Koleksiyonluk Bir Derleme: Yüzyılın En İyi Bilimkurgu Öyküleri

Entitled Millennials (shaking my head).

Yayınevinin burada kimin "HAK"kını yediğini açıklayabilir misiniz? Ve hayır, hiçbir yayınevinin hiç kimseye, “Bu serinin hepsini tamamlayabilirsin,” gibi bir söz verdiğini sanmıyorum. Kaldı ki hiç kimse de herhangi bir seriyi tamamlamakla mükellef değil. Buradaki sorun olsa olsa sizin obsesif kompulsif bozukluğunuz. O da hiçbir yayınevinin değil, sizin sorununuz. Eksik kalsın seri, ne olacak? Kitapların içeriğine değil de kütüphanedeki sırasına değer veriyorsunuz.

@Bay_Karamsar Ellerinize sağlık.

18 Likes

Kitabın şu an türkçe alternatifi korsan,yada pdf.derdimiz(yada benim derdim diyelim) kitabı kaliteli bir türkçe ile okuyabilmek yoksa hangi yayınevinden çıkarsa çıksın.

Seriyi toplamıyorum. Eksik kalması kişisel olarak umurumda değil. Ayrıca bu kavramların hiç biri somut kurallara dayanmıyor zaten. Ne bekliyorsunuz? Alt kültürün somut kurallar olusturmasını, yayın evlerinin kitaplarla ilgili okuyucuyla sözleşme imzalamasını mı? Soyut duyguların istismar edilmesi söz konusu burda. Ahlak gibi. Bence en yakın zamanda beyninizin soyut olguları anlamayabilme kapasitesini geliştirmek için çalışmalara başlamalısınız. Küçük bir tavsiye.

Kütüphanelere sorun. Mesela Kadıköy’de Özgen Berkol Doğan BK Kütüphanesi var. Yardımcı olabilirler mi emin değilim ama alternatifler var.

Umarım bu kitabı epub olarak bulabilirim kimse kusura bakmasın bir kitaba 100 tl veremem.

Change.org da imza kampanyası başlamış.Şu an 161 kişi imzalamış görünüyor

Seriye dahil edilmeseydi… Başka önlem alınabilir miydi?.. Bunların hepsine tamam bende katılıyorum ama artık fazla aşırıya kaçıldığını düşünüyorum. Bir devam kitabı değil, öncesi veya sonrasını etkilesin. Oku(ya)madığımda hayatımdan birşeylerin eksileceğini düşünmüyorum açıkcası. Basılmasını istediğim, zamanında kaçırdığım için üzüldüğüm başka kitaplarda var ama hiç biri için yas tutmadım. Kitaplara dokunmaktan, canım sıkıldığında kitaplığın karşısına geçip izlemekten, indirip hepsine teker teker bakmaktan zevk alan biriyim. Ama koleksiyonculuk özelliğimden değil okumak için zevk aldığımdan kitap biriktiririm. Dünyanın tüm kitaplarına ne yazık ki sahip olamayacağımın da farkındayım.
Yayınevi bunu bilerek mi yapmıştır, kârını mı düşünmüştür bilemiyorum ama bu işi babasının hayrına yapmıyor ki, sadece 1000 adet basabileceği bir kitabı basmasın demek gibi lüksümüz yok ki. Ha başka yayınevi 50.000 basacaktır, sen telif hakkını alır 1000 basarsın kızarız, bencillik deriz lakin burada ki durum böyle olmadığına göre sadece koleksiyonumdan eksildi mantığıyla sürekli saldırmakta biraz ayıp oluyor.
Başka konularda benimde eleştirdiğim noktalar var ama bu konunun abartıldığını düşünüyorum.
Bu benim fikrim. Saygılar…

5 Likes

Kitap çıkarken “sadece 1000 adet basılacak” demedilerse oldukça ayıp etti İ*haki yayınları. Yok eğer dedilerse herhangi bir sıkıntı göremiyorum. Zira yirmi yıl sonra koleksiyonluk sayılabilecek bir eseri görüp de almamamın tek sebebi, o sırada cebimdeki son parayı saklamak istememdi. Geleceğe yatırım yapabileceğimi bilsem bir saniye beklemez, derhal alırdım.

1 Like

Aynen katılıyorum eğer “1xxx” adet basılacak demedilerse ayıp etmişlerdir. Kelimesi kelimesine haklısınız :smiley:

375 tl’ye satılıyor letgo’da. ben olsam almam bu kitabı. seri 1 kitap eksik kalsın boşver. yıllar sonra tekrar basarlar belki.

https://tr.letgo.com/tr/i/yuezyilin-en-iyi-bilimkurgu-oeykueleri_bf858255-9a50-47ff-aa50-4d874e15f31f

Bekletmeyip okudum kitabı @Bay_Karamsar .İyikide okumuşum çok güzeldi.incelemeyide kitap bitince okudum.Kafamdaki bazı soru işaretleri gitti.Eline sağlık tekrardan.Benim kitap hakkındaki ufak yorumum Altın Çağ kesinlikle efsane, yeni dalga muhteşem, medya jenerasyonu süperdi diyebilirim.

1 Like

Illa biyerden okuycam.

