Mustang: Pencere İki Yüzlüdür


(Rabia Elif Özcan) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/inceleme/mustang-film/



Beş kız kardeşin öyküsünü anlatan, Oscar adayı “Mustang” filmini sizler için inceledik! Sınırların birbirine karıştığı bu dünyada insan, pencerenin hangi tarafından bakar? (DEVAMI…)


(Cemalettin Sipahioğlu) #2

Doğru be! O ayrıntıya hiç dikkat etmemiştim :thinking:

Gösterime girdiği dönem anlatmaya çalıştığı hususla alakasız noktalardan eleştiri almıştı. Örneğin, filmin geçtiği yer ile hikayede geçen yerin uyumsuzluğu varmış. Ya da mali olarak Fransız yapımcıdan destek aldığı için Türkiye’yi kötü gösterme çabasıymış da neymiş.

Öncelikle süper bir film değil. Fakat masal yapısında incelenince, toplumsal yapının nerede karşı olduğuna nasıl arka çıkabildiği ve fark edemediği yansıtılmaya çalışıldığı fark ediliyor.

Toplumsal düzeni korumak adına konulmuş katı kurallar var. Kızlarda bu kuralların baskısından uzaklaşma yollarına başvuruyor. Her biri kendi hikâyesindeki ucu açık sonla uzaklaşma durumları sıralanıyor. Sonuçlar belirsiz. Film ona odaklanmıyor. Zaten odaklansa hem uzar hem de amaçlanan “Durum budur.” çizgisinden uzaklaşırdı. Her uzaklaşma bir biçimde o katılığın amaçlandığı gibi işlemeyemediğine işaret. En iyimser bulunan son uzaklaşma bile, aslında o katılığın amacının tam aksine çözülmeye sebebiyet verebildiğini düşündürdü. Söz konusu olan, katılığın, koruması beklenen bağları zayıflatan kıvılcımı da ateşleyen şey olması. O katılığın her şeye çağre olacağı fikriyle uygunsuz bulunanın kolayca vuku bulabileceğine de değiniliyor.

Örneğin, filmin en çok eleştirilen ve mantık hatası zannedilen, şehrin ortasında, kızlardan birinin sevgilisiyle arabada beraber olması. Öyle bir şey fark edilmez mi, diyerek eleştiriler getirilirken filmde asıl vurgulanmak istenilen şey kaçırılmıştı. O sahne, toplum genelinde uygunsuz bulunanın nasıl da kimsenin ruhu duymadan yaşanabildiğinin simgesi gibiydi. Üstelik bunun suçlusu da ilgili katılık ve toplumun kendisi. Saf masumiyetin ve ideal uğruna katı normlar, tam da karşıtı olduklarını fafk edememeye sebebiyet veriyor. Hani, insan insanın kurdudur, denir ya, bu da bir nevi, toplum kendi kendisinin kurdudur, gibi işte.

Baskı ve özgürlük çizgisinde durduğu nokta ve “Durum budur.” anlayışı bakımından, yapması gerekeni yapmış bir film.