Kurtulan Kızlar: Kadına Karşı Şiddet, Taciz ve İstismar Hep Satar mı?

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/inceleme/kurtulan-kizlar-kadina-karsi-siddet-taciz-ve-istismar-hep-satar-mi/



Yirmi beş dile çevrilen ve uluslararası çok satanlar listelerine girmiş gerilim türündeki Kurtulan Kızlar’ı sizin için inceledik. Riley Sager’ın çok konuşulan romanı bakalım dedikleri kadar var mı? (DEVAMI…)

7 Beğeni

Kitabı, You’re Next veya The Final Girl gibi teen-slasher türünün kalıplarıyla oynayan bir tür korku-gerilim zannetmiştim. Pek zannettiğim gibi değilmiş anlaşılan.

Hadi biraz spekülasyon yapalım: Olumlu özellikler gösteren tek erkek karakterin silikliği, hikayeye sonradan yerleştirilmesinin ürünü olabilir mi, acaba? Yazar, bütün erkekleri kötü yaptım, bari bir tanecik iyi olsun, o da en klişesinden olsun, demiş olabilir mi? Ayrıca, bir başka klişeye, kadınlar öylesini seviyor klişesine yaslanarak karakteri öyle çizmiş olabilir mi?

1 Beğeni

Sonradan eklenen bir karakter gibi değildi ya, kitaptaki tavrı da ayrıydı zaten. Kaba olmadığı için aldatılıyor,beğenilmiyordu. Bahsettiğimiz karakter Jeff, zengin, yakışıklı, ağzı bozuk, biraz da garip fantezileri olan biri olsaydı kitapta epey yer edebilirdi.
Bunlarla demek istediğim kısaca şu aslında yazarın iyi erkek profili, hatta popüler iyi erkek profili “güçlü ve zengin” adamlar; kötü çocuk tiplemesindeki insanlar. Durum bu olunca kim ne yapsın zarif, iyi eğitimli, düzgün bir aileden gelen Jeff’i?

1 Beğeni

Kitapta kendi ayakları üzerinde duran kadın yok o zaman.

Malı mülkü olanla ilişki yaşanmasını eleştirecek değilim. Varlıklı birinin çekici gelmesini de anormal bulmuyorum.

Fakat varlıklı ve güçlü kötü çocuklar? Bilemiyorum. Yazar, “Kadınlar, nasıl biri olursa olsun, varlıklı kişileri tercih ederler.” fikrinden besleniyormuş gibime geldi. Bu da kadınlar hakkındaki başka klişeleri ima etmek için yol hazırlıyor.

Gerçek hayatta, zengin olmasına bile gerek yok, kadının ekonomik bağımlılığını kullanarak her dediğini yaptırabilmek, diye bi şey var.

Rastlayarak ya da haberlerden, şiddete maruz kalırken sevgi sözcükleri sarf eden kadınları ya da "Severde döverde"cileri biliyoruz. O kadınlar mazoşit değiller. Sadece karşı tarafa bağımlılıkları sebebiyle ilişkiyi bitiremiyorlar. Daha tuhafı, çoğu bu bağımlılığı fark edemiyor.

Bu ve başka romanlarda çizilen “ideal” erkek portresi, kriminal olaylara sebebiyet veren bu ilişkiden besleniyor. Araya kadınlar hakkındaki başka klişelerde eklenerek, erkeğin ve kadının öylesi makbuldür gibisinden imalar çıkıyor.

Paran varsa erkeksin! Paran varsa istediğini yaparsın! Kadın dediğin öyle erkeği seçmeli!.. gibi gibi imalar topluluğu.

