Martin Scorsese Marvel Filmlerini Eleştirdi

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/haberler/sinema/martin-scorsese-marvel-aciklamasi/



Ünlü yönetmen Martin Scorsese, Marvel filmlerini eleştirdi. Hatta bir adım ileri giderek bunları bir sinema filmi olarak görmediğini belirtti. (DEVAMI…)

Çok doğru söylemiş. Tek istisnası: Logan. O tek gerçek Marvel filmiydi.

I’m Groot. I’m Groot

Aslında tabi ki sinema, ama o bildiğimiz sinema ruhu yok bu filmlerde.

Aslında yazıda da söylenildiği gibi, izlemediğimiz birşey üzerine yorum yapmak ne kadar doğru sayılabilir? Yani bu yemediğimiz bir yemeğin tadı nasıl diye sorulduğunda çok tuzlu olmuş beğenmedim demek gibi birşey bana göre. Ayrıca insanların bu konuda biraz fazla eleştirel yaklaştığını düşünüyorum. Tabiki bu da bir sinema filmi ve söylenilenin aksine izleyicide hüzün, heyecan, mutluluk ve benzeri birçok duyguyu hissedebilmek mümkün. Örnek vermek gerekecek olursa Endgame’deki savaş sahnesi en azından benim için çok etkileyiciydi. Doğru gördükleri bir amaç uğruna pes etmeden savaşan bir grup süper insanı izlerken aynı zamanda onların süper kahramandan ziyade bir insan oldukları düşüncesi çok güzel işlenmişti. Fantastik olmasından ziyade bu bağlamda insani duygular bana daha çok hitap etti bu filmde. İzlediğimiz grafik ve efekt olayları tabikide işin görsel şölen boyutu. Yani kısaca söylemek gerekirse bir filmin sinematik olarak değerlendirilebilmesi için illa da kült eserlerin izlerini taşımasına ya da onlar gibi değerlendirilmesine gerek olmadığını düşünüyorum. En nihayetinde bu sanat ve sanat içerisinde her zaman birçok boyutu taşır. Çok spesifik özellikleri dışında şöyle şöyle olmalı diye mutlak bir gerçek söylememeliyiz gibime geliyor.

1 Beğeni

Bana harry potter okumayanların “ergen işi popüler kültür ürünü yeeaaa” diyenleri hatırlatıyor tavrı. Aynen abicim sen ve senin neslin sinemanın tanrılarısınız. Sizin sinemanızda bu varlıkların yaşama hakkı yok :sweat_smile::sweat_smile:

Eğer siz Martin Scorsese olmuşsanız boş beleş bulduğunuz blockbuster’ları yerden yere vurma hakkınız vardır bence. Adam sanat uğruna şu yaşına kadar dirsek çürütmüş; elbette içinin boş olduğunu düşündüğü yapımların sektörü işgal etmesi hakkında fikirlerini söyleyecek. Çıkıp durduk yere Marvel’a sövse yeridir, hele ki kendisine mikrofon uzatıldında hayli hayli yeridir.
Ama benim ilgimi çeken şu cümle oldu.

Tam olarak bunu mu söylemiş?
“İnsanı duyguları anlatan yapımlardan ziyade” mi demiş?

E o zaman bu filmlere gidip insani bir takım şeyler hissedenler, içlenenler ne ayak?

“Yav onların da bir şeyler hissetmemeleri lazımdı ama nasıl olmuşsa hissetmişler işte”
falan mı diyecek bu insanlara anlamadım :d

1 Beğeni

Scorsese filmleri izlemeye çalıştığını ama beğenmediğini söylüyor. Bence bu yorumunuzu geçersiz kılar.

