gerektiğine inanıyorum. O yüzden örneğin Fransız Devrimi sırasında geçen bir kitap okuyacaksam, önce açar Fransız Devriminin kısa bir tarihini okurum.

İkinci olarak dediğim gibi kitabın yazıldığı tarih de önemlidir. Örneğin muhtelif platformlarda H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı veya Zaman Makinesi gibi romanları için “Çok sıradandı, işte uzaylılar dünyayı istia ediyor, zaman makinesine binip geleceğe falan gidiyor, acayip klişe bir hikaye” yorumlarını sıklıkla görüp ibret alabilrisiniz. Zaman Makinesi’nin Einstein’in genel görelilik teorisini dahi açıklamadan önce 1800’lerin sonunda yazıldığını bilirseniz, hikaye sizin için daha farklı bir anlam taşır.

7 Beğeni

Yukarıda yazılan gerçekten önemli. Bruce Lee’nin hayatını hiç okumayan birisi filmlerini izlediği zaman “bu mu bu kadar övülen dövüş filmi” diye yorum yapabilir. O yüzden arka plan hakkında az da olsa fikir sahibi olmak iyi olur diye düşünüyorum.

1 Beğeni

Bazı noktalarda dönemi ile ilgili bilgi kesinlikle gerekiyor, anlatılanı anlamak veya ondan gereken tadı alabilmek için. Ancak bir kitabı okumadan (hatta bazen okusanızda) ne konuda ne araştırması yapmanız gerekir tam olarak tayin etmeniz çok zordur. Bununla beraber her kitap için bu tip ön okumalara girişmek çok büyük de yük getirecektir ve muhtemelen klasik okumaktan sizi soğutacaktır.

Döneme ait ön okumaları çevirmenin yapıp (editör de olabilir) okuyucuyu gerekli yerlerde bilgilendirmesi daha mühimdir. Bu yüzden ben klasik okumalarımda farklı edisyonları inceliyor ve çevirmen dipnotlandırma yapmış mı, yapmışsa bu çevirmenin döneme ait noktaları bize aktardığı dipnotlar mıdır diye inceliyorum. Klasikler için dipnotlandırma çok değer verdiğim bir durum.

Yakın zamanda okuduğum Yordam edebiyat baskısı Savaş ve Barış dipnot olarak o kadar doyurucuydu ki ona ayrı parantez açayım. Esas aldığı Aylmer & Louise Maude çevirisi ise devasa bir Savaş ve Barış ansiklopedisi gibi zaten.

3 Beğeni

Bu yoruma katılıyorum. Dipnotlar ve önsözler önemli oluyor benim için klasikleri okurken. Mesela bu devirde Homeros okuyan biri hiçbir şey anlamayabilir fakat gerekli notları okursa ve hafif bir ön okuma yaparsa üstesinden gelebilir.

1 Beğeni

Aynısı Dante’nin İlahi Komedya’sı için de geçerli. Dipnotlar olmasaydı ne okuduğun hakkında hiçbir fikrin olmazdı :slight_smile:

1 Beğeni

Edebi zevk için yorum yapamam ama bir eserin içinde yaşan olayları ve karakterleri anlamak için dönem ve yazar hakkında az çok bilgi sahibi olunmalı.

Mesela Hobbit’in 1934’te piyasaya çıktığını bilirseniz. Bu kitapta hiç kadın yok o zaman Tolkien cinsiyetçi gibi aptal yorumlar yapmazsınız. Bülbülü Öldürmek kitabının 1960 yılında yazıldığını bilirseniz neden bu kadar önemli bir eser olduğunu anlarsınız.
Bunun gibi örnekler çoğaltılabilir.

Ama çok da detaylı bilmeye gerek yok. Gogol ve Dostoyevski zaten dönemin tarihini sosyal açıdan anlatan yazarlar. Palto’da bu adam neden yıllarca bir palto için uğraşıyor deyip dönemi merak edersen tarihini okuyabilirsin.

1 Beğeni