Uzun lafın kısası, genele atfedilen hatalı bakış açısı, hatalı bakış açılarını olumlaştırıp genelleştiren mekanizmalar üretiyor :neutral_face:

2 Beğeni

Kitapta açık olarak maddi bir bağımlılık yok, dediğim üzere sadece arzulanan korumacı erkek tipi var. “O kadınlar mazoşist değiller. Sadece karşı tarafa bağımlılıkları sebebiyle ilişkiyi bitiremiyorlar.” sözlerinizi öyle naif buluyorum ki fakat ne yazık durum böyle değil. Eğitimli ve eli para tutan kadınlar bile bile bağımlı olmayı istiyor ve seviyorlar. Konfor alanları eşlerinin paraları ve evleri. Bu minvalde asıl mağdur olan erkekler çünkü kadınlar onlara “beni seviyorsan benim için kavga et, zengin ol, gücünü göster, aşırı tutkulu ve kıskanç ol, bana hesap ödetme, hangi yemeği yiyeceğime sen karar ver” diyor. Kadınların bu tavrı zaten hastalıklı olan bir beyni cinayete veya şiddete sürükleyebiliyor. Hoş böyle olmayanlar da artık erkek olarak görülmez oldu.

4 Beğeni

‘‘Kadınlar kendilerini güçsüz olana bir idol, güçlü olana bir eşya gibi sunarlar.’’

Cesare Pavese

2 Beğeni

Tek bir cümleyle tüm konuşmalarımızı özetlemek… :krs:

1 Beğeni

:thinking: Bu gibi ilişkiler hakkında, aklımda dolanıp duran bir teori var. (Her zamanki gibi :man_shrugging: )

Değerli olma itkisi ve bunu elde etme stratejileri temeline dayanıyor. Prensipte kötü değil. Sadece her şeyde olduğu gibi tatmine esir olmak ve bunu sürdürme çabası, nahoş durumlara sebep oluyor.

Zayıf ve tardıma muhtaçlık ile bu durumları telafi etme çabası, karşılıklı bir “değerlenme” durumu yaratıyor. Yardıma muhtaç olan, hem ilgiye hem de faydaya kavuşuyor. Yardım eden, kendine ihtiyaç duyulmasının verdiği hazla önemli olduğunu hissediyor. Buna, durumdan alınan hazzı sürdürme güdüsü eklenince, tarafların rollerini daha da sahiplendiği, nahoş ve kısır döngüler girdabına kapılabilir. Farkında olmadan ama büyük bir şevkle sürdürülen kurbanlaşma-kullaşma söz konusu bence.

Bu mekanizma çoğu ilişkiye uydurulabilir. Kadın-Erkek rolleşmelerindeki etkisi, cinsiyet rollerinden bekleneni yerine getirirken aşırıya kaçmak. Erkeklerin asıl kurbanlar olduklarından bahsetmiştiniz. Bu yarı yarıya doğru. Çünkü karşı tarafta, başkası tarafından değer görmenin esiri olmuş. İki tarafta rolleri ve hazsal çıkarları gereği, hem azmettrici hem de azmettiren.

Le Guin’in bahsettiği gibi, yeri geldi mi erkek erkekliğini, kadın kadınlığını hissetmek ister. Taraflar kendilerini akışa kaptırmadığı sürece bunda sorun yok. Bir erkeğin tadında centilmenlik yapmasında sakıncası yoktur sanırım. Bir kadınında mevcut şartlar gereği bundan yararlanması da öyle. Yeri geldi mi, bu rollerin trajikomik yönlerini hatırlayarak kendini fazla kaptırmamak en iyisi, diye düşünüyorum.

Maalesef, değer görme-değer verme sürecinin ayarttıcılığı farkındalık ve kendini kontrolü zorlaştırıyor :frowning:

Başka etkenlerde vardır. Lakin aklım ve bilgim bu kadarını belirtmeme izin veriyor.

1 Beğeni

Tartışmaları okuyunca açılın ben geldim şeklinde bir giriş yapma isteği duydum… :slight_smile:

Ben de kitabı birkaç gün önce bitirdim fakat erkek karakter konusundaki görüşlere katılmıyorum. Kitapta toplamda yaşayan 6 (Quincy, onun annesi, Sam, Jeff, Coop ve Lisa’yı kurtaran kadın polis memuru, adını hatırlayamadım) karakterimiz var zaten ve bunlardan 2 tanesi erkek. Erkek karakterlerin silik olduğu doğru bir tespit olsa da hiçbir karakter çok boyutlu ele alınmamış. Ana karakter Quincy bile incelemede de söz edildiği gibi detaylandırılmadan geçilmiş, sadece okura çeşitli kırıntılar halinde sunulmuş. Dolayısıyla bu kitap üzerinden herhangi bir cinsiyet tartışması yapılması bence çok mantıksız.