Öncelikle belirteyim ki bence Scorsese haklı. Bana göre Marvel filmleri sinemadan ziyade yeni bir eğlence formu. Michael Bay de zamanında “ben gençler ve çocuklar için film yapıyorum bu suç mu?” gibisinden bir şey demişti. Marvel filmleri de öyle bence. Sinemanın sanatsal kısmına çok bir katkısı olacağını hiç sanmıyorum ama yıllar sonra dönüp bakınca sinemanın uzun vadeli, neredeyse dizi gibi bir eğlence formuna dönüştürülebileceğini gösterdi.
Scorsese inanılmaz miktarda film izleyen ve belki de dünyada bu konuda en bilgili insanlardan biri. Yorumlarını dogmatik biçimde kabul etmeliyiz demiyorum ama söylediklerinin sinema özelinde bir ağırlığı da var yani. Ayrıca bunu eleştirirken şunu da düşünmek lazım: Scorsese’in sinema anlayışı doğal olarak farklı ve bunda bir gariplik de yok. Kendisi yapılabilecek belki de en samimi açıklamayı yapmış, izlemeyi denemiş ve olmamış.
Tabi en azından Türkiye’de bu yorumdan hoşlanan insanların en azından yüzde 90lık bir kısmının Marvel filmlerini beğenmemeyi bir entelektüellik kriteri olarak gördüğünü düşünüyorum. Evet Marvel filmleri popülist ve bir açıdan yüksek kaliteli birer istismar sineması örnekleri. Fakat bu yorumu beğenen kitlenin çoğu da bu yorumu çok da irdelemeyip popülist biçimde yaklaşanlar bence.

1 Beğeni

Ben de bundan bahsediyorum işte. Okumadan yorum yapmak bir kitap icin ne kadar saçmaysa bir filmi izlemeden de onun hakkında yorum yapmak saçma. Neymiş oturmuş izleyememiş aynen abi senin gözlerin kanar izlersen bu kadar kalitesizlige dayanamaz harika gözlerin diyorum ben de bu adama. Ağırlığının olması hicbirsey ifade etmez ki. Sinema günün sonunda izleyici icin yapılır. Ve bu filmler deli gibi izleniyorlar. Alıcısı var yâni. Madem bu kötü daha iyisini yap senin filmin endgame in rekorlarını kırsın? Ha yapamam bu tarzım degil diyorsan sinema tanrısı olsan, kubrick bile olsan kisisel kanaatin olarak kalır. Varolan hersey evrim geçirir. Nasıl ki 80ler sinemasında gördüğümüz filmleri artık görmüyorsak şimdiki filmleri de 20 yıl sonra görmeyeceğiz. Artık çoğu şeyde iletisimin en ileri safhasindayiz seyircinin talebi neyse o çıkıyor. Netflixle baslayan bir evrim var mesela, dizi ve tb dünyasını kökünden değiştirdi. Kim derdi ki Yüzüklerin efendisi amazonda dizi olarak yayınlansın sen de satın alıp izle. Yada David Fincher’ın netflixe dizi cekmesini kim tahmin edebilirdi? Ben bu tarz yorumlar yapan yonetmenlern cağa ayak uyduramadıklarını düşünüyorum. Degilse bile bence boyle bir sav atacaksan ortaya “kötü çünkü su soyle bu böyle” demelisin. Bu ırkçılık la aynı mantık. Icerigini bilmeden bir insanın iyi mi kötü oldugunu bilemedigin gibi filmi izlemeden kitabı okumadan karalamak boş iş.

Popülistlik konusunda katılıyorum, ben hic yüzüklerin efendisi izlemedim diye övünüyor biri öteki marvele laf sayıyor beriki tarantino cok bozdu yaa diyor. Ve bunu yaparken bahsettiği Tarantinodan maksimum 2 film izlemiş.

Martin Scorsese’nin yaşadığı sinema dünyası ile Marvel’ın yaşattığı sinema deneyimi o kadar farklı dünyalar ki Scorsese’nin böyle bir yorumda bulunmasını açıkçası ben son derece gereksiz buluyorum. Ama diğer yandan yaptığı bu açıklama şu açıdan mantıklı. Eğer filmleri, Marvel filmleri kadar çok seyredilseydi şu an insanlık biraz daha birbirini anlayan, toplumsal kurallara uyum sağlamayı bilen kısacası bilinç sahibi insanlara evrilebilirdi. Onun yaptığı işlere nazaran Marvel filmlerinin tercih edilmesi bence de sinemaya olan algı için büyük bir kayıp.

Fakat Marvel bunun sorumlusu değil. Benim çocukluğumu etkileyen hikayeler, bu süper kahraman çizgi romanları yazan yazarlardan çıktı. Ve onlar da sanat yaptılar. Onların derdinin süper kahraman yaratıp dünyayı kurtaralım endişesinden ziyade politik ve toplumsal mesajlar vererek içimizde bir süper kahraman yaşasaydı neler yapabilir, başarabilirdik mesajına odaklanmak. Elbette bahsettiklerim bu işe gönlünü veren Stan Lee, Jack Kirby, Alan Moore, Frank Miller gibi usta eller. Çizgi roman okumak hala çoğu insana çocuksu geldiği için Kevin Feige 2000’lerde çizgi roman filmlerini sinema dünyasına entegre etmeye çalıştı. Tabii bundan önce sunulan çizgi roman filmleri de oldu fakat Batman & Robin adlı saçma sapan film her şeyi yerle bir etti.

Nasıl bazı insanlar küçükken resimlerden, edebiyattan veya Fransız sinemasından etkilenebiliyorsa bazılarımız da olmak istediğimizden daha fazlasını hayal ettiğimiz bu çizgi roman karakterlerinden etkileniyoruz. Kevin Feige’de onlardan birisiydi ve küçükken benim yapmak istediğim şeyi yaptı. İnsanlara Spiderman dediğim zaman “çocuk musun sen” tepkisi aldığımda Spiderman’in altında yatan şeyin ne olduğunu elbette bilmiyorlardı. Bu karakter tabiri caizse “inek” bir tip olduğundan okulda sürekli alay edilen, tercih edilmeyen ve amcasıyla halasına bakmakla yükümlü bir karakter. Buna benzer karakterlerin benzeri Martin Scorsese’nin elinde işlendi ve ortaya Robert De Niro, Leonardo DiCaprio ortaya çıktı. Onlar da o zamanların ve günümüzün süper kahramanları değil mi zaten? İşte Kevin Feige çizgi romanda yansıtılan bu karakterler ne ise onu sinema dünyasına daha önce olmamış şekilde doğru bir biçimde ekrana yansıtarak ön yargıları kırmaya çalıştı. Belki bazılarında çuvallamış olabilir ama bu kadar başarıya ulaşmasının sebebi çizgi romanlarda bu karakterlere yıllarca emeğini veren yazar ve çizerleri bütün insanlara sunmak ve onun gibi etkilenen başka kimler varsa onların yalnız olmadığını göstermek.

Tabii ki işin ticari boyutu söylediklerimi bir nebze çöpe atacaktır ama hiçbirimiz Ironman filmi çıktıktan sonra böyle bir sükse yaratılacağını bilmiyordu. Çünkü ne X-Men filmleri, ne de Spiderman filmleri böylesi bir sürekliliği sağladı. Avengers, 1970’lerden bugünlere gelen bütün materyallerin gayet tutarlı şekilde işlenmesi ve tutarlı bir senaryo sağlaması ile herkesi mümkün olduğunca eğlendirdi. Özellikle “çizgi roman severleri”.

Bütün bunlardan ötürü Martin Scorsese’nin sinema dünyası için verdiği çabaya ve insanlara bu hikayelere ilham kaynağı olmaya devam etmesiyle anmak isterken bu tip yorumlarda bulunması benim için biraz hayal kırıklığı yaratıyor. Marvel filmlerine emek veren herkesi isminin verdiği ağırlıkla böylesi bir şekilde yargılamak bence haksızlık ve son derece de gereksiz bir girişim. Eğer insanların eğlenceye ihtiyacı varsa ve bir firma gayet bunu başarıyorsa ve bunu sadece eğlenceyle değil politik mesajlar vererek, kişisel insani hikayelere odaklanarak, dünyanın dışındaki şeyleri sorgulayarak gayet dolu dolu şekilde bizlere ulaştırıyorsa takdir etmesi daha kendisine yakışırdı diye düşünüyorum.

1 Beğeni