O zaman, size iki sorum olacak:

-Bu konuya benzer içerikte filmler izledim, dediğiniz oldu mu? Benim oldu çünkü.
-Bir de, ne gibi konularda soru işaretlerini giderebilmişim? İnceleme adı atında, cevap anahtarı yazmışım gibi hissettim :smile:

Oldu mesela ilk öyküde avatarı,Tiktakbey’de Time diye bir film vardı onu hatırladım…Ben bazı öykülerde acaba başka neler olabilir dediklerimi siz farklı yönlerini açıklamıssınız sonrasında düşününce mantıklı geldi o zamanda öyküler daha çok oturdu.

2 Likes

Dr’a gittiğim bir gün sonra alırım deyip içinden Çölkralları öyküsünü okuyup bırakmıştım. Büyük bir hata ettiğimi sonradan anladım tabi ama şu anda daha çok öykü üzerine konuşmak istiyorum.

Öykü beklediğimden çok daha tatmin edici bir deneyim oldu benim için. Özellikle de finali ile. Martin’in başka öykü ve romanlarının çevrildiğini de görmek isterdim.

Dediğiniz gibi B tipi bir korku senaryosunun klasik kalıplarını değiştirerek ilginç bir öykü sunmasının yanında Tanrı ve ona karşı farklı tutumlar besleyen insanoğlu metaforlarını da çok ilgi çekici buldum. Tanrının adil ve yeri geldiğinde sert ve yeri geldiğinde ödüllendirici bir tutum sergilemesi sonucu fazla ileriyi göremeyen ve her daim bir oyuncak olarak kalan insanoğlu yerine ya zalim ve iyilikten anlamaz bir Tanrı olsaydı ne olurdu teması üzerinden giden bir öykü. Öykü boyunca yaşadıkları toprakları terk etmeyen ve Tanrı ile yaşadıkça iyice kendilerini kaybeden, kontrolsüz bir şekilde güçlenip Tanrı ile savaşan sonunda şekilsiz ve dengesiz bir güce sahip bir varlığa dönüşürken en güçsüz oldukları için yaşadıkları toprakları terk eden ve kötü Tanrıdan uzaklaşıp daha huzurlu ve büyük alanlar bulup düzgün ve kontrollü bir şekilde büyümeleri sonucu bizzat o zalim Tanrıya dönüşmesi oldukça ilgi çekici bir anlatı idi.

1 Like

Vouv! Bir oturuşta, derlemenin iki üç sayfa farkla en uzun öyküsünü okumuşsunuz (ikinci sıradaki Ezgibent). Ben ayak üstü ancak arka sayfayı, varsa da önsözünü okuyabiliyorum -belki rastgele bir iki sayfa.

Kendi yaradan-yaradılan kavrayışım sebebiylen, o tanrıcılık bağlantısı, benim idrakımda ana karakterin egoist manyaklık gösterisi arasında kaynadı. İmayı geçen barizlikler varken, bağlantıyı kurmakta zorlanmam bana da tuhaf geliyor.

Çölkralları ile Kress arasındaki, “biri diğerinin yaratımı” gibisinden bir bağ kültürel olmanın da ötesine geçen bir yaradılışçıllık ilişkisi olsaydı, o zaman, tanrı ile kul arası ilişkiyi kurmada daha bir gönlüm olurdu. Hani, insan ile robot arasındaki gibi… O zaman ilişkiyi daha gönül rahatlığıyla kurabilirdim.

Yoksa tanrı olgusunun, Çölkrallarının Kress’in eylemleri ve yüzü suretiylen sonradan edinimlenmesi, ilgili bağlantıyı ve getirdiğiniz yorumları katiyen yanlışlamıyor.

Deli Tanrı Kress’e, Kulları Çölkrallarından daha fazla dikkat kesilmişim. O yüzden de hep, "Bu sefil herifin başına daha ne gelecek?"e takılı okudum.

İlk öykü bayağı bayağı Avatar’lıktı. O yüzden içimden bir “Acaba?” geldi. Acaba James Cameron bu öyküden ilham almış olabilir mi, dedim. Tamam, popüler bir tema bu. Raslantı olur. Ama llgili bazı ayrıntılar, başka başka düşündürdü.

2 Likes

Küçüklükten kalma bir alışkanlık. Bir dönem fazla kitap aldığım için babam gidip kitapçıya günde 1-2 saatini orada geçirip kitapları öyle bitirsene demişti. Birkaç 500-600 sayfalık kitap bitirmiştim öyle. Sonrasında bıraktım tabi bunu ama bugün bile bazı çizgiromanları ve Zweig’in kitapları gibi kısa kitapları o şekilde bitiririm nadiren de olsa.

3 Likes

James Cameron, Terminator’ın fikirlerini, Ellison’ın Outer Limits’e yazdığı “Soldier” ve “Demon with a Glass Hand” isimli bölümlerden intihâl yapmış. Bunu kabul etmeyip de bir röportajda ağzından birkaç şey kaçırıyor. Sonrasında Ellison dava açıp kazanıyor ve filmin sonuna "Acknowledgements to the works of HARLAN ELLISON"ı yazıdırıyor. Cameron’dır, yapar.

4 Likes

Evet. Bu gibi konularda biricik yönetmenimizin karnesi kötü :man_shrugging: Ama çekince de, güzel çekiyor kereta :blush: