Kumdan Kaleler

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/kumdan-kaleler/



Köhne apartmanın sarmal merdivenlerini koşarak çıkmaya başladı Pete Franklin. İkinci kata vardığında başı döndü ve sağ elini duvara yasladı, hafifçe öne doğru eğildi. Gözlükleri vücudunun ısısıyla buğulandı. Üç ya da dört kere derin nefes aldıktan sonra başını tekrar kaldırdı ve adımını merdivene attığı sırada ayağı basamağa takıldı, sol eliyle merdivenin basamağına tutunmadan önce dizini merdivenin… (DEVAMI…)

2 Beğeni

Merhaba abi :slight_smile:

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki; senin hikayelerindeki melankolikliğe ve senin anlatış tarzına bayılıyorum. Özellikle bir hikayenin en sonunda çarpıcı bir finalle sona ermesi benim kitaplarda da en çok sevdiğim şeylerdendir ki senin hikayelerinin de en beğendiğim yanlarından birisi bu.

Hikayenin içeriğine gelecek olursam yine harika bir hikaye yazmışsın. Beni en çok etkileyen kısımsa hikayenin sonunda ana karakterin, sahilde annesine sarılan kızı hatırlamasıydı. Oradaki duygusallığı ve hüzün duygusunu gerçekten muazzam bir şekilde anlatmışsın. Ayrıca en sondaki “Kumdan kalelerin duvarları birer birer döküldü” cümlesi de çok etkileyiciydi. Eline sağlık.

Hikayeni büyük bir keyifle okudum. Gerçekten muazzamdı. Bir sonraki temada görüşmek üzere abi :slight_smile:

1 Beğeni

Canım kardeşim, öyküyü okuyup sevmiş olman, tertemiz kalbinle burada öyküyü değerlendirmen her şeyin ötesinde benim erişebileceğim en büyük mutluluktur. Umarım öykü yolculuğumuz yapabildiğimiz kadar devam eder. Sevdiğimiz şeyleri, sevdiğimiz şekilde yapıyor olmak gerçekten harika bir duygu. Çok teşekkür ediyorum. Güzellikler diliyorum. :blush:

1 Beğeni

Sevgili @blackcamelia

İsmini seçkide gördüğümde mutlaka okumak istediğim hikayeler arasına almıştım aklımda. İstanbul dünden beri yağmurlu, serin ve bize öyküde dinlettiğin müzik eşliğinde bu durum öykünün gücünü arttırıyor. Geçmişi ziyaret etmenin insanı duygusallaştırabilen bir eylem olabileceğini gördüm hikayende. Kurduğun atmosfer, hikayenin sonu ve kahramanların hikayeye yerleştirilişi de bence bu duygusallığı, naif ve yumuşak dokunuşları güçlendirdiği kanaatindeyim ki – bunları yapmak için tam tersine güçlü ve kararlı bir kalem gerekir -. Acıları, keşkeleri ve hüzün katan anıları anlatmak için diyaloglara olduğu kadar bu atmosferi kullanman üstelik de bunu yaptığın mekanların okul-plaj-avm gibi pek de karanlık-kasvetli-melankoliye uygun olmayan yerlerde yapabilmiş olmanı çok başarılı buldum.

Eline ve düş gücüne sağlık
Sevgiler
Dipsiz

1 Beğeni

Çok Değerli Dipsiz,
Bütün bunlar en nihayetinde bizim kesişen öykümüz mü? Savrulmuş sözcükleri toplayıp dizmeye çalıştıkça başkalaşıp onun oluyor, o ise orada olmuyor çokça zaman, sen oluyor, bana dönüyor, biz oluyor. Böyle olması hep beklenilen olmuş düşündüğümde.

Neyse ki hayat enkazından sağ çıktığını zanneden, gözlüklerini düzeltirken bir kamyonun altında kalıyor ya da ona benzer bir şey. Beklediği son bu muydu peki? Bu sonu kim yazıyor?

Burada olman sessizce sevindiriyor.

1 Beğeni

Keyif aldığım bir öykü oldu. Bazı cümlelerin devrik olması, yer yer duraksamama sebep oldu ama bu tamamen tercih meselesi. Bazı yerlerde virgüllerin olması, metni okurken zihnimizin daha derli toplu olması adına iyi olabilir. Takıldığım bazı yerleri aşağıda izah etmeye çalıştım.

Gözlükleri vücudunun ısısıyla buğulandı.

Vücudu değil de nefesinin ısısıyla desek, teknik açıdan daha doğru olabilir.

Karanlıklar Ülkesi’nin şeytanlarından vatanını koruyacak güçlü surlar inşa ediyordu. Düşmanlara gerekli zamanlarda karşı koyacak büyük kuleler ve halkının bu olası savaş zamanlarında aç kalmaması için tahıllarını saklayabilecekleri geniş ambarlar inşa ediyordu.

Yinelenen fiiller yerine iki cümleyi, virgüllerin gücünü de arkamıza alarak tek bir fiil ekseninde birleştirebiliriz. Bir de ikinci cümlenin başını biraz arka tarafa itelersek anlam kayması yaşanmaz diye düşünüyorum. “Gerekli (gerektiği ya da gereken olmalı bence burada) zamanlarda düşmanlara karşı koyacak…”

Pete, onların yanından ayrıldıktan sonra sevinçle sağ ayağının üzerinde zıplayarak dans etti. Açıkçası bu berbat bir danstı.