Bu alıntıyla ilgili de artık 2000li yıllardayız, 1900lerin başın yapılmış tanımları alıntılamak komik, kırıcı ve seksist oluyor demek zorundayım.

1 Beğeni

Hatalı anlatım kurbanı diyorsunuz yani :thinking: ?

Bu tartışmada kitabı çok yanlış bir noktadan ele alıyoruz diyorum aslında… @KorkutHatun incelemesinde bu noktadan yola çıkmış, görüşlerinde katıldığım noktalar da var fakat bence kitabın anlatımı karakterlerin hiçbiri hakkında güçlü ya da zayıf tanımı yapmamıza yeterli değil.

Ha, tabii şöyle bir ayrıntıdan da bahsetmem lazım… Bu kitabın incelemesini yazarken açıksası ben de oldukça zorlandım zira dolu bir kitap olmadığından hakkında bir şeyler söylemek zor.

1 Beğeni

Ne lanet! Dolu kitabı incelemek ayrı zor; basit temellere dayalı bir kitabı incelemek ayrı zor :frowning:

1 Beğeni

Tam olarak bu kitap üzerinden yaptığımız bir tartışma sayılmaz zaten klişeler üzerine konuşuyoruz. Konu neyin artık popüler olduğuyla ilgili.Karakterler üzerine sizin de dediğiniz üzere düşülmemişti, sadece düşüldüğü takdirde akıbetin bu olacağı kanısındayım. @Bay_Karamsar Eleştirmeye açık kadar dolu bir kitap değildi evet ama “mağdur kadın ve katil erkekler” vardı. Ana konu bu olunca neden cinsiyet rolleri üzerine konuşmayalım?

Alıntıya gelince de popüler kitaplardaki kadın rolünü özetlediğini düşünüyorum, genel kadın profili adına ettiğimiz bir laf yok zaten.

1 Beğeni

Yapılan alıntı, belirtilen fikir ya da paylaşılan eserin belirli bir yıl standardına göre geçerliliğini koruduğu düşüncesini ilk kez sizden duymaktayım. Bu mantıkla bakıldığında hiçbir ata sözü kullanmayalım, hiçbir klasik roman okumayalım, geçmişten gelen hiçbir kuramı tartışmayalım gibi bir mana çıkmakta.

Ha… ilgili sözü, savı beğenmeyebilirsiniz, size göre geçerliliği yoktur. Bunlar tamamen öznel fikirlerdir ve size göre yanlış gelen bir başkasının doğrusu da olabilir. Ama bence son kullanma tarihi geçmiş deyip kestirip atmakta hatalıdır.

1 Beğeni

Bu paragraf ne güzel ama

Sanırım ben kitap hakkında ‘mağdur kadın ve katil erkek’ yorumunu yapmadığım için cinsiyet rolleri üzerinden kitabı eleştirmek bana yanlış geldi, elbette bu benim öznel fikrim. Hatta Lisa’nın başına gelen olaydaki katilin cinsiyetine dair herhangi bir bilgimiz de yok, tabii benim gözümden kaçmış da olabilir…
Şahsen Lisa’nın da Sam’in de oldukça güçlü karakterler olduğu izlenimine kapıldım ben; yazarın Quincy’i onlara kıyasla daha zayıf bir karakter olarak anlatmasını ise onun toplumsal normlara uyma arzusuna bağladığını hissettim.

Bir yere kadar katılıyorum, sanırım kadın davranışları hakkında yapılan genellemelere bir alerjim var, alıntı da bu sebeple beni rahatsız etti. Elbette tartışmamak değil arzum, tam tersi tartışmak ve günümüzde geçerliliğini korumayanları eleyip önümüze bakmak. Bilmiyorum belki de ben çok tepkiliyim benzeri alıntılara yönelik.

1 Beğeni

Dostlar, bir önerim var. Konuya özel başlık açsak? Bu hususta tek çekincem, sürecin sapıp, tarafların ister istemez birbirine bilenmesidir. (Ben de hep uzlaşı peşindeyim :man_shrugging: )

Ben de kitap hakkında daha önce yaptığım yorumu şöyle bırakayım:

2 Beğeni