Bu esnada masası sallanıyor. Dolap kapakları kapalıysa açılıyor, açıksa kapanıyordu.

Bu cümleler, ilk bakışta basit birer ifade gibi gözükse de son derece ustaca düşünülmüş, olağanüstü sade ve etkili anlatımlar meydana getirmiş. Öyküye haddinden fazla gerçeklik katan, belki de gözden kaçan detaylar bunlar.

Adı Mel’di… Yani aslında adı tam olarak Mel değildi; ama ben ona Mel diyordum. Belki bir başkası da ona bu şekilde sesleniyordur, bilemiyorum. Benim onun ismini tekrar edişim hep kendi kendime olmuştu. Doğruyu söylemek gerekirse kendisine hiç seslenmedim.

Bayım! İşte burası gerçekten ustalık isteyen bir bölüm. Şu cümleler hem utangaç, hem de ardında sakladıkları bilgileri bizimle ürkekçe paylaşacak kadar cüretkar.

Gelecek seçkilerde görüşmek üzere.

1 Beğeni

bilmukabele, her bir kelimeye…

1 Beğeni

Öyküyü dikkatlice okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Değerlendirmelerinizde kesinlikle haklısınız. Benim de tekrar okumalarımda eleştirebileceğim, düzeltilmesi konusunda karar vereceğim konulara değindiniz. Öykünün bir başka platformda yayınlanması söz konusu olduğunda bunların giderilmesi öykünün lehine sonuç verecek gibi gözüküyor.

Merhaba Cüneyt,
Okuduğum en iyi öykülerinden biridir kesinlikle. İsmini ve son cümleni ayrıca sevdiğimi söylemem gerekli. Otobanda Kaybolanlar, sonundaki ters köşe ile beni yakalamıştı. Bu öykünün bütününde de okuyucuyu sıkı sıkı kavrayan ve bırakmayan bölümler vardı. Özellikle kayıktaki kız ve Pete’e hissettirdikleri yoğun bir his yarattı.
Küçük pürüzler yok mu, elbetteki var. Ama sen onları düzenler ve daha sağlam kelimeler koyarsın yerlerine.
Kalemine sağlık, görüşmek üzere…

1 Beğeni

Çok teşekkür ediyorum Gaye,
Zaman içerisinde daha iyi ya da daha kötü öyküler yazmak düşüncemden ziyade bir öykü yazmak fikri daha hoşuma gidiyor. Hatta olabildiğince iyi olmasın. Başı sonu etki bırakmasın, bütünlüğü sağlaması konusunda isteksiz olsun istiyorum. Bu biraz bana Hendrix tarzı gitarlar gibi geliyor. Öyküyü öyle çalmak istiyorum. :slightly_smiling_face:

1 Beğeni

Merhaba,

Üç boyutu oldu benim için öykünün. İçeriği, müzik ve yazım.

İçerik, metaforlar, hüzün, tarihçe ve hissettirilmesi. Başlık ve final çok çok iyiydi.

Yazımda bazı konular var ama ne kadarı bilinçli, ne kadarı tarz veya ne kadarı istem dışı bilemiyorum. Bazı cümleler, çok yürekten ve çok yüklü. Zaten öykülerinde güçlü bir duygu dünyası var. Ama kağıda dökerken bazen duygunun organizasyonu fazla öznel kalıyor olabilir. Yani özetle okurken ne veya ne duygusunu okuduğumu anlıyorum. Bununla birlikte şekilsel olarak frenleyip akıştan da çıkabiliyorum.

Müzik ise olayları daha berrak kılıyor. Şarkıyı açtıktan sonra ritmi ve ruhu tam olarak yakaladım ve şekilsel frenlere takılmaz oldum. Belki müzikle yazdığından, belki de müziği yazdığından…

Salt öyküde beni en çok vuran ise; ne final, ne Mel ve onu son görüşü, ne de annesi oldu. Ben en çok günlüğünün ilk kısmındaki sarışın kıza olan aşkından etkilendim. Olayı anlatış şekli çok üzücüydü. Senin açından da başarı tabi.

Eline sağlık.
Görüşürüz.

1 Beğeni

Merhaba Murat,
Öykünün tarafınca derinlikli değerlendirilmesi benim için önemli hale gelmekte. Belki gözümün görmediği, görüp düşünmediğim, ertelediğim, o mu bu mu diye düşünüp onda karar kıldığım noktalarda benim için aydınlatıcı olmakta. Bu yüzden Seçki’de öykü yazarlarının öyküleri okumaları ve değerlendirmeleri büyük bir şans.

İçeride bir yerde değerlendirmeleri düşünüp karar alabiliyorum. Dediğin üzere öznel olan noktadan sıyrılıp okuyucunun gözünden değerlendirildiğinde anlam buluyor.

Öykünün tabiatında teknik öğeleri bir şekilde halledip ifadeye başvurabiliyor olmak sancıyı bir nebze dindirebilir görüşündeyim.

Düşselliğin asıl olan gerçeklik yönüyle bize yazdırdığı öykülerin daim olabilmesini dilerim. Teşekkür ederim.

1 Beğeni

Kesinlikle katılıyorum.
Hoşça kal :raising_hand_man:

1 Beğeni